Tertibim Üvey Ablama Döşüyor! (Muhittin 22 Y., Kütahya)
Merhaba, ben Muhittin. Aslen Diyarbakır'ın bir
köyündenim, çocukluğum orada geçti. Hikayemin kahramanı üvey ablam
Zeliha benden iki yaş büyüktür, o da benimle birlikte köyde büyüdü. Zeliha
ablam liseden sonra üniversiteyi kazandı ve Kütahya'ya gitti. İlk sene yurtta kaldı, sonradan oradaki bir
akrabamızın kiralık dairesi boşalınca orayı tuttu
ve tek başına yaşamaya başladı.
Ben okumadım, köyde ailemin çiftçilik işleriyle
uğraşıyordum. Bu sebeple yaşım gelince hemen askere
gittim. Askerlik yaptığım İstanbul'da tertibim Hasan
vardı. Hasan Kütahya'lı olduğundan, ona, "Benim üvey ablam
da Kütahya'da okuyor, Kütahya nasıl bir şehir?" diye sormamla aramızda muhabbet başlamış, zamanla da
onunla çok iyi arkadaş olmuştuk.
Benim askerlik bitti ve tezkereyi alır almaz memlekete gitmedim, Kütahya
yakın diye Zeliha ablamın yanına uğradım.
Geleceğimden haberi vardı, bana güzel yemekler
hazırlamıştı. Yemeğimizi yedikten sonra oturduk,
sohbet muhabbet, özlem giderdik. Sabah kahvaltımızı yapınca
o okula gitti, ben evde oturup vakit geçirdim. Hiçbir yer bilmediğim için
akşam birlikte çıktık, gezdik, gece eve
geldik.
Zeliha ablam 1.75 boyunda, esmer, kapalı bir kız
idi. Balıketli bir fiziği vardı, ama ona çok
yakışıyordu. Halen başörtüsü takıyordu, ama Kütahya'ya
geldikten sonra giyimi kuşamı
değişmiş ve güzelleşmişti. Çarşıya
çıktığımızda erkeklerin ona bakışları
dikkatimi çekmişti.
Ben geleli bir hafta olmuştu. Her akşam
dışarı çıkıyorduk. O gün yine akşam dışarı çıktık, biraz gezdik.
Sonra bir çay bahcesinde oturduk, çay içiyorduk. O sırada telefonum
çaldı. Arayan benim tertip Hasan idi. Hemen açtım telefonu. Ben hiç
izin kullanmadığım için ondan bir hafta erken gelmiştim. O da teskeresini almış şimdi Kütahya'da
imiş. Bulunduğumuz çay bahçesinin yerini tarif ettim, çay kahve
içeriz, biraz sohbet eder, dertleşiriz diye düşündüm.
Yarım saat olmadan Hasan yanımıza geldi.
Üvey ablamla tanıştırdım. Sohbet muhabbet çay, kahve derken
karnımız acıktı. Hasan,
"Bildiğim çok güzel bir yer var, hem yemek yeriz hem birşeyler
içeriz!" dedi ve kalktık. Çok güzel, gençlerin
takıldığı bir mekana götürdü bizi. Oturduk, yemeğimizi
söyledik.
Yemeklerimizi beklerken, Hasan, "İçki içelim
mi?" diye sordu. "Ben her zaman içmiyorum!" dedim. Hasan,
"Tertip artık sivildeyiz, biraz kafa dağıtalım! Bir
iki duble Viskiden birşey olmaz!" deyince kırmadım kabul
ettim. Ablam da, "Ben meşrubat içeceğim!" dedi. Hasan
da, "Buranın alkolsüz kokteylleri var, çok güzel. Sana da ondan
söyleyim!" dedi ve kalktı, bara gidip içecekleri söyledi. Barmen
arkadaşıymış, fısıldaşarak birşeyler
konuşup gülüştüler...
Siparişler geldi, yemeğimizi yiyor, içkilerimizi
içiyor, sohbet ediyorduk. İkinci dubleden sonra benim kafam dönmeye
başladı. Ablam ise Hasan'la sohbeti iyice
koyulaştırmış, sanki 20 yıllık arkadaş gibi
samimi olmuşlardı. Bir ara dans müziği çalmaya
başladı. Çiftler piste çıkıp dans ediyordu. Hasan,
"Ablanı dansa kaldırsana tertip!" dedi. Ben de, "Yok
tertip ben anlamam, siz edin!" dedim. Benim öyle dememi
bekliyorlarmış gibi hemen kalktılar ve dans etmeye
başladılar.
Onlar dans ederken barmen bana bir duble daha getirdi. Onu
da içince iyice bir tuhaf olmuştum. Robot gibi oturmuş etrafa
bakınıyordum. Bir ara gözüm ablamla Hasan'a takıldı, Hasan
elini ablamın tam götünün üstüne koymuş, ufak ufak hareketlerle
okşuyordu. Dans bahanesiyle de ablamı iyice
kendine çekmiş, resmen sürtünüyordu. Ablam ise Hasan'ın gözlerine
bakarak gülümsüyor, birşeyler konuşuyorlardı...
Bir süre dans ettikten sonra masaya geldiler. Barmen ablama
da yeni bir kokteyl getirdi. O kokteyl nasıl bir içkiyse artık,
ablamın yüzü kıpkırmızı olmuş, konuşurken
dili dolanıyordu. Ben zaten içkiye alışkın değildim, Hasan'ın zoruyla bir duble daha içtim ve
iyice kötü oldum. Hasan hesabı ödedi, kalktık, ama ben ayakta zor
duruyorum. Hasan, "Sizi evinize bırakayım!" dedi, oradan bir
taksiye bindik. Yolda Hasan bir tekel bayine uğradı, sigara ve birkaç
tane bira aldı. Ablam, "Daha içecek misin?" diye sordu. Hasan
da, "Sizi bırakayım, bunları da evimde içeceğim!"
dedi.
Eve varınca taksiden indik. Hasan taksiyle devam
edecekti. Ama ben ayakta durmakta zorlanıyordum. Ablam Hasan'dan rica
etti, "Yukarıya kadar yardım et, öyle gidersin!" dedi.
Hasan da ücretini ödeyip taksiyi gönderdi. Ve Hasan'ın
yardımıyla yukarı çıktık. Beni, üstümü bile
çıkaramadan yatağıma yatırdılar. Kafam acayip
dönüyordu. En iyisi uyuyayım dedim, gözlerimi kapadım. Hemen
uyumuşum...
Ama aradan 15 dakika geçmeden aşırı mide bulantısı
ile uyandım. Yatağın yanına kafamı zor uzatıp
yere halının üzerine kustum. Kusunca biraz
rahatlamıştım. Yatağa oturdum, kendime gelmeye
çalışıyordum. Benim yattığım odanın
kapısı açık idi, salonda ışıklar kapalı, ama
TV'nin sesi geliyordu.
Biraz kendime geldikten sonra mutfaktan kağıt
havlu alayım da halıyı temizleyim diye kalktım.
Mutfağa giderken salona baktım. Kimse yoktu ama TV açıktı.
Sehpada kapağı açık bira, yanında neskafe ve küllükte de halen yanan bir sigara vardı. Mutfağa
baktım orda da kimse yoktu. Ama ablamın odasının
ışığı yanıyordu, kapı kapalı idi,
kapının altından ışık görünüyordu.
Bu işte bir anormallik vardı. Ablamın
odasına yaklaştım, içerden tuhaf tuhaf sesler geliyordu. Anahtar
deliğine eğilip baktım. İkisi de
yatağa uzanmıştı. Hasan, ablamı hem okşuyor hem
öpüyor, hem de yavaş yavaş soymaya çalışıyordu.
Salondaki küllükte halen yanan sigaradan belli ki daha
yeni odaya geçmişlerdi. Hasan, elini ablamın eteğinin
altına sokmuş, bacaklarını okşaya okşaya
yukarı doğru çıkıyordu. Ablam ise
elini ittiriyor, sanki istemiyor gibiydi. Ama Hasan devam ediyordu...
Az sonra etek iyice sıyrılmış, esmer
güzeli ablamın bacakları meydana çıkmıştı. Hasan,
elini iyice yukarı çıkartmış, beyaz külodunun üstünden
ablamın kabarık amını
okşamaya uğraşıyordu. Hasan elini ablamın amına attıkça ablam Hasan'ın elini tutup geri
çekiyordu. Fakat dudakları hiç ayrılmıyor, nefes bile almadan
öpüşüyorlardı. Ablamdan yüz bulamayınca Hasan yavaşca kendi
pantolonunu çıkarıp sadece boxer ile kaldı ve ablamın bacak
arasına girdi. Dudaklarını emerken bir
yandan da boxerden kabarıklığı belli olan
yarrağını ablamın tam amının üstüne sürtüyor, onu
tahrik etmeye çalışıyordu. İşe
de yarıyordu, ablam amının üstünde sürtünen yarraktan iyice
tahrik olmuş olacak ki, kendini iyice salmış,
bacaklarını iyice aralamış, kendinden geçiyordu...
Hasan doğrulup ablamın külodunu
indireceğinde, ablam, "Hasan, yapmaaaaaaa, yeter!" dedi. Hasan
ise, "Daha yeni başlıyoruz, ne yeteri?" dedi. Ablam,
"Muhittin duyacak, rezil olacağız, nolur bırak, yeter, bizi
böyle görürse nasıl yüzüne bakarız?" dedi. Hasan, "Korkma,
Mühittin'in götünde pireler uçuşuyor, iki gün
sonra zor uyanır!" dedi. Ablam, "Yapma Hasannnnn!" diye
inliyordu. Hasan, ablamın susması için tekrar dudaklarına
yapıştı. Ablam gözlerini kapatmış halde Hasan'ın
dudaklarına karşılık veriyorken, Hasan tek hamlede kendi
boxerini çıkardı. Yarrağı kapkara ve kocamandı. Hasan
şimdi çırılçıplaktı. Ablamın ise uzun eteği
beline kadar sıyrılmış, beyaz külotu biraz
aşağıya inmiş, gömleğinin düğmeleri açık,
başındaki başörtüsü de iyice
dağılmıştı.
Ablamın memelerini sutyenden kurtaran Hasan memeleri
yalayıp emmeye başlayınca ablam da artık iyice kendinden
geçmişti. Hasan elini yarrağına götürdü ve ablamın külotunu
az daha indirip yarrağını amının
dudakları arasına sürtmeye başladı. Ablam, "Hasan
nolur dur!" deyince, Hasan, "Bakire misin yoksa?" dedi. Ablam
zevkten cevap bile veremiyordu, ama bakışlarından ve
sevişmesinden bakire olmadığı belliydi. Hasan'ın
sürtmesi ablamı çıldırtmıştı, sonunda, "Sok hadi,
bakire değilim!" dedi. Bunu duyan Hasan yarrağını bir
anda amının içine doğru ittirdi. Dibine
kadar girince ablam, "Ohhhhh!" diye inledi.
Hasan biraz içinde bekledi, sonra yavaşça git gele
başladı. Hasan'ın kalın
yarrağı ablamın pamuk gibi amında gidip gelirken ablam
ellerini Hasan'ın beline sarmış kendine doğru çekiyordu.
Hasan ise tempoyu hiç bozmadan amının dibine
dibine basıyordu. Ablamın amı zevkten
sabun gibi vıcık vıcık olmuş,
şapırtılar bana kadar geliyordu...
Biraz pompaladıktan sonra Hasan durup,
"Beğendin mi orospu? Hoşuna gidiyor mu?" diye sordu. Ablam,
"Durma nolursun, devam et aşkım! Yalvarırım devam
et!" diye inledi. Hasan gülerek, "Muhittin uyanmasın? İstersen bırakalım!" dedi. Ablam
sinirlenmişti, "Siksene orospu çocuğu!" diye
bağırdı. Hasan yeniden sikmeye başladı. Ablamın sikilmek için böyle yalvarmasına ve böyle kelimeler
kullanmasına çok şaşırmıştım. Benim namuslu
sandığım ablam üniversiteye giderken orospunun hası
olmuştu. Hasan'ın koca yarrağını dibine kadar
alırken bana mısın demiyor, aksine zevkten inim inim inliyordu. Kim bilir ben Kütahya'ya gelmeden önce ne yaraklar yiyordu.
Biraz sonra Hasan'ın pompalama temposu iyice
hızlandı. Artık benim odamda uyuyor olmam umurlarında
değildi, yüksek sesle inim inim inliyorlardı. Derken ablam sara hastaları gibi titremeye ve kedi eniği gibi
ciyaklamaya başladı. Az sonra da Hasan yarrağını
ablamın amından çıkarıp
böğürerek döllerini ablamın memelerine attırmaya
başladı. Ablam da eline aldı yarağı ve tamamen
boşalasıya kadar sıvazladı...
Ben hemen yavaşça odama gittim, odamın
ışığını açmadan yatağa uzandım. Uyuyor
numarası yapıyordum, ama gözümü tam kapamamıştım,
gözlerim kısıktı ve yattığım yerden koridoru
görebiliyordum. Banyo benim odanın karşısında idi. Az sonra
ablam üstü giyinik halde geldi, kapıdan bana baktı ve yavaşça
kapımı çekip kapadı. Sonra, Hasan'a, "Gelebilirsin!"
dedi. Göremiyordum ama seslerini duyabiliyordum, banyoya girmişlerdi.
Duşun sesiyle karışık gülüşme sesleri geliyordu
inceden. Sonra çıktılar banyodan. Gülüşerek salona gittiler. Ben
artık Hasan gider diye düşünürken tam tersi oldu, az sonra
gülüşerek tekrar ablamın yatak odasına girdiler ve
kapıyı kapadılar.
Birkaç dakika bekledim ve yavaşça odamın
kapısına çıktım. Ablamın odasından ufak ufak
fısıltılar geliyordu. Herhalde Hasan üstünü giyiniyor,
çıkıp gidecek diye düşünürken dayanamadım ve yine
kapılarının önüne gittim. Anahtar deliğinden baktım ki, Hasan halen çırılçıplak, bir elinde
sigara diğer elinde bira var, yatakta sırtını duvara
yaslamış oturuyor. Ablam da çırılçıplak soyunmuş
ve yatağa uzanmış, kafası Hasan'ın
kucağında, eline Hasan'ın inmiş yarrağını
almış, yarağa bakıp, "Küçülmüş bu!" diyerek
gülüyordu.
Hasan, "Ne gülüyorsun orospu, daha yeni
boşaldı, iki dakika dinlenip kendine gelsin!" dedi. Ablam,
"Ben diriltirim şimdi onu!" dedi. Hasan sigarasını
söndürüp, "Ya sen ne orospu çıktın, Muhittin hep senden
bahsederdi, senin nasıl iyi biri olduğunu anlatırdı,
harbiden iyimişsin, muamelen çok iyi!" dedi. Ablam da Hasan'a
gülümsedikten sonra yarrağını okşamaya ve öpmeye
başladı. Hasan arkasına yaslanmış, bir elinde
birası, diğeriyle de ablamın
kafasını hem okşuyor hemde yarrağına
bastırıyordu...
Demin solucan gibi olan yarrak yine yılan gibi
başını kaldırmıştı. Ablam yarrağın
kafasından başlıyor, taşaklarına kadar yalıyor,
tekrar başına çıkıp ağzına alıyordu. Birkaç
dakika yaladıktan sonra damarları çıkan yarrak ablamı yine
sinsi sinsi gülümsetmişti. Yalamayı bırakıp kalktı ve
Hasan'ın kucağına oturdu, eliyle yarrağı amının ağzına yerleştirip, tek
seferde amının içine aldı. Kucağında yavaş
yavaş içinde oynatmaya başladı. Götünü öyle güzel çeviriyordu ki, amındaki yarrağı nerdeyse
kıracaktı. Hasan elindeki birayı bırakıp ellerini
ablamın götüne götürdü ve dudaklarına yapıştı. Elleri
ablamın götünün yanaklarını iyice ayırırken alttan da
pompalamaya başladı. Baktığım anahtar deliğinden
ablamın kapkara göt deliği tam karşımdaydı...
Yarrak amına girip
çıkdıkça 'Şap, şap!' sesler çıkmaya
baslamıştı. Hasan ablamın götünün yanaklarını
iyice kavramış kendine kendine çekiyor, amına
köküne kadar sokuyordu. Ablam inlemeye başlamıştı.
"Ohhhh, sikkk, durma aşkım, ohhhhh, devam et bu
şekilde!" diyordu. Bir süre bu şekilde Hasan'ın
kucağında zıplayan ablam yorulmuş, nefes nefese
kalmıştı. Birden yarağın üstünden kalktı.
Hasan'ın elinden tutarak onu da kaldırdı ve yatağa
çaprazlamasına domaldı, tam köşeye gelecek şekilde
kafasını yatağa gömdü ve "Hadi
aşkım, sikmeye devam et!" dedi. O pozisyonda amı
kabak gibi arkaya çıkmıştı.
Ablamın arkasına geçen Hasan yarrağını
sürterek biraz bekledi ve bir anda aniden kökledi. Ablam, "Ahhhhhh!
Hayvan!" diye çığlığı bastı. Hasan
ablamın ağzını eliyle kapatıp, "Bağırma
orospu, Muhittin uyanacak!" dedi. İçinde biraz bekledikten sonra
ağzındaki elini çekti ve iki eliyle belinden kavrayarak sikmeye
başladı. Sertçe sikiyor, köküne kadar sokuyordu. Ablam
resmen acı çekiyor, "Aşkım, ne olursun dur!" diye
yalvarıyordu. Ama Hasan hiç oralı olmadan sikmeye devam ediyordu.
Hasan iyice kontrolden çıkmıştı, alkolün de etkisiyle ne
boşalıyor, nede yavaşlıyordu, darbeli matkap gibi
sikiyordu...
Ablam, "Aşkım, ne olursun yeter artık, götüm
çok acıyor, amımı sik!"
dediği anda anladım ki Hasan götten girmişti. Ablamın
çığlığından ve acıyla
inlemesinden bunu anlamam lazımdı. Hasan insafa gelmişti, "Tamam
aşkım!" diyerek yarrağını götünden
çıkardı. Ablam osurarak yatağa yüz üstü seriliverdi. Biraz öyle
yattıktan sonra oflayarak yan döndü. Hasan da ablamın yanına
uzandı ve dudaklarına yapıştı. Öpüşürken bile
Hasan'ın eli boş durmuyor, ablamın
amını okşuyordu. Biraz bu şekilde dinlendikten sonra Hasan
ablamı sırt üstü yatırıp bacak arasına yerleşti.
Yarrağını ablamın amına
soktu, bacaklarını omzuna kaldırdı ve sikmeye
başladı. İkisi de deli gibi inliyor, nefes nefese
sikişiyorlardı. Ablam zevkten gözlerini kapatmış,
kollarını iki yana açmış, tırnaklarını
geçirdiği çarşafı koparacakmış gibi asılıyordu...
Bir süre sonra ablam, "Aşkım ben bittim, hadi artık sen de boşal!" deyince
Hasan yarağını ablamın amından çıkartıp göbeğine
boşaldı. Boşalması bitince de ablamın
üstüne yığıldı kaldı.
Nefes nefese öylece kalmışlardı. Benim için de
artık ordan uzaklaşma vakti gelmişti. Sessizce odama gittim.
Seslere göre tekrar banyoya girdiler, sonra Hasan evine gitti...
O günden sonra Hasan benimle artık her gün
görüşmek istiyordu. Çoğu zaman birlikte
dışarda bir yerde oyurup çay içerken Hasan'ı biri arıyor,
kısacık telefon konuşmasından sonra kapatıyordu. Sonra
da Hasan bana, "Tertip, benim acil bir işim çıktı, sen bir demlik
çay daha söyle, yarım saatte işimi halleder gelirim!" deyip
gidiyordu. Tabii ki ablam arıyordu, ben çay
bahçesinde beklerken Hasan gidip ablama döşeyip geliyordu!
(Muhittin)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: