Tatlı Komşum! (7) (Furkan 31 Y., Manisa)
Tatilin 4. günü
sabahı kahvaltıdan sonra havuzda yüzdüm, karım yine odada
kaldı. Bara gittim, her zamanki barmen yoktu, stajyer biri vardı.
Tuvalete gidip dönüşte soda alayım dedim. Aşağı indim.
Tuvaletten çıktığımda, inleme ile nefes alıp verme
arası bir ses duydum. Sandalye labirentine usulca girdim. Benim Olga'yı
siktiğim yere 5 metre kala durdum, loş ışıkta etrafa
baktım, aynı yerde o günkü zenci temizlikçi kadın
domalmış, barmen arkadan amına sokmuş gidip geliyordu.
Kadının kafası benden tarafayken, barmen önündeki kalça ve
amcığa odaklanmış, gidip geliyordu. O an ne kadar dikkat
etsem de kadın beni gördü, ama kaçmadı, geçen gün onun beni
seyrettiği gibi ben de onun sikişmesini izledim. Elimle okey
işareti yaptım, gülümsedi bembeyaz dişleri ile. Barmen ise kendi
derdinde, bir an önce boşalma sevdasındaydı. O an sandalyeye
çarptım, barmen korkmuştu, toparlanmadı bile hemen diğer
kapıdan kaçtı.
İki
adımda zencinin yanına gittim ve "Yarım kaldın!"
deyip elimi amına attım. "Please, lütfen!" dedi. Ben de, "Akşam
şu numaralı villaya gel, saat 23:00'de!" dedim. "Neden?"
dedi toparlanırken. "Hem para kazanırsın, hem bundan
kimsenin haberi olmaz, işini kaybetmezsin!" dedim. "Ben
fahişe değilim!" dedi sertçe. "Öyle demedim, sen gel!"
dedim. Dönüp çıktım. Gün içinde iki kez daha
karşılaştık. Bir defasında, "İsmin ne?"
dedim. Etrafa bakınıp, "Aishe!" dedi.
Nijerya'lıymış, öğrenci değişimle otelcilik
okumuş. O gün akşama dek ne seviştik, ne de içtik, sessiz
kontrat sanki, detoks yaptık.
Gece saat 22:30'da
ekiple buluştuk, "Size sürprizim var!" dedim. Merak ettiler, ama
söylemedim. Onların odaya geçtiğimizde votkaları içerken saat
23:00 oldu, ama Aishe'nin gelip gelmeyeceğinden emin değildim. 5
dakika sonra cam tıkırdadı. Açtım, Aishe, içeri aldım.
Ekiple tanıştırdım. Aishe, "Gördüm sizi daha ilk günden!" dedi.
Aslında tuvalete girerken beni gördüğünü,
çıkışımda bilerek ses çıkardığını anlattı. Olayın en başından
beri en girişken olanımız Boris'ti. Sanırım o da benim
gibi hiç zenci sikmemişti ve bu hayaliymiş gibi Aishe'yi ayağa
kaldırdı. Galiba yerel kıyafetlerinden biriydi üzerindeki, boynundan
bağlı, rengarenk. Çözdüğünde, koca bir çarşafı andıran
elbiseyi ayaklarına düşürdü.
Hepimiz birlikte Aishe'nin
çevresini sardık. Kadınlar birer birer göğüslerini öperken, ben
yere çökmüş amcığını dilliyor, kalçalarını
avuçluyor, Boris ise dudaklarını koparırcasına öpüyordu.
Aishe'nin ayakları yerden kesiliyor, aldığı zevkten
başı dönüyor, tutmasak düşecek gibi oluyordu. 5 Dakika sonra
yatakta yatan Aishe'nin amını emen Olga bana domalmış, ben
amcığına sokmuşken, Boris Aishenin ağzına
vermiş, Ebru da Boris'e amcığını yalatıyordu.
Boris ilk siken
oldu Aishe'yi, ben karısını sikmekle meşgulken. Sonra ben
Aishe'yi götünden sikerken Olga ise Ebru'nun amını parmaklarıyla
sikiyor, amını ve götünü emiyordu. Kadınları hem amdan hem
götten birer kez siktik o gece. Sabaha karşı 03:00 gibi Ebru ile
birlikte odalarından çıktığımızda, takati
kalmamış Aishe, Boris ve Olga'nın arasında
kıvrılmış uyuyordu...
Tatil sonuna dek
her akşam aynı şeyler yaşandı, hatta son gece barmen
de aramıza katıldı 6 kişi olduk. Dönüşte karımı
ve oğlumu memlekete bıraktık. Standart her yaz kış
yaptığımız gibi bir hafta sonra karımı ve
oğlumu almaya gittim. Karımda bir tuhaflık vardı. Bana, "Biraz
dışarı çıkalım!" dedi. Gidip bir kafeye oturduk. Karım
özellikle kuytu bir köşe seçmişti. "Ne oluyor?" dedim. Karım,
"İyi kötü 10 yıl geçirdik beraber, ama artık
farkındaysan olmuyor!" dedi. "Bu ne demek?" dedim. Karım,
"Boşanmak istiyorum!" dedi. Evet aslında severek
evlenmiştik, ama sonrasında aşk alışkanlığa
dönmüş, son bir yıldır sanki ikimiz de birbirimize yük oluyor
gibiydik...
"Ne oldu?"
dedim. Karım, "15 tatilde buraya geldiğimde üniversiteden bir
arkadaşımla karşılaştım. Oturup bir kahve içtik,
o evlenip ayrılmış. Sadece eski okul anıları olarak
başladı sohbet, ama sonrasında telefon trafiği
başladı. Önce mesaj, sonra konuşma, derken senin de Ebru ile
yakınlaşmanı görüyordum. 5 aydır konuşuyor
yazışıyoruz. Şimdi bir haftadır burdayım ve
hergün buluşup, akşama dek konuşuyoruz..." dedi.
Sanki onca
haltı yiyen ben değilmişim gibi, karıma, "Aldatmadın
değil mi?" dedim. "Hayır! Sana ve kendime o
saygısızlığı yapmam. Tayin istedim zaten buraya,
bakanlıkta tanıdığı varmış ayarlandı,
yaz sonunda burada başlayacağım!" dedi.
Bunu bu kadar
sakin karşılamama ben bile şaşırdım.
Oğlumuzun kiminle kalacağını konuştuk. Evi
konuştuk, zaten 6 taksit ödemiştik. Kredi borcu duruyordu ve satsam
ancak krediyi kapatırdım. Herhangi bir şey istemediğini
söyledi ve anlaşmalı boşanmaya karar verdik. Oğlumuza
nasıl açıklayacağımızı bilemedik. Dilekçemizi
hazırlamıştı, imzasını bile atmış. Adli
tatil bitiminde tek celsede boşandık. Oğlumuz üzülse de, her
tatilde benimle olacaktı, bazen hafta sonları da, çok olgun
karşıladı. Karım, pardon eski karım eşyalardan da
almadı...
Ebru buna
üzülmüş görünse de içten içe seviniyordu. Bu arada Hatice yaz boyunca
hemen hemen her hafta bir kez geldi. Bazen akşamları gelip
kaldı... Olga da bir kez uçakla geldi, Cumartesi günü akşama dek aşk yuvamızda Ebru ve benimle oldu, akşam geç vakit Ebru evine gidince de, Olga
ile sabaha kadar beraber uyuduk! Boris'in niye gelmediğini
sorduğumuzda, onun Aishe için Antalya'ya gittiğini, kendisininse
oraya değil bize gelmek istediğini anlattı. Pazar günü
havaalanına bıraktım Olga'yı...
Kış
gelince sorunlar çıkmaya başladı. Evi satmayıp krediyi
ödemeye çalışıyor, oğlana para yolluyor ve kendi geçimimi
sağlamaya çalışıyordum. Bu arada Ebru'nun karşı
çıkmalarına rağmen, Cevat bahçe içinde bir dubleks ev
almış, oraya taşınma planları
başlamıştı. Herkesin kendi derdi vardı.
Ebru'nun dükkana
gittim bir gün, moralim bozuktu. "Erken çıkabilir misin?" dedim.
"Olur!" dedi. Çıkıp birkaç bira alıp piknik
alanına sürdüm arabayı. İkimiz de düşünceliydik. Ebru,
"Biz taşınacağız, yani senin dairenin avantajı
bitecek, senin orayı kiraya ver, gelen kirayı ben de takviyelerim
krediyi ödersin. Aşk yuvamızı derleyip toplayalım, sen
oraya taşın, nasıl olsa kirasını veriyorum ben zaten!"
dedi. 3-4 gün içinde evi boşaltıp, evdeki eşyalarla boyayıp
badana yapıp eski eşyaları attığımız aşk
yuvamıza taşındım. Bundan en çok Hatice memnun oldu. Ama
halen Ebru'nun Hatice'den haberi yoktu...
Aralık
ayıydı, kar yağıyordu. Ebru aradı, "Cevat abin
seni çağırıyor, kış bahçesinde karda mangal yakıp
sucuk yapacakmışsınız!" dedi. Mangalı yakıp
masaya oturduğumuzda Cevat konuşmaya başladı. "Bizim
oğlanlar... (içeriden sesleri geliyordu. Biri odasında
kulaklıkları takmış sağında arkanda diye bir
silahlı oyun oynuyorken (E-sporcu olacakmış), diğeri Bas
gitarıyla kendince beste yapıyordu (müzik yapmak istiyormuş),
Bizim oğlanların akılları bir karış havada! Ebru
ile konuştuk. Ben artık işlere yetişemiyorum. İşi
sana öğreteyim, ben kenara çekileyim. Hatta ileride sana küçük
ortaklık bile verebilirim başarılı olursan. Benimle çalışır
mısın?" dedi. O günkü maaşımın tam iki katı
bir rakamı da, "Bu da maaşın, altına da şirket
arabası veririz. Sat arabanı, evin kredisini kapat. Sen bize iyi bir
dost oldun, iyi de bir ortak olursun!" dedi. (Zaten karını ortak
kullanıyoruz! diyesim geldi).
Kabul etmemek
aptallık olurdu. Ertesi gün SGK ile vs. uğraştım. 11
yıllık kıdem tazminatım da iyi para tuttu. Arabamı da
satıp evin kredisini de kapattım, elimde kalanı da bankaya
yatırdım. Haftanın neredeyse her akşamı Hatice, ya
oğlan yatınca, ya da alış veriş bahanesiyle bana
iniyor, sikişip gidiyordu. Öyle bir hal aldı ki, çöp dökmeye
çıkınca bile uğruyordu, tabii Ebru'nun olduğu akşamlar
hariç.
Bir gün Hatice erken
geldi, saat daha 21:00 falandı. Yüzü gergin ve ağlamış gözler
şişmişti. Ne olduğunu sordum. "Oğlum... Bu
akşam benimle konuşmak istediğini söyledi. Geçen yaz benim
buraya geldiğim günlerden bir tanesinde babasını... " dedi (ağlamaya
başlayıp) "Kahya ile bizim tarım makinalarını
yedek parçalarının durduğu depoda sikişirken
yakalamış, çocuk yaz boyu çok sessizdi, babasıyla da oldukça az
iletişim kuruyordu, ergenlik tripleri sandık. Uzun uzun
araştırmış babasının neden böyle olduğunu...
Bu akşam sonradan mı olduğunu sordu. Tüm olayı
anlattım. Bana, Peki sen ne yapıyorsun anne dedi. Lise 2'ye gidiyor,
artık herşeyi biliyor!" dedi.
"Ne dedin?"
diye sordum. Hatice, "Boynumu büktüm! Ama babasını suçlamıyor,
bunun hastalık gibi bir şey olduğunu ve tedavisinin
olmadığını kabullenmiş, onun da korkusu duyulursa. En
sonunda bombayı da patlattı, Furkan abi iyi biri anne dedi. Hadi git,
akşamları ben uyuyunca nereye gittiğini biliyorum dedi..."
dedi. Son 1 yılda değişen gelişen bunca şey zaman
zaman beni şaşırtıyordu, ama Lise 2'ye giden bir çocuktan
beklenmeyecek olgunluk da etkilemişti beni...
İşyerinde
işler zaten iyi gidiyordu. Bir tane ana tedarikçi ile
çalışıyorduk, ama bunu aşmamız gerektiğini
söyledim. Üretimde süper akıllı bir Makine mühendisi vardı, daha
26 yaşında, ama İngilizce süper, onun maaşını zamlandırdım.
Yeni bir üretim bandını devreye soktuk. İngiltere'den bir
firmaya da mal satmaya başladık. Bunlar Cevat'ın o kadar
hoşuna gitti ki, fabrikaya hiç gelmez oldu. Müstakil evinin bahçesini ekiyor,biçiyor,
kazıyor, havuzu temizleyip, sabahtan bira içmeye başlıyordu...
Ebru bir
akşam aşk yubamıza geldiğinde, Ayşe'nin kocasına yakalandığını
ve boşandığını, ama sevgilisinin korkup ilişkiyi
bitirdiğini anlattı ve "Morali çok bozuk, karşı
dairede kaldı o da, çağırsam sakıncası var mı?"
diye sordu. Girip çıkarken hiç denk gelmemişti. "Çağır!"
dedim. Ayşe geldiğinde ona da bira açtık. Ebru'nun, (Morali çok bozuk!)
dediği Ayşe bülbül gibi şakıyordu. Ebru daha benle
sevişmeden çağırmıştı Ayşe'yi,
kadının da gitmeye niyeti yoktu. Ayşe karşımızda
tekli koltukta, biz ikili de oturuyorduk. Ebru'nun omzuna elimi atıp
kendime doğru çektim. Belki Ayşe anlar kalkar gider diye, Ebru da
yanağımdan öptü.
Aslında Ayşe'nin
otelde olanlardan haberi olduğunu tahmin ediyordum, ama ne olursa olsun
dedim, Ebru'nun dudaklara yapıştım. Ebru hiç çekinmeden
karşılık verdiğinde elimi kalçalarına atıp
sıkmaya, diğer elimle de göğüslerini okşamaya
başladım. Ebru elini eşofmanımın üzerinden
yarağıma attığında kazık gibiydi zaten. Göz
ucuyla Ayşe'ye baktım, bira şişesini apış
arasına kıstırmış bizi seyrediyordu. Elimi uzatıp,
"Gel!" dedim. Kalkıp Ebru'nun arkasına geçti ve boynunu
öpmeye başladı. Elini Ebru'nun koltuk altından geçirip
göğüslerini okşamaya başladığında, Ebru da elini
geriye atıp Ayşe'nin kalçalarını
avuçlamıştı...
Ebru Ayşe'yi
ayağa kaldırıp soydu ve aramıza yatırdı
koltuğa. Ben koltuktan inip amına dilimi gömdüğümde, Ebru da Ayşe'nin
göğüslerini emiyordu. Ayşe, "Ohhh, hiç iki dil aynı anda
dolaşmamıştı vücudumda, ne güzelmiş bu, hem amım
dilleniyor, hem göğüslerim, ohhhhhh!" diye inlemeye başlamıştı
bile. Ebru kalkıp dizlerimin arasına yatıp
yarağımı emip ıslattı. Bir süre sonra
yarağımı tutup Ayşe'nin amına kendi eliyle soktu.
Sonra da kalkıp Ayşe'nin ağzına amcığını götürüp
koltukta dikildi. Ben Ayşe'yi sikerken, önümde Ayşe Ebru'nun amını dilliyordu. Hafif domalmış haldeki Ebru'nun göt
deliği davetkar duruyordu. Orta parmağımı soktum götüne,
ikisi de piston gibi çalışırken, kadınlar inlemelerini
kontrol edemiyordu. Ayşe orgazm olduktan sonra Ebru'nun götüne sokup,
güzelce sikip, döllerimi püskürttüm...
Sigaralarımızı
yakınca Ebru anlattı. "Bugün Olga aradı. Konuşurken
seni sordu, iyi, Furkan da biliyorsun boşandı, çok sık
görüşüyoruz dedim. Sonra Boris ile bizi özlediklerini, bir gün Ankara'ya
beklediklerini söyledi. Biz de özledik Furkan'la beraber. Dur bakalım, Ankara'ya
gelme işini ayarlamaya çalışalım dedim. Meğer
Ayşe kapı ağzındaymış, duymuş
konuşulanları, sonra sorunca da ben de anlattım. Aslında
ikimizin de grup seksi özlediğinin farkındaydım, Olga gelip
gideli bayağı oldu. Ayşe de grup seksi merak ettiğini
söyleyince, böyle bir plan yaptık!" dedi. Ben de, "Plana ne
gerek vardı, açık açık söyleseydiniz ya :)" dedim...
(Furkan)
Tatlı Komşum! (1)
Tatlı Komşum! (2)
Tatlı Komşum! (3)
Tatlı Komşum! (4)
Tatlı Komşum! (5)
Tatlı Komşum! (6)
Tatlı Komşum! (7)
✔
Tatlı Komşum! (8)
Tatlı Komşum! (9)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: