Teyze Kızının Eltisi! (4) (Murat 45 Y., Aydın)
Uyandığımızda
öğlen saat 13:00 idi. Melek alelacele eve gidip geldi. Biz yatakta biraz
sümsüklenip oynaşırken, "Hadi kalkın kahvaltıya gidiyoruz!"
dedi. Ama ortalık o kadar hareketliydi ki, bana arkadaki site
duvarından atlayıp ana yola çıkmak dışında
alternatif yoktu. Yola yürüdüm. Melek arabasıyla yanaşıp beni
aldı, kadınlar önde, ben arkada kahvaltıya gittik...
16:00 civarı,
"Artık gitmeliyim!" dediğimde, "Yaaa kal bu gece de!"
dediler. Ama, "Gitmem lazım, haftaya ayarlayıp İzmir'e
gelin!" dedim. Beni aracıma yakın indirdiler. İzmir'e
döndüm. Ama hemen eve gidip, "Grip oluyorum sanırım!" dedim.
Yatak odasına girip, sıcak bir duş aldım, ertesi sabaha dek
uyudum.
Ertesi gün akşam üzeri,
sanırım onlar da uyuyup kalmıştı, hem Melek'ten hem
hale'den mesajlar vardı. Melek, "Oyunu bozmadığın için
sağol!" derken, Hale, "Aşkım sayende o kadar mutluyum
ki, yıllardır nerdeydin?" yazıyordu. İkisine de ayrı
ayrı yazmaya başladım. Önce Hale'ye, "Biran önce plan
yapıp ne gün geleceğinizi yazın, ben de organizasyonumu
yapayım!" yazdım. Melek'e ise, "Hale ile gelmeden önce
yalnız gelmeni istiyorum!" yazdım, sekse doymama rağmen.
Çarşamba
akşam üzeri Hale'den gelen mesaj ilginçti, "Aşkım Mustafa'ya
olmaz demeye gittim, ama nasıl oldu anlamadım, en son ağzımı
sikiyordu!" yazmıştı. "Ya amını?"
yazdım. "Hayıııırrrr!" diye yazdı. Melek'e
yazdım, "Naber?" diye. Az sonra aradı. Ona, "Hale'den
ses seda yok?" deyince, "Ben de aradım, cevap vermedi, gidip
kapıyı çaldım, kapalı heryer, acaba Aydın'a mı
gitti diye düşündüm." dedi. "Sen ne yapıyorsun?" dedim.
"Hiç, evdeyim, benimki balıkta!" dedi. "Ne zaman geleceksin?"
dedim. "Müsaitsen Cuma olur mu?" dedi. "Tamam, yarın
kararlaştıralım programı!" dedim, kapattık.
Perşembe günü
Hale'den ses seda çıkmadı. Melek'e Hale'yi sordum, ama o da, "Bilmiyorum!"
dedi. Cuma için program yaptık. İnciraltındaki lüks otelde oda
ayırttım. Karıma da, taahhüt işi
aldığımı, tespit için Mordoğan'a gideceğimi,
işim uzarsa kalıp Cumartesi döneceğimi söyledim. Orda bir
projemiz vardı zaten, ama karım bilmiyordu.
Cuma sabahı
Melek kendi aracıyla geldi. Kahvaltı ederken, "Kocana ne dedin?"
diye sordum. Güldü. Merakla bekledim açıklamasını. "Biz Almanya'da
çok zengin ama ortak iki ailenin çocuklarıydık. Ama karı
kocalığımızı tam inşa edemedik. Hani Ahmet
balığa çıkıyor ya, aslında yan koydaki kiraladığı
eve genç sevgilisine gidiyor. Almanya'da boşanmaya karar verdik, çünkü
birbirimizi istemiyorduk, ama iki aile de miraslarından mahrum
edeceklerini söyleyip burayı aldılar bize, Türkiye Almanya kadar
rahat değil toparlanırız diye o siktiğimin sitesinden ev
alıp şutladılar! Almanya'da benim de birileri oldu, ama buraya
geldiğimiz iki yıldır kendime göre gönlümün istediği
gözümün kestiği birini denk getiremedim. Ama Ahmet parasını
verip üçüncü genç kızı alıp götürüyor yan koydaki kiralık
evine. Bir şey söylememe gerek yok anlayacağın!" dedi.
"Hale
bunları biliyor mu?" dedim. "Hayır, ona anlatırsam
kocasına söyler mi diye düşündüm ilk zamanlar, sonra da ailece iyi
görüşür olduk. Sitede tek arkadaşım Hale idi, bu kez de acaba
benden uzaklaşır mı diye korkup söylemedim. Sonra seni
anlattığında söylemek istedim, ama seni kaptırma korkusu
yaşar mı diye düşündüm. Anlayacağın haberi yok!"
dedi. "Sahi, Hale ne alemde? İki gündür haber alamıyorum!"
dedim. "Bilmiyorum, birkaç kez yazdım, cevap ta yazmadı!"
dedi.
Yarım saat
sonra meşhur körfez manzarasında odadaydık.
Karşıyaka'ya bakan pencerenin önünde süper bir sakso çekti bana. Ben
de pencereye ellerini dayayıp amını göt deliğini
yaladım. Melek'in götünü sikmemiştim daha, ayrıca detayları
da bilmediğim için amına boşalmamıştım o ilk gün.
Amına boşaldım uzun bir sikişme sonunda. Bir saatlik
dinlenme sonrası balıkçılardan birine gidip yemek yedik. El ele
döndük otele. Bir de götünden siktim. Tam boşalmak üzereyken Meleğin
telefonu çaldı. Arayan Ahmet'ti. Açmadı. Bir dakika sonra Ahmet tekrar
aradı, ama bu arada biz de boşalmış, yatağa
devrilmiştik.
Melek
kızgınlıkla açtı, "Ben seni sevgilinle beraberken
arıyor muyum? Ne var, ne istiyorsun?" dedi. Karşıdan Ahmet
birşeyler anlattı bir dakika boyunca. Melek dolu gözleri ile yutkunup,
"Tamam geliyorum!" dedi. Sonra bana dönüp sarıldı ve
ağlamaya başladı. "Ne oldu?" dedim. "Hale, Mustafa...
Ayhan..." dedi. Hıçkırıklarının arasında, ama
anlamadım. Sonra anlaşıldı olay, Ayhan alışkanlığı
olmasa da Cuma sabahı yazlığa gelmiş ve Hale ile Mustafa'yı
evde yakalamış. Önce Hale'yi, sonra Mustafa'yı, en son da
kendini vurmuş...
Bu olayın üzerine tam üç ay kimseye
çaktırmayacağım diye uğraşarak kendime gelemedim. Bu
arada bizim telefon görüşmelerimiz yüzünden polis birkaç kez ifademi
aldı, ama olay barizdi. Kıskanç koca, genç yazlık komşusu
ile karısını vurup intihar etti. Benim yüzümden öldü diye çok
suçluluk hissettim. En son yine Melek sağolsun, "Hale yaşamak
istediği herşeyi senle yaşadı, sayende yaşadı,
böyle düşün!" diye diye aklımı çeldi. Melek daha sonra İzmir'de
ev kiraladı, Kuşadasından çok burda, ben de ev ve dükkandan çok
ondayım...
Olaydan dört ay sonra,
öğlen saat 12:00 gibi teyze kızı aradı, "Konuşmamız
lazım!" diye. "Ne oldu?" dedim. "Dava dosyasında
ismin çıktı, nedir bu öğrenmek istiyorum, ben şimdi İzmir'deyim.
İş yerine mi geleyim, sen mi gelirsin?" dedi. Dilek'le
yaşıttık, altlı üstlü evlerde büyümüş, okula beraber
gitmiştik. Kocası ile dosttuk. Ama kocası iki yıl önce
girdiği basit bir ameliyattan çıkamamış vefat etmişti.
Dilek, geçen yıl sünnet yaptığımız oğlu ile
kalmıştı. Dükkana gelmesini söyledim. Dileği gerçekten
severdim, ama ona hesap vermek istemiyordum...
Hışımla
girdi dükkandan içeri. Bereket müşteri de yoktu, ekipleri de sabah
işlerine dağıtmıştım. Önüme bir dosya attı.
Çay may birşey diyemedim. "Bana bunları açıklaman
lazım!" dedi sert ve otoriter bir sesle. Evrak, olayın tahkikat
dosyasıydı. Hale'nin telefon kayıtları sayfalarca
dökülmüştü. Mesajlarının detayları, mesaj tarih ve
saatleri, tüm arama kayıtları, kim aradı kimi aradı, hepsi
vardı. Çok uzun bir süreci kapsıyordu. Biraz baktım, hatta son 3
gün mesaj trafiği çok fazlaydı. Benimle o son 3 telefon
konuşmasının tarih ve saatleri (eve girerken tarifi, Mustafa'nın
yanından aradığı 2 görüşme), Ayhan'ın aramaları
vardı, ama en önemlisi mesajlar telefonundan
alınmış içerikleri bile döküm haline getirilmişti.
Dilek
sabırsızlıkla bekliyor, masada birşeyleri eline alıyor,
bir süre onunla oyalanıyor, sonra çantasını
karıştırıyor, sigara yakıyor, söndürüyordu. Mesajlara bakarken dikkatimi çeken bir şey oldu. Ben Melek ve Hale
3'lü seviştikten sonra, Melek eve kocasına bakmaya gittiğinde,
Hale Mustafa'ya mesaj atmıştı.
Hale, "Bugün çok tahrik oldum,
fotolarımı görünce!"
Mustafa, "Hale abla geleyim mi?"
Hale, "Hayır şimdi değil, ben seni
çağırırım, bu gece Melek ablan burda, offf hayallerim
gerçek oluyor!"
Mustafa, "Hayallerin neymiş abla? Seni
saatlerce evire çevire sikeceğim!"
Hale, "Ohhhhhh!"
Mustafa, "Deme öyle, Melek abla uyuyunca geleyim!"
Hale, "Hayır
gören olur, yarın öğleden sonraya hazır ol sen!"
Mustafa, "Tamam
abla, uyuyamam ben şimdi!"
Hale, "Uyu, yarın bana güçlü
lazımsın!"
Melek viski'yi
getirip biz içmeye başladığımızda da
yazışmalar devam etmiş. Ne ben, ne de Melek Hale'nin telefonla
yazıştığını farketmemiştik. Hatta Ayhan
aradığında da yazışıyormuş Mustafa ile.
Hale,
"Anlat bakalım, nasıl sikeceksin beni?"
Mustafa, "İşte
böyle!" (İnternetten indirdiği amdan sikiş pozisyonunun
fotosunu koymuş.)
Hale, "Offff, başka?"
Mustafa, "Bunu
da çok merak ediyorum!" (Götten sikiş fotosu.)
Hale, "Eveetttttt,
şimdiden sulandı amım!"
Mustafa, "Ohhh abla,
attırcağım şimdi!"
Hale, "Ziyan etme, yarın
ağzıma attırırsın!"
Tuhaftı, biz
o gece 3'lü yaparken ne ara yazmıştı bunları.
İşin ilginci benimle tüm yazışmaları silinmiş
olmasına rağmen, Mustafa ile yazışmaları duruyordu.
Gece saat 02:00'de, Hale, "Bak yarın bunları sikeceksin!"
(Sikilmekten kızarmış amının dudaklarını ve göt
deliğinin fotolarını çekip Mustafa'ya yollamış.)
Mustafa, "Ohhh, Halemmm, ben şimdi bunlara bakıp
boşalırım!"
Hale, "Hayırrr, sadece azgın
kal diye yolladım!"
Ertesi sabah, Hale, "Günaydın
yakışıklı!"
Mustafa, "Günaydın, geleyim mi?"
Hale, "Bu kadar sabırsız olma, Melek ablanla işimiz var
akşam üstüne kadar, ondan sonra seninim!"
Mustafa, "Sabırsızlıktan
öleceğim!"
Hale, "Heyecanlanma, amımı doldurmadan
boşalmanı istemiyorum!"
Ben bu kadını
bir gün önce saatlerce her deliğinden sikmiştim, demek ki gram
doyuramamışım. Saat 16:30'da beni arabama bırakıp, Melek'le
siteye dönüşlerine kadar ne yazışmalar, ne yazışmalar!
Okurken bile yarağım kalkmış masa altında gizlemeye
çalışıyordum.
16:30'da, Hale, "Gel hadi Mustafa, evdeyim,
ama arka bahçeden gel, kimseye de görünme!"
Mustafa, "Uçtummmmm!".
Sonra ertesi gün
yani Perşembe gecesine dek mesajlaşma yok, demek ki 24 saat
Mustafa Hale'deymiş.
Gece saat 22:00'de, Mustafa, "Annemlerin de
geleceği tuttu!"
Hale, "Olsun, dinlenmiş olursun!"
Mustafa, "Ama özledim!"
Hale, "Biliyorum, ben de özledim, ama
7/24 sikemezsin ya!"
Mustafa, "Sen ver ben sikerim yavrum!"
Hale, "Offf, deme şimdi, bak zaten sürekli bana bakıyorsun
annenler anlayacak!" (İkisi de verandada herhalde.)
Mustafa, "Ne
yapayım şu an çok güzel görünüyorsun!"
Hale, "İyice
dinlen bu akşam, sabah annenler gidince amcığım ve götüm
seni bekliyor olacak!"
Mustafa, "Ağzın da yavrum, çok
sevdim ağzına yüzüne boşalmayı!" (Vayyy
ağzına boşaltmayan kadın gencecik dölleri yalayıp
yutmuş.)
Hale, "Çok tatlıydı döllerin, ilk kez yuttum dedim
değil mi?"
Mustafa, "Evet aşkım, Halem!"
Hale, "Tamam,
ben içeri giriyorum!"
Mustafa, "Girme, biraz bacaklarını
açsana!"
Hale, "Gören olur!"
Mustafa, "Hadi aççç!"
Hale,
"Delisin sen!"
Mustafa, "Offfff! Külot
giymemişsin?"
Hale, "Hazır beklesin diye!"
Gece boyu böyle sürüp giden
yazışmalar...
Ertesi sabah 10:00'da, Hale, "Annenler gitti,
geliyor musun?"
Mustafa, "Evettttt, duş alıp hemen
geliyorum!"
Hale, "Ben aldım, amcığım mis gibi
kokuyor, gel de sik!"
Sonra bir sürü
evrak, Ayhan'ın otoban giriş çıkış
kayıtları, sitenin kamerasından giriş saat ve fotosu,
tabanca ile ilgili ruhsat vs. mermi kovanları. Mustafa'ya ve Hale'ye 4'er
kurşun isabet etmiş. Ayrıca salonun krokisi çizilmiş ve
ufak bir detay vardı, kanape de bir adet seks oyuncağı
bulunmuş. Daha önce tahkikat dosyası görmemiştim, ama
herşeyin bu kadar detaylı ve adlı adınca
yazılmış olması çok tuhaf gelmişti.
Dilek, "Ne o,
yazışmalar çok mu ilginç geldi, kafanı kaldıramadın?"
dedi. Telefonda bana dair bir iz yoktu, ama telefon kayıtları
vardı. "Neyi soruyorsun bana sen şimdi?" dedim. Dilek, sanırım
operatörden alınan bir yıllık telefon görüşme listesinin
sayfalarını aralayıp, "Bunlar ne?" dedi benim
numaramın üzerine parmaklarıyla vurarak. Bir an yutkundum. Dilek,
"Benim anlamadığım, geçen yıla kadar sakin, kendi
halinde, kafasını önünden kaldırmayan kadının
nasıl bu orospuya dönüştüğünü merak ediyorum!" deyip dosyayı
gösterdi. Hemen sonra da, "Ölünün arkasından konuşuyorum!"
deyip hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Ne
yapacağımı, ne söyleyeceğimi bilmez halde kalkıp
dolaptan su aldım, kolonya ve kağıt havlu alıp önündeki
sehpaya oturdum. Biraz kolonya döktüm ellerline. Kağıt havlula gözyaşlarını
sildi. Diz dize oturuyorduk. "Bak.." dedim, iki elini de tutup
sarstım ve "Bana bak, ne oldu?" dedim.
Anlatmaya
başladı. "Ben ondan önce evlendim biliyorsun, beni kaynanam
yetiştirdi sayılır. Gerdek gecesi sabahı kaynanam beni ve Hale'yi
karşısına alıp, sen onun ablasısın koruyacak, kollayacak,
doğruları, yanlışları gösterecek mutlu olması
için çabalayacaksın. Sen de onun kardeşisin, saygını eksik
etmeyecek, onunla beraber doğruları yanlışları bulacak,
kocalarınıza güzel birer kadın, çocuklarınıza iyi
birer anne olacaksınız demişti. Ama ben onu koruyup
kollayamadım, iyi bir abla olamadım ki, olanları anlamadım
bile, kendi derdimle (kocasının ölümünü kastediyordu) o kadar
ilgilenmeyip ondaki değişimi görebilseydim, belki de 5 kişi
ölmemiş olacaktı!" dedi.
"5 mi?"
dedim. "Haberin yok mu?" deyip anlattı. 2 yılda 2 evlat,
bir gelin kaybeden kayın pederi ve kayın validesi birer ay arayla vefat
etmiş. "Tek başıma kaldım, şimdi de bu dosya
ortaya çıktı. Çocuklarından gizlemeye çalıştım,
ama sonuçta olay belli, çırılçıplak banyoda duş
alıyorlarmış, su sesinden Ayhan'ın geldiğini
duymamışlar bile. Oysa dava dosyasında salonda vuruldukları
yazıyordu. Polisin tahmini, kaçarlarken, Ayhan çantasından
silahı çıkarıp salonda yakalamış! Bu nasıl oldu,
biliyorsan anlat bana!" dedi yalvaran gözlerle.
Elemanlardan
birine telefon ettim, dükkana çağırıp, dükkanı ona teslim
ettim. Melek 15 günlüğüne Almanya'daydı bir akraba düğünü için gitmişti.
Arabaya bindik, Meleğin eve götürdüm Dileği, bir yerlerden yiyecek birşeyler
söyledim. Dilek, "Burası neresi ve neden geldik buraya?" dedi. "Burası
arkadaşımın evi, anlatacaklarım uzun ve dükkanda
tepkilerinin nasıl olacağını bilemediğim için geldik.
Gelen giden müşterilerin ağlayan bir kadın görmesi işim
için iyi olmaz takdir edersin ki!" dedim. "Peki tamam, anlat
bakalım!" dedi. "Hayır, birşeyler yemelisin!"
dedim. "İştahım yok!" dedi.
Çocukluğumuzda
evcilik oynadığımızda, karı koca rolünde, bana yemek
yapar, sonra da tabağın içine ağzına kadar birşeyler
doldurur, "Bu çok!" dediğimde, gözlerini patlatır, "Hepsini
yiyeceksinnnnnn!" derdi. Gözlerimi patlatıp, "Hepsini
yiyeceksinnnnnn!" dedim. Zor da olsa gülümsedi...
(Murat)
Teyze Kızının Eltisi! (1)
Teyze Kızının Eltisi! (2)
Teyze Kızının Eltisi! (3)
Teyze Kızının Eltisi! (4)
✔
Teyze Kızının Eltisi! (5)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: