Afrika Macerası! (1) (Fatma 34 Y., Hamburg / Almanya)
Merhaba, ben Fatma. 34 yaşındayım. Kocam benden 5 yaş büyük. Kocam uluslar arası bir firmada yüksek bir mevkide olduğundan,
ticaret anlaşmaları yapmak için sürekli Almanya
dışına çıkıyor, bazen bir hafta, bazen de birkaç gün
kalıp geliyordu. Ve ben evde yalnız kalıyordum. Çocuğumuz
yoktu, kocam hep, "Daha sonra yaparız!" deyip
geçiştirmişti. Kocam hem anlayışlı, hem de kibar biri.
Her hafta sonu birlikte çıkar, zenginlerin gittikleri restaurantlara
gider, yemeğimizi yer ve birer kadeh şarap icerdik. Kısacası
hayatım mükemmele yakın geçiyordu...
Bir gün kocam işten eve geldiğinde, "Hayatım hadi
seni Afrika'ya götüreyim!" dedi. Ben şaşırdım,
"Nerden çıktı bu?" diye sorduğumda, "Firma beni
ve Furkan'ı oraya gönderiyor. Sanırım üç hafta
kalacağız, ama daha da uzayabilir. Hem biz Furkan'la işimizi
hallederiz, hem de tatil yapmış oluruz. Ne dersin?" dedi. Ne
diyeceğimi bilmiyordum. "Peki ne zaman gidiliyor?" diye sordum,
"Önümüzdeki hafta gidiyoruz!" dedi. Ben şaşkın
şaşkın, "Hayatım Afrika'da nasıl tatil
yapılır, TV'de belgesellerde görüyorum, orda sadece vahşi
hayvanlar var!" dedim. Kocam, "Olur mu canım, çok lüks oteller
var, eminim gezilecek görülecek başka yerler de vardır. Hem
yalnız olmayacaksın, Furkan'ın karısı da gelecek
eğer sen gidersen!" dedi.
Furkan'larla samimiyetimiz ve dostluğumuz çok iyi idi.
Karısı Zeynep çok tatlı, bakımlı ve sexy bir
kadın. İki çocukları var. Zeynep benim
yaşıtımdı, arada bir buluşur, bir yerlere gider yer
içer eğlenirdik. Ben gideyim mi gitmeyim mi diye kara kara düşünmeye
başladım. Gece yatamaz olmuştum, Afrika'da ne işim olabilir
ki diye düşünüyordum. Ama kocamı da uzun süre yalnız
bırakmak istemiyordum, kısacası ne yapacağımı
şaşırmıştım.
Zeynebi aradım ve "Kız ben gidersem sen de
gidiyormuşsun Afrika'ya. Kızım orda vahşi hayvanlardan başka
ne olabilir ki?" dedim. Zeynebin dilinin lastiği yoktu, gülerek,
"Kızım vahşi hayvanlar var, ama vahşi yarraklar da
var!" dedi. "Sen neler diyorsun Zeynep?" dedim. Zeynep yine gülerek,
"Senin de ilgini çekeceğinden eminim. Kızım oyun bozanlık
etme gidiyoruz işte, beraber güzel günler geçireceğiz!" dedi.
Ben de, "Bir düşüneyim Zeynep!" deyip kapattım telefonu.
Bilgisayarıma geçtim ve Afrika'yı araştırmaya
başladım. Kocamın dediği gibi tatil yapılabilecek
güzel yerler, lüks oteller vardı. Sonra Zeynebin dedikleri aklıma
geldi ve internette Afrika zenci yarak resimleri
aradım. Ağzım açık kalmıştı. Gördüğüm
yaraklar akıl almazdı, iri iri, kalın ve uzun yaraklardı.
Ben resimlere bakarken amımın suyu hemencecik aktı ve külotum
ıslandı. Elimi külotumun içine sokup amımı parmaklarken
artık Afrika'ya gitmeye meyilliydim.
Kocam akşam geldi, yemeğimizi yedik. Kocam, "Ee
aşkım, ne diyorsun, Afrika'ya gelecek misin?" diye sordu.
"Tamam, geleceğim, ama sadece seni yalnız bırakmamak
için!" dedim. Bu kararıma kocam çok sevinmişti. İlgimi
başka şeylerin çektiğinden haberi yok tabii, haberi olsa
götürmez, bundan eminim. Beni çok sevdiğini biliyorum, bir dediğimi
iki etmez, her isteğimi yerine getirir, beni çok fazla şimartır
ve inanılmaz çok değer verirdi bana. Ben de hiçbir zaman kocamı
aldatmayı düşünmemiştim. Birçok yakışıklı
erkek gördüm, kur yapanlar oldu, tavlamak isteyenler oldu, benimle bir kez
olsun yatmak isteyenler oldu, ama ben hiç yanaşmadım, kocama hep
sadık kaldım. Ama Zeynebin dedikleri ve internette gördüklerim benim
dikkatimi çok çekmişti.
Ertesi gün Zeynep aradı, "Alışverişe gidelim
mi?" diye sordu. "Olur, hemen geliyorum!" deyip
çıktım. Buluştuk ve tatil için gerekenleri aldık. Sonra bir
kafede oturup kahve içerken sohbet etmeye başladık. Zeynep hemen
konuya girdi, "Kız Fatma, ben aslında zenci yarraklara
meraklıyım, bir kez olsun dokunmak isterim, hem iri hem de
kalın, hem uzun yarraklar, hem de kapkara..."
diye anlatırken ben hayal etmeye başlamıştım bile.
İnternette gördüğüm yaraklardan birini içimde hissetmek, beni
nasıl sikeceğini falan düşünürken amım fena
ıslanmıştı. "Ben bir lavaboya gideyim!" diyerek
kalktım ve WC'ye gidip amımı parmaklayıp orgazm olup geri
geldim. Zeynep bana sırıtarak, "Kız ne oldu, islandın
değil mi?" dedi. Ben gülümsedim ve "Kızım öyle
şeyler anlatyorsun ki, ıslanmamak elde değil!" dedim.
Orospu kahkahayı attı ve "Merak etme, orda birilerini bulup
tadına bakacağız! Hoşumuza giderse yaparız, gitmezse
bırakırız, ne dersin?" dedi. "Tamam, olur!" dedim
ve hesabı ödeyip kalktık, evlerimize gittik...
Nihayet beklenen gün gelmişti. Dördümüz uzun bir uçuştan
sonra nihayet Afrika'ya varmıştık. Hava alanında bir
limuzin bizi bekliyordu, bizi çok lüks bir otele götürdüler. Suitimize geçtik,
Zeynepler de hemen yanımızdaki suite yerleştiler. Herşey
çok lükstü. Balkona çıktım. Aşağıda bir güzel bir
havuz vardı. İnsanlar yüzüyordu, hem beyazlar, hem zenciler.
Yarın yüzerim diye düşündüm. Üstümüzü değiştirip
yatağa uzandık, uzun uçuştan yorulmuştuk. Akşama kadar
yattık. Sonra üstümüzü giyinip yemeğe indik. Yemekten sonra dördümüz
oturup biraz sohbet ettik. Sabah erkenden iş için kocamla Furkan
gidecekleri için erkenden yattık.
Sabah kalktığımda balkona çıktım,
güneşlenen ve havuzda yüzen insanları gördüm. Zeynebin
kapısını çaldım, "Hadi havuza gidelim!" dedim.
Zeynep güldü, "Bakıyorum da artık yerinde duramıyorsun,
amın kaşınıyor değil mi?" dedi.
"Kızım sen nasıl konuşuyorsun öyle?" dedim. O da,
"Kızım itiraf et, yani biz bizeyiz, benden çıkmaz, merak
etme!" dedi. "Tamam, haklısın, ama benimkisi sadece
meraktan, başka bir şeyden değil!" dedim. Zeynep te,
"Kızım zaten insanın başına ne gelirse ya
meraktan ya da yarraktan gelir!" dedi.
Zeyneple bikinilerimizi giyindik ve yanımıza havuz
eşyalarımızı aldık, aşağıya indik. Ama
önce kahvaltımızı yaptık. Sonra havuz başına
geçtik. Yan yana şezlonglara havluları serdik ve güneşlenmeye
başladık. Ama gözlerim sürekli zencilerin önlerine kayıyordu,
mayolarında saklanmış hazinelerini gerçekte görmek istiyordum.
Havuzun tam karşı tarafında dört beyaz kadın ve üç tane de
zenci erkek bizim gibi güneşleniyorlardı. Bu otele herkes giremezdi,
çoğu bizim gibi başka ülkelerden gelen insanlardı. Otelde kalan zenciler
de ya iş adamı, ya da zengin kişilerdi. Mayolarındaki
kabarıklıklarına bakıyordum, gerçekten çok belirgindi,
oldukça iri olmalıydı yarakları.
"Kız Zeynep karşımızdakileri gördün mü?"
dediğimde, "Benden kaçar mı kızım, elbette gördüm. Sen
hele yanımdaki şezlonglara yeni gelenlere bak!" dedi.
Başımı kaldırdım ve Zeynebin yan tarafına
baktım. İki zenci erkek, daracık mayolarından
yaraklarının büyüklüğü bariz bir şekilde belli oluyordu.
Gözlerimi alamıyordum. O anda adamlardan biri bana baktı ve kendisini
dikizlediğimi anladı. Ben hemen kendimi toparladım ve güneş
kremini aldım elime, güya krem sürecekmişim gibi yaptım. Adam kalkıp
yanıma geldi. Bana birşeyler söylüyor, ama ben anlamıyordum.
Adam işaretle gösterince anladım, ben sürebilir miyim demek
istiyormuş. Ben de kırmadım ve güneş kremini eline verip
yüz üstü uzandım.
Adam sırtımı kremlemeye başladı. Tuhaf ve
karmakarışık duygular içerisindeydim, amımın
ıslandığını hisettim. Adam beni kremlerken elleri
yavaşça aşağılara doğru gidiyordu. Sıra belimden
sonra popoma gelmişti. Bikinimi götümün yanakları arasına
toplayıp götümün yanaklarına mıncıklayarak sürüyordu. Sonra
bacaklarıma ve bacaklarımın iç kısımlarına
sürerken hafiften amıma dokunuyordu...
Sonra durup bana birşeyler söyledi. Ben yine anlamadım. El
işaretiyle anlatmaya çalıştı, galiba arka kısım
bitti, ön tarafını dön diyordu. Ben de sırt üstü yattım. Boynumdan başladı sürmeye. Boynumdan
yavaşça aşağıya doğru gelip memelerimin
etrafını adeta okşayarak sürüyordu. Göbeğime geldi.
Göbeğimden sonra aşağı indi, amımın
sınırına kadar sürdü. Sonra bacaklarıma geçti. Bacak
aramı hafifçe amıma dokunarak kremliyordu. Amımın
ıslaklığı bikinimden belli olacak diye utanıyordum.
Ben bu anın zevkini çıkarırken bir anda Zeynep aklıma geldi
ve kafamı çevirip ona baktım. Ohooo, Zeynep te kendinden geçmişti,
öteki adam da Zeynebi kremliyordu...
Krem faslı bitmişti. Adamlar bize birşeyler diyor, ama
ne dediklerini anlamıyorduk. Adam, "English? French? German?"
deyince, Zeynep, "Ja ja, German, Deutsch!" dedi. Adam,
"OK!" deyip hemen resepsiyona gitti ve yanında biriyle geldi. Almanca
tercümanmış getirdiği kişi. Meğer adamlar bizi
yemeğe davet ediyorlarmış. Ben Zeynebe baktım, Zeynep,
"Olur, ama akşam olmaz, kocalarımız gelecek!" dedi.
Adamlar zaten bizi öğlen yemeğine davet ediyorlarmış. Biz
de kabul ettik. Otelin az ilerisinde bir restaurant varmış, bir saat
sonra orada buluşacaktık. Tamam dedik.
Zeyneple suitlerimize çıkıp duşlarımız aldık,
giyindik ve anlaştığımız saate restorana gittik.
Adamlar ordaydı. Birer kadeh şarap içtik, yemeğimizi de yedik.
Onlar ingilizce, biz almanca konuşuyoruz, ne onlar bizi, ne biz
onları anlayabiliyorduk. Garson az birşey almanca biliyormuş,
ona tercüme ettiriyorduk. Böylece iki saate yakın
oturduktan sonra kalktık, restorandan ayrılıp otele geldik. Biz
kendi suitimize çıkmak istedik, onlarsa kendi suitlerine davet ettiler.
Ben Zeynebe baktım, gözleri gidelim diyordu, aslında ben de
istiyordum. Bir anda karar verdik ve hep beraber onların suitine gittik.
İçeri girdik, ben bir koltuğa oturdum, Zeynep bir
koltuğa oturdu, onlar da yanlarımızdaki koltuklara oturdular ve
bacaklarımızı okşamaya başladılar. Ben
çekiniyordum. Adam yaklaşıp öpmek istedi, ben dudaklarımı
kaçırmak istedim, ama bir eliyle çenemi tutup engelledi ve
dudaklarıma yapıştı. Bana göre artık kurtuluşumuz
yoktu, bunlar bizi öyle veya böyle sikeceklerdi, en iyisi kendini bırak
Fatma, ne olacaksa olsun dedim. Yan gözle de Zeynebe baktım, o kendini
çoktan kaptırmış, adamla yiyişmeye
başlamıştı. Ben de ondan cesaret alarak adama
karşılık vermeye başladım. Adamın dudakları
köfte gibiydi, beni yavaşça öpyor ve okşuyordu. Eli memelerimdeydi ve
yavaşça alt tarafa doğru iniyordu. Eli bacaklarıma geldi ve
eteğimi kaldırıp külodumun üstünden amımı
avuçladı. O an içimde fırtınalar kopmuştu.
Değişik duygular içerisindeydim ve fena zevk alıyordum...
Sonra beni soymaya başladı. Kısa sürede
çırılçıplak kalmıştım, beni koltuğun
kenarına çekip amımı yalamaya başladı. Dilini harika kullanıyor,
amımı sanki diliyle sikiyordu, böylesini daha önce
yaşamamıştım. Amımdan akan suyun hepsini yalayıp
yutuyordu. Müthiş zevk alıyordum ve durmasını istemiyordum.
Zaten adam da yalamaya devam ediyordu. Ben artık adamın
kafasını amıma doğru bastırıyordum. Beni
yalayarak iki kez orgazm etmişti...
Nihayet kalktı ve pantolonunu indirdi. Sikini zor zapteden
külodunu da indirdiğinde gözlerim yuvalarından
fırlayacaktı. O ne biçim yaraktı öyle, eşşek
yarağı gibi! Elime aldım, ama parmaklarım
kavuşmuyordu. O anda ben bu canavarı amıma nasıl
alırım diye korkmuştum. Yalamaya başladım, ama
başı ağzıma sığmıyordu, ben de
ağzıma almadan yalıyordum...
Beni kucakladığı gibi yatağına götürüp
yatırdı ve yarağını eline aldı, amıma
sürtmeye başladı. Yavaşça ve amımdan akan sularla
yarağının başını ıslatarak sürtüyordu. Bana
bir şey söyledi, ama anlamadım. Gerçi anlasam ne olacaktı, o
yarağı öyle ya da böyle yiyecektim. Bavulundan küçük bir
şişe çıkardı ve yarağına sürdü. Galiba
kaydırıcı idi. Biraz da amımın dudaklarına
sürdü. Sonra yarağını amıma sokmak için uğraşmaya
başladı. Ben acı duyuyordum, ama adam o kadar
ustalaşmış ki, ne yapacağını biliyordu, hiç
acelesi yoktu. Birkaç dakika uğraştı sırf
yarağının kafasını sokabilmek için ve nihayetinde
soktu da. Sonra yavaş yavaş devam etti sokmaya. Yarısı
girmiş ama benim nefesim kesilmişti. Zeynebin öbür odadan gelen
çığlıklarını duyduğumda onun da yarağı
yediğini anladım...
Beni siken adam yavaşça git gel yapıyordu. Tamamını
almasam da yarısından fazlası ile pompalıyordu. Artık
benim çığlıklarım ve inlemelerim Zeynebin
çığlıklarına ve inlemelerine
karışmıştı. Adamlar bizi resmen bağırta
bağırta, inlete inlete sikiyordu. Odaya girişimizle birlikte, öpüşüp
sevişmemiz, elleşmemiz ve sikişmemiz takriben iki saattir
sürüyordu. Adam halen amıma pompalıyordu. Yaşadığım
orgazmlarımın şiddetini anlatacak kelime bulamıyorum.
Artık orgazm olmaktan bayılacak gibiydim ki, adam kasılmaya
başladı. Az sonra da öyle bir boşaldı ki, dölleri
amımı doldurup taşmıştı. Üzerime abanıp beni
öpmeye başladı...
Birkaç dakika öpüştükten sonra yarağını
amımdan çıkardı ve yanıma yattı. Pert olma
pahasına da olsa zenci yarağı merakımı
gidermiştim. Biraz dinlendikten sonra kalkıp duşumu aldım
ve Zeynebin bulunduğu odaya gittim. Benim gibi Zeynebin de
haşatı çıkmıştı, ama o da mutluydu. Zeynep de
duşunu aldı, sonra da giyindik ve oradan çıkıp bizim
suitimize geçtik.
Zeynep bana bakıyor, ben Zeynebe bakıyorum. Zeynep,
"Nasıldı?" diye sordu. Ben de, "Bu
yaşadığımı anlatacak kelime sözlükte yok!" dedim.
Zeynep te, "Evet, aynen katılıyorum sana!" dedi. Biraz
sessizlikten sonra, "Kız tekrar yapar mısın?" diye
sordu. Ben düşünmeden, "Evet, hemen şimdi bile
yaparım!" dedim. Zeynep, "Ben de!" dedi.
Kocalarımız daha gelmemişti, Zeyneple aynı yatakta
uzandık ve dinlendik...
Daha sonra kocam aradı, "Geliyoruz, hazırlanın
yemeğe çıkacağız!" dedi. Hazırlandık ve
kocalarımız gelince yemeğe çıktık.
Kocalarımız neler yaptığımızı sordu. Biz de,
"Havuza girdik yüzdük, çarşıya indik, dolaştık!"
dedik. Kocam, "İyi, yarın biz başka bir şehire
gideceğiz, belki de gece gelmeyiz, isterseniz bizimle gelin, ama tavsiye
etmem, çok sıkılırsınız!" dedi. Zeynep de,
"Aman nasıl tatilmiş bu, kocalarımızla hiç baş
başa kalamayacak mıyız yani?" dedi. Kocası,
"İşlerimizi bitirdikten ve anlaşmaları yaptıktan
sonra bolca zamanımız olur!" dedi.
Ben de kocalarımıza çaktırmadan Zeynebe göz kırpıp, "Eh ne
yapalım, biz de burada kalırız!" dedim, ama içimden seviniyordum
aslında. Gece boyunca bir zencinin koynunda yatmak harika olurdu :)
(Fatma)
Afrika Macerası! (1)
✔
Afrika Macerası! (2)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: