Orospu Çocuğu! (1) (Ceren 18 Y., Bursa)
Annemin yeniden gülmesi, hayata yeniden sarılması beni mutlu
etse de, aldığı kararları doğru bulmuyordum. Bu
hayatımızı ciddi derecede etkiliyordu. Babam öldükten sonra
annem kendini kaybetmişti. Ben de farksızdım. O zamanlar 14
yaşındayım. Yeni olgunlaşıyordum. O zamanlar tek
daynağım babamdı. O benim için bir dağ,
sığındığım bir limandı. Onsuz tutunacak
dalım kalmamıştı. Acılarla erken yüzleşmiş,
erken büyümek zorunda kalmıştım.
Babam ölünce bize bir ev, bir araba ve birkaç küçük arsa
bırakmıştı. Hazıra dağ dayanmazdı tabii. Bu
birikim ben 16 yaşıma geldiğim zaman bitmeye
başlamıştı. Annemin birileri ile görüştüğünü
biliyordum. Saklamaya çalışsa da bu konuda çok iyi değildi. Bir
kadın için yalnızlık zordu. Şu zamana kadar maddi
ihtiyaçlarını karşılamış olsa da, duygusal ve
cinsel ihtiyaçları da vardı. Yaşanacak güzel günleri vardı.
O da haklıydı. Ama kendinden 8 yaş küçük biriyle de
görüşemezsin bence!
Annem 40 yaşındaydı ve normalde çok bakımlı
bir kadındı. Ama babamın ölümünden sonra biraz ipin ucunu
kaçırmıştı. Masmavi gözleri ve doğal kızıl
saçları bana da harika bir genetik mirastı. Onun kızıl
mirasını ve mavi gözlerini ben de taşıyordum. Annem 6 cm
topukla 1.80 oluyordu. 61 kilo onu kilolu göstermiyordu. Yine bana genetik miras
kalan, annemden bana geçen ve aslında ergenlikten beri kendini belli eden
yaşıtlarıma göre iri göğüslerim beni memnun ediyordu.
Annemin 95 beden C kalıptı, ben minyon olmama ve halen
olgunlaşma çağında olmama rağmen göğüslerim 80 bedendi
ve bu yaşıtlarım için inanılmaz bir rakamdı. B Cup
sutyen kullanıyordum ki, sınıf arkadaşlarım olan
kızların vücutları tahta gibi dümdüzdü. Erken olgunlaşmam
sadece psikolojik değil, bedensel de olmuştu.
Yine annemin 61 cm beli ve gerçekten beni bile kıskandıran 98
cm poposu, annemin sadece yaşıtlarına değil genç kesime de
hitap ettiğini gösteriyordu. Annem oldukça seçici biriydi ve maddi durumu
dahil her konuda alfa bir kişiyle birlikteydi. Ömer abi,
yaklaşık 1.90 boyunda, 80 kiloda, esmer, kaslı bir adamdı.
İşinde çok başarılıydı ve paraya para demiyordu, üstelik
sadece 32 yaşındaydı.
Annemin kızı olduğum çok belliydi. Onun gibi
kızıldım ve mavi gözlerim vardı. Balık etli, iri
yapılı, hatta normal arkadaşlarıma göre minyon tipliydim ve
onlardan dolgundum. Küçük vücudumda genetik mirasım daha çekici duruyordu.
Aynaya baktığımda 1.62 boyuma göre 56 kilo çok değildi,
çünkü göğüslerimi taşıyordum. Aynı zamanda 58 cm belime, 90
cm'lik popom vücudum tam oturduğu zaman daha da geniş olacaktı.
Kum saati gibi bir fiziğe yakışır bir yüzle annemin gençlik
haliydim adeta.
Tabii ki okulda da bu halim dikkat çekiyor, üst sınıflardan oğlanlar
bile tanışmak, konuşmak istiyor, ilgilerini belli
ediyorlardı. Kimi benimle cinsel olarak birlikte olmak için, kimi ise
gerçekten sevdiği için. Beğenilmek, bana cinsel beğeniyle bakılması
elbette ki beni etkiliyordu. Cinsellikle tanışmam ise bu dönemde
olmuştu. Erkekleri vücudumla etkileyebildiğimi görmek beni daha
kadınsı, sexy ve yeterli hissettiriyordu. Abartı olmadan onlara
vücudumu sergilemek, farkında değilmişim gibi frikikler vermek
beni heyecanlandırıyordu. Sonuçta siklerinin benim için
kalktığını düşünmek beni ilk mastürbasyon deneyimine
götürdü.
Okuldan konuştuğum, benden
hoşlandığını bildiğim birine masum bir
fotoğraf atmıştım. Aslında sadece yarım atlet
giymiştim. İri göğüslerimin duruşu ve uçlarının
belli olduğunu fark etmedim bile. Öyle giyinmeye alışık
olduğum için bunun karşımdaki kişide bir etkilenme yaratacağını
bilmiyordum bile. Bundan cesaret almış olacak ki, bana çıplak ve
kalkmış sikini atmıştı. Ne! Bu neydi böyle!
Sünnetlerden veya küçük çocuklardan gördüğüm şeyden çok farklı
ve ilk defa böyle kocaman ve dimdik duran büyük bir sik görüyordum. Bunu ben
yapmıştım, o siki ben kaldırmıştım, o sik
benim için kalkmıştı! İlk aklıma gelen şeyle
kendimi kaybetmem bir olmuştu: Bu büyük şey benim küçük amıma
nasıl sığacaktı?
Elim ıslak amıma gitmişti. Daha klitorisin ne
olduğunu bilmeden önümdeki şeyi hoş geldiği için
okşuyor, bir yandan o resme bakıyordum. Bir yandan bakıyor, bir
yandan amımı okşuyor ve parmaklıyordum. O siki içimde
istiyordum, amıma girsin istiyordum. Hızlandım
hızlandım ve en son bacaklarım titreye titreye orgazm olurken
amımdan akan sularla kendime geldim. Mastürbasyonla böyle
tanışmış ve sonraları da sık sık yapar olmuştum.
Orgazm olmak harika bir şeydi. Ama hiç birine çıplak
fotoğrafımı atmamıştım. Kimseyle görüntülü veya
sesli masturbasyon yapmamıştım. Cinselliği kendi içimde
yaşıyordum. Sosyal medya hesabımda en fazla şort, etek, ya
da bikinili fotoğraflarım vardı. O da her önüme geleni kabul
ettiğim bir hesap değildi.
Annemin sevgilisi Ömer abi yaşına göre çok
başarılı ve bilinen bir avukattı. Annemle, babamdan kalan
arsaları satma döneminde tanışmışlar ve samimiyetleri
ilerlemişti. Annem liseli kızlar gibi gizlice telefonda konuşuyor,
telefona bakıp gülümsüyor, bazen süslenip evden çıkıp gidiyordu.
Hatta bazı gecelerde odasında fısıltılarla telefonda konuşup
inlediğine de kulak misafiri olmuştum. Kesin telefonda mastürbasyon
yapıyordu.
Mastürbasyon böyle zevkliyse, kim bilir seks nasıldır diye
düşünmüştüm. Hak vermiştim. Şimdi annem de benim konumuma
düşmüştü. Annemin sosyal medya hesabındaki galeride çıplak
fotoğraflarını görmüştüm, sanırım silmeyi
unutmuştu. Tabii ki de söyleyip utandırmamıştım, ama
ima etmiştim. "Sen yine çok çıplak gezme anne! Dikkat et!"
diyerek taşladıktan bir gün sonra galerisine şifre
koymuştu. Huyu değildi, ama hayatını yaşıyordu.
Gerekiyordu. Kızmıyordum. Ufak bir sinirlenme ile geçiştiriyordum.
Annemin kaçamak görüştüğü Ömer denen adamı bir gün okuldan
eve geldiğimde görmüştüm. O telefonla görüştüğü Ömer
canlı canlı karşımdaydı. Giydiği takım
elbise ile bana bakıp gülümsüyordu. Düşünceli surat ifadeli anneme
baktığımda bu adamın Ömer olduğunu o zaman
anlamıştım. Annem kalkarak, "Cerenciğim seni
tanıştırayım. Ömer abin!" dedi. Hızlı ve
kendimden emin adımlarla üzerine yürüdüğümde Ömer abi ayağa
kalkmıştı. İçimden (Burası benim çöplüğüm!)
diyordum. O ise fizik olarak benim iki katımdı, beni baştan
aşağı bir süzmüştü. Gayet kibar bir şekilde elini
uzatıp, "Merhaba Ceren! Annen senden çok bahsetti!" dedi.
İçimden (Hayret! Kendini siktirmekten fırsat bulmuş!)
diye geçirdim. Bu habersiz tanışma beni sinirlendirmişti.
Keşke haber verseydi. "Merhaba Ömer abi. Annem sizden çok bahsetmese
de zaten ben anlamıştım. Duygularını saklayamaz da!"
dedim. Sesimin tonu cümlenin sonuna doğru sertleşmişti. Annem
gülerek ortamı yumuşatmaya çalışırken, "Ben
odamdayım!" deyip uzaklaştım. Kötü bir
tanışmaydı, ama eli yüzü düzgün bir adamdı.
Günler günleri kovaladı. Ömer abi sürekli bize geliyordu. Bense
okula gitmeye, kendimi ve cinselliği keşfetmeye devam ediyordum. Ben
okuldayken zaten ne oluyorsa oluyordu. Aslında bu dönemde erkekleri
tanımış, erkeklerin zaafını anlamıştım.
Tayta ilgi duyuyorlardı. Benim de libidomun yükseldiği bir dönemdi.
Tek tayt giyen ben değildim tabii ki. Tayt giydiğim zaman popomda
külotumun izi belli oluyordu. Ön taraftan bakılınca da,
amımın şekli ve çizgi halindeki yarığı da belli
oluyordu. Buna göz yumuyor ve üzerimde gezen gözleri gururla
taşıyordum. Vücudumu beğeniyordum.
Bazılarının da ilginç bir şekilde ayaklarım
ilgisini çekiyordu. Artık pedikür yaptırıyor ve oje sürüyordum.
Fotoğraf atarken işe yarıyordu. Ayak aslında el gibi bir
şeydi ve bana cinsel bir çağrışım yapmıyordu, o
yüzden ayağımın çıplaklığını
göğüslerim ve popom gibi saklamıyordum.
Okuldan geldiğim bir gün annem benle konuşmak istedi. Hayret,
Ömer abi bu gün yoktu, ama yine gündem oydu. "Kızım şimdi
biliyorsun ki artık ikimiz varız..." dedi. "Evet?"
dedim. "Gelirimiz yok ve maddi açıdan bu bizi artık
zorluyor..." dedi. "Çalış o zaman!" dedim.
"Ceren! Offff, tamam!" dedi, gözlerini devirmişti,
"Babasız büyüdün biliyorum, sana bakmak benim için de zordu ve
psikolojini olumsuz etkiledi..." dedi. "Eeee?" dedim, konuyu
nereye bağlayacaktı acaba çok merak ediyordum. "Benim de bir
kadın olarak bazı ihtiyaçlarım var..." dediğinde
içimden (Biliyorum, yarak yemek!) diye geçirip, "Hı hı!"
dedim. "O yüzden ben hem maddi açıdan bizi rahatlatması için,
hem aile düzenini, aslı gibi olmaz ama baba sevgisini hisset diye, hem ben
de bazı ihtiyaçlarımı karşılamak, aşkı ve
sahiplenmeyi hissetmek adına Ömer abinle birlikte yaşamaya karar
verdim!" dedi.
"Ne!!! Şaka mı bu anne?" dedim, sinirden
gülüyordum, "Şaka olmalı yani, ben başkasının
evine asla gitmem!" dedim. Sesimin tonu aşırı
yükselmişti. Annem, "Ben malımı tanıyorum. Bunu da
düşündüm. Ömer abin bizimle yaşayacak, biz ona
taşınmayacağız. Senin yerini değiştirmeye niyetim
yok zaten tatlım!" dedi. "Anne, bir erkek evde gezecek, ben
nasıl rahat olacağım?" dedim. "Hayatım
hareketlerine biraz daha dikkat edeceksin, hepsi bu. Deneyeceğiz.
Herşey güzel olacak, bana güven!" dedi.
Normalde olay çıkartıp tehtidler savururdum, ama annem bu
konuşmayı yapıyorsa zaten her şey çoktan hazırdı.
Kendimden biliyorum, benim gibi annem de kafasına koyduğu şeyi
yapardı. Ömer abi bizimle yaşayacaktı, ama sanki annem onu
uyarmış gibiydi. Annemden beklediğim bir hareketti,
(Kızımın gönlünü al. Onunla iyi anlaş!) demişti
mutlaka.
Yine okuldan eve geldiğim bir gün Ömer abi, "Hoş geldin
Ceren'ciğim!" deyip sarıldı sımsıkı. Sert
parfüm kokusunu hissetmiştim. Kollarında kaybolmuştum. "Sen
de hoşgeldin Ömer abi!" dedim. Olaya bak be, adam benim evimde beni
karşılıyordu! Yanlarında kalmak istemediğim için hemen
odama geçtim. Yani aslında benim odam sanıyordum. Girdiğim anda
odamı tanıyamadım. Odam baştan aşağı
yenilenmişti.
Boyası, mobilyaları, masam, beyaz bir yatak, açık pembe
duvarlar. Beyaz ahşap işlemeli aynalı bir dolap, yine beyaz mavi
karışımı tonlarda bir masa. Oda turkuaz pembe ve beyaz
tonlardan oluşan şirin mi şirin bir oda olmuştu. Yeni
masamın üstünde de iki kutu vardı. Şaka! Şaka olmalı bu
değil mi? O ünlü markanın en son model akıllı telefonu ve
yeni bir laptop! Siktir! Bu gerçek miydi? Şok geçirmek üzereydim. Önce baştan
sona yenilenmiş bir oda, sonra beyaz kurdele ile sarılmış son
model akıllı telefon ve laptop kutuları!
Ben aptallaşmış halde odama ve heydiyelere bakarken,
Ömer abinin, "Bayılmadın değil mi prenses? Ben sevinç çığlığı
falan bekliyordum!" sesiyle irkildim. Konuşamıyordum resmen.
"Be... B-Ben şey... Çok şey... Teşekkür ederim..."
diyebildim. Bu beni dehşet mutlu etmişti, ona sarıldım, ama
ne sarılma, göğüslerim aramızda ezilmişti. O da beni
kaldırmış, bir tur döndürmüştü. O sırada onun vücudunu
hissetmemle içim bir hoş olmuştu.
"Sen bunu hak ediyorsun prenses!" dediği sırada annem
bizi kapıda gülümseyerek izliyordu. "Pizzalar geldi! Hadi
soğutmayalım isterseniz!" dedi annem. Pizzaya
bayılıyordum, "Yaşasın! Pizzaaaaa!" diye sevincimi
dile getirdim. Ağzım kulaklarımdaydı resmen. Zıplaya
hoplaya merdivenlere koştum! Benim bu halimi gören annem ve Ömer abi
hallerinden çok memnundu. Ömer abi merdivenleri inerken yüksek sesle, "Bu
evde benim gibi sufleyi çok seven biri daha varmış diye duydum!"
dedi. Sufleyi duyunca gözlerim açıldı, "Neeeee! Sufle mi? Hani
nerde?" dedim. Annem Ömer abiye, "Ben sana demiştim sufleyi
duyunca tazmanya canavarına dönüyor diye! Yemekten sonra Ceren!"
dedi. Ömer abi tamamladı, "Hemde iki tane!" diyerek.
Sanırım uzun zaman sonra hayatımın en iyi
akşamını yaşıyordum! Yemekte Ömer abi bize komik dava
anılarını anlattı. Gerçekten güldürüyordu ve nasıl
davranması gerektiğini biliyordu. Yemek yerken annemin
parmağındaki pahalı yüzüğü farkettim. Hediyelerle tek mutlu olan ben değildim demek ki!
Pizzanın üstüne sufleleri öyle hızlı yemiştim ki, ağzım yüzüm
çikolata olmuştu! Annemle Ömer abi sarmaş dolaş bir vaziyette beni
izleyip gülüyorlardı. Annem sofrayı toplamaya başlayıp mutfağa
gitti. Bense lavoboya gidip çikolata içinde kalan ağzımı yüzümü
temizledim. Ömer abi salondaki koltuklara geçmişti bile. Ben üzerimi
değiştirmeye odama çıkıp yeni odama uygun pembe bir gecelik
giydim.
Yine salona indim. Annem halen mutfaktaydı. Yılların
verdiği alışkanlık ile çapraz köşede duran tekli
koltuğa oturmuştum. Ömer abi, "Güzelliğini annenden
almışsın Ceren. Tıpkı annen gibisin prenses!"
dedi. Bu sözleri sanki beni utandırmıştı.
Yanaklarımın kızardığına emindim. Bir an Ömer
abiye bakınca oturuşumun farkına vardım. Gözleri açık
bacaklarımın arasında, karşıdan muhtemelen net bir
şekilde görünen külotumdayadı. Rahat oturmuşumu
değiştirip bacaklarımı kapattım, eteğimi düzeltip,
"Teşekkür ederim!" dedim. Şirin davranmaya
çalışıyordum, oysa ki utanmıştım.
Annem elinde bir şişe şarap, iki bardak ve mezelerle
gelince benim odama gitme vaktimin geldiğini anladım. Bu romantizme
katlanmaya niyetim yoktu. Ellerimi bacaklarıma vurarak, "Bana
müsaade!" diyerek kalktım. İtiraz etmediler. Niyetleri belki de
baş başa kalmaktı.
Odama gidip kapıyı kapattım. Yeni telefonumu ve
bilgisayarımın resmini çekip kız dedikodu grubunda
paylaştım. Üvey baba dedikodusu yapıp biraz kızlara hava
attım. Bir şeyin eksikliğini başka şekilde kapatmaya
çalışıyordum aslında. Yeni telefonumu kurcalayıp
ayarlar yapıp kamerayı deneyene kadar zamanın nasıl
geçtiğini anlamamıştım bile. Annemlerin de sesi soluğu
çıkmıyordu. Saat gece 1'i geçiyordu. Telefonu başucumdaki
komodinin üzerine bırakıp uykunun girabına
kapılmış ve dalmışım...
Gece bir bağırma sesi beni uyandırdı. Ne oluyor
diye kalktım, ama ses falan yoktu. Hazır uyanmışken gidip
işeyeyim dedim. Odamdan çıkıp banyoya
yakınlaştıkça fısıltılar duyuyordum.
Merdivenlerde ceket, gömlek ve annemin tişörtüyle sutyeni
atılmış duruyordu. Odaya kadar sabredemedikleri belliydi. Sesler
ve ortalığa bırakılan giysiler annemin yatak
odasını işaret ediyordu. Fısıltılar
yaklaştıkça nefes seslerinden yarım yamalak çıkan
kelimelere dönüşüyordu. Sessizce parmak ucumda yakalaştım. Nefes
sesleri arasında annemin sesi daha baskındı.
"Iğğğhh, daha derine! Sok, ohhhh, sok! Immmm, hepsi
benim!" diyordu.
Ne yaptıklarını görmemem gerekiyordu aslında, ama
adım adım ileri gitmekten kendimi alamıyordum. Bir adım
daha, sonra bir adım daha. Aceleyle kapıyı bile tam
kapatmamışlardı. Aralıktan baktım, annem
domalmış, Ömer abiye kendini siktiriyordu. Ömer abi annemin
saçlarını eline dolamış, bir eli de belinden kavramış, annemi
sikiyordu. Sarhoş oldukları belliydi. Annem yarım yamalak
inliyordu. Bir ara Ömer abi annemin amından yarağını
çıkardığında, ben ses çıkarmamak için kendi
ağzımı kapattım. O neydi öyle! O gerçek miydi? O nasıl
bir yaraktı öyle? Gitmem gerekiyordu, kapıya bakarlarsa beni
görebilirlerdi. Ama gidemiyordum. Elimi istemsizce bacak aramdayken buldum.
Hafifçe eğilmiştim, bir elim göğüslerimde, diğeri
geceliğin altında amımı okşuyordum...
Birden Ömer abi anneme, "Amına koduğumun orospusu!"
diyerek öyle sert sikmeye başladı ki, annem, "Ayyyy!" diye
çığlık attı. Ömer abi bir eliyle her köklediğinde
altta sallanan göğüslerini kavramıştı. Bu hareket benim
kendimi kaybettiğim andı, o an dizlerim titremeye, bağı
çözülmeye başladı. Gözlerim kaydı. Ömer abi annemi sert bir
şekilde siktikçe sikiyor, annem de, "Sik erkeğim, ohhh,
sik!" diye inliyordu. Daha fazla dayanamadım, ayaklarım
tutmadı. Ömer abi kükreyerek annemin içine boşalırken, benim
gözlerim kapanmış, resmen ayakta durmamış ve
kapının direğine yaslanarak orgazm olmuştum...
Gözlerimi açtığımda Ömer abiyi başını
tekrar anneme çevirirken gördüm. O açıdan beni görmüş olabilir miydi?
Sessizce uzaklaştım ordan ve hızlıca odama geçtim, kendimi
yatağa attım. Olanları düşünmeye başladım.
Külotum sırılsıklam olmuştu. Delicesine orgazm
olmuştum. Üstelik annemi siken adamın yarağını
görerek. Heyecan, terginlik ve korku içinde uyumuşum...
Günler geçiyordu. Ömer abi her gün bizim evdeydi. Resmi bir nikah da
yoktu ortada. Ama gece sikişme seslerine
alışmıştım artık. Annem, Ömer abi domal dese
domalıyor, yala dese yalıyor, kızsa hemen susuyor,
kısacası köpeği oluyordu. Neredeyse her gece
sikişiyorlardı. Ömer abi genç ve enerjikti, annem ise çalışmadığı
için yorulmuyordu. Ama ben de insandım, illa ki etkileniyordum.
Onların seslerine masturbasyon yaparak eşlik ediyordum. Ama korkudan
izlemeye cesaretim yoktu. Ömer abiye cinsel bir arzu beslemiyordum, ama bu olay
beni etkiliyordu, ister istemez sikilen annemin yerine kendimi koyuyor ve Ömer
abinin beni siktiğini hayal ederek mastürbasyon yapıyordum.
Yaptıkları yanlış değildi, ama biraz daha sessiz
yapabilirlerdi. Benim duyabileceğimi düşünmeleri gerekirdi...
Artık son bahar başlamamıştı. Eylül
ortasındaydık. Yazdan kalan bir hava vardı ve 36 dereceyi
gösteriyordu. Pastırma yazı dedikleri bu olsa gerek. Annem saat 6:30
gibi sabahlığı ile odama girdi. Uyandım ama gözlerimi tam
açamıyordum henüz. Daha sabah aptallığı ile,
dağınık saç baş, belime kadar sıyrılmış
gecelik ile aptal aptal anneme bakarak, "Noldu yaaaa? Hafta sonu
değil mi bu gün? Daha kargalar bokunu yemedi!" dedim.
Annem şımarık bir eda ile, "Hazırlan Ceren!
Ömer tatil yapamadık uzun zamandır diye, hazır sıcak
havayı bulmuşken bizi iki günlüğüne Sivrice koyuna
götürüyor!" dedi. Erken çıkmamız gerektiğine göre
sanırım uzak bir yerdeydi. Hemen plaj çantamı aldım,
hazırlamaya başladım. Güneş kremi, plaj havlusu, terlik,
yedek iç çamaşırı ve yedek kıyafet, deniz gözlüğü,
yedek bikini (birini içime giyecektim), okumak için ama hiç okunmayan kitap,
kulaklık, şarj aleti...
Pembe aşığı biri olarak koyu pembe bir bikini
seçmiştim, yanları ipliydi. Artık plajın en güzel
kızı olmak için hazırdım. Akşam muhtemelen güzel bir
mekanda yemek yiyecektik, o yüzden sırt çantama makyaj malzemelerimi ve
akşam giyeceğim kıyafeti de koymuştum. Çantam
hazırdı.
Bikinimi giymek için geceliğimin askılarını
omuzlarımdan indirip çıkardım. Dolabımın
aynasında iri göğüslerime ve amımın şeklini
almış küloduma bakıyordum. Ellerimi göğüslerime
attığımda ellerimden taştığını görüp
mutlu oluyordum. Bikinimi giymek için külodumu da çıkardım. Elim
direkt ıslak olan amıma gitti. Gece rüyamda kiminle
sikişmiştim acaba, Ömer abiyle mi? Hatırlamıyordum, ama
külodumda amımın sıvısı vardı.
Elimi daha yeni yeni uzayan kıllara attım. Kıllar bu gün bikinimle
çirkin bir görüntü sağlamayacaktı. Bacaklarım zaten her zaman bakımlı
ve güzeldi. Aynada kıvrımlı kadınsı bedenime
bakıyordum. Omuzlarımdan iri göğüslerime dökülen saçlarıma,
pembe göğüs uçlarıma, ince belime, geniş yuvarlak dolgun
popoma...
Harika görünüyordum ki, birden kapı açıldı! Ömer abi,
"Ceren hazır mıs.." diyerek donup kalmıştı.
Ben de bir an donmuştum. Hemen ellerimle göğüslerimi kapatıp
arkamı ona döndüm. Ama nereye dönsem göreceği yerim vardı. Sanki
adama amıma değil götüme bak demiştim. Ömer abi, "Çok özür
dilerim!" diyerek çıkıp kapıyı kapattı. O da beni
çıplak beklemiyordu. Aslında bilmese de eşitlenmiştik. Her
ne kadar o bilmese de ben de onu çıplak görmüştüm, hem de annemi
sikerken.
Hemen pembe bikinimi giydim. Üzerine açık mavi kot eteğimi
giydim. Ayaklarıma mor parmak arası terliklerimi giydim. Pembe
ojelerle çok şık duruyordu. Tatil kombinim hazırdı.
Üzerimde de pembe bikini, üstüne tüm tül siyah transparan bir askılı
giydim. Güneş gözlüğüm ile uyumlu olmuştu...
Arabaya bindik. Uzun bir yol bizi bekliyordu. Altımda bikini
olduğu için arka koltukta eteğimin toplanması,
bacaklarımı açmam önemli değildi, zaten denize girerken herkes
bikiniyle görecekti beni. Ama eteğimden çok Ömer abi dikiz aynasından
ayaklarıma bakıyordu. Ojeli tırnaklarıma. Gözü sık
sık oraya gidiyordu. Ya da ben kendi kendime kuruntu yapıyordum...
Yolda kahvaltı molası verip devam ettik. Müzik dinleyerek,
benim de biraz uyuyarak gittiğimiz yol Sivrice'de son bulmuştu. Saat
henüz 13:30 idi. Kahvaltımızı güzel ettiğimiz için direkt
otele Chek-in yaptık. Belboy valizlerimizi odaya çıkarırken biz
iskeleye gittik. Deniz üzerine tahta platform kurmuşlardı. Platformun
altı denizdi. Platformun üzerinde büyük genişçe alanda
şezlonglar ve en ileride de denize inilen bir merdiven vardı. Otantik
bir havası vardı. İskeleye şezlonglara içeriden servis
yapıyorlardı. Zaten çok yakındı. Butik bir oteldi.
Rengarenk çiçeklerin içindeydi, bahçesi cennet gibiydi.
Üç tane şezlong hakkımız vardı. Şezlonglara havlularımızı serdik. Güneşin tam tepede
olduğu bir saatti. Ben hemen üzerimdekileri çıkarıp bikiniyle kaldım.
Ömer abi de altına mayosunu giymiş, bir tek annem bikinisini
giymemişti. Annem odaya çıkıp giyip gelecekti. Annem odaya
giderken ben çoktan bikinimle şezlonga uzanmıştım bile.
Güneşlenmek istiyordum, ama genetik olarak beyaz olduğum için çok
kızarırdım. Güneş kremini çıkardım.
Kollarıma sürdüm. Boynuma ve yüzüme sürdüm. Göğüslerime süreken iz
kalmaması için omuzumdaki ipleri indirdim. Göbeğime, bikini hizama,
kasıklarıma bile sürdüm.
Sırtıma sürmek için çabalarken Ömer abi elimden alıp,
"Uzan!" dedi. Güneş kremi sürmek yerine sikmek için söylüyor
gibiydi. Uzandım. Bacaklarıma oturdu. Sırtıma bir miktar
döktü ve bikinimin ipini çözdü. Elleri sırtımda geziyor,
sırtımı okşuyordu. Bazen de elleri göğüslerimin yan
kısmını okşuyordu. Cinsel bir şey düşünmüyordum, aksine
masaj gibi beni rahatlatıyordu. Ama hafifçe doğrulunca elleri göğüslerimin
iç kısımlarına girmişti. O an taciz edildiğimi
anlamıştım. Sonra belime indi elleri, belimi annemi sikerken
kavradığı gibi kavrıyordu...
Etraftaki insanlar umrunda değildi, herkes zaten yatmış
güneşleniyordu. Göğüslerimin yanlarını okşuyor ve
belimden popoma kadar masaj yapıyordu. Bir an popmda bir sertlik
hissettim. Ömer abi benim için kaldırmıştı sikini. Popoma
dayıyor ve bastırıyordu. Bikinime rağmen götümün
yanakları arasında yarağını hissediyordum.
Açtığım bacaklarım arasında bikinimden belli olan
amıma baskı yapıyordu. Beni sanki gerçekten sikmek için
yatırmıştı şezlonga. Sırtımla ve belimle
ilgilenirken sanki iki kumaş üstünden amımı sikiyordu. Amım
çoktan ıslanmıştı. Yüz üstü uzanıp
bacaklarımı açarak ona bu fırsatı ben vermiştim
resmen, ama şimdi kımıldayamıyordum...
En son bikinimin göğüs kısımlarından tutup hafifçe
doğrulmaya çalıştım. Ama boynumdan tutup
başımı şezlonga sertçe bastırıp, "Biraz daha
dayan, az kaldı!" dedi. Başımı bastırınca
canım acımıştı. Biraz daha dayan mı? Bikinimin
üstünden de olsa resmen amıma dayanmış sürtünüyor,
bastırıyordu. Elleri de formaliteden sırtımda
dolanıyordu...
Etraftaki insanlar şezlongtan kalkınca o da daha
aşağı inerek yağı popoma ve bacaklarıma döktü.
Şimdi ise bacaklarımı ve popomu okşuyordu. Öyle bir
okşuyordu ki, elleri iç bacaklarımdan yukarı tam
amımın sınırına gelip geri çekiliyordu. Tam dokunacak
derken geri çekiliyordu ve beni deli ediyordu. İçimden (Amıma dokunsana be adam!) diye geçiriyordum. Bikinimin yanlarından
amımın suyu sızıyordu ve amım
kabarmıştı. Bikininin ağ kısmından
amımın dudakları taşacaktı neredeyse.
Şişmiş, iyice kabarmıştı amım...
Bacaklarımı okşuyor, popomu okşuyor, eminim taze
bedenimden zevk alıyordu. Tam sınıra geldiğinde sadece
birkaç saniyeliğine bikinimi kenara çekip nazikçe amıma dokundu,
ıslaklığımı hissetti. Benden, "Iğmmmm!"
diye bir ses çıkınca elini amımdan çekip ayaklarıma indi.
Ayağa kalkmıyordu, kalksa kocaman olmuş yarağı mayodan
belli olacaktı sanırım. Şezlongun ayak ucuna oturup ayak
bileklerime sürüp ayaklarımı kucağıma aldı. Kremi
döktü ve ayaklarımı okşayarak krem sürmeye başladı her
parmağıma. Topuğuma, ayaklarımın üstüne,
ayaklarımın altına. İyi de ayak altım zaten
bronzlaşmazdı ki! Keyifle elleri ayaklarımda, ojeli
tırnaklarımda geziyor, ayak parmaklarımı okşuyordu...
Ayağımın altını mayosundan
çıkardığı sikine sürtünce kendime geldim ve "Yeter
artık, tamam, bence her yerime sürdün artık Ömer abi!" dedim ve
döndüm. Sikini mayosuna yerleştirip ayağa kalktı. Önü dimdikti.
"Peki o zaman!" diyerek gözlüğünü çıkarıp yüzüme
baktı ve "Ben odaya gidiyorum. Belki anneni bikinisini giymeden
yakalarım!" dedi. Yok artık! Sinir küpü olmuştum. Resmen
bana kaldırdığı sikini annemi sikerek indirecekti. Odaya çıkarken
mesaj attı, "Sana gönderdiklerimi ben işimi halledene kadar
bitir!" diye.
Neydi şimdi bu diye düşünüyordum ki, garson şezlongumun
yanındaki masaya patates ve bira getirip bıraktı. Benim
birayı sevdiğimi ve annemin bira içmeme
kızdığını nereden biliyordu? Ben bira ile patatesi
bitirmiş beklerken, yarım saat olmuştu Ömer abi odaya gideli.
Halen indiremedi mi sikini bu adam diye düşünüyordum ki, az sonra el
ele gülüşerek geldiler. Bu adamla tanıştıktan sonra annemin
yürüyüşü bile değişmişti...
(Ceren)
Orospu Çocuğu! (1)
✔
Orospu Çocuğu! (2)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: