Yaşlı Komşumuzun Genç Karısı! (5) (Koray 18 Y., Konya)
Sadık öğretmenin evinde bir hafta daha misafir kaldık.
Ama Esra abla Mehmet amcayı kaplıcaya götürmeye birdaha gelmedi,
çocukları bahane edip evde kaldı. Sadık öğretmenle babam da
gün aşırı dönüşümlü olarak Esra ablayla evde kaldı.
Tabii gündüzleri evde hangisiyle kaldıysa sikiştiklerinden emindim. Geceleri
ise birlikte siktiler Esra ablayı ve ben de her seferinde yine merdiven
sahanlığından izledim sikişmelerini. Sanırım Esra
abla izlediğimi fark etti, ama hiç istifini bozmadan sikişmeye devam
etti ve bu konuyu hiç açmadı...
Nihayetinde köye döndük. Döndükten bir ay kadar sonra babam Konya
merkezde işe girmiş, eski düzen yeniden kurulmuştu. Babam bu
girdiği işte lojmanda kalıyor, sadece pazar günleri köye
gelebiliyordu. Geldiğinde de çok yorgun oluyordu ve Esra ablayı
sikmeye bile hali kalmıyordu. Tabii bu durum Esra ablayı sinir küpü
ediyor, yine çekilmez bir kadın oluyordu. Mehmet amcaysa kaplıcadan
döndükten sonra daha da kötüleşmiş, yürüyemez olmuştu, bütün gün
odasındaki yatakta yatıyordu...
Hastanedeyken Esra ablaya evde bakım aylığı
alabileceğini söylemişler. Bu haber Esra ablayı
sevindirmişti, hiç değilse eli biraz rahatlayacaktı. Ama
dediklerine göre önce eve gelip hem hastayı görüp hem de maddi durumu
inceleyeceklermiş. Şartlar uygunsa maaş
bağlanacakmış. Esra abla müracaat etmiş, incelemye gelecekleri
günü sabırsızlıkla bekliyordu...
Gelecekleri o gün sabah kahvaltıyı Esra abla ve bebekleriyle
birlikte yaptık. Mehmet amca odasındaydı hep.
Kahvaltımızı bitirmiş otururken Esra abla birden memesini
çıkarıp (babası Sadık öğretmen olan) küçük
bebeğini emzirmeye başladı. Pempe ucu olan iri memesi çok güzel
görünüyordu. Ben şaşkınlıkla bakarken, bana gülümseyip,
"Senin zaten görmediğin şey değil!" dedi. Ne
diyeceğimi bilemedim, utançla kafamı öne eğdim. Çenemden tutup
başımı kaldırdı ve "Beni izlemekten zevk mi
alıyorsun kerata?" deyip sırıttı. Sonra uzun uzun
konuştuk. Sadık öğretmenin evinde onları dikizlediğimi
görmüştü. Ben, belki ben de Esra ablayı sikebilirim diye
düşünüyordum. Ama Esra abla beni pek erkek yerine koymuyor, daha çocuk
olarak görüyordu. Ama onu izlemem de hoşuna gitmişe benziyordu.
Ortalığı topladıktan sonra, "Ben
hazırlanayım!" deyip bebeleri yanıma bırakıp
içeri geçti. Önce banyonun yolunu tuttu, ardından odasına geçti. Odadan
çıktığında küçük dilimi yutacaktım. Üzerinde siyah
ipek bir elbise, ip şeklindeki askıları
omuzlarını ve memelerinin yarısını örtüyordu anca. O
kadar inceydi ki kumaşı, sütyensiz dik memeleri ve altındaki
varla yok arası tanga külot belli oluyordu. Elbise dümdüz karnından
inip aşağıda, yuvarlak poposunun bir karış
altında bitiyordu. Bacaklarına parlak incecik siyah jartiyer çoraplarını
giymişti.
(Bu giydiklerini babam şehirden alıp getiriyordu, geceleri
giydiriyor, oruspu gibi evin içinde dolaşmasından
aşırı tahrik oluyordu. Bana çaktırmamaya
çalışarak avuçluyor, elliyor, bir punduna getirip sikiveriyordu Esra
ablayı. Zaten ikisi de beni çok takmıyor, dediğim gibi daha
çocuk olarak görüyorlardı. Mehmet amcaysa odasında herşeyden
habersizdi.)
Esra abla yanıma oturup bacak bacak üstüne attı. Güzel bir
makyaj da yapmıştı, kırmızı rujlu dudakları
ile tam bir afet olmuştu. "Birazdan gelmeleri lazım. Geçen
hastanede kadının biri dedi, iki tane erkekmiş gelenler, biraz
ikna edici olmam lazım!" deyip güldü ve hemen sonra da, "Babana
söyleme sakın, aramızda kalsın, söz sana dondurma
alırım!" dedi. Ne yalan söyleyeyim benim canıma minnetti
doğrusu, böyle yarı çıplak evin içinde gezen sexy bir
kadının olması...
O gün akşama kadar bekledik ama gelen olmadı. Esra
ablanın da canı sıkılmıştı, o kadar
hazırlık boşa gidecekti. Güneş batmaya yakın büyük
bahçe kapısı sert biçimde çalındı. Koşup bahçe kapısını
açtığımda, kapının önünde çekici üstünde bir arabayla yanında
üç adam dikiliyordu. İkisi hastaneden gönderdikleri adamlardı, diğeri
de çekicinin şöförü. Üçünün de üstleri başları toz toprak
içindeydi. Biraz sonra Esra abla çıktı evin kapısına,
"Geldiler mi?" diyerek. Yorgun argın duran adamlar
avını gören kaplan gibi gözlerini Esra ablaya diktiler. Köy yerinde
böyle bir kadınla karşılaşmak gerçekten beklemedikleri
birşey olsa gerekti. Esra abla, kapıda donup kalan adamları o
cilveli sesiyle kendine getirdi ve hepsini içeri buyur etti.
Meğerse adamlar gelirken köye az bir mesafe kala arabaları
bozulmuş. Çekici beklerken gecikmişler. Çekici gelince de, köye bu
kadar yaklaşmışken işi halledip öyle dönelim demişler.
Yani piyangodan üçüncü bir adam daha çıkmıştı. Çekicinin
şöförü insan azmanı gibiydi, iki metreye yakın boyu ve
geniş kaslı kolları vardı. Adı Arif'miş.
İncelemeye gelenlerden biri biraz kısa boylu, ama geniş vücutlu,
yapılı bir adamdı. Onun adı da Suat idi. Diğeri ise
ince ve orta boyluydu, onun adı da Okan imiş. Esra abla adamları
öyle görünce banyo yapmaları için ısrar etti. Adamlar da sırayla
banyoya girdi. Adamlar halen olayın
şaşkınlığında, önleri kabarmış bir
şekilde emredilenleri yapıyorlardı...
Sonuçta Mehmet amcaya ve evin durumuna bakıp onay verdiler. Bu
arada Esra abla akşam yemeği için o güzelim vücudunu
adamlara sergileyerek güzel bir sofra hazırladı. Yemeğin
yanında da ikişer duble rakı atan adamlar tam çakır keyif
olmuştu. Adamlar yemekten sonra gitmek için müsaade istediler, ama Esra
abla ısrarla bir kahve içmeleri için ikna etti onları...
Elinde kahve dolu cezve ile boş fincanların olduğu
tepsiyle geldi. Tepsiyi salonun ortasındaki alçacık sehpanın
üzerine bırakıp tekli koltuğun ucuna ilişti. Sonra
doldurduğu ilk fincanı karşıdaki kanepenin sağ başında
oturan Arif'e uzattı. Bunu yaparken, aradaki mesafe nedeniyle iyice
uzanmak zorunda kalmıştı. Birden adamların gözlerinin alev
alev yanmakta olduğunu farkettim. Esra ablanın zaten
kısacık olan elbisesinin eteği, kahve vermek için uzanıp
eğilince iyice sıyrılmıştı, bacakları
aralıktı ve bacaklarının arası minicik küloduna
kadar görünüyordu. Ki, o minicik külodun da amınının
dudakları arasında kaybolduğunu ben bile görebiliyordum. Yani
külot yok farzedilebilirdi.
Esra abla adamların bakışlarını üzerinde
hissettikçe bacaklarını biraz daha aralıyordu. Sonra da,
pozisyonunu değiştirmeden, diğer fincanlara da kahve doldurmaya
başladı. İnadına ağırdan alıyordu, sanki
adamları kudurtmak istiyor gibiydi. Sonunda fincanları onlara
uzatmaya başladığında, birden daha da heyecanlandı.
Üçünün de pantolonlarının önünde çadırlar kurulmuştu. Esra
abla o güzel memelerini adamlara uzun uzun sergileyerek kahveleri
dağıtıp yerine oturdu. Sere serpe oturmuştu. Sadece adamlar
değil, Esra abla da son derece tahrik olmuş, vücudunu güçlü bir
sikilme isteği kaplamıştı. Adamlara sanki (Beni
kucağınıza alın, sikilmek için yanan amımı sikin,
her yerimi okşayın!) der gibi yalvarır gözlerle bakıyordu...
Esra abla kahvesini bitirip, fincanı sehpadaki tepsinin içine
koydu ve yeniden arkasına yaslandı. Artık bacak bacak üstüne
atmaktan vazgeçmişti. Onun yerine, bacakları hafifçe aralık
oturuyordu adamların karşısında. Yine üçünün de gözü
üzerindeydi ve Esra ablanın bundan tanımlanamaz bir haz
aldığı belliydi. Ama sanki kontrolünü elinden kaçırmış
gibiydi, adamların bakışlardan tahrik oldukça bacakları
biraz daha aralanıyordu. Sonunda, yine küçük külotlu amını
göstermeye başladı adamlara. Üstelik şimdi şişmiş
ve sulanmıştı da amı...
Adamların fısıldayarak aralarında konuştuğunu duyuyordum, ama konunun Esra abla olabileceğinden
başka bir tahmin yürütemiyordum. Esra ablanın ise artık
yalnızca ayak parmaklarının uçları değiyordu yere.
Dizleri, elinde değilmiş gibi hareket etmeye, ritmik hareketlerle
hafif hafif açılıp kapanmaya başlamıştı...
İşin sonunun nereye varacağı belli olmuştu,
bunu düşünmek de kafamda o ezbere bildiğim sahnelerin dönmesini
sağlıyordu. Bu durumdan ben de zevk alıyordum ve bundan
şikayetçi değildim. Ama benim orada olmam adamları
mahvetmişti. İçlerinde en kötü durumda olan, sol başta oturan
Suat idi. Pantolonun önünü saklayabilmek için sürekli çaba harcıyor, öne
doğru eğilip, dirseklerini dizlerine dayıyordu.
Diğerlerinin durumu da pek farklı değildi. Bütün bunları
görmek de ayrıca tahrik edici geliyordu bana.
Esra ablanın durumu da iyi değildi, ateş
basmış bir hali vardı. Memelerinin uçları da
sertleşmiş, ince kumaşın altından birer zeytin tanesi
gibi görünmeye başlamışlardı. Esra abla kendini olup
bitenlere öylesine kaptırmıştı ki, içeride uyuyan bebenin
ağlamasıyla kendine zar zor geldi. Yerinden kalkarken elbisesinin eteğini
biraz daha açmaya dikkat etti. Sonra kendisini dikkatle süzen gözleri üstünde
hissederek, ince ipek elbisenin eteklerini uçura uçura, götünü
kıvırta kıvırta, içeriye bebeğinin yanına gitti.
O gidince ortam biraz sakinleşmişti. Adamlar bana Esra ablanın neyi olduğumu falan sordular. Hepsinin de
aklında Esra ablayı evire çevire sikmek olduğundan emindim. Ben
de işleri biraz hızlandırmak adına, uykumun geldiğini
söyleyip müsaade istedim ve kalktım. Esra ablanın yanına
uğradım, yatağa uzanmış halde bebeğini
emziriyordu. Eliyle yanına çağırıp, yalvaran gözlerle,
"Burda kalıp bebelere bakar mısın?" dedi. Aslında
bunu sormakla, adamlarla sikişmek istediğini ifade ediyordu resmen.
Kabul ettim. Sıkı sıkı tembihledi, "Eğer
uyanırsa küçük olan, ağzına emziğini ver. Büyüğü
sabaha kadar uyur zaten!" deyip seke seke salonun yolunu tuttu...
Bebeler uyuyordu. Ben de biraz sonra onları gizlice izlemek için
koridorda yerimi aldım. Kafamı salona uzattığımda,
Arif denen adamın önünde domalmış olan Esra ablayı gördüm.
Arif pençe gibi elleriyle Esra ablanın götünün yuvarlaklarını
avuçluyordu. Az sonra Arif sikini çıkarıp amının
dudaklarına değdirdiğinde Esra abla bu temasla zevkten titredi.
Sonra götünü biraz daha havaya kaldırıp iyice öne eğildi ve
beklemeye başladı. Arif tek bir hareketle Esra ablanın külodunu
tutup kopardı ve heyecanla, titreye titreye bekleyen amına sikini
dibine kadar bir anda soktu. Esra abla neredeyse çığlığa
benzeyen bir inlemeyle koyverdi kendini. Amı bir anda dolmuştu.
Arif'in taşakları o kadar büyüktü ki, siki de kocaman bir şey
olmalıydı...
Esra abla gözlerini kapatıp kendini artık amına girip
çıkmaya başlayan sike bıraktı. Arif ise var gücüyle
yükleniyordu Esra ablaya, elleri beline kaymış, sikini ucuna kadar
çıkarıp tekrar sertçe dipliyordu. Taşaklarının Esra
ablanın amına çarpınca çıkardığı sesler
yankılanıyordu salonda. Diğer ikisi ise şimdilik sadece
çıkardıkları siklerini okşayıp izliyordu. Bu zevk
darbelerine daha fazla direnemeyen Esra abla titreyip kasılmaya
başladı. Arif hiç oralı olmadan daha da hızlı gidip
gelmeye başlamıştı. Torba gibi sarkan, hareket ettikçe
sallanan ve her geçirişinde kaymak gibi amına yapışan
kocaman taşakları vardı...
Esra abla birden elini arkaya uzatıp adamın
taşaklarını avuçladı. O anda Arif'in vücudu birden
kasılıverdi ve son kez dibine kadar sokup dölleri
fışkırtmaya başladı. Esra abla şimdi daha
yoğun titriyor, zevk feryatlarıyla homurtular çıkaran Arif'e
eşlik ediyordu. Arif Esra ablanın üstüne yığılıp
kaldı...
Biraz sonra yavaş yavaş kendine geldiklerinde, Suat ve Okan
da ayaklanıp Esra ablanın yanına geldiler. Arif kendini
koltuğa zevk sarhoşluğu içinde bıraktı. Diğer
ikisiyse çoktan çırılçıplak soyunmuş, Esra ablanın
memelerini ve götünü okşuyor, dudaklarına öpücükler
konduruyorlardı. Bu arada Suat, Esra ablanın üstündeki tek giysiyi tuttuğu
gibi yırtarcasına çıkarttı. Artık hepsi de
çırılçıplaktı. İki erkeğin birden her yerini
mıncıklamasına kendini bırakmıştı Esra abla.
Okan sırım gibi, kaslı bir erkekti. Siki de epeyce uzun ve tüm
vücudu gibi koyu renkteydi. Siki, bir yay gibi, göbeğine doğru
kıvrılmış duruyordu. Sikinin başı kocamandı.
Suat'ın siki de en az Okan'ınki kadar uzundu, üstelik çok
daha kalındı. Esra abla ellerini iki yanına uzatıp, sikleri
sımsıkı kavradı. Suat memelerini yalamaya
başlamış, Okan da kocaman açtığı
ağzını Esra ablanın dudaklarına
yapıştırıp emmeye girişmişti. Sağ memesi
Suat'ın bir vantuz gibi emen ağzının içinde neredeyse
kaybolmuştu. Dudakları, Okan'ın ağzının içine
hapsolmuştu ve deli gibi öpüşüyorlardı. Aynı anda da iki
elindeki sikleri okşuyordu...
Okan daha fazla dayanamadı, Esra ablayı önünde domaltıp
amının dibine kadar geçiriverdi. Esra abla buna zevk iniltisiyle
karşılık verdi. O güzel götünü adama daha da ittirip bir dansöz
gibi kıvırıyor, amındaki sikin keyfini
çıkarıyordu. Suat da ön tarafa dikildi ve önünde sallanan koca sikini
Esra ablanın dudaklarına değdirdi. Esra abla
ağzını açıp hırsla emmeye başladı. Arkasındaki
Okan ise sikini seri bir şekilde sokup çıkarmaya
başlamıştı. Önceleri yavaştı hareketleri, ama
giderek hızlanmış, sonunda tıpkı bir piston gibi
sikmeye başlamıştı. Suat da neredeyse aynı hırsla
Esra ablayı ağzından sikiyordu şimdi...
İki sikin arasında mahvolmuştu Esra abla. Sikilmenin
zevkini iliklerine kadar hissediyor, evin içinde zevk feryatları
yankılanıyordu. Okan bir elini Esra ablanın belinden çekip
parmağını göt deliğine bastırarak, "Oohh, oruspu,
senin bu götünü de sikeceğim!" diyerek amını hızla
sikmeye devam ediyordu. Ağzını sikmekte olan Suat'ın
hareketleri daha da hızlanmış, ağzından zevk
iniltileri çıkarır olmuştu, sanırım boşalmaya
yakındı. Okan'ın hali de ondan farklı değildi, boşalmamak
için kendini kastığı, bütün kaslarının gerildiği
belli oluyordu. Var gücüyle Esra ablanın amına yükleniyor,
amının dibine ulaşmaya çalışıyordu...
Okan daha fazla dayanamadı ve büyük bir homurtuyla son bir kez
dibine kadar geçirdi ve titreyerek döllerini Esra ablanın amına
akıtmaya başladı. Aynı anda Esra abla da kasılıp
orgazm olmaya başladı. Suat ise sikini gırtlağına
kadar sokmuş ve o da boşalıyordu. Müthiş bir
manzaraydı gerçekten. Zevkten seyiren, terlemiş,
kızarmış bedenleri insanı çileden çıkarıyordu.
Esra abla o zevk sarhoşluğu ile ağzındaki sike bir vantuz
gibi yapışmış, iştahla emiyor, Suat'ın döllerini
yutuyordu. Yarı baygın yığılıp kalana kadar da
emdi, emdi, emdi...
Şimdi Arif hariç hepsi halının üstünde sere serpe
uzanmıştı. Herkes çıplaktı. Acaba gidecekler miydi
artık? Bunun cevabı için çok beklememe gerek kalmadı. Esra abla
uzun zamandır doğru dürüst sikilmemişti ve anlaşılan
bu sikiş yeterli gelmemişti, elini amına atıp okşamaya
başladı. Kelimenin tam anlamıyla vıcık vıcıktı
amı. Adamların dölleri kendi am sularına
karışmış ve sadece amını değil, tüm bacak
arasını sırılsıklam ve kaygan bir hale
getirmişti...
Esra abla, yanında uzanan Suat'ın sikini tuttuğunda yeni
bir ateşi yakmıştı. Parmaklarını sikin çevresine
dolayıp sıvazladı birkaç kez. Çok geçmeden de yine o eski halini
almıştı elindeki sik. Onları izleyen Arif'le Okan'ın
da sikleri kazık gibi olmuştu tekrar, kocaman, kapkara ve kalın
iki sik. Esra ablanın parmakları Suat'ın sikinde durmadan
hareket ediyor, en dibinden şişmiş başına kadar her
yerinde geziniyordu...
Suat birden Esra ablayı sırtı kendine gelecek şekilde kucağına
çekti. Esra abla da ayaklarını Suat'ın bacaklarının
iki yanında yere dayayıp kendini dengelemeye çalıştı.
O uzun sik yarıya kadar içine kaymıştı bile. Ama Esra abla
zorlanıyordu, yüzü gerilmişti. Çok geçmeden sebebini anladım,
Suat o koca siki Esra ablanın götüne sokuyordu. Ama
yarısını anca sokabilmişti. Esra abla gözlerini
kapayıp başını öne eğdi, ellerini Suat'ın
dizlerine dayadı ve yavaş yavaş sikin üstüne oturmaya
başladı. Suat'ın haşmetli siki ağır
ağır gözden kaybolurken Esra abla acele ediyor, bir an önce o koca
sikin tamamını götüne almaya çabalıyordu...
Sonunda götü Suat'ın sikini tamamen aldı ve
ağzından küçük zevk çığlığı kaçırarak
zaferini kutladı Esra abla. Biraz hareketsiz kaldıktan sonra götü
hareketlendi. Şimdi Esra abla götündeki sikin üstünde çılgın bir
dansa başlamıştı sanki. Götü yukarı
aşağı, sağa sola, ileri geri, her yöne hareket ediyordu.
Götü Suat'ın sikini sımsıkı kavramış, adeta
sağıyordu. Gözleri halen kapalıydı, zevkten kendini
kaybetmişti sanki. Götünü her yukarı
kaldırışında, o upuzun sik nededeyse ucuna kadar
çıkıyordu götünden, sonra hırsla geri oturuyor, yeniden köküne
kadar içine alıyordu...
Daha fazla dayanamayan Arif ve Suat iki yandan gelip Esra ablanın
önünde ayakta durdular. Kapkara, koskocaman sikleri neredeyse birbirine
değiyordu. Esra abla ağzını aralayıp dilini
dışarıya çıkardı ve siklerin o mantar gibi
şişip morarmış başlarını yaladı. Sonra
da değiştire değiştire emmeye başladı sikleri.
Sonra Arif Esra ablayı omuzlarından tutup hafifçe geriye doğru
itti. Esra ablanın elleri şimdi arkasında, Suat'in omuzları
hizasında yere dayanmıştı. Bacakları alabildiğine
açık, Suat'ın siki dibine kadar götündeydi. Esra ablanın
sikilmekten kızarmış amı, açık bir ağız gibi
duruyordu. Zevkten buğulanmıştı Esra ablanın
gözleri...
Arif, Esra ablanın bacaklarının arasına
yerleşti. O kocaman sik amının dudakları arasına
girdiğinde, elektrik çarpmış gibi titredi Esra ablanın tüm
vücudu. Sonra tek bir harekette dibine kadar soktu Arif. Neredeyse aynı
anda Okan da yandan sokulup Esra ablanın başını
çevirmiş ve sikini ağzına sokuvermişti bir anda. Şimdi
adamların üçü birden hareket halindeydiler. Üçü birden sikiyordu Esra
ablayı. Aynı anda amından, götünden ve ağzından
sikiliyordu Esra abla. Üç koca sikli adamın arasında vahşice
sikiliyordu...
Suat ve Arif birlikte bir ritim tutturmuşlar ve Esra ablanın
amını ve götünü sırayla sikiyorlardı. Ağzındaki
sikten dolayı boğuk iniltiler çıkaran Esra ablaysa yarı
baygın ve bulutların üzerinde gibi bir haldeydi. Ben onları
izlerken zaman algımı yitirmiştim, benimle birlikte onlar da
dünyayla bağını koparmış, hırsla
sikişiyorlardı. Derken Esra abla daha önce hiç görmediğim bir
kasılmayla büyük bir çığlık attı. Amını
sikmekte olan Arif'e sıkıca sarıldı. Vücudu
kasılıyor, elektrik çarpmış gibi titriyordu. Amı
eminin Arif'in sikini içinde sağıyordu...
Haksız olmadığımı, bu duruma daha fazla
dayanamayan Arif'in Esra ablanın üzerine kapanıp boşalmaya
başladığında anladım. Adeta böğürerek birbiri
ardında salvolarla boşalıyordu. Bu durum, Esra ablanın
götünü sikmekte olan Suat'ın da patlayıp döllerini Esra ablanın
minik götüne akıtmasına yetmişti. O anda 31 çekmekte olan Okan
ise tek vücut olmuş bu üç kişinin üzerine akıtmaya
başlamıştı döllerini. Gerçekten inanılmaz bir
manzaraydı...
Tam o sırada içeriden bebeğin ağlama sesi yükseldi. Ben
hemen sessiz adımlarla odaya geçip Esra ablanın tembihlediği
gibi emziğini verdim. Bebek susup tekrar uyumaya başladı. Biraz
sonra da çırılçıplak halde Esra abla bebeğe bakmaya geldi.
Sikilmekten kızarmış vücudunun her yeri ter ve zevk
sıvılarıyla doluydu, amından ve götünden erkeklerinin
dölleri süzülüyordu, yüzü ve vücudu yumuşamış, yüzünde
anlamsız bir tebessüm vardı. Kısık sesle, "Uyudu mu
geri?" diye sordu. Başımla onayladım ve ben de
kısık sesle, "Gittiler mi?" diye sordum. Çok absürt bir
durumdu gerçekten, Esra abla karşımda
çırılçıplaktı ve az önce üç erkek tarafında
vahşice sikilmişti, ben de izlemiştim.
Gözlerini kaydırarak, "Banyoya girdiler, ben de
yanlarına gidiyorum şimdi!" dedi ve suratında yine o
anlamsız tebessümle başımı okşadı. Sonra da güzel
götünü kıvırta kıvırta erkeklerinin yanına gitti. Bir
süre sonra banyodan Esra ablanın zevk feryatları ve erkeklerin
homurtuları yükselmeye başladı. Onların sikiş
seslerini dinlerken, acaba bir gün ben de Esra ablayı sikebilir miyim
düşünceleri içerisinde 31 çekerek uyudum...
Sabah erkenden uyandığımda evin içinde büyük bir
sessizlik hakimdi. Usul adımlarla gidip salona baktım, ama kimse yoktu.
Yavaşça Esra ablanın yatak odasının kapısını
araladığımda aradığımı bulmuştum. Esra
abla ve 3 erkek çırılçıplak halde birbirlerine
sarılmış vaziyette mışıl mışıl
uyuyorlardı. Odada buram buram seks kokusu vardı, demek ki banyodan
sonra yatak odasında devam etmişlerdi...
Herkes uyandığında, adamlar kahvaltı falan yapmadan
gittiler. Ama Esra abla, akşam mesaiden sonra tekrar geleceklerini
söyledi. Nitekim babam gelene kadar o haftayı sikişerek
tamamladılar. Esra abla o gece benim de durumdan haberdar olduğumu
anlatıp erkeklerinin tamamen rahata ermelerini sağlamıştı.
Esra abla artık o üç gece boyunca evde ince şeffaf bir
sabahlıktan başka birşey giymez olmuştu. Erkeklerse sadece boxer ile
dolaşıyordu...
Ne zaman yanlarına gitsem, Esra ablayı evin farklı
yerlerinde domaltılmış sikilirken, bir erkek bedeninin
altında inim inim inlerken, duvara dayanmış amına
pompalanırken, ya da birisinin kucağında, mutfakta veya banyoda,
iki ya da üç erkekle sikişir bulabiliyordum. Gece boyunca zevk
feryatları bütün evi kaplıyordu. Adamları tekrar giyinik görmek
için pazar sabahına kadar beklemem gerekti. Esra abla babam gelesiye kadar
kadınlığını doyasıya
yaşamıştı. Ben ise artık sevgili Esra ablanın sırdaşı
olmuştum :)
(Koray)
Yaşlı Komşumuzun Genç Karısı! (1)
Yaşlı Komşumuzun Genç Karısı! (2)
Yaşlı Komşumuzun Genç Karısı! (3)
Yaşlı Komşumuzun Genç Karısı! (4)
Yaşlı Komşumuzun Genç Karısı! (5) ✔
Yaşlı Komşumuzun Genç Karısı! (6)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: