Kerhane Orospusu Karım! (Ersin 37 Y., İstanbul)
Hüseyin bey varlıklı, özel
şöförü olan, uluslararası ticaret yapan bir iş
adamıydı. İyi yanı, Hasan abinin daha önceden
gönderdiği kişiler gibi mafya kılıklı suçlu
kişilerden değildi. Haftadan haftaya yüklü ödemeler yapıyordu
Hüseyin bey, hem de karımı sikmese bile. Çocuğumuzla eski düzgün aile
yaşantımıza dönebilirdik aslında. Elimize geçen parayı
5-6 ay tutabilirsek, belki küçük bir ev peşinatı
öder taksitle ev bile alabilirdik.
Ancak işler böyle yürümüyordu, karımın lüks
harcamaları, kıyafetleri, kuaförü, her gün dışarıdan
yemek siparişleri oldukça masraflı oluyor, Hasan abi bunları
ödüyor ve paranın tamamını da alıyordu. Hasan abi kendisine
eski ama lüks bir araç da satın almıştı karıma
imzalattığı senetlerle. Hüseyin bey ise karımla bizim evde
bir araya gelmiyordu, Hasan abi (Dışarı yollamayalım, polise yakalanır!) demesine rağmen bu kuralı Hüseyin bey için bozmuştuk. Karım
ise zaten artık olanı biteni tam anlamıyordu, her gün Hasan
abiden aldığı sarma sigaralar ve sakinleştirici denilen
hapları almaktan ne yaşadığını anlamaz
durumdaydı.
İki ay kadar böyle geçti. Bir gün Hüseyin
bey arkadaşlarıyla boğazda bir gece tekne eğlencesi düzenlediği
için karımla randevu ayarladı. Karımın randevularına
Burcu abla bakıyordu. Burcu abla o günlerde karımı giydirip
makyajını yapıyordu. Hüseyin bey düz orospulardansa aile
kadını evli çoluklu çocuklu eskiden namuslu kadınları
sevdiğinden ve bunu arkadaşlarına ispat etmek istediği için
zaman zaman beni de davet ederdi. Boğazdaki tekne gezisi için de beni
davet etti. O gece yine mühim iş adamları olacaktı.
Uzun zamandır aklımda olan, son kez iyi bir para alıp
karım ve çocuğumla İstanbul'u terk edip memleketimize dönmek
için yapmış olduğum planı uygulamaya karar verdim.
İnternetten aldığım küçücük düğme gibi olan gizli kameraları gömleğime, paçama, karımın çantasının
kapağına karıma bile fark ettirmeden yerleştirip diktim.
Cumartesi gecesi Hüseyin beyin şöförü kapımızı
çaldığında karım yine şahane
hazırlanmıştı. Kahverengi dantelli şeffaf bir bluzu
vardı üzerinde, içinde sutyensizdi. Dışarı çıkarken
çok şık ince bir ceket giyip sutyensiz memelerini saklıyordu.
Altında dizine kadar yine koyu kahve dar etek vardı yandan
yırtmaçlı. Yırtmaç eteğin beline kadardı. Yürürken
açılmıyordu ama oturunca jartiyerinin askısına kadar
açılıyordu. Külot giymemiş sanmıştım, ancak önü
küçücük, arkası sadece ip mini bir tangası vardı altında.
Şöför, ben ve karım bizim otoparka indik. Kapıcı yine
bizi gördü, sırıtarak kafasını salladı,
sanırım artık anlamıştı karımın
yaptığı işi. Bozuntuya vermeden arabaya bindik. Karım
arkaya Hüseyin beyin yanına, ben de yine öne oturdum. Yolda pek
konuşulmadı zaten, karımın kafası hep iyi olduğu
için artık o eski canlılığı yoktu. Hüseyin bey
fermuarını açmış karımın eline vermişti, karım
da da Hüseyin beyin sikini okşayıp sıvazlıyordu. Buna
artık hepimiz alışmıştık, hep böyle
yapıyorlardı.
Bebek civarı tekneye ulaştık, şöför bizi tekneye
kadar götürüp geri döndü, bizimle gelmedi. Teknede bir kaptan ve bir
yardımcısı, bembeyaz giyinmişlerdi ve 3 tane de Hüseyin
beyin iş arkadaşı vardı. Pos sarı
bıyıklı, uzun boylu şişman olan Alman iş adamıymış.
Diğerleri Türktü. Hüseyin bey beni ve karımı
tanıştırdı arkadaşlarına. Normal karı koca
olarak tanıştırdı. Hüseyin bey bir yandan bizim ailemizi
anlatıyor bir yandan karımın götünü okşayıp
pandikliyordu. Adamlar neşeyle ağzı kulaklarında Hüseyin
beyi dinliyordu. Kaptan ve yardımcısı hiç bakmıyordu bizim
tarafa, duruma alışkın ve sır tutan tiplerdi belli ki.
Zaten Hüseyin bey söylemişti çok güvenilir insanları alıyoruz
buraya diye.
Karımın çantasındaki ve benim üzerimdeki gizli kameralar ile çok
önemli kayıtlar yapılacaktı. Çünkü hepsi önemli iş güç
sahibi insanlardı. Teknede yemek hazırlanana kadar sadece Hüseyin bey
karımın götünü ve memelerini ellemişti. Yemek zamanı
gelince alkol servisi yapıldı, herkes neşelendi. Müzik de
açılınca karımı önce slow danslara kaldırdılar
sırayla. Hüseyin bey ve üç arkadaşı sırayla karımla
dans ettiler, her dansta da götünü avuçladılar, boynunu
dudaklarını öptüler karımın. Bunları yaparken bana
bakıp daha çok zevkleniyorlardı. Karımın elden ele
geçmesini izlemem adamlara zevk veriyordu.
Yarım saat sonra Hüseyin bey karımın kıyafetlerini
çıkartıp iç çamaşırları ve jartiyer çoraplarıyla
bıraktı. Loş ay ışığında karım
harika görünüyordu. Benim bile sikim kalktı, ki adamlar zaten çoktan
fırsat kolluyordu. Alman adam hiçbir şey demeden karımı
kucakladı, alt kata doğru götürdü. Başıyla bana da (Gel!) diye
işaret etti. Canıma minnet, zaten gizli kamerayla
kayıt yapmak istiyordum.
Alt kattaki lüks odanın köşesindeki koltuğa oturdum. Alman adam
hızla soyundu, tam bir yağ tulumuydu. Siki sünnetsizdi. Ben de, karım
da ilk kez sünnetsiz yarak görmüştük. Karım eline aldı ama
adamın sikinin kafası görünmüyordu ucundaki deriden. Karım anlamaz bir
şekilde başını kaldırıp adama baktı, ne
yapayım der gibi. Alman adam gülerek birşeyler dedi, anlamadık,
kendi eliyle sikinin derisini geriye çekip sikinin kafasını görünür
yaptı, karıma nasıl yapacağını işaret etti. Karım
da adamın sünnetsiz sikini öğrendiği şekilde emmeye
yalamaya başladı.
Çabucak kaldırdı adamın sikini. Kalkınca sünnetsiz
olduğu tam anlaşılmıyordu, daha normal görünüyordu. Uç
kısmı pembe, kalanı beyaz, kalınca bir yaraktı. Adam karımı
güzelce yatağa yatırıp yüz yüze olacak şekilde üstüne
çıkıp abandı karımın üstüne. Eliyle de sikini
karımın amına yerleştirdi. Karımdan alışkın
oluğum (Ayyy!) sesi çıkmadı, ama adam girince, "Ahhh!"
diye ses çıkardı. Karım neredeyse hiç görünmüyordu
şişman adamın altında. Gizli kameram iyi çekim yapsın
diye sağa sola hareket ederek adamın karımı sikmesini kaydettim.
Zaten 5 dakika sürmedi adam karımın amına boşaldı.
Karımın üzerinden kalkıp giyinirken adam bana bir tomar
Euro verdi. Hızlıca baktım, tahminen 1.500 Euro kadar para vardı.
Ben paraları köşede sayarken o gitti, diğer iş adamlarından biri geldi
yanımıza. O da hiç başka pozisyon denemeden karımı aynı
pozisyonda sikmeye başladı. Amının içinin dölle dolu olmasını bile önemsemeişti. Belki de yeni sikilmiş am sikmek fantazisiydi adamın fantazisi. Karımın vücudunu
beğendiği için hem sikiyor, hem memelerini yalıyor
dişliyor, hem de heryerini okşayıp dudaklarını
öpüyordu.
Birkaç dakika böyle siktikten sonra beni fark etti ve "Aaa, sen de mi
buradaydın?" dedi. Başımla (Devam et!) der gibi hareket
yaptım. Adam da karımın güzel vücudunun tadını
çıkartıp sikini karımın amının içinde
zevklendirip akıttı amına. Adam işi bitince toparlanıp
çıktı, çıkarken bana da bakıp, "Şerefsiz pezevenk!"
dedi sırıtarak.
Sırada Hüseyin beyin son arkadaşı vardı, o da
beklemeden girdi içeri. Karımı yatarken gördü, amından akan
döllere baktı ve "Bu ne yaa? Mundar etmişler!" dedi. Ben
hemen, "Sileyim isterseniz?" dedim. Adam, "Silsen ne olacak,
içini doldurmuşlar iyice baksana!" dedi. Ben de karıma, "Aşkım
kalk temizlen banyoda!" dedim. Karım bana anlamaz bakışlar
attı, kafası iyiydi çünkü. Adam, "Yok yok, gel bari amcık
ağzını sikeyim!" dedi karıma. Bu adamın siki
aynı Hasan abinin siki gibi uzun ve kalın su hortumu gibiydi.
Karım yatarken adam memeleri üzerine çıkıp sikini karımın
ağzına soktu. Karım da profesyonelce adamın sikini
yalayıp emdi. Adam her dakika geçtikçe siki sertleşiyordu ve sikini
daha çok sokuyordu karımın ağzına. Arada öğürmeye
başlamıştı karım, gözleri
yaşarmıştı. Adam, "Olacak olacak!" diye
mırıldanıyordu ve karımın boğazına kadar
itekliyordu koca sikini. Karım bir ara nefessiz kalınca nefes almak
için ağzını kocaman açınca adam bunu fırsat bilip
sikini hızlıca karımın boğazına soktu, eliyle de karımın
kafasını çekip kaçmasına engel oldu. Taşakları
dışında tamamı karımın ağzında ve
boğazındaydı.
Ancak üç dört saniye sonra karım sarsılıp öksürünce adam
sikini geri çekti ve karım adamın üzerine kustu. Bir anda
ortalık battı. Karım gözleri kapalı öksürürken, "Suuu! Su ver!"
dedi. Adam kusmuk içinde pis sikine bakıp şaşırarak
kaldı öyle. Ben su için ayağa kalkınca, adam karıma sert bir
tokat attı ve "Sen kim, orospuluk kim lan? Biz de seni bir bok
sandık!" dedi. Bir tokat ta diğer yanağına atınca,
ben, "Hey, ne oluyor?" diye adamın yanına doğru hamle
yaptım. Sesler dışardan duyulmuş ki, kaptan ve
yardımcısı içeri girip beni tuttular. Adam da karıma tüm
gücüyle iki tokat daha attı.
Karımın dudağı kenarından
kanamıştı, gözleri kapalı, halen, "Su verir misin!"
diyordu bana. Tokatlandığını bile
anlamamıştı. Tabii bu tatsız olayla gece sona erdi. Hüseyin
bey bana çok kızdı. Ben de, "Benim ne kabahatim var ki?"
dedim, ama dinlemedi. Karaya yanaşıp bizi tekneden indirdiler. Karım
zar zor giyinmiş, ama ceketi teknede kalmıştı. Sütyensiz
bluzu ve yırtmaçlı eteği ile yolda herkes bize bakarken taksi
bekledik. Neyse ki taksi çabucak geldi de binip eve döndük.
Evde karıma duş aldırıp yatırdıktan sonra
hemen gizli kameraları laptopa bağlayıp kaydedilmiş görüntülere
baktım, adamların hepsi de kayıtlarda çok belirgindi.
Kayıtları hem laptopa, hem telefonuma, hem de bir flaş belleğe aktardım.
Sonra da Hüseyin beye görüntülerin bir kopyasını mesaj attım ve "Dördünüz adam başı 50'şer bin
dolar vereceksiniz, yoksa kayıtları ifşa ederim, karımı darp ettiniz diye sizi polise
de veririm!" diye yazdım. 200 bin dolar buralardan kaçmak için yeterliydi. Hasan
abilerden ve herşeyden kurtulmuş olurduk. Bu yaptığım şantajdan Hasan abi ve Burcu
ablaya hiç haber vermedim tabii.
Ertesi sabah Burcu abla kapımızı çaldı, gözetleme
deliğinden baktım oydu. Dikkat çekmemek için kapıyı açmaya
karar verdim. Ancak kapıyı açınca kapıda Burcu ablanın
yanında merdivenlerde bekleyen (Hasan abinin daha önce yanında
gördüğüm pis kabadayı kılıklı) üç genç daha
olduğunu fark ettim. Burcu abla hızla içeri girip yatağında
uyuyan oğlumuzu aldı. Oğlan zaten Burcu ablayı çok
seviyordu. Burcu abla hiçbir şey söylemeden oğlanla beraber evimizden
çıktı, gitti.
Üç pis genç de hiçbir şey söylemeden içeri girip kapıyı
kapattılar. "Ne oluyor?" filan dediysem de cevap vermediler.
Biri ensemden tutup başımı salondaki yemek masasına
yapıştırdı, kımıldayamıyordum. Diğeri
de bir bıçak çıkartıp yanağıma batırıp
uzunca bir çizgi halinde kesti. Çok kanamadı, ama canım çok yanmıştı. "Git
pansuman yap kendine, ömür boyu da bu ize bakar bir daha yavşaklık
yapmaman gerektiğini hatırlarsın!" dedi.
Üçüncü genç bu arada telefonumu, laptopu ve belleği bulmuş,
kayıtlara bakıyordu. Anladım ki, Hüseyin bey durumu Hasan abiye
anlatmış, bana 200 bin dolar vereceğine çok daha ucuza Hasan
abiden kayıtları istemişti. Karım halen uyuyordu ve
olanı biteni bilmiyordu.
Beş dakika sonra Hasan abi geldi. Elemanlardan
kayıtları aldı, "Aferin çocuklar!" dedi, biraz da
harçlık verdi onlara. Üç kuruşa çok kıymetli kayıtları
almışlardı. Bu arada karım Hasan abinin sesine uyanıp geldi ve "Hasan abiciğim
nasılsın?" dedi. Hasan abi, "İkiniz de büyük hata
yaptınız!" dedi. "Ne oldu ki abi?" dedi karım. "Şantaj
yaptınız lan, daha ne olsun?" dedi. Karım anlamadığı
için bana baktı. Ben ise kestikleri yanağıma uzun bir plaster
yapıştırmakla uğraşıyordum.
Hasan abi karıma o sakinleştirici dediği haplardan
verdi, içirdi. Sonra da belki 40 tane senet çıkardı, boş olarak
hepsini karıma imzalattı. Karım anlamıyordu zaten neyi
imzaladığını. Sonra bize, "Araba bekliyor aşağıda!"
dedi. Benim üzerimde eşofman, karımda pijama vardı. "Giyinmenize
gerek yok!" dedi. "Neden abi?" dediğimde, çeneme öyle bir
yumruk attı ki, şimşekler çaktı gözümün önünde, yere
düştüm. "Konuşma ulan!" dedi sertçe Hasan abi.
Mecburen aşağı indik. O pis üç genç
aşağıda Hasan abinin arabasındaydı. Hepimiz
aynı arabaya binip yola çıktık. Kimse konuşmuyordu,
saatlerce yola devam etti Hasan abi. İstanbul'dan çıktık, saatler sonra Ankara'yı
geçtik, sadece arada benzin almak için duruyorduk. "Nereye gidiyoruz?"
dedikçe burnuma vuruyorlardı. Sanırım burnum
kırılmıştı. Karım zaten hapların etkisinde
uyuyordu...
Yaklaşık 13 - 14 saatlik yoldan sonra Gaziantep'e geldik. Mahallenin birinde arabadan
inip kapısında bekçi olan demir bir kapıdan pis döküntü tek
katlı evlerin olduğu kısa bir sokağa girdik.
Kerhaneymiş. Hasan abi karımı kerhaneye satmış.
Kalacağımız evi gösterdiler. Üst katı derme çatma bir eski TV
ve yatak olan bir yerdi. Alt katında da çalışacağı yer
varmış. Geçerken gördüm, metal eski paslı bir kova içinde su,
pis bir çarşafsız yatak, lavabo ve musluk vardı. Bina
girişinde de sanırım görevli olduğunu
sandığım kişi vardı. O gün olayın şoku
içinde üst katta yatıp uyuduk.
Ertesi gün pazartesiymiş, çalışma yokmuş. Evleri
işleten adamlar borçlu olduğumuzu, karımın iki sene kadar
çalışacağını, aksi durumda hem şantajdan
hem senetlerden hukuki işlem olabileceğini, ilaveten
başımıza bela olacaklarını söylediler...
Biraz para kazanmak için mutlu sonlu masaj salonundan çıktığımız yol böylelikle genelevde sona
erdi. Şimdi karım genelevde günde 15-20 kişinin altına
yatıyor, kısa kısa sikiliyor. Muayenesi de yapıldı,
orospu vesikasını da çıkartıp resmi yerlere kaydettirdiler.
Oğlumuz ise artık Burcu ablalarla yaşıyor.
(Ersin)
(1) Mutlu Son / Happy Ending!
(2) Madalyalar Bana Takıldı!
(3) Camoka!
(4) Karımın Orospu Oluşu!
(5) Beş Yıldızlı Orospu!
(6) Götveren Karım!
(7) Karımın Orospulukta Zirveye Çıkışı!
(8) Mutsuz Son / Kerhane Orospusu Karım!
✔
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: