Teyze Kızının Eltisi! (2) (Murat 45 Y., Aydın)
Aylarca Hale'yi
sikmek için Aydın'a gidip geldim. Gidemediğim zamanlarda da telefonda
ya yazışarak ya da konuşarak boşalıyorduk. Nisan
ayının ilk haftasında Hale Kuşadası'ndaki
yazlıklarına geldi. Ekim ayına kadar Hale yazlıkta tek
başına kalıyor, Ayhan sadece hafta sonları, çocuklar ise 2
ya da 3 haftada bir yanına geliyorlardı. Bana, "Bir gece gelip
kalmanı istiyorum, rakı içip, sevişmek istiyorum!"
dediğinde, karıma, Pazartesi İstanbul'da fuara gideceğimi
söyleyip, öğlen vakti elimdeki paketlerle gittim. Arabayı
oturdukları siteden 100 metre öteye bıraktım, ama telefonla beni
yönlendiriyordu. Site komşularına görünmeden girmem gerekiyordu. "Şuraya
sap... patikadan geç... şimdi şu yola sap..." derken, yarım
saatte zor girdim içeri, arka bahçeye açılan sürgülü cam kapıdan.
Sadece plaj
elbisesi vardı üzerinde. İçinde bir şey
olmadığını, "Çok özledim!" diyerek
sarıldığında yumuşacık göğüslerinden
anladım. Elimi kalçalarına atıp avuçladım. "Kalacaksın
ha, offf ne zamandır hayal ediyordum!" dedi. Elimdeki paketi görünce,
"Ne getirdin?" dedi. "Sürprizim var, ama sonra!" dedim.
Gelirken bir tane Cial*s alıp yutmuştum, etkisini gösterdi hemen. "Yatak
odası nerde?" dedim elimden tutup götürdü. Soyunurken, "Akşam
sikti mi Ayhan?" dedim. "Hı hı sikti, sabah kalkınca
da sikmek istedi, ama sen geleceksin diye bir an önce yolladım!"
dedi. "Hımm, özledin yani yarağımı?" dedim. "Hem
de çok!" deyip yarağımı ağzına aldı. "Açayım
mı perdeleri?" dedim gülerek. "Manyaklaşma! dedi.
Evlerin arası
uzaktı, her evin 4 tarafı en az 20'şer metrelik bahçelerle
çevriliydi. "Kalk, kalın perdeyi aç sadece, tül kalsın!"
dedim. "Ciddi misin hayatım, gören olur!" dedi. "Görmezler!"
dedim. Kalkıp açtı istemsizce. Yastığı yükseltip
yarı oturur pozisyonda kucağıma oturttum. Bu sayede ben de
dışarıyı görebiliyordum. Amcığına
aldığında sanki akşam kocasıyla sikişen o
değilmiş gibi derin bir, "Ohhhh!" çekti. Oturup kalkarken
parmağımı arka deliğine soktum. "Ohhhh, yazlıkta
perde açık, hem amım sikiliyor hem götümmm, ohhhh, sik
aşkım, doyur deliklerimi!" diye inliyordu. Gözü sürekli
dışarıdaydı. İlk başta yoldan geçenler veya
kumsala gidenler olduğunda duruyordu. Dikkatimi bir şey çekti. 18-19
yaşlarında bir genç 10 dakikada 3 kez geçti, hem de ev tarafına
bakarak. O geçerken Hale daha isterik şekilde oturup kalkıyordu.
Başkaları geçerken görmesinler diye duruyordu.
Çocuğu
görebiliyordum. Çapraz evin verandasına oturmuş, bu tarafa bakıp
sigara içiyordu. Hale'nin hafif çapraz arkasında
kaldığından, direk bakamasa da kafasını sallıyor
gibi yapıp arkaya çocuğa doğru baktığını
görebiliyordum. "Kim o?" dedim. "Kim kim?" dedi. "Şu
genç!" dedim çenemle işaret edip. "Haa o mu? Mustafa,
komşunun oğlu, elimizde büyüdü!" dedi kucağımda
zıplamasını yavaşlatıp. Amcığını
yarağıma sürter gibi kıvırıyordu. "Sürekli buraya
bakıyor!" dedim. "Markete falan giderken her gün uğrar 2
yıldır, biraz tuhaf ama sürekli gözü burda!" dedi. Nerdeyse
durmuştuk. Çok yavaş hareket ediyorduk. "Ergen çocuk seni
sikmeyi hayal ediyordur!" dedim. "Sanırım, ama utandığından
yanaşamıyor!" dedi. "Gösterip azdırıyor musun
kız yoksa?" dedim. "Daha önce yapmazdım, ama bu yıl!"
dedi.
Yavaş
yavaş hızlanıyordu. "Senle sikişmeye
başlayalı, beni iyice azgın yaptın, geçen sahilde seninle
yazışırken pembe bikinim vardı üzerimde..." dedi. "Eeee,
anlat ne orospuluklar yaptın?" dedim. Daha da hızlanıp, "Ohhhh!
Şezlongda dalmışım, bacaklarımı
aralamışım, güneş gözlüğümün altından baktım,
denize beline kadar girmiş, amcığıma bakıyor, bir ara
elimi attım ıslaklığım dışarı
vurmuş amımın olduğu yer ıslak, o da direk oraya
bakıyor, sen de habire yazıyorsun şöyle sikecem böyle sikecem
diye, sularımı da tutamıyorum, baktım olacak gibi
değil çok yanmışım gibi havluyu örttüm üzerime!" dedi.
"Ohhhh orospum benim, siktirseydin bari!" dedim. "Ohhhh,
siktirsem mi?" dedi. Bu sözlerden sonra ikimiz de deliler gibi
boşaldık...
İçeriye
geçtik. Tam kahve yaparken verandadan çocuğun sesi geldi, "Hale abla
markete gidiyorum, bir şey lazım mı?" diye. Hale plaj
elbisesini üzerine geçirip kapıyı açtı. Ben salon tarafında
olduğum için kapıdan görünmüyordum. "Mustafa sana zahmet bir
ekmek alır mısın?" deyip çocuğa arkasını
döndü. Kapının yanındaki portmantoya uzandı. Benim
olduğum yerden gördüğüm, resmen baldırlarının üst
kısmına kadar sıyrıldı plaj elbisesi, biraz da
oyalandı para çıkarma bahanesiyle. Çocuk gidince geldi yanıma
oturdu. "Sen hergün cüzdandan böyle para veriyorsan, çocuk günde 10 kere
bakkala gidiyordur herhalde!" dedim. "Gördün mü showumu?" dedi.
Zaten sütyensiz göğüslerinin uçları elbiseden fırlıyordu.
"Bazen
çamaşırları asarken öyle denk getiriyorum ki, öne
çarşafları asıyorum sadece çaprazdan görüleyim diye, özellikle
diğer daha kısa olan elbiseyi giyiyorum, yukarıya uzanınca küloduma
kadar sıyrılıyor, aşağıya eğilince de
göğüslerim fora ediyor, o kadar ıslanıyorum ki, içeri girip sana
yazıyorum elim amımda!" diye anlattı. Kahveler
bitmişti o ara. "O zaman artık elinle
uğraşmayacaksın!" deyip, internetten aldığım
büyük plastik yarağı çıkardım kutusundan. "Oha
aşkımmm, bu ne?" dedi. "Bak şimdi!" dedim ,bacaklarını
aralayıp amcığının dudakları arasına
sürtmeye başladım. "Oğğğıııhhh!"
diye tuhaf sesler çıkarıyordu. Önce kafasını soktum biraz
sürttüre sürttüre, sonra milim milim kaydırdım içine. "Ohhhh,
çok kalın, çok uzun, ohhhh çok güzel, aşkımmmm bu harika bir
hediye, ohhhh, aşkım ağzıma ver yarağını!"
dedi. Koltukta ilginç bir hal aldık. Yarağımı emerken, "Immmhhh,
offf, ıhhhhh!" diye inliyor, plastik yarak amcığına
girip çıktıkça kalçalarını oynatıyordu.
Tam o sırada Mustafa'nın
sesi duyuldu, "Hale abla!" diye. Aceleyle toparlandı, gidip
kapıyı açtı. Farkında değildi ama
aldığı zevkten göğüs uçları kocaman olmuş üstündeki
elbiseye isyan ediyordu. Teşekkür edip ekmeği alırken, Mustafa
herhalde daha çok dikizlemek için, "Denize gelecek misin bugün?" diye
sordu. Hale de, "Gelirim, ama çok işim var, ne zaman biter bilmem!"
dedi. Mustafa iyice kafaya koymuş olmalı ki, "Benim yardım
edebileceğim bir şey varsa seslen yeter Hale abla!" dedi. Resmen
kapıda cilveleşiyorlardı. Hale, "Olursa hemen
çağırırım Mustafacığım! Hafta sonu Ayhan
abin vardı, çarşaflar falan kirlendi (bak orospuya!)
çamaşır yıkıyorum, o yüzden belki geç gelirim denize, zaten
benim de canım çok istemiyor, ancak sen gidersen gidecektim, hem bikinimi
de yıkadım!" dedi.
Mustafa, "Pembe
olanı mı Hale abla?" diye sorunca, "Evet onu!" dedi. Mustafa,
"Çok yakışıyor sana..." dedi. İçimden, (Kızım
gir içeri, çocuk seni şimdi verandada sikecek!) dedim. Hale, "Tamam
Mustafacığım, denize gidecek olursam sana işaret ederim!"
dedi (Seslenirim yok, yani gözlerini benden ayırma diyor hatun!). Hale
içeri geldiğinde benim yarak kazık gibi olmuştu. Hale'nin
bacaklarının içlerinden amcık suları süzülüyor, sanki
göğüs uçları zonk zonk atıyordu. Bacaklarını
işaret edip, "Kız suları saldın, görmüştür çocuk!"
dedim. "Gördü valla, kaç kez gözlerini devirdi bacaklarıma!"
dedi. Sonra da gelip kıçını döndü, yarağımı tutup
götüne hizalayıp üzerine oturdu. "Versene şunu!" deyip plastik
yarağı da elimden kaptı, amcığının
dudaklarına sürtmeye başladı...
Götünde ben
olduğum için amına sokmaya çalıştığı plastik
yarağın ancak kafası giriyordu. "Ohhhh
amcığım da götüm de dolu, ohhh, her deliğimden sikilmek
istiyorum, iki gerçek yarak doldursun içimi!" diye inliyor,
bağırmak istiyor ama bağıramıyordu. Gözleri
sımsıkı kapalı, hem Mustafa hem de benim aynı anda
siktiğimi hayal ediyordu sanırım. "Gel Mustafa, gel!"
dedim, sanki çocuk kapıdan girmiş gibi. Gözlerini bir açısı
vardı ki, "Korkuttun beni yaaa!" dedi. Ben götünden çekilince plastik
yarağı itiyor, ben yüklenince çekiyordu, tempoyu tutturmuştuk.
Cial*s bayağı etkili bir hapmış ki, iki kez
boşaldım götüne hiç çıkarmadan. Hale ise 3 kez orgazm oldu.
Biraz dinlendikten
sonra beni mutfak penceresine götürdü, "Sen burdan seyret, en iyi burdan
görürsün, hem bizim veranda hem de Mustafa'ların veranda görünür. Ben
çamaşır asmaya çıkacağım şimdi!" dedi. Perdenin
arkasından baktım, Mustafa ciğerci önünde bekleyen kedi misali
neredeyse gözlerini kırpmadan buraya bakıyordu. İki dakika sonra
Hale elinde çamaşır sepeti, ama az önce üzerinde olan plaj elbisesi
yerine daha ince askılı, götünün iki parmak altında mini etekli
kavuniçi bir elbise ile kapıyı açıp verandaya çıktı. Yüzünü
görmesem de sanırım Mustafa'ya gülümsedi ki, çocuk el
kaldırıp sırıttı.
Önce nevresim
takımını en ön ipe serdi. Veranda sanki
kapanmıştı, yoldan geçen kimse içersini göremezdi. Solda ve
sağda verandayı kapatan sürgülü siyah cam kapılar
yarısına kadar açık olduğu için, sol ve sağ çapraz
karşıdaki evler hariç kimse verandayı göremezdi. Önce sepeti
özellikle yere koyup, Mustafa'ya doğru domaldı. O mesafeden
çocuğun gözlerinin büyüdüğünü gördüm sanki. Hale o kadar yavaş
hareket ediyordu ki, sütyensiz göğüsleri çamaşırları
silkelerken hopluyor, elbisenin içinden çıkar gibi oluyor, uzanıp
çamaşır ipine zor yetişiyor gibi yaptığında
alttan sıyrılan etek simsiyah külodunu ortaya seriyordu.
Mustafa'nın eli de resmen masanın altında hareket ediyordu. Hale,
sepeti bir sağına bir soluna alıyor, eğilip sepetin içinden
çamaşır alırken, kah göğüs uçlarını kah götünü
sergiliyordu.
Bu oyun yarım
saate yakın sürdü. Yarağım yine taş gibi oldu. Sevgilimi bu
genç oğlanın sikişini seyretmek istiyordum. Hale içeri girip kapıyı
kapatır kapatmaz altındaki külodu çıkarıp attı. Beni
de kazık gibi yarakla görünce, hiç yer değiştirmeden perdenin
arkasında, "Çabuk sok hayatım diye!" inledi. "Şu
anda beni odanın birine saklayıp, Mustafa'yı
çağırmanı ve dölleri bitene dek sikişmeni istiyorum
sevgilim!" dedim. İnleyerek, "Offff ben de hayatım, ben de!
Nasıl azdırıyorsun beni, kendimi orospu gibi hissediyorum! Mustafa
gelse, o gencecik döllerini attırsa her yerime, ikiniz beraber sikseniz,
ağzım boş kalacak, biri daha lazım aşkımmmm, ohhh!"
diye diye orgazm oldu. Ben geleli daha 3 saat bile olmamıştı,
kendimi tutup boşalmadım.
15 dakika
dinlendikten sonra, akşam için birşeyler hazırlamaya
başladık. Mutfakta ben de elimden geldiğince yardım
ediyordum. Hatta iki defa tezgaha dayayıp arkadan amcığına
soktum, 5'er dakika boşalmadan siktim, sürekli azgın kalsın
istiyordum. O ara sordum, "Bu çocuğun anne babası nerde?"
diye. "Onlar çalışıyor karı koca, bazen akşam
gelir sabah giderler, bazen de sadece hafta sonları geliyorlar. Sol
yanımdaki Almancı, o Temmuz ya da Ağustosta gelir, 1 ay
kalır gider. Karşı ev Hatice abla, kocası öldü,
çocukları gelir haftasonları. Sağ çaprazdakiler genç emekli, onlar
bizim yaşlarda, Almanya'dan geldiler, yaz kış burdalar, ama çok
hareketliler. Ayhan geldiğinde onlarla otururuz genelde, masa kurarız,
bazen içer, bazen okey oynarız..." diye anlattı. Bir
çırpıda siteyi öğrendim. Hem meze hazırlıyor hem
konuşuyorduk...
Haleye, "Aşkım,
bu üçüncü kişiyi de aramıza alma işine ne dersin, bunu
düşünmek bile yarağımı dimdik yapıyor, senin de çok
zevk aldığın belli!" dedim. "Sorma,
hatırlıyor musun, ben 69 yapmayı bilmiyordum ya, 69'un ne
olduğunu Melek anlattı!" dedi çapraz Almancıyı
işaret edip, "Şimdi ise başkaları da olsun, beraber
sikin istiyorum, bak!" dedi, elimi tutup amına götürdü
vıcık vıcıktı. "Bugüne dek istemedim, ama bugün
nerdeyse Mustafa'yı içeri çekip aranızda Tost olmak istedim, Tost'u
da Melek anlattı, ama Mustafa çok genç, yarın çenesini tutamaz rezil
oluruz!" dedi. "Biliyorum! Başka birilerini buluruz!"
dedim. "Kimi bulacağız ki?" dedi. İki kez Melek
demişti. Bunu bilinçli yaptığını biliyordum. "Anlat
bakalım şu Melek nasıl bir tip?" dedim.
"Gel, bak!"
dedi, perdenin arkasından onların verandayı gösterdi. At gibi,
en 1.75 boyunda, ama tam ideal kiloda, siyah saçlı, irice göğüsleri
olan, az önce Hale'nin giydiği plaj elbisesinin lacivertini giymiş,
esmer güzeli bir kadın plaj havlusunu asıyordu. Bir an sanki beni
görüyormuş gibi baktı. Hale, "Hayatım ben gidip 15 dakika
takılayım şuna, yoksa biraz sonra aramaya gelir! Gidince salmaz
genelde, ama işim var der kaçarım!" dedi. "Tamam!"
dedim. O gidince ben de çabucak bir duş alıp, buzdolabına
baktım. Soğuk bir bira açtım, perdenin arkasına geçip
verandada oturan iki afeti seyretmeye başladım.
Mustafa'ya
baktım, aralarında bir ev olduğu ve aynı hizada
kaldıklarından Melek'lerin evini göremiyor, bir içeri bir
dışarı çıkıp girip duruyordu. Hatunlar hani teraslara
konulan salıncaklar var ya, onda oturuyorlardı, birbirlerine yüzleri
dönük ve kahkahalarla birşeyler konuşuyorlardı. Melek benden
tarafta oturuyor, yanladığı için bacak bacak üstüne atıp
devirdiği
götü muhteşem görünüyordu. Hale ise Meleğe
doğru dönmüş, bağdaş kurmuş, sanki çok
sıcaklıyormuş gibi kısacık eteğini sallıyor,
amını havalandırıyordu. Benim baktığım
açıdan görüldüğünü biliyordu. Bir ara Melek ayağa kalktı, Hale
de uzanıp eteğinin arkasını kaldırdı. Melek basenlerini
ve baldırlarını tutup Hale'ye gösteriyordu. Bense Meleğin (Gel
beni sik!) diyen Tanga külotlu götüne dalıp kaldım. İki dakika
sonra Hale ayağa kalktı, ikisi de kahkaha atıyorlarken, Melek
dönüp direk benim olduğum pencereye baktı. Sonra da Hale eve geldi.
"Ne oldu,
neden gülüştünüz o kadar?" dedim. "Evde sevgilim bekliyor, perdenin
ardından bakıyordu, az önce senin götü de gördü,
kaldırmıştır adam dedim!" dedi. "Ciddi misin,
beni biliyor mu?" dedim. "Biz herşeyi konuşuruz! Sen
geleceğini yazdığında beraberdik, o zaman söyledim. Zaten
ilk geldiğimde geçtiğimiz yıllarda telefonla bu kadar
ilgilenmediğim için bu sene sürekli telefon elimde diye
huylanmış, bir akşam bir poşet bira alıp gelmiş,
açıkcası sarhoş edip anlattırdı herşeyi.
Kızdın mı?" dedi. "Yok be, ne kızayım!"
dedim. "Zaten o da çok azgın, Kız bana da bulsak ya birini diyor,
kocası sırf bundan kaçmak için küçük bir tekne aldı, erkenden balığa
çıkıyor, geç vakit geliyor!" dedi. "Hımm.. O zaman bak
ne yapalım, bir gün al izmir'e getir, ben de arkadaşlardan birini
ayarlayayım, tanıştırırız!" dedim. "Aşkımsın!"
deyip dudağıma yapıştı. Sonra eline teli alıp Meleğe,
"Valla tamam!" diye mesaj yazdı.
"Mustafa ne
yapıyor, bak bakalım!" dedim. "Dur, senin için
yapmıştım seviyorsun diye, kabak mücveri var, bir tabak
götüreyim!" dedi. "Telefonunla beni ara, telefon açık git,
konuştuklarınızı duymak istiyorum!" dedim.
"Tamam!" deyip gitti. Verandanın içindeki koltuğa bana
sırtı dönük, bacak bacak üstüne atıp oturmuş, kahkahalarla
Mustafa ile sohbet ediyordu. Hale, "Ay hafta sonu Ayhan abin vardı,
çamaşır bulaşık dünya birikti, bir de Ayhan abin beni yordu
(!), bugün öldüm yorgunluktan! Annenler gelecek mi bu akşam?" dedi.
Mustafa, "Yok gelmeyeceklermiş, az önce aradı!"
Hale, "Eee
sen ne yapacaksın?"
Mustafa, "Bilmem, iki bira alıp
içerim belki.."
Hale, "Sarhoş olmayasın?"
Mustafa, "Yok
abla, bana bişey olmaz!"
Hale, "Bak sarhoş olup kızlara
falan musallat olma!"
Mustafa, "Yok be abla, kızların hepsi
şımarık!" (Ben senden hoşlanıyorum diyecek diye
bekledim.)
Hale, "Eee, yok mu sevgilin, gerçi eve de kimseyi
aldığını görmedim ama..."
Tam o esnada
kapıda tıkırtı gibi bir ses duydum, Hale anahtarı kapıya
takıp gitmişti. "Hale?" diye bir bayan sesi. Tekrar, "Hale?"
diye seslenince, şortumu giyip kapı arkasına gittim. Kapı
açıldı. Melek kafasını içeri uzatıp, "Hale?"
dedi alçak sesle. O zaman kapının arkasından çıktım ve
"Buyrun?" dedim. İçeri girdi ve "Hale nerde?" dedi. "Mustafa'yı
azdırmakla meşgul!" dedim. "Valla mı? Yine mi?"
dedi gülerek. Tanıştık. "Gel bak!" dedim, perdenin
arkasına götürdüm. Köşeden baktığımız için yanyanaydık.
Bu arada Hale ile Mustafa sohbeti derinleştirmişler, Mustafa kışın
okuldaki kızlardan biriyle yakınlaşmasını
anlatıyordu. Karşıya ses gitmesin diye fısıltıyla,
"Ben dinleyeyim diye telefonu açık!" dedim. Tebessüm edip, hem
dinleyip, hem seyretmeye başladık.
Melek nasılsa
herşeyi biliyor diye, "Hale siktirecek nerdeyse!" dedim. Melek
de, "Ağzını sıkı tutacağını bilse
çoktan siktirirdi!" dedi. Melek solumdaydı,
omuzlarımızın arası bir cm bile yoktu. Kulağıma
yakınlaşıp, fısıltıyla, "Ben de
arkadaşlarımdan ayarlayayım dediniz diye belki konuşuruz diye
gelmiştim!" dedi. Fısıltıyla, "Nasıl birini
istersin?" dedim kulağına dudağım değecek kadar
yakın bir halde. "Hale'nin anlattıklarından
anladığım kadarıyla senin kadar iyi bir sevgili olsa yeter!"
dedi.
Hale'nin Mustafa'yla
konuştuklarını duymak için telefonu ikimizin
kulağının arasına kaldırdım tekrar.
Hale, "Kız
güzel miydi?"
Mustafa, "Çok güzeldi, ama
şımarıktı!"
Hale, "Olacak o kadar, genç
kızlar biraz şımarır, üzüm yiyeceksen
bağcıyı dövmeyeceksin!"
Mustafa, "Ne kadar iyi
davranırsan o kadar daha şımarıyorlar, o yüzden
yaşıtım kızlar ilgimi çekmiyor!"
Hale, "Var
mı kızın fotoğrafı?" (Konu kendisine gelecek diye
top çeviriyordu Hale.)
Mustafa, "Var telefonumda, ama biraz şey..."
Hale, "Ney?" (Sanki anlamadı, kız çıplak işte!)
Bu arada
heyecandan yarağım kazık gibi oldu yine. Meleğin de nefes
alışverişleri hızlanmış, nerdeyse kalbinin
gümbürtüsü telefondaki sohbeti kapatıyordu. Telefonun sesini açıp, "Kolum
yoruldu, az sen tutar mısın?" dedim, maksat onun tarafındaki
elimi boşa çıkarmaktı.
Hale, "Aaaa Mustafa, bu kız
yarı çıplak!"
Mustafa, "Tam çıplağı da var
abla!"
Hale, "Sen mi çektin bunu?"
Mustafa, "Evet, ben
çektim!"
Hale, "Lan bozdun mu yoksa kızı?"
Mustafa, "Yok
abla zaten bozuktu, ilk değildim ki, son da olmam!"
Meleğin
kulağına, "Tamam, şimdi sikişecekler!" diye
fısıldadım. Melek de benim kulağıma, "Evet, ben
olsam üstüne atlamıştım!" dedi. Ben de, "Bugün kaç kez
sikildi ama hala azgın güzel orospum!" dediğim anda Melek elini
şortumun üstünden yarağıma attı. Ben de kalçalarına,
birbirimizi okşuyor, telefonu da kulağımızdan
ayıramıyorduk.
Hale, "Bakalım başka nasıl fotolar
var bunda?"
Mustafa, "Abla başka yok ya, ver telefonu!"
Hale, "Dur Mustafa, bakıyorum!"
Mustafa, "Abla yaaa!"
Hale, "Mustafa benim fotolarım dolu bunda?"
Mustafa, "Abla
özür dilerim..."
Hale, "Bunu ne zaman nereden çektin, havluya
sarılı banyodan çıkmış halde?" (Ben duyayım
diye detay anlatıyordu!)
Mustafa, "Sizin arka bahçedeki erik
ağacının arkasından..."
Hale, "Başka da var
mı? Aaaa, Ayhan abinle rakı içip oynaşırken, arka arkaya
çekmişsin bir de!"
Mustafa, "Abla onlara bakıyorum,
sakın silme!"
Bu arada ben Meleği
hafif domaltmış, arkadan amcığına yarağımı
sokmuştum bile. Melek kalçasını hafif geri
çıkarmış, telefon kulağımızda, sıklaşan
nefeslerimizle sikişiyorduk. O an sanki Hale konuştukça daha da
azıyorduk, ama telefondan ses gidecek anlayacaklar diye yavaş
hareketlerle sikişiyorduk. Melek kafasını çevirip
dudaklarıma yapıştı. Burnundan nefes alıp vererek
kasılıyor, orgazm oluyordu. Ben de
dayanamayıp yarağımı çıkarıp yere doğru
boşaldım...
Hale, "Aaaa, bunu ne zaman çektin, koltukta her yerim açıkta uyurken?"
Mustafa, "Onu Cuma akşamı çektim,
daha yeni!"
Hale, "Eeee, ne yapıyorsun bu fotolarla? 31 mi çekiyorsun"
Mustafa, "Yaaaa Hale abla!"
Hale, "Peki, en çok hangisini
beğeniyorsun?"
Mustafa, "En çok beğendiğimi
bilgisayarıma aktardım!"
Hale, "Nasıl bir şey, görmek
istiyorum!"
Mustafa, "Ama kızmak yok!"
Hale, "Önce
bir göreyim de bakarız!"
Mustafa kalkıp içeri giderken, Hale
de bana doğru göz kırpıp, etrafına bakındı gören
var mı diye ve arkasından içeri girdi. Az sonra Hale, "Oha
artık!" dedi, Mustafa da, "Kızmayacağına söz verdin abla!" dedi.
O anda telefon kapandı.
Melek'le
birbirimize baktık, dudaklarına yapıştım. Tek
ayağını kaldırıp duvara dayadım,
yarağımı amcığına alttan sertçe soktum. Ben
Meleği sikerken, Melek, "Meraktan kuduruyorum, Hale şu anda siktiriyor
mu acaba?" dedi. "Onu bilmiyorum, ama sen siktiriyorsun!" dedim.
Melek, "Evet, muhteşem sikiyorsun, hayatımda bu kadar
heyecanlanmamıştım!" deyip, dudaklarımı boynumu
öpüyordu. Yine orgazm olmaya başladı. Bu kez
telefon da olmadığı için, "Ahh, evet, eveettt, kökle, ohhh,
harikasın!" diye diye orgazm oluyordu. Amında birkaç kez daha
git gel yapıp yarağımı çıkardım, sehpanın
üstündeki bezi alıp yarağıma sardım, boşalır gibi
hareketler yaptım.
Melek, "Ben
gideyim, Hale gelip bizi böyle görmesin!" deyip arka kapıdan bahçeye
çıkıp ağaçların yanından kayboldu...
(Murat)
Teyze Kızının Eltisi! (1)
Teyze Kızının Eltisi! (2)
✔
Teyze Kızının Eltisi! (3)
Teyze Kızının Eltisi! (4)
Teyze Kızının Eltisi! (5)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: