Karımla Karavan Anılarımız! (1) (Gökhan 48 Y., İzmir)
Merhabalar.
Adım Gökhan. Bundan 4 sene önce başlayan ve evliliğimi
fırtınalı bir şekilde alevlendiren olaylar silsilesini
anlatmak istiyordum. O dönemler devletin yurt dışında
çalışarak önemli bir mevkiinden müdür olarak 48 yaşında
erkenden emekli olmaya hak kazanmış birisiydim. Karım Handan ise
32 yaşında, bembeyaz tenli, sarı saçları olan, düzgün ve
şişmana kaçmadan hafif balık etli, dolgun vücutlu,
göğüsleri 90C, kalçaları ise yuvarlak hatlı ve kendini belli
edecek şekilde olan bir kadındı.
Takdir edersiniz
ki eşimle aramda 16 yaş gibi ciddi bir yaş farkı vardı
ve bu yaş farkını her ne kadar kendime kompleks yapmasam da,
bazı anlarda ciddi bir rakip gibi görebiliyordum. Bu sebepten ötürü
yatakta olsun, aşk hayatında ol sun, romantizmde olsun ve
maceraperest şeylerde olsun (Benden daha geçmedi!) havası verebilmek
için sürekli kendimi kanıtlama gayreti içerisindeydim. Karım da bazen
kavga ettiğimizde, bazen de takılmak ve beni sinir etmek için,
"İstesem senden daha gencini bulurdum, ayağını denk
al!" derdi ve beni kızdırırdı.
Her ne kadar bunu
sorun etmiyormuş gibi gözüksem de, içten içe bu ihtimalin
doğruluğunu bilerek sinir olurdum. Neticede ben artık 50'li
yaşlarına yaklaşmış, saçlarında ufak tefek
beyazlar çıkan, sırf karısının yanında daha da
yaşlı durmamak için düzenli olarak diyet yapan, cilt bakımı
yaptıran, spora giden bir erkektim; karım Handan ise 30'lu yaşlarının
başında, gayet alımlı, kendini her türlü erkeğe
beğendirebilecek bir kadındı. Hatta son birkaç yıldır
eşim ile aramızdaki yaş farkının iyice
belirginleşmesiyle birlikte dışarıdan gelen delici
bakışların bile farkına varmaya başlamıştım.
Bu ufak
girizgahtan sonra, seks hayatımızı ve belki de evliliğimizi
canlandıran, beni de ilişkimiz hakkındaki tüm endişe ve
kaygıdan kurtaran o malum güne geçmek istiyorum. Lakin daha öncesine yine
ufak birkaç şey anlatmak isterim. Ben emekli olduktan sonra, karımla
birlikte en büyük hayalimiz olan karavan alma işine iyiden iyiye
tutulmuştuk. Söylediğim gibi hem yurt dışı görevi, hem
de iyi bir makamdan emekli olduğum için güzel de bir tazminat
almıştım ve elimize geçen tazminat ile birlikte,
yaptığımız birkaç aylık araştırmanın
sonucunda Mayıs ayında güzel bir karavan almıştık.
Karım özel
okulda bir öğretmenlik yaptığı için yaz aylarına kadar
beklememiz gerekiyordu gezi yapabilmek için, ancak bu benim açımdan bir
problem değildi. Ben de o sırada bu yeni karavana alışmaya
çalışıyor ve onun ufak tefek eksiklerini gideriyordum. Zaten
para konusunda da pek sıkıntımız olmadığı
için karımın esasında çalışmasına bile gerek
yoktu; ancak o prensipler gereği çalışmak istiyordu.
Haziran
ayının ilk haftasından sonra okullar da kapanınca önümüzde
3 aylık muazzam bir boşluk oluştu. Ben zaten emekliydim ve beni
eve bağlayan bir şey yoktu; karımın da 3 ay boyunca tatilde
olması sebebiyle kendimize bir rota çizdik. İlk rotamız (daha
önce hiç karavanla seyahat etmediğimiz için) daha bildiğimiz yerler
olacaktı. O yüzden de İzmir'den başlayarak Akdeniz'e inecek ve
Mersin'e kadar gidecektik. Sonraki seyahat durağımıza (eğer
vakit kalırsa) oradan sonra karar verecektik. Biraz da yol bizi nereye
götürürse mantığındaydık.
Haziran
ayının 16'sında, sabahın ilk saatlerinde yola koyulduk.
Gayet güzel geçiyordu ve istediğimiz yerde durup, istediğimiz yerde
devam ederek birkaç gün boyunca seyahat etmiştik. Her gittiğimiz
yerde denize girmeye ve bol bol gezmeye de çalışıyorduk.
Eşim vücudunu sergilemeyi seven ve bundan çekinmeyen bir
kadındı. Ben de asla baskıcı bir erkek olmadım. O
zamanlar gerçekten böyle bir hissim yoktu ve karıma bakılması
veya bakılmaması pek dikkatimi çekmiyordu. Bundan hoşnut durumda
olup olmama gibi bir hissiyatım yoktu. Karım ne isterse giyebilir
diye düşünen bir erkektim sadece.
Ancak her
şeyi değiştiren şey, yolculuğa
çıkışımızın 3. günü olan 19 Haziran'da meydana
geldi. Karımla o gün bir şey yüzünden tartışmış
ve sinirlerimizin de gergin olmasından dolayı daha önce
etmediğimiz şekilde ciddi ve ağır bir kavga etmiştik.
İkimiz de birbirimizle konuşmuyor, sadece yola bakıyorduk. Tam
hatırlamasam da Muğla civarlarında bir yerde devam ederken bir
otostopçu genç gördük. En fazla 19-20 yaşlarında olan bu genç
muhtemelen üniversite öğrencisiydi ve yaz tatilini değerlendirmek
için otostop çekerek geziyordu. İkimiz de otostop konusunda pek bilgili
insanlar değildik, çünkü geldiğimiz ailelerin maddi durumları,
yaşadığımız yerler gereğince bugüne kadar otostop
çekmemiş veya otostopçu almamıştık.
O an o çocuğu
almamı sağlayan etken neydi bilmiyorum, ama bir anda arabayı
yavaşlatmaya başladım. Karım, uzun süren sessizliği
bozarak, "Alma o çocuğu!" dedi; lakin onun dediğinin
tersini yapacağım ya, "Alacağım!" diyerek
arabayı durdurdum. Tabii daha o bir şey söyleyemeden çocuk hemen
karavanın kapısını açarak içeriye geçti. Karım bana
öyle ters ve hırçınca baktı ki (Demek sen benim dediğimi
yapmazsın, görürsün o zaman!) der gibi bir ifade vardı yüzünde. Çocuk
teşekkür ederek karavanın içindeki koltuğa oturdu.
Ben de ortamdaki
gergin havayı ve sessizliği dağıtmak amacıyla
çocuğa birkaç soru yönelttim. Adı Akın'mış, tahmin
ettiğim gibi 19 yaşında ve üniversite öğrencisiymiş.
Tüm sene boyunca biriktirdiği parayla birlikte o da bizim gibi gezgin
olarak tatil yapmak istiyormuş. Ben o çocukla sohbet ederken, eşimin
sinsi planlar yaparak beni yenmeye çalışacağını tahmin
edemiyordum tabii. Aşağı yukarı çocuğu 40 kilometre
kadar götürecek, sonra onu ayrılması için bir anayolun
ayrımında bırakacaktım.
Birkaç kilometre
gittikten sonra karım ayağa kalktı ve yanımdaki koltuktan,
arkaya geçti. Üstünde, kalçalarının altına kadar gelen bir mini
kot şort ile hafif dekolteli bir askılı bluz vardı.
Göremiyordum ama karım ayağa kalkıp tüm endamını sergilediğinde,
eminim bu 19 yaşındaki genç, karımı baştan
aşağı süzmüştü. Karım, işveli bir sesle,
"Bir şey içer misin Akıncığım?" dedi.
Akın biraz tutukça bekledikten sonra, "Zahmet olmazsa soğuk bir
şeyler alırım." dedi. Karım ona bir şeyler ikram
ettikten sonra yanımdaki koltuğa oturmak yerine arkaya gidip çocuğun
oturduğu koltuğa oturdu. Ben de dikiz aynasından onları seyrediyordum.
Sohbet bir yerden
sonra ben odaklı olmaktan çıktı ve karım ile Akın
arasındaki bir diyaloğa döndü. Ben de bir şey demeden yolu takip
ediyor ve ara ara da onları izliyordum. Karım bacak bacak üstüne
atmış, saçıyla oynayıp ara ara da şuh gülüşler
atıyordu. Amacını anlamıştım; beni
kıskandırmak ve biraz da kızdırmak istiyordu. Onun oyununa
gelmeyeceğim diye hiç sallamıyormuş gibi yapıyordum. Hatta
güneşi bahane ederek güneş gözlüğümü takmıştım
ki, onları izliyor olduğum belli olmasın diye; ama maalesef
hayatımın hatalarından (veya önemli davranışların
dan) birisini yapıyordum.
Ona müdahale
etmeyip, tepkisiz kaldığımı gören karım biraz daha
işi abartarak, konuşurken çocuğa dokunmaya başladı.
Davranışları beni bile dimdik eden karım, bu 19
yaşındaki gencecik çocuğun eminim aklını
almıştı. Zaten çocuk da oturuş pozisyonunu sürekli
değiştirerek, erekte olmuş sikini saklamaya
çalışıyordu. Ben ise halen olanları önemsemiyormuş
gibi yaparak güneş gözlüğümün altından karımı ve
çocuğu izliyordum. Karım o kadar şuh hareketler yapıyor, o
kadar tutkulu ve istekli davranıyordu ki, beni bile dimdik etmişti.
Karımın en iyi becerdiği şeylerden birisi de, istediği
an istediği yerde bir hareketiyle erkeği tahrik edecek kadar
becerikli olmasıydı. En yorgun olduğum ve seks istemediğim
anlarda bile defalarca kez beni azdırıp benimle
sevişmişliği vardı. Tabii benim yaşlarımda bir
adam bile dayanamıyorken, 19 yaşında bir çocuğun buna
dayanmasını beklemek mümkün değildi.
Bir ara artık
ses gelmemeye ve konuşmalar kesilmeye başladı. Dikiz
aynasından bir kere daha baktığımda ise karım ile
Akın'ın öpüşmeye başladığını gördüm.
Akın tamamen gözlerini kapatmış ve olan bitenden habersiz bir
şekilde (belki de, Adam arabayı sürüyor, ben arkada
karısını götürüyorum!) diye düşünerek öpüşüyordu;
ancak karımın gözleri açıktı ve çocuğu öperken bir
yandan da beni kesiyordu. O da aptal birisi değildi, elbette onları
izlediğimi biliyordu, ama ses çıkartmadığım için
onları görmediğimi (!) düşünerek elini çocuğun sikine
attı pantolon üzerinden. Karmaşık duygular içerisindeydim; bir
yanım çocuğu hemen arabadan atmak istiyordu, ama bir yanım da bu
anın keyfi içinde olanların seyrinin doğal bir biçimde sonlanana
kadar ne olacağını görmek istiyordu. Müdahale etmedim ve ben
müdahale etmedikçe de karım biraz daha işi uçlara sürüklemeye
başladı.
Yaklaşık
5 dakika sonra bir fermuar sesi duydum. Karım oturduğu yerden
kalkmadan çocuğun önüne doğru eğilerek sakso çekmeye
başlamıştı. Akın ise kasıntı ve tedirgin bir
şekilde (Acaba fark eder mi?) endişesiyle birlikte mükemmel bir zevk
alarak koltukta oturuyordu. Karım, dudaklarını iyice
aralamış ve Akın'ın sikini yavaş yavaş,
tadını çıkartırcasına emiyordu. Akın'ın dimdik,
taze ve kalın siki, karımın dudaklarının arasında
iyice ıslanmıştı. Karımın o güzel saksosundan
sonra artık geriye kalan tek şey seks olmuştu.
Benden herhangi
bir tepki gelmeyince karım yavaşça ayağa kalktı. Hemen
üstünkörü, sanki bir bar tuvaletinde yaparmış gibi çabucak bitirmek
istercesine şortunu ve külotunu aynı anda indirip, Akın'ın
kucağına oturdu. Sırtı Akın'a dönük bir şekilde,
Akın'ın sikini yavaşça am dudaklarına dayadı ve bir
anda içine aldı. Karım zevkle zıplıyor ve sözde sesini
duyurmamak ister gibi de dudaklarını sıkarak inlemesini
azaltmaya (!) çalışıyordu. O an aniden direksiyonu sağ ve
sola çevirerek şeritlerde zigzag çizmeye başladım ve
karımın dengesini bozarak tamamen o çocuğun kucağında
oturmasını sağladım. O da anlamış olacak ki,
"Hayatım bir sorun mu var?" diye seslendi. Onları sözde
göremeyeceğim bir yerde oldukları için bir yandan benimle
konuşuyor, bir yandan da Akın'ın kucağında
zıplamaya devam ediyordu. "Hayır canım, misafirimizle
ilgileniyor musun? Çok trafik var ilgilenemiyorum pek!" dedim.
Karım
gülerek, "İlgileniyorum canım, merak etme!" dedi. Birkaç
dakika kadar sonra Akın ile eşimin fısıldaşarak
konuştuklarını duydum. Fısıltıları
duyuyordum, ama ne konuştuklarını anlayamıyordum; fakat
karımın hareketlerinden, Akın'ın boşalmaya yakın
olduğunu anladım. Herhalde üstünden kalkar ve başka bir yere
boşaltır diye düşünmeme rağmen, karım yine aynı
hızla hoplamaya başladı ve en sonunda Akın'ın, ne
kadar zorlasa da tutamadığı, ufak bir iniltisini duydum.
Karımın amına boşalmıştı. Çocuk ne kadar
panik olduysa, karım üstünden kalkar kalkmaz hemen toparlandı ve
ineceği yere daha 24 kilometre varken, "İzninizle ben burada
ineyim." diyerek karavandan indi. Karım ve ben baş başa
kalmıştık...
(Gökhan)
Karımla Karavan Anılarımız! (1) ✔
Karımla Karavan Anılarımız! (2)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: