Camoka! (Ersin 37 Y., İstanbul)
Karım Nedim abinin Masaj salonunda çalışmaya iyice
alışmıştı. Olay çıkmadan
işini rahatça yapıyordu. Nedim abi çok memnundu, çünkü hafta içinde
rezervasyonları alıyordu ve cumartesi gittiğimizde karımın
müşterileri hazır oluyordu. 10 kişiyi yazıyorlardı
masaj için, fazlasını almıyorlardı. Karım Nedim abinin
söylediğini yapmış ve üniforma olarak kullanılan masaj
salonu mayosunu giymiyordu artık, kendisine yeni mayo
almıştı. Yeni mayosu üst tarafta biraz daha kapalıydı,
ama alt tarafı yüksek kesimdi. Nedim abinin dediği gibi am
kıllarını da kesmediği için mayonun bacak arası
kısmından çok belli oluyordu.
Nedim abi mayoyu görünce çok beğendi, ama meme uçları çok
belirgin değildi. Bunu zaten ben de ilk eski mayoyu görünce
anlamamıştım. Neden belli oluyor eski mayoda meme uçları
diye düşünmüştüm. Nedim abi ofisinde karıma, "Yaklaş!"
deyip mayo üstünü omuzlarından çıkardı pat diye. Karımın
çıplak memeleri açıkta kalınca, ben, "Abi bir dakika..."
dedim. Nedim abi bana bakıp, "Ya sen çok oluyorsun, zaten uyuz
oluyorum sana, kırdırırım kollarını burada bak!"
dedi. Karım çıplak memeli haliyle, "Abi tamam, sorun yok!"
dedi. Nedim abi de bana, "Ulan çok yavşaksın, ama karına
dua et!" dedi. Makas aldı eline, mayonun meme kısmına gelen
iç astarını kesip çıkarttı. O zaman anladım
astarsız sadece kumaş kaldığı için meme uçları o
kadar belirgin oluyormuş.
Karım hızlıca mayo askısını tekrar
omuzlarına çıkardı, memelerini toparlayıp düzeltti. Nedim
abi bana, "Bak gördün mü, birşey biliyormuşuz, değil mi?"
dedi. "Abi haklısın, kusura bakma!" dediğimde, "Siktir
lan, götünü yiyim ayağı yapma gavat!" dedi bana. Nedim abinin
karımın yanında beni aşağılamasına çok sinir
oluyordum, ama çaresiz birşey diyemedim...
O ay içinde her cumartesi 10 kişi karımın eline
verip masaj yaptırdı. Ayın sonu yaklaştıkça Hasan
abiden senedi geri alma konusu gündeme geldiği için strese giriyordum, ama
karıma belli etmiyordum, çünkü karım Hasan abiyle sikişmekten
memnun kalmıştı. Hem kıskanıyor, hem utanıyor,
hem de tahrik oluyordum. Ev kirasında artış olmaması, karımın
güzel para kazanması bizi epey rahatlatmıştı. Yine de bu ay
sonu da karımı sikecek mi acaba diye endişe ediyordum...
Ayın son cumartesi günü karım masaj salonunda işini
bitirdikten sonra oğlanı yine ananeye bırakıp Hasan abiden
senet almaya gidelim dedik. Hatta bu sefer karım mayosunu da içine giydi.
Zaten iş kıyafeti olduğu için belki geçen sefer olduğu gibi
karımı soyup sikmez diye düşündüm. Akşam olunca Hasan
abilere çıktık. Burcu abla kapıyı açtı, alçak sesle,
"Çocuklar, Hasan abinizin misafirleri var!" dedi. Kapının
eşiğinden bakınca, Hasan abinin geçenlerde çardakta
oturduğu o pis tipli gençler olduğunu gördüm. Koruma işi için
Hasan abiye çalışan mafya bozuntusu tiplerdi.
Burcu abla karıma, "Hasan abin fark etmeden gidin evinize.
İçeri alırsam sizi belli olmaz, bu çocuklar zıpkın, onlar
da tadına bakmak ister, Hasan abin de kırmaz. Boşuna
yıpratma kendini!" dedi. Karım da, "Aman abla, çok
sağol, hiç girmeyelim o zaman!" dedi. Burcu abla, "Yarın pazar,
öğlen gelin!" dedi.
Biz de dönüp eve geldik. Oğlan da hazır evde
olmadığı için karımla sevişmek istedim. Karım
biraz isteksiz yaklaştı, ama, "Tamam, elimle yapayım!"
dedi. "Yok, normal sevişelim!" dedim. Yatak odamızda
yatağımızda öpüşüp sevişip sikişmeye
başladık, ama karımda zevk alma ifadesi yoktu. O an gözümün
önüne geçen ay Hasan abiyle sikiştiği anlar geldi. Benimleyken hiç
öyle olmamıştı. Kendimi çok yetersiz hissettim. Ben karımın
amında gidip gelirken karım tavana bakıyor,
tırnaklarıyla oynuyordu. Amının içi de kurumaya
başlamıştı. Ben de konsantre olamadım, sikim inmeye
başladı ve karımın amından çıktı. Tekrar
elimle sokmaya çalıştım ama bir türlü sokamadım
sertliğini kaybettiği için.
Karım, "Tamam, zorlama miniği!" dedi. "Hiç minik
demezdin?" dedim. "Ya artık o kadar çok yarak gördüm ki, hangisi
minik hangisi değil biliyorum!" dedi. Ama bunu söylerken
gülmemişti. Pijamalarımızı giyip yatağa yattık.
Uyumaya çalıştım, ama bir türlü uyuyamadım. Karım ise
hemen uyumuştu. Sabaha kadar bu masaj işi yüzünden evliliğimiz
bozulacak diye kara kara düşünceler geçti beynimden...
Sabah olunca, fazla geç olmadan Hasan abilere gidelim, senedimizi
alalım, çocuğu ananeden alacağız bahanesiyle erken
kalkarız dedik. Hasan abilere çıktığımızda yine
Burcu abla açtı kapıyı, herhalde çok şişman
olduğu için ter içindeydi. "Bu temizlik işi öldürecek beni.
Sizin gibi param da yok benim ki bir temizlikçi tutayım!" dedi sitem
ederek. Duymazdan gelerek içeri girdik.
Sabah olduğu için Hasan abi henüz içmeye ve sigarasını
tüttürmeye başlamamıştı. Aklı
başındaydı. İçim rahatladı bugün karımı
sikmeyecek diye. Karım gülümseyerek sıcak şekilde, "Abiciğim
nasılsın?" diyerek yanaklarından öptü Hasan abiyi. Hasan
abi de karımın poposunu bir eliyle avuçlayarak, "İyiyim
yavrum, geç otur!" dedi. Karım hiç rahatsız
olmamıştı Hasan abiye elletmekten. Hasan abi benim kıl
olduğumu anladı ki, "Bak Ersin, Nedim de şikayetçi senden.
Bir yandan karını çalıştırıyorsun, bir yandan
burada sikiyorum karını sen bakıp zevkleniyorsun, bir yandan da
adammış gibi tavırlar sergiliyorsun. Ne kadar şanslı
olduğunu da anlamıyorsun, senin gibi sünepeyle evlenmiş,
muhteşem vücudu var, muamelesi şahane, dışarda olsan Nalan
gibi hatuna senin paran yetmez, sana bedava veriyor, dangalak!" dedi.
(Yok bana vermedi dün gece!) diyemedim tabii. Karım da biraz
mahcup biraz övülmekten gururu okşanmış şekilde konuyu
değiştirdi, "Çay yapalım mı?" dedi. Burcu abla, "Sen
yap küçük orospu, ben çok yorgunum!" dedi. Karım artık kendisine
küçük orospu denmesinden şikayetçi değildi, "Tamam abla sen
yorulma!" deyip mutfağa geçti. Hasan abi bana, "Gel biraz iş
konuşalım!" dedi. "Konuşalım abi!" dedim. "Oğlum
konuşalım dediysem, ben konuşacağım sen dinleyeceksin!
Nedimin masaj salonunda işler iyi gitmiyor, o da mecburen diğer
kadınlardan isteyene fuhuş yaptırıyor. Sen gördün,
karılar zaten kaçak, zaten hepsi ucube. Yarın öbür gün polis gelir,
baskın olur, zor durumda kalır karın. Ha, Nalan'ı satamaz,
teklif bile edemez arada ben olduğum için, o başka, merak etme. Ama
bu işler çabuk duyulur, bir ay daha çalışıp üçe
tamamlayıp orayı bırakalım. Kiranızı da adam gibi
ödersiniz Hamit beye!" dedi.
"Abi çok sağol, ama durumumuzu biliyorsun. Zaten imkan olsa
bu masaj işine girmezdik ki!" dedim. Hasan abi, "İyi de ben
ne yapayım? Tamam, eğlendik ettik geçen ay karınla, sen de
eğlendin, ama iş paraya gelince olmuyor ki!" dedi. Burcu abla da,
"Ben en çok geçen sefer o aldığınız 50 dolara bozuldum!
Bak size temizlikçi geliyor, bende yok!" dedi Hasan abinin damarına
basarak.
Hasan abi Burcu ablanın dediğini duymazdan geldi ve "O
zaman bu ay da geçsin, size yeni bir iş bulayım. Tıbbi ürünler
satan bi şirket var, Hamit beyin kiracılarından. Hastanelere
satış yapıyorlar. Satış personelinin yanında
düzgün konuşan kadın oluyor, sexy duruşlu!" dedi. Ben
hemen, "Abi olmaz, karımı pazarlayamayız, böyle iş
olmaz!" dedim. Hasan abi yine kızarak kalktı,
hışımla gelip bir tokat attı bana, bir de elinin tersiyle
diğer yanağıma. Burcu abla kalkıp, "Hasan yapma!"
dedi. Sesleri duyan karım da mutfaktan geldi, "Abi yapma!" deyip
beni Hasan abinin elinden aldı.
Hasan abi, "Ya sen ne gurursuz bir adamsın, neden
pazarlayalım Nalan'ı?" dedi. Karım bana bakıp sanki bu
fikir benden çıkmış gibi, "Ersin ne diyorsun sen?"
dedi. Hasan abi, "Sadece satışa yardım edecek, kadına
hayır demek zordur bizim millet için. Zaten çoğu satın
almacı, kendi paraları değil, sizden almasa başka yerden
alacak aynı ürünleri. Yönetici bu adamlar, sikecek olsalar orospu dolu
dışarısı, salak herif! Satıştan komisyon
alacağız, yarısı benim yarısı sizin. Bu arada
malzemeler hakkında eğitim alacaksın Nalan, yani boş
konuşmaman için. El işi değil bu sefer!" dedi
sırıtarak.
Sonra da, "Ben işi ve eğitimi ayarlayayım, siz de
son bu ay çalışın Nedimin orada, polis baskını filan
olmadan!" dedi. Karımla teşekkür ettik, ama yanağım
halen acıyordu. Sözü senede getirdim, "Abi bu ayın senedi
vardı, ikinci olan, alabilir miyiz?" dedim. Burcu abla bana gözüyle (Yok
yok!) işareti yapıyordu ki, Hasan abi, "Bak sen çok ders
hakkediyorsun. Birinin hakkını mı yedik? Öyle mi
tanıdın beni? Nalan sen de kocana sahip olamıyorsun, anca abi
yapma abi etme, illa ne olduğunuzu hatırlatayım mı?"
dedi. Bana dönerek de, "Yavşak, bana az önce abi durumum yok diye
sızlanıyordun. Alın senedinizi siktirin gidin buradan, size
iş miş yok!" dedi.
Burcu abla, "Tamam tamam!" deyip bizi kapıya geçirdi. Kapıda,
"Oğlum Hasan abini sinirlendirme dedim sana. Bu ara zaten işleri
ters. Sonra yumuşayınca gelir elini öpersiniz!" dedi. "Tamam
abla!" deyip çıktık. Senedi kurtarmış olmamız
içimi rahatlatmıştı, Hasan abi karımı sikmediği
için de rahatlamıştım ayrıca. Karım da tedirgin
olmuştu, ama sikilmediği için o da iyi hissediyordu...
Karım Nedim abinin masaj salonunda devam etti.
Nedim abi artık pek görünmüyordu, arada berbat tipler geliyordu. Kasiyer
arkadaş da bana, "İşler kötüleşiyor ben de
bırakacağım!" diyordu. Ama karımın
müşterileri sabitlenmişti nerdeyse masaj için, yine her cumartesi 10
kişiye masaj yapıp eline alıp boşaltıyordu. Kasaya
bahşiş de bırakan oluyordu ama bize hiç verilmedi o
bahşişlerden pay. Zaten son ayımızdı, sonra
bırakacaktık orayı. Ne yapacağımızı da
bilemiyorduk. Son senedi almak ilk amacımızdı, sonra belki Hasan
abinin söylediği iş daha uygun olacaktı.
Biz bu planları yaparken maalesef son cumartesi çok kötü bir olay
yaşandı. Öğleden sonra polis bastı masaj salonunu.
Müşterilerle birlikte bekleme salonunda olduğum için beni de
aldılar. Karım o esnada çay içiyordu, masajda değildi. Ama
mayolu olduğu için onu da aldılar. Bağıra bağıra
ağlıyordu karım polisle giderken. Ayrı arabalarla ahlak
şubeye götürdüler hepimizi. İfade vermek için sıra bana gelince
karım burada çalışıyor filan demedim hiç, müşteriyim
dedim. Para alıp vermediğim için beni bıraktılar,
diğer müşterileri de bıraktılar.
Çıkarken kapıdaki polise sordum, "Kadınlar ne
olacak?" diye. "Savcı karar verecek, pazartesi adliyeye sevk
edilecekler!" dedi. Ben, "Ama bugün cumartesi!" dedim. "Neden,
zoruna mı gitti? Yoksa aşık mı oldun orospulara?"
dedi. Birşey diyemedim, ama içim yandı karımı orada
bırakmak zorunda kaldığım için, ağlamaları
gözümün önünden gitmedi.
Gece vakti koşarak Hasan abinin yanına çıktım.
Hasan abi kapıyı açtı, "Yine mi sen?" dedi. "Abi
yandık mahvolduk, polis Nalan'ı aldı!" dedim. Hasan abi, "Eyvah,
canım benim o hiç kaldıramaz bunları, ne sorular soracaklar.
Masajda mı yakalandı?" dedi. "Yok, çay içiyordu, ama
mayoluydu!" dedim. "Tamam, şükür suçüstü yok, ama polis
savcılığa yollarsa fuhuştan dosyası açılacak!"
dedi. "Aman abi, çocuğumuz var, sicilinde fuhuş olmasın!"
dedim. "İyi de ben istemedim ki, o son senedi kendi paranızla
ödeyip bu ay oraya gitmeseydiniz, sizi ikaz etmiştim, sen de bana terbiyesizlik
yapmasaydın bu noktaya gelmezdi işler!" dedi.
Yanağımdan göz yaşlarım süzülüyordu Hasan abi konuşurken.
Burcu abla da kapıya geldi, "Gel oğlum içeri!" dedi,
soğuk bir su verdi. Sonra da Hasan abiye, "Sizin Camoka halledebilir
mi?" dedi. "Camoka kim?" dedim. Camoka avukatmış, çok
işleri halletmiş. "Neyse, arayalım!" dedi hasan abi. Arayıp
durumu anlattı, gece saat 10 filandı. Camoka denen avukat adam beni
istedi, ben de anlattım. "Tamam, suç oluşmamış,
suçüstü yok, savcılığa sevk edemezler! Ayrıca kamera
kayıtları da vardır, onları da sunarız, hatalı
işlem yaparlarsa şikayetçi olacağımızı söyleriz!"
dedi.
İçim biraz rahatladı. "Neyiniz oluyor Nalan hanım?"
dedi. "Karım!" dedim. "Haa o da iyi, yani evli olması.
Ben şimdi Antep'teyim, hafta içi bakarız!" dedi. "Aman avukat
bey, pazartesi adliyeye yolayacaklarmış, karım nezarete filan dayanamaz!"
dedim. "İlk kez mi yakalanıyor yani?" dedi. "Yakalanacak
birşey yapmadı ki!" dedim. "Tabii tabii öyledir!" diye
inanmaz tavırla Hasan abiyi geri istedi telefona. Hasan abi telefonda, "Tamam...
Tamam... Tamam!" deyip kapattı.
"Ne oldu abi?" dedim. "Kredi kartını getir, bu
gece uçak varmış, bilet alıp yollayacağız Camoka'ya,
bu gece gelecek. Bizim çocuklar da masaj salonundan kamera
kayıtlarını alacak. Ama bu Camoka çok pahalıya mal olacak!"
dedi. "Abi her ne olursa..." dediğimde, "Kes ulan, yine
bana kalacak bu işi temizlemek!" dedi.
Gece yarısı avukat geldi, neden Camoka dediklerini
anladım. Herhalde 120 kilo filandı ve 1.95 filan da boyu vardı.
Öyle sporcu değil, şişman ve uzun boylu. O da aynı Burcu
abla gibi şişmanlıktan ter içindeydi. Sabaha karşı
emniyete gidip aynı dediği gibi delilleri sundu,
savunmasını yaptı. İfade yazılırken ben de karımla
bir araya geldim. Yazık, titriyordu, halen mayo vardı üzerinde,
kıyafet vermemişler. Memeleri belirgin, mayonun bacak arasından
amının kılları görünüyordu, o haliyle oturmuş hep.
İfade bitince, tutanak tutuldu, kayıtlar eklendi ve polis, "Gidebilirsiniz!"
dedi bize. Camoka ceketini karıma verdi. Bir de kumaş mendili
vardı Camoka'nın, "Al bunu yüzünü ört, kapıda muhabir olur,
fotoğraf çekerler, tanınmayın eşe dosta!" dedi. Camoka'ya
karım da ben de binlerce teşekkür ettik. Zaten sabah oluyordu. Camoka,
"Ben eve geçiyorum, burada süitim var, normalde Antep'te
yaşıyorum. Gidin uyuyun, uyanınca akşam olmadan bana gelin!"
dedi, adresi verdi, "Dönüş biletimi de alırsınız!"
dedi. "Tamam, elbette!" dedik. Karımla eve döndük. Karım, "Nasıl
hallettin?" dedi. "Hasan abi buldu bu adamı!"
dediğimde, "Ah canım abim ya!" dedi.
Sabah Hasan abiye uğrayıp durumu anlattık, o da sevindi.
"Ama çok masraflı bu iş. Neyse, artık düşünmeyelim,
siz gidin Camoka'ya!" dedi. Bana da yaklaşıp kulağıma,
"Camoka bu alemin adamıdır, onu memnun etmeyi unutmayın,
sen de saçma sapan konuşma, adamı rahatsız etme, sikerim
belanı!" dedi. "Tamam abi!" dedim çaresizce.
Camoka'nın verdiği adres, Ataşehir'de buyuk bir plazadaydı.
Güvenlik aradı intercomdan, bizi içeri aldı, "16. kat!"
dedi. Karıma Hasan abinin söylediklerini dediğimde, "Neyse ne,
boşver kurtuldum ya!" dedi. Yukarı çıkınca Camoka bizi
bornozla karşıladı. "Beklettim kusura bakmayın, bu
havalar bitiryo beni, İstanbul'un havası çok nemli!" dedi.
İçeri buyur etti. Adam anadolu aksanıyla konuşan, nazik, çok
şişman, çok uzun boylu, acayip bir tipti. "Acil geldiğim
için kıyafetler buruştu, yedeğim yok!" dedi. Karım, "Ben
hallederim!" deyip Camoka'nın odasında olan kıyafetleri
ütülemek için ütüyü aradı, dolapta buldu.
Camoka bana, "Güzel hatun, çok da narin, ufak tefek!" dedi.
Bunu söylerken bir yandan bornoz üstünden sikini düzeltiyordu. "Tadına
bakmama müsaade var mı?" dedi. Ben cevap veremeden öylece kalınca,
"Tamam, Hasan anlatmıştı, sana değil karına
soracakmışız! Sen bekle burada!" dedi ve içeri odaya gitti.
10 dakika ses çıkmadı. Ben de yavaş adımlarla
odaya gittim. Her ikisi de yatakta çıplaktı. Camoka sırt üstü
yatıyordu, karım da çıplak olarak Camoka'nın üstüne
yarım yatmış, Camoka'nın memelerini yalıyordu. Adam o
kadar şişmandı ki, göbeği katlandığı için
sikini göremedim, ama karımın bir eli adamın göbeğinin
altından sikindeydi. Camoka'nın gözler kapalıydı.
Karım adamı uyarmaya çalışıyordu. Beni fark edince 'Git,
git!' işareti yaptı bana. Ben de gider gibi yapıp bir adım
çekildim, gizlice izlemeye başladım.
Karım Camoka'nın bacaklarını aralayıp
arasına kafasını soktu. Halen siki görünmüyordu adamın. Ama
kafa hareketlerinden anlaşılıyordu, karım adamın
sikini emip yalıyordu. Sonra Hasan abinin yaptırdığı
şeyi yapmak için Camoka'nın bacaklarını hafifçe havaya
dikti, adamın taşaklarını yalamaya, götünü öpüp yalamaya
başladı. Camoka, "Off, çok güzel!" dedi. O an sikini
gördüm, o dev gibi adamın benimki kadar siki vardı, göbeğinin
altında zor belli oluyordu.
Karım adamın göt deliğini yaladıkça, Camoka, "Off,
var ya, sen nesin öyle!" deyip karımın başını götüne
bastırıp, "Dilini sok! Merak etme yeni banyo yaptım, temiz!"
dedi. Aslında çok iğrençti, karım adamın götünü
yalayıp dilini götüne sokuyordu, ama gerçekten işe yaradı ve Camoka'nın
siki kalktı. Camoka ise çok mutluydu, benim de hem midem
bulanmıştı, hem sikim kalkmıştı, tarifsiz berbat
bir duyguydu.
Camoka, "Hasanın anlattığı kadar
varmışsın, süper orospusun sen! Muamelen harika! İstanbul'a
ne zaman gelsem isterim seni, aferin! Ben öyle herkese açmam uçkuru, sikim
kıymetlidir!" dedi. Karım nefes almak için hafif doğrulunca
yüzü adamın götunun terlerinden yapış yapış olmuş,
makyajı akmış, dudaklarındaki ruj yanağına
bulaşmıştı.
Karım doğrulunca, Camoka karımın
boğazını bir eliyle kavradı, hafifçe
boğazını sıkarak, "Ben sana kalk dedim mi?" dedi.
Diğer eliyle de yanağına hafif bir tokat attı. Sonra da
tekrar götüne yasladı karımın başını. O esnada Camoka
beni fark edince, "Ersin bey, daha çok bir araya geliriz siz bu yolun
yolcusu oldukça! Ama karınız çok maharetli, harcanmasın.
Dışardan bakınca hanım efendi, ama yatakta kancık
köpek gibi!" dedi.
Sonra Camoka doğrulup yüz üstü yattı, karıma, "Sen götümü
yalamaya devam et!" dedi. Karım adamın götünün yanakları arasına
yüzünü soktu, ama ulaşamayınca iki eliyle adamın göt
yanaklarını ayırıp yalamaya devam etti. Camoka karıma,
"Bu var ya, bu yaptığın, insana yaşama neşesi
veriyor!" dedi. 10 dakika daha yaladıktan sonra karım, "Lütfen
yeter!" dedi. Yanaklarında adamın götünün kılları
kopmuş yapışmıştı. "Tamam, zaten
güzelliğin bozulmuş, git yüzünü yıka, zamanım azaldı.
Seni sikerdim ama, yeni duş aldım, tekrar terleyemem, zaten çok
yoruluyorum. Duşa gir bekle!" dedi.
Karım yüzünü yıkayıp duşakabine girdi. Camoka da
karımın yanına gidip, "Çömel!" dedi. Karım çömeldi
ve gerisini anladığı için adamın sikini emmeye
başladı. Siki benimki kadardı adamın, küçük
sayılırdı, hepsini tamamını ağzına
alıyordu karım. Camoka, "Ohhh, sen profesyonelsin, sikilmek için
yaratılmışsın resmen. Yapmadığın ne var,
özel birşey olsun, ilk kez ben yapayım. Kaldı mı birşey?"
dedi sırıtarak. Karım ellerini açıp (Bilmem!) der gibi
işaret yaptı.
Camoka önünde çömelmiş olan karımın yüzüne tükürdü o
esanada ve "Hiç yüzüne tüküren oldu mu?" dedi. "Yok!" dedi karım.
"Hoşuna gitti mi dedi peki?" dedi Camoka. "Yok!" dedi karım.
"O zaman yüzüne işeyeyim mi?" dedi Camoka. "Yok, sakın,
olmaz, kusarım bak!" dedi karım. Camoka kızdı, "E
o yok bu yok, hemen havaya girdin kıymetli oldun. Tamam gidin, istemiyorum.
Hasan'la hesaplaşırım ben!" dedi.
Öyle deyince karım hemen, "Tamam, ama yüzüme değil,
göğüslerime olur!" dedi. Camoka da, "Haaa, bak böyle işte!"
dedi. Hazırlandı ve karımın memelerine işemeye
başladı. İşerken de, "Ya çok güzel, hem böyle güzel
vücuda işemek çok güzel, hem de kocasının yanında!"
dedi. Bana da sırıtarak, "Gel sen de, ben ısmarlıyorum,
gel sen de işe!" dedi. Karıma baktım, tamam der gibi kafa
salladı.
Ben de hemen soyunup başladım Camoka'yla beraber
karımın göğüslerine işemeye. İşememiz bitince Camoka
karıma, "Elleme kendim yaparım!" deyip 31 çekmeye
başladı. Bana dönüp, "Hadi sen de!" dedi ve çabucak
karımın yüzüne akıtmaya başladı döllerini.
Hayatımda karımın yüzüne hiç boşalmamıştım.
Çok hayal ettim, ama hiç soramamıştım. Bu durum beni çok
heyecanlandırdı, Camoka boşalmayı bitirmeden ben de karımınn
yüzüne boşaldım.
Harika bir duyguydu, karım çömelmişken ayakta yüzüne
boşalmak. Çok zevk aldım, ama zevk aldığım için de
utandım. Karım ise öğürüyordu, havluyla silinip
hızlıca giyindi. Ben de giyindim. Saçına yapışan dölleri de ben
temizledim havluyla.
Camoka, "Geçmiş olsun!" dedi. Biz de ona teşekkür
edip çıktık. Aşağıda taksiye bindik. O anda fark ettim
ki karımdan sidik kokusu geliyordu. Taksici de kokudan rahatsız oldu
ki camı açıp hava aldı bize bakarak. Eve yaklaşınca karım,
"Ben bu şekilde annemlere gidemem, banyo yapacağım, sen git
çocuğu al!" dedi. İki saat sonra çocuğu alıp eve
geldiğimde karım halen banyodaydı.
(Ersin)
(1) Mutlu Son / Happy Ending!
(2) Madalyalar Bana Takıldı!
(3) Camoka!
✔
(4) Karımın Orospu Oluşu!
(5) Beş Yıldızlı Orospu!
(6) Götveren Karım!
(7) Karımın Orospulukta Zirveye Çıkışı!
(8) Mutsuz Son / Kerhane Orospusu Karım!
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: