Yengemle Evcilik Oyunu! (Servet 35 Y., Malatya)
"Evlilik bana göre değil!" desem de, annem beni
evlendirmeye yoğun bir çaba harcıyor, bir gün amacına da ulaşacak
galiba. Evlilik demişken, her evlilik mutlu olmuyor, mesela dayımla yengemin
evliliği. 45 yaşındaki dayım birçok işe girip 3-4 ay
çalıştıktan sonra ya kovuluyor, ya işin yorucu
olduğunu söyleyip birkaç ay dinlenip tekrar aynı şeyleri
yapıyordu. Velhasıl adamın çalışma isteği yok. 43
yaşındaki yengem ise halk eğitim kurslarında halı
kilim dokuma üzerine eğitim veriyordu. Köyde kaldıkları süre
içinde kiraya, sebzeye, meyveye, yumurtaya vs. para vermiyorlardı. Yengeme
hepimiz çok üzülüyorduk, 3 çocuk, çalışmayan bir koca, eve giren tek
maaş, zordu tabii. Yengemi annem kendi kızı gibi sever. Dayımdan
ise annem başta olmak üzere sülalede kimse hoşlanmazdı. Hele
ben, nefret ederdim dayımdan.
Hafta sonlarım genelde spor salonu, arkadaşlarla içmek, yeni
kız düşürme çabaları ile falan geçiyordu. Yorucu bir haftadan
sonra sabırsızlıkla hafta sonunun gelmesini bekliyordum. Cuma
günü iş çıkışı annem aradı, "Ayyaş dayın
yine yengenle kavga etmiş. Git yengeni al, kendi evine götür, ben de
geliyorum!" dedi. Benim evle annemlerin arası 41 km. Yani bir saat
bile değil. Yani annem bana geleceğine babamla birlikte yengemi almaya
gitseler, ben de hafta sonunda kafama göre takılsam güzel olmaz
mıydı? Belli ki annem dayımı korkutmak için beni
gönderiyor.
Bindim arabama, burnumdan soluyarak gittim köye. Evin önüne
vardığımda önce arabadan inmedim. Yengem evden ufak çocuğu
almış, diğer ikisini bırakmış, kapıya
çıkmış ve dayıma, "Bunları besle büyüt te göreyim
senin adamlığını, seni terk ediyorum, sakın bir daha
beni arama!" diye bağırıyor. Kör kütük sarhoş dayım
ise, "Geri gelirsen ayaklarını kırarım oruspu. Millete
kendini siktir, sonra bana para yok de. Siktiriyorsun bari parayla siktir. Bu
çocuklar belki benden bile değil. DNA testi yaptıracağım
lan oruspu!" diye bas bas bağırıyor.
Ben arabadan inip kapıya doğru yöneldim, dayım beni
görsün de çenesini kapatsın, millete daha fazla rezil olmayalım diye.
Fakat dayım beni görünce iyice delirdi ve "Bak pezevengin de geldi.
Bundan sonra seni Servet mi satacak? Belki seni sadece kendi sikip sana
bakacak!" diye bağırdı. Yengem sinirden ağlıyor, dayımın
canı ise belli ki kavga istiyor. Benim sigorta attı. Dayımın
yanına yaklaştım, leş gibi rakı kokuyordu. Dayıma,
"Bir sus yaa! Ağzından para lafı eksik
olmuyor, götünü kaldır az çalış, para kazan.
Karının eline bakma. Sen rakı içecek parayı nerden
buluyorsun?" dedim.
Dayım o sarhoş haliyle bana yumruk atmaya
çalıştı. Ben yumruğu yememek için kenara çekilince dayım
dengesini kaybedip yere düştü. Yüz üstü basamaklara kapaklanmış,
ağzı yüzü kan içinde kalmıştı. Çocuklar ağlamaya
başladı. Yengemin kolundan çekip arabaya bindirdim. Yengem kalan
çocuklara bakarak ağlamaya başlayınca kalan iki çocuğunu da
aldım, evime doğru yola çıktık.
Yengeme yol boyunca sadece, "Yenge bak, evim kira
değil, arabam var, iyi kötü bir maaşım da var, yani senin çalışmana
gerek yok, evde kal çocuklarınla igilen, ben sana da çocuklarına da
bakarım. Ama bu adama tekrar dönersen, ne ben birdaha gelirim, ne de
annemleri yollarım, haberin olsun!" dedim. Evime vardıktan az
sonra da annemle babam geldiler. Annemin yengemle konuşacakları
vardır hesabıyla ben de çocukları alıp gezmeye götürdüm.
Korkmuşlardı. Çocuklarla lunapark, hamburger, dondurma, gazoz falan derken
akşama doğru eve döndük.
Yengem çocukları aldı banyoya yıkamaya götürdü. Annem kısık
sesle, "Yengen bir süre burda kalmak istiyor. Sen ne diyorsun? Kalırsa sana
bir zararı olur mu?" diye sordu. Ben de, "Anne ben yengemi
arabaya bindirdiğim zaman söyledim, kalmasında bir sakınca yok.
Hem ev de büyük, 3 oda hepimize yeter!" dedim. Annemler iki gün bizimle
kaldıktan sonra, benim için sorun olmayacağına ikna olup köye
döndüler. Velhasıl böyle başladı Dilek yengemin bende
kalması.
Pazartesi işe gidecektim, yengem benden önce kalkmış
mutfakta kahvaltıyı hazırlıyordu. Beni görünce neşeyle
sarıldı ve yanaklarımdan öptü, günaydınlaştık.
Duş alıp kahvaltımı yapıp çıktım. Çocuklar
sevinsin ve bana alışsınlar diye birkaç tane oyuncak, biraz da
bisküvi, cips, çikolata, gofret, gazoz falan aldım. Mesai boyunca yengem
habire benimle mesajlaştı. Mesaim bitmek üzereyken de, "Hadi
evin babası, yemek hazır, çabucak gel, çocuklar seni bekliyor. Evde
bunlar eksik, gelirken al..." vs. vs. Sanki evlenmeden baba olmuştum.
Güzel bir his doğrusu. Çocuklar da kendilerini bana sevdirmek için
ellerinden geleni yapıyorlardı. Böyle aile ortamını
özlemiştim.
Mesaim bitince eve vardım. Yengem kapıyı
açtığında birşeylerin değiştiğini,
mesajlaşmalarımızın onu bir adım daha ileriye
taşıdığını görebiliyordum. Güzel ve dar
eşofman takımı giymiş, az biraz allık, dudağa
parlatıcı sürmüş. Güzel bir sarılma ve yanağıma
öpücükle içeri geçtim. Masa şahaneydi. Evim pırıl
pırıl, mis gibi kokuyordu. Yemekten sonra yorgunluk kahvesi
yaptı, ardından çay, meyve... Doğrusu özlemişim böyle
şımartılmayı.
Gece ilerleyince çocuklar kanepede uyudu. Odalarına
taşıdım. Yengemle başbaşa kaldık. Bir bardak
rakımı getirdi ve yanıma oturdu. Başladı
içindekilerini, aklındakilerini kusmaya, anlatmaya. "Ben karar
verdim, dayını boşayacağım. Yarın dilekçe vereceğim.
Sana yük olmak istemiyorum. Çocuklarıma tek başıma da
bakabilirim. İstemiyorsan söyle ki bileyim. Ama bana dürüst ol!"
deyince rakımdan son yudumumu aldım. "Madem evcilik
oynayıp, mesajlarda evin babası, çocuklar seni bekliyor diyorsun, sen
de evin kadını gibi davran ve birdaha bu konuyu açma. Git yarın
boşanma dilekçeni ver!" dedim. Hemen bana sarıldı,
yanaklarımı öptü. Liseli sevgililer gibi birbirimize kur
yapıyorduk, ama bir sonraki adıma geçemiyorduk...
Bir hafta boyunca aynı şeyler oldu. Sabah kahvaltı
hazır, yanağımı öperek işe uğurlamalar,
sarılmalar. İşteyken mesaj atmalar, kur yapmalar, "Özledik seni,
bir an önce gel!" demeler böyle devam etti. Cuma akşamı iş
çıkışı spor salonuna gittim, ordan eve geçtim. Saat
22:00'ye geliyordu. Aynı filimlerde olur ya, yemek masada evin
hanımı yemeğe dokunmamış, kanepenin bir köşesinde
uykuya dalmış. Aynı o görüntü. Çocuklar da kanepenin diğer
köşesinde uyumuş.
Sessizce çocukları odasına taşıdım. Yengemi de
yatağına götürmek için kucağıma aldım ki uyandı. Yatağına
giderken kucağımda söylenmeye başladı, "Bir daha bu
saatlere kalma. Çocuklar seni görüp öyle yatsınlar. Sana çok
alıştılar!" diye. Sonra hiç beklemediğim bir
şekilde dudağıma bir öpücük kondurup, "Sadece çocuklar
değil, ben de çok alıştım!" dedi. Halen
kucağımdaydı, ben şok olmuş halde yatak odasına
götürdüm.
Kucağımdan yere indirdiğimde bana sarılıp
dudaklarımdan öpmeye devam etti. Ne düşüneceğimi bilmeden
karşılık veriyordum. Biraz öpüşüp elleştikten sonra
elbiselerimizi yırtarcasına çıkardık. Beni yatağa
yatırdı, dudaklarımdan göğüs kıllarıma, göbek
deliğime kadar öptü. Sikimin ucundan taşaklarıma, ordan göt
deliğime kadar yalayıp yuttu. Sonra sikime eğildi, sakso çekti.
Ağzından geleni fazlasıyla yapmıştı. Sıra
bana geldi, yengemi uzattım yatağa. Kapkara olması gereken
amının kılları sarı idi. Am dudakları pembeydi.
Dilimi amının içine yerleştirip vakumladım. Sağ elimle
de klitorisine titreşim vererek yengemin kısa sürede orgazm
olmasını sağladım.
Yengemin göt deliğini yalarken dikkat ettim, büzüğü çok gevşekti,
yani hadddinden fazla kullanılmış. Hiç zorlanmadan üç
parmağım rahatlıkla giriyordu. Yağlarsam
abartısız bütün elimi sokabilirdim. Yengem orgazm olmanın
hazzıyla saçımdan çekiştirip bir an önce sikimi amına
sokmamı istiyor, ben de işin zevkine vararak yalamaya devam ediyor ve
yalvarmasını bekliyordum. Sikim taş gibi olmuş, ucundan
zevk suyum geliyordu, ki amına sokar sokmaz
boşalacağımı biliyordum. Yengemi yalayarak bir kez daha
orgazm ettikten sonra banyoya gidip zuladan geciktirici spreyimi sikime sürdüm.
Sikimde bir uyuşukluk hissedince banyodan çıktım. Yengem
bıraktığım gibi duruyordu. Yanına uzanıp meme
uçlarını emmeye başladım. Memeleri fazla
sarkmamıştı, tadı ve kokusu çok güzeldi. Sol elim
amında, sağ elim götünü avuçlamış, dilim meme uçlarında,
sikim baldırına, bacağına temas halindeydi. Yengem ufaktan
inlemeye başladı. Meme uçlarını bırakıp
dudağına yumuldum. Üste çıkıp sikimi amının içine
sokmadan sürtündüm. Ufak inlemeleri artık bitmiş, "Hadi
artık!" demeye başlamıştı. Ben oyalanınca
çıldırdı, "Sok şunu artık, offff!" demelere
başladı. Ben oyalanınca yengemin kıvrak bir hareketle üste
çıkması bir oldu.
Eliyle tuttuğu sikimi amına yerleştirdi ve üstümde hoplamaya
başladı. Her zıplayışında, "Ohhhhh!" çekiyordu.
Çok geçmeden öyle bir kastı ki kendini, sikim kırılacak
sandım. Yeniden orgazm olmuştu. Biraz soluklanıp yeniden
zıplamaya başladı. 15 dakika sonra yeniden kasılarak orgazm
oldu ve "Ben bittim. Haftalardır böyle rahatlamamıştım!"
deyip sustu. Farkında olmadan bir pot kırmıştı,
dayım olacak öküz bu kadar uzun sikemezdi herhalde.
Benim daha boşalmadığımı ve sikim
amının içinde halen kazık gibi durduğunu anlayınca
mahçup oldu sanırım, "Şeyyy, götten yap istersen?"
dedi. "Olur!" dedim. Üstümden indi ve domaldı. İki
eliyle götünün yanaklarını ayırdı. Demin amını
götünü yalarken büzüğünün çok gevşek olduğunu farketmiştim,
şimdi bir de götünün yanaklarını ayırınca göt
deliği nerdeyse rakı bardağının ağzı kadar
açıldı. Sikimi göt deliğine ittirmemle hiç zorlanmadan köküne
kadar girmişti. Yengeme zarf atmak için, "Ohhh, harika götün var! Ayyaş
dayım ağzının tadını biliyormuş!"
dedim. Yengem sinirlenmişti, "Anma o şerefsizin adını. O ne bilir göt sikmesini. Hem sanki
amımı doğru düzgün sikti de götüme mi sıra geldi!"
dedi.
Verdiği cevapla farkında olmadan yine pot
kırmıştı. Kafama takıldı, eğer dayım götten
hiç sikmediyse yengemin götünü bu hale kim getirmişti? Ben bunu
düşünürken yengem, "Hadi, ne duruyorsun, siksene!" deyince ufaktan
pompalamaya başladım. O anda başka bir şeyin de
farkına vardım, yengem götünden sikilirken daha çok zevk alıyor gibiydi.
"Ohhhh, daha hızlı sik, ımmmmm, kökle!" diye
inliyordu. Fakat ben zevk almıyordum, götü folloş olmuştu. Sikimi
değil kolumu soksam girerdi yani. Üstelik geciktirici spreyin daha
etkisindeyim. Durmaksızın pompalayarak 20 dakika kadar daha siktikten
sonra anca boşalabildim.
Yorgunluktan ölüyordum, yengemin de hali kalmamıştı. Biraz
dinlendikten sonra birlikte duş alıp geldik. Yatakta uzanırken yengem
göğsümün kıllarıyla oynuyor, şu anda çok mutlu
olduğunu söylüyordu. İster istemez, "Ben de!" dedim. Fakat
kafam dayımın yengeme (Siktiriyorsun bari parayla siktir!) lafı ve
yengemin götünü bu hale kimin getirdiği sorusu ile meşgul idi. Yengem daimi benim evde kalmayacaktı, mahkemeden sonra kendine ev tutup gidecekti. Yine de gideceği zamana kadar yengemle bu evcilik oyununu sürdürmeye karar verdim :)
(Servet)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: