Kabuklu Yedim! (3) (Sevda 28 Y., München / Almanya)
Artık tatilimizin son iki günü ve gecesiydi. Ben ne güzel
alışmıştım buraya, bütün yaz boyunca burada
kalabilirdim. Ama kocamın pazartesi günü işe gidecek olmasından
dolayı tatilimizi uzatamazdık. Sabah kalktığımda kahvaltıyı
hazırlamaya başladım. Kocam halen uyuyordu. Hava çok güzeldi,
bazıları gölde yüzüyor, bazıları güneşin altında tenlerini
bronzlaştırıyordu. Ama hepsi de çıplaktı, ben dahil.
Sofrayı karavanın önündeki masya hazırlarken baktım
Martin göle doğru gidyor, "Hallo Martin!" diye seslendim.
Arkasına baktı ve beni görünce yanıma doğru gelmeye
başladı. Gelirken de yarağı bir sağa bir sola sallanıyordu,
bakıp gülümsüyordum, tatlı bir yarağı vardı. Gelip
dudağıma bir öpücük kondurdu ve "Yüzmeye gidiyorum, istersen
beraber yüzelim?" dedi. "Kahvaltıdan sonra gelirim, ama
şimdi kocamı kaldırıp kahvaltı yapacağız.
İstersen sen de kal, kahvaltıyı beraberce yaparız?"
dedim. "Peki!" dedi ve oturdu.
Gülümsediğimi gördü ve "Neden gülümsüyorsun?" diye
sordu. Ben de, "Sen gelirken yarağın bir sağa bir sola
sallandığı için hoşuma gitti!" dedim. "Sevda
hanım bu yarak senin amına doymadı!" dedi. Ben de,
"Onu doyurmaya çalışırım Martin!" dedim.
"Harikasın!" dedi ve güldü.
Sofra hazır, çay hazır. Kocamı kaldırdım,
"Kalk, kahvaltıya misafirimiz var, Martin geldi!" dedim. Kocam kalkıp
Martin'e, "Hallo!" deyip duşunu aldı ve geldi. Beraberce
kahvaltımızı yaptık. Martin, "Demek gidiyorsunuz, öyle
mi?" diye sordu. Kocam da, "Evet, pazartesi işe başlamam
lazım, pazar sabahı yola çıkacağız!" dedi.
Martin, "Yarın akşam kampın düzenlediği bir parti var,
içkili, müzikli ve danslı. Bu partilere hemen hemen kamptaki herkes
katılıyor, çılgınca eğleniyor. Güzel bir son gece
geçirmek isterseniz mutlaka sizin de katılmanız lazım!" dedi.
Kocam, "Tamam, bir uğrar bakarız ortama!" dedi.
Kahvaltı bitince, Martin, "Sevda hanım, benimle yüzecek
misin?" diye sordu. "Tamam, geliyorum!" dedim ve sofrayı
topladıktan sonra göle yüzmeye gitmek için kalktık. Martin elimden
tuttu ve beraberce yürüdük. Kocamın bakışlarından Martin'le
el ele tutuşmamın pek hoşuna gittiğini söyleyemem, ama
yapacak birşeyi yoktu, katlanmak zorundaydı.
Göle vardık, suya girdik. Biraz yüzdük, suyun içinde biraz
oynaştık ve çıkıp çimlere serildik güneşin
altına. Martin, "München'e döndüğünüzde yanıma gelecek
misin? Biliyorsun, seni dostlarımla
tanıştıracağım. Sana farklı bir dünya,
farklı bir yaşam göstereceğim, eminim ki hoşuna gidecek!"
dedi. "Bilmem ki Martin, bende araba yok, ehliyetim de yok!" dedim.
"Merak etme, zaten fazla uzak değiliz, sen telefon aç ben yarım
saat içerisinde sende olurum!" dedi. "Tamam Martin,
düşüneceğim!" dedim.
Güneşin altında kavruluyorduk, gidip gölgede oturduk. Kocam
da gelmişti bu arada. Biraz sohbetten sonra Martin, "Ben gidip biraz
uyuyayım, isterseniz akşam gelin oturalım!" deyip
kalktı. Kocam da, "Martin sen uyanınca bizim karavana gel
istersen!" dedi. Martin, "Bakayım!" deyip gitti. Biz de
biraz gölde yüzdükten sonra karavanımıza döndük.
Akşam yemeğinden sonra, Martin yanında bir erkek ve bir
kadınla birlikte geldi. Elinde iki paket soğuk bira da vardı.
Ama gelen kadınla erkek Almanlara benzemiyordu. Adamla kadın Türkçe,
"Merhaba!" deyince, biz şaşırmıştık.
Kocam, "Türk müsünüz?" diye sordu. "Evet!" dediler. Kocam,
"Bizden başka Türk gelmez bu tür yerlere sanıyorduk!" dedi.
Adam, "Neden olmasın, emin olun birçok Türk çift geliyor, tabii
farklı yerlere, biz şimdiye kadar beş Türk çiftle
tanıştık, siz altıncı çiftsiniz!" dedi.
Kocam, "O zaman sizler uzun zamandır doğanın
güzelliğinden faydalanıyorsunuz, doğru mu?" dedi.
"Evet, biz on yıl oldu evleneli ve evlendiğimizin üçüncü
yılından itibaren geliriz böyle yerlere!" dedi. Kocam, "Biz
daha ilk defa geliyoruz. Karımın çok hoşuna gitti, seneye yine düşünüyoruz,
ama başka yerleri keşfedeceğiz!" dedi. Adam, "Pardon,
tanışmadık, benim adım Serhat, karımın adı
da Gül!" dedi. Kocam, "Memnun olduk, ben Adnan, bu da karım
Sevda!" dedi. Onlar da, "Biz de memnun olduk!" dedi.
Biraları açıp oturduk ve sohbete başladık. Ben
merakımı yenemedim ve Gül'e sordum, "Siz Martin'le nerden
tanışıyorsunuz?" diye. Gül de, "Martin'le aynı
şehirde kalıyoruz. Ama tesadüfen tanıştık, bundan iki
yıl önce yine başka bir çıplaklar kampına gitmiştik,
orda tanıştık. Çok iyi bir insan!" dedi. Ben de, "Biz
henüz daha birkaç gündür tanışıyoruz, ama iyi olduğunu
kanıtladı!" dedim.
Türk misafirlerimiz Martin'e göre epey genç sayılırdı,
Gül 29 yaşındaymış, Serhat da 34 imiş. Ama
bakımlılardı. Serhat yakışıklı biriydi,
yarağı da hoşuma gitmişti, Martin'in yarağı kadar
olmasa da hoş görünyordu. Gül ise balık etli, götü ve memeleri
benimkilerden biraz daha büyüktü, tatlı ve sexy bir kadındı.
Serhat bize başka kampların olduğunu anlatıp,
"İsterseniz seneye beraber gidebiliriz, ne dersiniz?" dedi.
Kocam da, "Kısmet, bakalım seneye ne olur, ama temasta
kalalım. Nerede oturuyorsunuz?" dedi. Serhat, "Biz Augsburg'ta,
ya sizler?" dedi. Kocam da, "Biz de München'de!" dedi. Serhat,
"Fazla uzakta değilsiniz, yarım saat mesafede. O zaman daha
sonra da buluşur birşeyler planlarız, ne dersiniz?" dedi.
Kocam da cevaplıyor bana sormadan, "Tabii, neden olmasın!"
diye.
Erkekler Futboldan konuşmaya başladıklarında, Gül
bana, "Sevda, seninle biraz yürüyelim mi?" dedi. Benimle
konuşmak istediği belliydi, "Tabii!" dedim ve kalkıp
erkekleri yalnız bıraktık. Biraz uzaklaşınca Gül
başladı anlatmaya, "Biz her sene farklı bir yere gider kamp
yaparız. Doğada çırılçıplakken kendimizi kuşlar
gibi özgür hissediyoruz ve çok rahatlıyoruz. Peki, sen nasıl
başladın Sevda?" dedi. Ben de, "Aslında kocamın
sex istekleri yüzünden sayılır. Ben buranın çıplaklar
kampı olduğunu bilerek gelmedim, bana sürpriz yaptı, yoksa
hayatta gelmezdim!" dedim. Gül, "Peki pişman mısın
geldiğine?" dedi. "Hayır değilim, çok hoşuma
gitti ve sanırım her yıl geleceğiz!" dedim.
Gül, "Biz her yıl başka yerleri keşfediyoruz,
farklı insanlarla tanışıyoruz. İtiraf edeyim ki
buralara gelmeden önce kocamın yarağından başka yarak
görmemiştim, yani gerçekte görmemiştim, sadece internette görmüştüm.
Ama gittiğimiz kamplarda şimdiye kadar binlerce yarak gördüm.
Çoğu da kabuklu ve çok hoşuma gidiyor gördüğüm
şeyler!" dedi gülerek.
Konu kabuklu yaraklardan açılmış, kabuklu yaraklardan
devam ediyordu. Sanki anlatmak istediği veya sormak istediği
başka bir şey vardı ve sormakta zorlanıyor gibiydi. Ki az
sonra beklediğim soru geldi. "Şey Sevda... Martin'le
yaptın mı?" dedi. Ne dediğini aslında çok iyi
anlamıştım, ama, "Anlamadım, ne yaptım
mı?" dedim. Gül utana sıkıla, "Onunla sikiştin mi?"
dedi. "Hayır!" dedim. Gül, "İnanmıyorum, mutlaka
sikiştin, itiraf et, çünkü ben de sikiştim!" dedi.
Benden daha azgın kadınlar da varmış diye
düşündüm. Gül'ün itirafından sonra artık saklamamın bir
anlamı yoktu, "Evet, sikiştim!" dedim. Gül, "Kocan
biliyor mu sikiştiğini?" dedi. "Evet biliyor!" dedim.
Gül, "Benimki bilmiyor! Martin'le aynı şehirde
oturduğumuzdan arada bir yanına uğrar istediğimi alır
dönerim. Her gittiğimiz yerde başka bir erkekle
tanışıyorum, kocamdan habersiz gizli gizli
sikişiyorum!" dedi.
Ben de, "O zaman kocanla aranda bir sorun var galiba?" dedim.
Gül, "Aslında yok, beni sikiyor ama doyurmuyor. İlk kez kocamdan
başka biriyle sikiştiğimde çok hoşuma gitti. Başka
erkekler bana farklı zevkler veriyor. Yani ben başkalarıyla sikişmekten
memnunum ve bu böyle devam edecek, bırakamam artık. Ya sen Sevda,
anlat bakalım?" dedi.
"Nasıl anlatsam bilemiyorum. İlk sikişmem çok
ilginç oldu. Burada iki erkek ve bir kadın vardı, yani baba oğul
idiler, kadın da adamın ikinci karısıydı, yani
oğlanın üvey annesi. Ama kadını ikisi de sikiyormuş.
Beni de aralarına aldılar ve harika zaman geçirdim. İlk kez sikiştiğimden
kocamın haberi yoktu, içip sızıp yatıp uyumuştu. Sonra
Martin'le tanıştım ve sikiştim. Kocamın ilkin Martin'den
de haberi yoktu. Bir akşam Martin yanımıza geldi. Sohbet ederken
Martin'in yarağı kocamın da hoşuna gitmiş olacak ki,
bana (Martin'le sikişmek ister misin?) diye sordu. Hatta sikişmem
için ısrar etti. Ben de sikiştim, üstelik kocam da yanımzdayken!"
dedim.
Gül şaşırmıştı, "Vay be, sen
neymişsin Sevda! Peki kocanın bilmesi nasıl bir duygu?"
dedi. "Çok zevk aldım, ama gizli sikişmenin zevki daha
farklı. Ama artık kocamdan habersiz de sikişeceğim, kocam
istediği zaman da!" dedim. Gül, "Harikasın Sevda, seninle
sık sık görüşmeliyiz, eminim ki seninle birlikte çok macera
yaşarız!" dedi. "Bakarız!" dedim...
Karavana döndüğümüzde numaralarımızı kaydettik ve
erkeklerin yanına oturduk. Gül kulağıma eğilerek,
"Kız kocan çok hoş!" dedi. Ben de gülümsedim ve onun
kulağına, "İstersen kocamla sikişebilirsin!"
dedim. Kıkırdaştık...
Geç vakte kadar oturduk, sohbet ettik. Kocam, "Bira kesmiyor!"
deyip içerden Viski getirdi, erkekler Viskiden devam etti. Martin, misafirlere,
"Yarın Adnan'la Sevda gidiyor ve de çok üzülüyorum!" dedi. Ben
de, "Merak etme Martin, eminim ki daha çok görüşeceğiz!"
dedim. O da, "Umarım!" dedi. Viski şişesi bitince
herkes kalktı. Martin misafirlerle gitti. Ben de kocamla birlikte uyumak
için yatağa geçtim. Kocam hemen horlamaya başladı. Ama benim
gözüme uyku girmiyordu. Doğrusu gitmeden önce Martin'le sikişmek
iterdim, kim bilir tekrar ne zaman görecektim.
Yatakta sağa döndüm, sola döndüm, yok uyuyamıyordum. Kalktım,
kendime bir bira açtım ve dışarıda oturdum. Arkama
yaslandım, popomu sandalyenin kenarına getirdim,
bacaklarımı da aralamışım, ne güzel amım hava
alıyordu. Karşıdaki karavanın önünde iki kadınla iki erkeğin
oturduğunu gördüm. Bana bakıp kendi aralarında birşeyler
konuşuyorlar ama duyamıyordum. Ben istifimi bozmuyordum, aynı
şekilde oturuyordum. Saat herhalde gecenin 12'sini geçmişti. Sabaha
daha çok var deyip bıramı yudumlamaya devam ediyordum...
Karşıda oturanlardan bir erkek kalkıp yanıma geldi.
Adam 40'lı yaşlardaydı. "Merhaba komşu, çoktandır
seninle tanışmak istiyordum. Ben Michael!" dedi. "Memnun
oldum, ben de Sevda. Bira ister misin Michael?" dedim.
"İsterim!" deyince biramı bitirdim ve içerden iki bira
getirdim. Biralarımızı içerken sohbet etmeye, daha iyi tanışmaya
başladık. İşte, nerden geliyorsun, nerde oturuyorsun, ilk
defa mı geliyorsun gibi sorular.
"Kocan erkenden yatıp uyudu galiba?" dedi. "Evet,
ben de yatmıştım, ama uykum gelmedi, biraz hava alayım
dedim ve çıkıp oturdum!" dedim. Zaten akşam birkaç bira
içmiştim, şimdi de iki bira içince kafam biraz dönmeye
başladı. Bunu Michael de anladı sanırım,
"İstersen biraz yürüyelim, kendine gelirsin?" dedi. Ben de,
"Bu saatte nerede dolaşacağız, her taraf
karanlık?" dedim. "Biz de ışıklı yerlerde
yürürüz!" dedi. Bakalım bu yürüyüş teklifinin arkasından ne
gelecek diye merak etmiştim, "Tamam!" dedim. Kalktık,
ışıklı patikadan yürümeye başladık....
Micael bana, "Seni çoktandır görüyorum. Çok hoş bir
kadınsın!" dedi. "Teşekkür ederim Michael, çok
kibarsın!" dedim. Yürürken yan gözle adamın
yarağını inceliyordum. Kabuklu ve güzel bir yaraktı, içimi
bir hoş etmişti. "Sen evli misin Michael?" diye sordum.
"Evet evliyim, karım da karavanın önünde oturuyordu,
görmüşsündür?" dedi. "Gördüm. Peki diğer oturanlar
kimler?" dedim. "Onlar da karı koca, arkadaşlarımız!
İstersen yanlarına gidelim, tanıştırayım?"
dedi. "Hayır, geç oldu, dönelim artık,
yatacağım!" dedim. "Tamam dönelim, ama açık
konuşacağım, seninle sevişmek istiyorum. Sen de ister
misin?" dedi.
Bu işin bu noktaya geleceğini az çok tahmin etmiştim
zaten. "Ama ben seni daha doğru dürüst tanımıyorum
bile!" dedim. O da, "İnsanlar birbirleriye sevişmek isterse
illa ki tanımak gerekmez. Bu bir arzu ve istek meselesi!" dedi.
Konuşması hoşuma gitmeye başladı, zorlamıyordu,
sadece istekte bulunyordu. "Peki, kabul ediyorum, ama nerede
sevişeceğiz ki?" dedim. "Karavanımda!" dedi.
Ben, "Ee, karın orada? Arkadaşların orada?" dedim.
"Bizimkisi açık evlilik, karım da istediği erkekle
sikişebilir, hem de eve getirmek kaydıyla!" dedi.
Hayret etmiştim, bu nasıl iş böyle diye. Adamlar serbest
yaşıyor, kadın olsun erkek olsun özgürce istediğiyle
sikişiyor. Biz ise, birileri duyar diye ödümüz patlıyordu.
Nedense onun karavanında sevişme fikri hoşuma
gitmemişti. "İyi bir fikir değil, ben karavanıma
dönüyorum, hadi sana iyi geceler!" dedim. "Dur gitme lütfen!"
dedi, elimden tutup kendine çekti, dudaklarıma yapıştı ve
öpmeye başladı. Dilini ağzıma sokunca yumuşadım
ve karşılık vermeye başladım. Sarılmış
öpüşürken Michael'in yarağı kalkmış, amıma temas
ediyordu. Bacaklarımı az ayırdım ve yarağı araya
kaydı, artık amımın yarığına temas ediyordu.
Amım sulanmıştı bir anda. Canım hemen sikilmek
istiyordu. Ama ışıklı patikanın ortasında da
sikişmek istemiyordum, "Tamam, hadi senin karavana gidelim!"
dedim.
Elimden tuttu, karavanına gittik. İçeri girerken
karısı, "Tebrikler Michael, çok güzel bir kadın!"
dedi. Arkadaşı da, "Sor bakalım Micahel, isterse ben de
geleyim!" dedi. Ben biraz utanmıştım, aynı zamanda da
gururum okşanmıştı. Michael'in cevap vermesine fırsat
bırakmadan elinden çektim, içeri girdik. Beni yatağa uzatıp
memelerime yumuldu. Sonra amıma indi, dakikalarca amımı
yaladı. Sonra yarağını ağzıma vermek istedi. Ama
ben ağzıma alıp yalamadan önce elime aldım ve okşamaya
başladım. Kabuklu yarakları çok ilginç bulduğumdan, kabuğunu bir
ileri bir geri yapıyordum. Nedense kabuklu yaraklar beni çok etkiliyordu.
Ve yalan yok, kabuklu yarakları yedikten sonra artık kocamla
sikişmek pek zevk vermiyordu...
Michael ile yaklaşık bir saat kadar seviştik ve
sikiştik. İşimiz bittiğinde, Michael,
"Arkadaşımla da sikişmek ister misin?" diye sordu.
"Hayır bu sikiş bana yetti, belki başka zaman olur!"
dedim. "Peki!" dedi. Karavandan çıktık, birlikte duş
alınan yere gidip duş aldık. Duş alırken bile benimle
öpüştü, beni tekrar sikmek istiyordu, ama ben yeter dedim. Duştan
sonra onunla vedalaştım ve kendi karavanımıza gittim.
Yattığım gibi mışıl mışıl
uyumuşum...
(Sevda)
Kabuklu Yedim! (1)
Kabuklu Yedim! (2)
Kabuklu Yedim! (3)
✔
Kabuklu Yedim! (4)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: