Tatlı Komşum! (3) (Furkan 31 Y., Manisa)
Artık hafta
içi en az 3 bazen 4 kez aşk yuvamızda buluşuyor, sevişiyor,
sikişiyorduk. Çalışmadığım için Cumartesiler en
rahat günlerdi. Öğlen saatlerinde eve gidiyor, saat en az 15:00 - 16:00'ya
kadar kalıyorduk.
Nisan sonuydu. Biraz işi olduğu için
erken buluşup erken ayrıldık. O gittikten sonra
ortalığı toparladım biraz, normalde o yapardı. Çöpleri
topladım, çarşafları değiştirdim. Kirlileri bir
poşete koydum, o yıkattırıp getiriyordu. Çöpleri alıp
kapıyı kilitlerken, apartmana bir kadın girdi. Sese refleksle
kafamı çevirdim. Kapalı bir kadındı, ama ince, uzun
boyluydu ve bembeyaz bir yüzü vardı. Klasik manto değil pardesü
giymiş, başında türbanı, gözleri delecekmiş gibi bakan
bir koyu siyah.
Kafam orada
bakakalmıştım. Tam geçeceği sırada kenara çekilip yol
verdim. "Merhaba!" dedim. "Merhaba!" dedi sıcak samimi
bir tavırla elini uzattı. Kapalı olunca çekinir selamsız
sabahsız geçer derken, "Hatice ben, üst katınızda
oturuyorum. Sizde bizim gibi gurbetçi misiniz?" dedi. "Anlamadım?
Furkan ben bu arada!" dedim. "Her zaman olmuyorsunuz da, benim de
oğlum Fen Lisesini kazandı Sarıgöl'den geldik. Hafta
sonları gidiyoruz da, bu hafta sonu biz gitmedik, kocam geldi!" dedi.
Kadın ayaküstü hayat hikayesini anlattı.
O arada bir adam
girdi binaya. "Eşim Ahmet!" dedi. Adam gayet kibardı. Memnun
oldumdan sonra ayak üstü sohbet ettik. Ona, Pazarlamacı olduğumu,
haftada 4 gün geldiğim için otelden ziyade ev tuttuğumu, daha rahat
ettiğimi söyledim. Adam da öğretmenmiş, aynı zamanda
ailesinin arazilerinde çiftçilik yapıyormuş. Onlara, "Davet
etmek isterdim, ama pazarlamacı evi, kahvem falan yok!" dedim gülerek.
"Aaa, olur mu, biz bekleriz!" dedi kadın. "Bir ihtiyaç
olursa kartvizitimi vereyim!" dedim, hemen sonra da, "Aaa
kartvizitler arabada, ben numaramı vereyim!" diye
kıvırdım. Adam aldı numaramı. O arada kadın da
telefonunu çıkarıp kaydetti. Adam, "Hafta içi 4 gün
burdaymışsınız, bizimkilere göz kulak olursunuz!" dedi adam. "Memnuniyetle!" dedim.
Vedalaşıp ayrıldık. Ne kadar iyi niyetli samimi insanlar
diye geçirdim içimden.
Ertesi hafta,
fazla mesailerim çok biriktiği için yerine bir haftalık izne
çıkardılar. Pazartesi eşlerimiz işe gidince Ebru bize geldi,
aşk yuvasını beklemeye gerek yoktu. Öğlen çıktım,
bir iki arkadaşa uğradım, hepsi esnaf, yanlarında çok
durulmuyor. Canım sıkıldı. Ne yapsam, ne yapsam diye
düşünürken aşk yuvasına gideyim dedim. Toparlar düzenlerim. Belki
Ebruyu ararım, bir saat de olsa gelir diye düşündüm.
Tam evin önüne
gelince üst kat penceresi açıldı, Hatice birşeyler silkeliyordu.
Kafamı kaldırıp gülümsedim ve "Kolay gelsin!" dedim. O
da gülümseyip, "Sağol!" dedi, sanki sesi duyulsun istemez gibi.
İçeri girdim. Genelde benden 10 dakika sonra, ya da 10 dakika önce gelirdi
Ebru.
20 dakika sonra mesaj
geldi, "Kahve ikram edeyim. Pardon Hatice ben." yazıyordu. "Zahmet
olacak, içerim!" yazıp, iki dakika sonra yukardaydım.
Kapının arkasında bekliyormuş, zili çalmadan açtı. "Buyrun..."
dedi kısık sesle. Geçtim. Kahveleri yapıp getirdi.
Başörtüsü gibi birşeyi ensesinden bağlamış. Eşofmanlarıyla
gayet günlük kıyafetliydi. "Kusura bakma ev hali!" dedi. "Yok,
gayet şıksın!" dedim.
Hatice, "Baktım
genelde 10 dakika önce ya da sonra gelirdi misafirin, bu kez gelmeyince, sanırım
yalnız dedim, kahveye çağırayım diye düşündüm!"
dedi. Soran gözlerle baktım. Hatice, "Ne yapayım fazla eşya
getirmedik, 5 dakikada bitiyor evi toparlama işi, sonra tüm gün ya pencereden
bakıyorum gelene gidene, ya da internette geziniyorum. Apartmanda
karşı dairemdeki yaşlı teyze, o da torununu okutmaya
gelmiş, kulakları duymuyor, sohbet edilmiyor. Üstte üniversiteli
kızlar var, karşılarında da oğlanlar onlar,
karşılıklı birbirlerindeler. Evde can
sıkıntısı, çarşılara çıkıyorum, ama
avare avare dolaşılmaz ki. Altta da sizler varsınız,
karşı daire de sizin gibi kullanıyor herhalde, onlar ayda 1-2
gidip geliyor ama!" dedi gülümseyerek.
"Madem bu
kadar biliyorsun, o bayan arkadaşım, ikimiz de evliyiz, o da
burayı kiralamış!" dedim. "Anladım zaten! Seslerden
anlamıştım. Daha önce sessiz sakin bir üniversiteli Salih
oturuyordu, yatay geçişle memleketine gitti, maddi durumlar..." dedi.
O an (Salih gitmese iyiydi!) der gibi bir hüzün geçti gözlerinden. Kadın
bu kadar şey anlatmış, eve kahveye çağırmış,
sorun çıksa ne olur dedim kendimce. "Salih'le
yakındınız sanırım?" dedim. Utandı mı
ne, kafayı eğdi, "Evet, gitmesine üzüldüm!" dedi. "Salih
gider Furkan gelir, dert etme!" dedim gülerek.
Kahve
boşlarını alıp mutfağa gitti. Birkaç dakika gelmeyince
kalkıp mutfağa baktım, yok. Yan odanın kapısı
açıktı. Açılıp yatak haline gelmiş çekyatta pikeyi
beline kadar çekmiş, sütyeni ve yastığa döktüğü kahverengi
gür saçlarıyla yatmış, "Furkan gelsin artık!"
dedi. Soyunup pikeyi kaldırdım. Güneş değmemiş
bembeyaz vücudu resmen taş gibiydi. Güzelliği kıyafetlerinden
bile belli olurken şimdi çırılçıplaktı. Yanına
uzandığımda, dönüp kollarını boynuma doladı, "Öp
beni!" dedi fısıltıyla. Dudaklarını dilini
emerken karşılık veriyor, iki elimle göğüslerini okşuyor, arada
yanaklarına, boynuna öpücükler kondurarak göğüslerine kadar inip,
göğüs uçlarını emiyor, dilliyordum...
Ellerini sarmış, sırtımı
omuzlarımı okşuyor, altımda inleyerek
kıvranıyordu. Göbek deliğini dilleyip
kasıklarına indiğimde kıvranışları daha da
arttı. Amcığı çok hafif tüylüydü. Önce parmaklarımla amının
dudaklarını açtım, sonra da dilimin ucunu değdirdim. "Offf!"
dedi yine kısık sesle. Amını yaladıkça inlemeleri
çoğalıp, çekyatta kafasını bir sağa bir sola atarak
çırpınıyor, saçlarımı koparırcasına
çekiştiriyordu. "Oyyyy, oyyy, sakın durma, sakınnn
durmaaa!" diye inliyor, suları sanki o yol
kenarlarındaki köy pınarları gibi akıyordu. Ağzım
burnum sırılsıklamdı...
Yanına
yatıp ona doğru döndüm, onu da sırtüstü yatırıp, benden
taraftaki bacağını kaldırıp yarağımı
amına soktum. "Offfff, çok güzel bir yarak bu, sik
amcığımı, dağıt, dibini bulana kadar sokkk!"
dedi. Kulağına, "Bir hafta izinliyim, hergün gelip sikeceğim
seni, amını yarağa doyuracağım!" diyordum. "Gel
sik, hatta hiç gitme, ohhhh, bütün gün sik istersen!" diye inliyordu. Uzun
süre böyle siktikten sonra alta yatıp kucağıma aldım Hatice'yi.
Şimdi o upuzun salçaları göğüslerinin üzerine düşmüş,
zıplıyordu. "Ohhhh, ne güzel kazık gibi yarağa oturmak!"
diye söyleniyor, giderek hızlanıyordu. Ben de alttan pompalamaya
başladım. Karşılıklı hareketlerle resmen
birbirimizi sikiyorduk. Titremelerinden, durup kasılıp tekrar
başlamalarından orgazmlarını sayabiliyordum. Hatice üçüncü
orgazmını yaşarken ben de döllerimi amının içine
akıttım. Durup kasıp dışarı boşalma
şansım olamazdı, çok dolmuştum.
Yanyana yatarken, "İçine
boşaldım ama?" dedim. "Sorun yok!" dedi. Birer sigara
yaktık. "İlk sen mi anlatırsın, ben mi anlatayım?"
dedi. "Anlat!" dedim. "Ben Sarıgöl'den değilim, babam
öğretmendi tayini çıkınca gittik, ortaokul ve liseyi orda
okudum. Lise bitince 14 yıl önce (hesaba göre yaşıttık)
aynı okulda görev yaptıklarından benden 10 yaş büyük
kocamla evlendim. Babası Sarıgöl'de zengin bir çiftçi,
yatılı öğretmen okulundan sonra üniversite okuyup gelmiş,
hem çiftçilik hem öğretmenlik yapıyor. Kibar, görgülü, dürüst
adamdır. Fakat ilk zamanlar benimle sevişirken ereksiyon sorunu
yaşıyordu, benim çok güzel olduğumu, canımı
yakacağından korktuğunu falan söylüyordu, eliyle
boşaltıyordu..."
"Bir gece çok
zorladım, yarı kalkıkken içime almaya çalışırken
kalçalarından tuttum, o an farkettim ki irkildi. Ben de
parmağımı arka deliğine doğru kaydırıp
bastırdım, yarağı o zaman kalktı ancak, o gece hamile
kaldım zaten. Sonra bir süre daha dokunmadı bana. Ben yine bir gece
sırtı dönük yatarken parmağımı göt deliğine
bastırıp yarağını elime aldım. Parmağım ikinci boğuma
kadar girdi götüne, yine yarağı sertleşti ve sikti beni, ama
parmağımı çıkarmama müsaade etmeden ve daha çok
kıvıra kıvıra. Sonra ağlayarak anlattı, yatılı
okurken yatakhanede normalmiş böyle şeyler, hatta
üst sınıflar alt sınıflardan seçermiş. Bizimki
kurtulamamış bundan, üniversitede de erkeklerle olmuş..."
"Bana,
istersen boşanalım, ömür boyu sana bakarım dedi. Ama 3.5
aylık hamileydim. Ne der, nasıl açıklarız diye
düşündük uzun zaman. Oğlumuz oldu. Sonrasında kalmaya karar
verdim. İnternetten bir sürü oyuncak aldı ikimize de, ben onu belden
takmalı yaraklarla siktim, götüne vibratör sokarken o da yarı
kalkmış yarağıyla beni sikti. Defalarca tatillere gittik,
birilerini bulup gerçek sikişler yapmak için, ama tüm çabalarımıza
rağmen yapamadık, daha doğrusu ben yapamadım..."
"Sonra
oğlumuz Fen lisesini kazanınca buraya geldik. Aşağıda
tek kalan Salih'i gözüme kestirdim. Ama daha çok gençti. Tam birşeyler
olabilecekken korktu sanırım. Ona sana anlattığım gibi
anlatamazdım da, genç dedim okulda falan anlatır başkaları
da musallat olur. Anlayacağın 2 ay önce seni gördüm eve girerken, sen
her gelişinde arkandan ya da önünden kadın da geliyordu, anladım
ve kocama söyledim. O da gelip seni görmek istedi. Cumartesi misafirin gidince
dışarıdan geliyormuş gibi aşağı inip
kapı önünde çıkmanı bekledik, anlayacağın sana tuzak
kurdum dedi!" dedi.
"Böyle
tuzağa can kurban dedim!" vücuduna dokunup. Uzanıp
dudaklarından öptüm. Aşağıyı gösterip, "Ebru
duymadığı sürece ben her zaman yanındayım, haberin olsun!"
dedim. "Teşekkür ederim!" dedi, sarılıp
dudaklarımı öpmeye başladı. "Benim gitmem lazım!"
dedim (Sabah Ebru, öğlen Hatice, biliyordum ki karımın regl
bugün bitti, akşama sevişmek isteyecek).
Giyinip
çıktığımda Ebru'dan mesaj vardı, "Müsaitsen gel,
kahve içelim, dükkandayım!" diye. "Geliyorum!"
yazıp gittim. Dükkanından
girdiğimde en az 4-5 eleman vardı. İlk denk gelen
satış temsilcisine, "Ebru hanım?" diye sordum, "Buyrun,
üst katta büroda!" dedi. Herhalde son günlerde
yaşadıklarımdan olsa gerek, herkes potansiyeldi. Kadın
önümden yürürken baktım Armut popo, gözüm götünde üst kata
çıktık. Jaluzilerle kapalı camekanlı bir odanın sadece
kapı camındaki jaluzi açık. Kadın kapıyı tıklatıp,
"Ebru hanım, misafiriniz var!" dedi. Gerçekten kaliteli
döşenmiş bir bürosu vardı.
Ebru beni görünce,
"Gel canım, gel!" dedi. Bir an Ebru'nun bu
rahatlığı aklıma takılıp, beni getiren kadına
doğru baktım. Ebru, "Hımmm, komşum komşunla
tanışmadın mı? Ayşe, bu da Furkan!" dedi gülerek...
(Furkan)
Tatlı Komşum! (1)
Tatlı Komşum! (2)
Tatlı Komşum! (3)
✔
Tatlı Komşum! (4)
Tatlı Komşum! (5)
Tatlı Komşum! (6)
Tatlı Komşum! (7)
Tatlı Komşum! (8)
Tatlı Komşum! (9)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: