Fantastik Seks Hikayeleri

Şansım Döndü! (14)


Şansım Döndü! (14) (Bekir 37 Y., Eskişehir)

Setenay'ın kızlarıyla ilgili sözleri bana çok garip gelmişti. Benim bu işleri öğrenmem gerekiyordu. Tamam, mertlik ve sertlik çalışıyordu, para ve itibarımız işleri çok daha kolay hale getiriyordu, ben zaten yeterince ilgi çekecek yapıda bir gençtim, ama yine de kafam karışıyordu. Kadınların beyinlerinin farklı çalıştığını biliyordum, ama entrika kısmına henüz ayıkmıyordum.

Aslı'yla tuvalet önündeki ayak üstü fingirdeşmemiz Gamze'ye benim potansiyel bir adam olduğum imajı vermişti galiba diye düşündüm, yoksa tek başıma dururken gelip niye bana laf atsın ki diyordum. Daha Derya'nın (Sağlıklı bir kadına bir erkek yetmez!) demesi vardı. Derya'nın dediğinin olması için namus takıntısı olmayan kadınlar olması gerekiyordu. Zaten benim de namussuzlarla işim vardı, mesela üvey anneciğim Ayfer. O yaşanan küçük meme ucu olayından sonra göz kırpıp beni kaşımasaydı onu sikme ihtimalim yoktu!

Aslına bakılırsa bu açıdan üvey annem de namussuz bir kadındı. Asaleti, kendi öz variyeti onu temiz tutamamıştı ve namussuzluğu yüzünden babamın karısını siker hale gelmiştim, tabii ki büyük bir zevkle. Bu beni de namussuz yapıyordu :)

Namuslu, evli barklı, düzgün hayat yaşayan kadınlara bakmayacaktım, amaaa ufak ta olsa bir sinyal alsam çaka çaka dümdüz edecektim! Zaten vermeye meyilli kadının zaman mekan gözetmeden herşeyi göze alabildiğini üç gün içerisinde fazlasıyla öğrenmiştim.

Setenay da bu zincire katılacaktı, ama daha öğrenecek çok şeyim vardı. Setenay'ın meselesi, Ayfer annemin (Ben karışmam, rızası varsa ne yaparsan yap Sema'yla.) dediği gibi bir kapıya mı çıkıyordu. Kaşıntısı varsa el alem kaşıyacağına sen kaşı demesi gibi miydi acaba dedim. Stenay üstü kapalı (Kızlarım zaten teşne, sen de işini gör, ama arkamdan iş yapma!) mı diyordu? Ne yani, haber verip mi sikecektim amına koyayım diye düşünürken Derya'ya dediğim 15 dakikayı geçirmiştim, yaklaşık 25 dakika olmuştu yavruyu göndereli.

İkinci dubleyi de dikip bitirdim. Kafam yine yükselmişti. Düşünceliydim ama zımba gibiydim. Setenay'ın kaldırdığı sikim muhasebe yaparken iner gibi olsa da içeride şov yapacağına emindim, elimden çekececeği vardı Derya'nın anasının :) Ama büyük heyecan yapmıştım, Derya'ya şu ana kadar lafta (Ananı sikeceğim!) falan demiştim. Tamam üvey annemi bile babamın koynundan çıkarıp sikmiştim. Ama bu sefer birazdan gireceğim evde gerçekten Derya'nın anasını sikecektim.

Derya'nın annesini merak etmekten beni de ateş basmıştı. Bagajı açıp termos çantadan erimiş buzların soğuk suyuyla elimi yüzümü yıkayıp saçımı başımı düzelttim. Hadi bakalım Bekir paşa deyip sikimi avuçladım. Sikimin keyfi yerindeydi, ama bir işesem iyi olacak diye sağa sola baktım, işeyebileceğim bir yer var mı diye. Ama nafile, ortam çok kaliteliydi :) Mecbur içeride halledeceğiz işeme meselesini deyip arabayı kilitledim ve derin bir nefes verip telefonumu elime aldım.

Derya'yı arayacaktım ama telefonum acı acı çalmaya başladı. Arayan babamdı ve herşeyi berbat etme yetkisine sahipti. Açıp açmamakta tereddüt etsem de nihayetinde sike sike açacaktım. Açtım ve "Emret babacığım!" dedim, belki iyi hal olur diye. Babamdan direkt, "Yavrum evladım saat kaç?" diye bir soru geldi. Ben de, "Saat 7'ye geliyor babacığım, düğünü kast ediyorsan ben 9 gibi anca gelebilirim, eğer iznin olursa!" dedim bodoslama.

Babam, "Alkollü müsün lan eşek oğlu eşek?" dedi sakince. Kıvıracak halde değildim, ama derhal beyaz bir yalana sığınmam gerekiyordu :) Yoksa beni de peşine takacak, (zaten bu pezevenkleri sevmiyorum, bir de beni düğünlerine götürüyorsunuz) diye tüm kahrını bana yükleyecekti. Abim evlenip kendi evine çıktığı günden beri olur olmadık aklınıza gelebilecek tüm angaryaları bana kalmıştı. Babam da sırtımdan inmiyordu. Neyse ki Afyer anneciğim benim moralimi yükseltmek için yeterli bir ikramdı, ama şimdi durumu kurtarmak gerekiyordu :)

Ben, "Babacığım, yarın sabah bizim sınıftan yurt dışına eğitim kampına gidecek arkadaşlarım var, onlarla beraberiz!" deyince babam biraz duraksayıp, önce, "Bak şu işe yaa!" dedi, sonra, "İyi madem, ama alkollü araba kullanma, taksiye bin gelirken, sonra alırsınız arabayı, dikkatli ol. Kimlerse o arkadaşların onlara da selam söyle gerçekten gidiyorlarsa tabii!" diyerek çat telefonu yüzüme kapattı :)

Keyfim aşırı yerine gelmişti, babamın mevzuyu bir şekilde ayıkması ama ses etmeden onaylamasına ayrıca sevinmiştim. Derken telefona baktığımda Ayfer annem ve Sema dahil yine herkesten bir sürü mesajlar vardı. Sigara yakıp ilk Ayfer annemin mesajını açtığımda yine foto göndermişti. Götünün arasına bir top pamuk koymuş, elleri belinde, yüzü kameraya bakarak poz vermişti. Fotonun altında, "Tavşanın seni çok özledi!" yazıyordu. Bu kadının götü gerçekten çok iyiydi, çoook. Cevaben, "Havucunu keyifle yedireceğim tavşanım benim!" yazıp mesajı gönderim. Başıma iş alacağım ya hayırlısı diyordum.

Sema'dan bir foto ve iki mesaj vardı. Ulan bu da mı çıplak fotoğrafını gönderdi acaba deyip açınca, çıplak olmasa bile enteresan sexylikte bir fotoydu. Odasında yatağın üstünde otururken çekilmiş bir fotoğraftı, sadece sol bacağının üstünde viski kadehi olan bir fotoğraf. Altında da, "Ali babam sağ olsun :)" yazıyordu.

Sema dayanamaz olmuştu, benim ağır tahriklerim onu ne olacaksa olsun noktasına getiriyordu artık. Belki de o noktayı geçmişti, ama benden hareket bekliyordu. Hem fotoğrafta bir detay daha vardı. Kadeh diz kapağının neredeyse bir karıştan fazla yukarısında duruyordu bacağının üzerinde. Kendi kendime, lan acaba donu var mıydı yok muydu deyip kala kaldım. Cevap vermeden ikinci mesajına geçtiğimde kahkaha attım. "Ne yapıyorsunuz bahçıvan bey, kazma mı vuruyorsunuz?" yazmış sonunda beş tane gülücükle :)

Belli ki kızın kafası güzel olmuştu AQ dedim. Hemen ona, "İki bahçeyi kazmaladım, üçüncünün kapısında bekliyorum hanımım. Sıra sizin arka bahçeye de gelecek, yoğunluk var lütfen anlayış gösterin :)" yazıp gönderdim. İlk mesaja cevaben de hemen telefonun kamerasını açıp elimdeki sigarayı, pantolonumun içinde düzelterek daha kalktık görünmesini sağladığım sikimin hizasına indirip fotoğraf çektim ve altına da onun yaptığı gibi konudan tamamen bağımsız, "Kıyak adamdır benim babam, kıyak!" yazıp gönderdim.

Kafam çok yükselmişti, Sema'ya neredeyse (Kadehi amcığının üstüne koyup çekseydin yavrum!) yazacaktım, çok zor tuttum kendimi, çok zor, kafam barut gibiydi. Aslında çok merak etmiştim kaşarın amcığını, zaten taytının arasındaki sıkışık şekerpare gibi amcığı aklımı almıştı bu sabah. "Offff, offff!" çektim kocaman, artık kafam beynim dönmüştü, bizim ev kerhaneye dönmek üzere dedim kendi kendime. İçimde yenilmez bir seks arzusu vardı, sikim kazık gibi olmuş ama bu tamamen fiziksel bir sertlikti, boşalma hissi sıfırdı, kemik gibi duruyordu şerefsiz.

Binlerce karı siksem iflah olacak gibi değildim. Daha Derya'yı sikeli 30-40 dakika olmuşken, birazdan evlerine girip belki anasını sikecektim. Meryem ve Setenay beklerken, İlayda'ya (Gece 1'de beni ara götünü sikeyim!) demişken daha fazlasını arzuluyor, beklerken bile gözlerim kadın arıyordu resmen. Dünya harbiden yuvarlaktı ve dönüyordu AQ.

Neyseki bulunduğumuz mahalle öyle kadınların kızların yürüyerek değil de genelde arabayla hareket ettiği, bizim muhitin ilk versiyonu, yani şehrin ilk villa semtiydi. Bizim de ücra köşesinde rahmetli annemin babasından kalma, dayılarımla ve teyzemlerle ortaklaşa, görece büyük arsalı miras bir arsalı ev vardı. Babam satın almak istemişti, ama büyük dayım razı gelmemişti. İçinde yaklaşık 60 yıllık ama bakımlı, 5 odalı taştan yapılma evi olan, derin büyük su kuyusu olan, tek katlı bir ev vardı. Ama çocukken uzaktan bana korkunç görünen büyük bir evdi. Dışarıda tandır dediğimiz kocaman ekmek yemek pekmez kaynatılan, tokana dedikleri açık kemerli taştan yapılmış büyük bir mutfağı olan bir yerdi.

Kuzenlerle orda çok oynar vakit geçirirdik. Dayımın benden iki yaş büyük kızını yine teyzemin oğluyla evin arkasında işerken görmüştük. Durduk yere aklıma gelmişti. Rahmetli annem de aklıma gelince efkarla bir sigara daha yakıp, kendi kendime, senin halin hal değil ama hayırlısı Beko dedim.

Gamze'nin mesajına baktığımda, "Kaçta geleceksin bebeğim, geç kalma bak göresim geldi!" yazıyordu. Cevaben, "21:00 - 21:30 gibi orada olurum tatlım, görüşürüz!" yazıp gönderdim.

Sigaram bitince, bu telefona dalarsam mevzular uzayacak dedim kendi kendime, kimseden cevap beklemeden hemen Derya'yı aradım. Daha üçüncü çalışta açıp, "Bekiiiiiir, haberin olsun annemin heyecan tavanda!" dedi. Ben de gülerek, "Valla ne yalan söyleyeyim, ben de heyecanlıyım, 15 dakikayı geçtim ama telefon durmadı, halen de durmuyor!" deyince, "Tahmin edebiliyorum hayatım!" dedi tatlı bir sesle. Ben, "Ama mesajlar sikimde değil, hazır sikim de kalkmışken mesajlaşmayla zaman kaybetmeyeyim, değil mi, yapılacak daha faydalı şeyler varken!" deyince, "Bekir valla annem cillop gibi oldu, artık gerisini sen düşün!" dedi kikirdeyerek.

"Adı neydi annenin Derya?" deyince, "İsmi Kübra!" dedi. Bu sefer ben heyecanlanıp, "Güzel adı varmış lan. Söyledin mi lan yoksa anana açıkça?" dememe, "Yok ama o mecburen anladı!" dedi. Ben, "Mecburen anlamak ne demek lan Derya?" deyince, gülerek, "Ayyy Bekiiir benim geliş şeklimi görünce öyle bir afalladı ki, (Kızım bu ne hal böyle, iyi misin?) dedi hayretle. Ben de, (İyi olmaz olur muyum annelerin sultanı, şahaneyim şahane!) deyip poşeti uzattım..."

"Poşeti öylece tuttup, (Kızım sen evden çıkarken baktım araba dışarıdaydı, 10 dakika sonra baktım, yarım saat sonra baktım hep oradaydı, sonra da hiçbir yere gitmediniz, bu nasıl iştir anlamadım. Kız yoksa arabada mı düzüştünüz? Millete rezil olduk desene, tüh sana rezil köpek!) dedi. (Yahu anne deli olma, arabanın içi görünmüyordu!) deyince, (Kim bu adam, neci, neyin nesi kızım?) dedi, Gamze'yi işin içine katmadan, seni ve o geceyi olduğu gibi anlattım..."

"Annem hayretle dinledi ve (Kucaktan kucağa atlarsan olacağı bu, umarım yakalanmazsın!) diyerek sizi de çok iyi bildiğini söyleyip, sadece, (Yavrum o çocuk senden küçük değil mi?) dedi, hiç olumsuz bir şey söylemeden. Aksine, ben anlattıkça hayretle dinleyerek elini ağzına götürüp (Abooww!) çekti!" dedi.

Derya'nın anlattıkları çok hoşuma gitmişti, kahkahayla gülüp, "Eee devam et!" deyince, Derya, "Anlattıklarıma annem öyle bir heyecanlandı ki, hatta, (O Selim'den bir bok olmazdı sana, babası gibi sünepeymiş, dışarıdan bakan da bir adam sanırdı!) deerken baktım ki annemin yanakları al al olmuş muhabbete tepki veriyor, ama hiç ters yapmıyor, birer sigara yaktım verdim. Mutfakta içeceken camı açmaya gidince arabayı yine görüp, (Kızım bu oğlan gitmemiş, daha neyi bekliyor?) deyince, ben de (Telefonda konuşacaktı, sonra gelip seninle de tanışmak istediğini söyleyince ben de olur tabii annem de çok memnun olur deyip buyur ettim!) deyince rengi attı amına koyayım Bekir!" dedi.

"Ee, sonra?" dediğimde, Derya, "Annem, (Kızım sen hele bir ağzını yüzünü yıka, kendine gel bir önce, saçında başında sol kulağında boynunda oğlanın dölleri kurumuş kalmış, bu nasıl oğlanmış böyle?) dedi heyecanla gülerek. Ben de (Oğlan değil anacığım erkek, erkek, hem de sapına kadar erkek!) deyince yine dışarı baktı lan!" dedi kahkaha atarak :)

Annesi sonra Derya'ya, (Bu nasıl iş Derya, ya kocan anlarsa, eğer anlattığın gibiyse kocan yatakta çakozlar meseleyi kızım, çok sık yaparsan bela çıkar!) demiş. Derya da annesi daha da gaza gelsin diye, "Anneme (Anne valla azı çoğu yok bunun, görsen üstünden inesin gelmez!) dedim, annem (Tövbe tövbeee! Salak salak konuşma kız, beni ne yapsın, anası yaşındayım!) diye cevap verdi Bekirrr. Yani istemem, yan cebime koy demek istiyor anlayacağın!" dedi.

Ben bunları duyunca, "Yavrum hadi, vakit daralmadan başlayalım olaya, beni de gaza getirdin kahpe. Bana sonucu söyle, kadın ne durumda?" dediğimde, Derya, "Anneme (Ben düğüne hemen gidemem anne, eve misafir geliyor, senin de bırakıp gitmen uygun olmaz, hem seni de sordu etti iyice, çok ayıp olur, hadi şu üstünü başını değiştirelim senin de!) deyince, (Kızım tamam hoş gelsin de düğüne gitmemek olmaz, ne deriz sonra?) deyince, (Anne 8-9 gibi gideriz, yemeği evde yeriz nolacak, hediyemizi verir çıkarız, derdimize ne, şurada hayatın tadını çıkarmak varken!) dediğimde, (Benimle ne alakası var yavrum, beni becermeye mi gelecek sanki? Tövbe tövbe!) dedi. Ama telefonda anlatması zor, çok heyecanlı heftik heftik oldu!" dedi.

Ben kahkaha attım ve "Eee artık bitir anlatacaklarını ki dalacağım şimdi kapıdan!" dedim. Derya, "Lan anca aşkım, kolay mı sanıyorsun. Anneme, (Bu evin hanımı sensin anneciğim, ne alakası var olur mu hiç, hadi şöyle şıkır şıkır giyinelim benim kıyafetlerimden, ben de bir elimi yüzümü temizleyeyim, şimdi duşa girecek vakit yok!) dedim. Annem de (İlahi Derya, nereden çıktı eve tokmakçı getirmek, hayret ettim yani!) deyince, (Hadi hadi Kübra sultan düş peşime, Bekir'i görünce içinin yağları erimezse ben de birşey bilmiyorum!) deyip odama soktum..."

"Hafta içi bacımın kocasının yengeleri halaları gelecek diye kendime iki parça mini elbise getirmiştim, o tarafta da sağlam kızlar var, geride kalmayayım diye yanıma almıştım. Annemi odaya atıp elbiseyi eline verince, annem, (Kızım ben babana giyinmedim böylesini!) deyince ben kahkaha attım. Kahkaha basmama bozulunca, (Anne farkında mısın babam yok, muhtemelen cici karısı da en kötü ihtimalle bunun farklı rengini giyiyordur!) deyince az da olsa sinirlenip elimden kaptığı gibi (Hadi git temizlen de gel o zaman!) deyip üstündekini çıkarmaya başladı. Anlayacağın annemi fena manipüle ettim yani, darmadağın oldu. (Anneciğim çok rahat ol, son derece güvenilir, yakışıklı, güçlü, kuvvetli ve becerikli birisi Bekir!) deyip banyoya gittim temizlendim, sonra ben de giyindim..."

"Aramanı beklemek için aşağı indiğimde ne gördüm biliyor musun? Annem mutfakta meyve tabağı yapıyordu amına koyayım. Ben de arkasından yanaşıp yavşak yavşak, (Oooo Kübra hanım, Bekir için mi hazırlıyorsun meyveyi?) deyince, (Deryaaa beni pişman etme, kim bilir Bekir'e benden için neler neler dedin de rezil ettin, yelloz!) dedi. Ben de (Eğer pişman olacak olursan bundan sonra senin bir dediğini iki etmeyeceğim anneciğim!) dediğimde sen aradın işte Bekir. Hadi gel artık, annem tam kıvamında. Ama şimdiden söyleyim, ikimizi birden aynı yatakta sikmeyi düşünüyorsan o iş hayatta olmaz, bunu ne annem kabul eder, ne de ben, sapık değiliz biz!" dedi. Ben biraz hayal kırıklığına uğrasam da, "Aferin kız sana, helal olsun!" deyip kapattım. Annesini sikmeme olanak sağladığı için Derya'ya güzel bir hediye alacaktım müsait bir zamanda.

Zaten kapıda bekliyordum, telefonu kapatır kapatmaz zile bastım. Daha üç saniye içinde otomata basıldı ve kapı açıldı! Bahçeden içeri adımımı heyecanla atarak girip bahçe kapısını kapatınca, derin bir nefes aldım. Kendi kendime, ha İlayda ile Tuğba, ha Kübra ile Derya. Sadece farklı kalitede orospular bunlar, rahat ol koçum deyip çelik gibi kazıklaşan sikimi karnıma doğru yaslayarak villanın kapısına doğru yürürken evin kapısı da açılınca geri dönüşü olmayan yola girildiği tescillendi.

Ben rahat, samimi ve kendinden emin adımlarla tebessüm ederek Derya'ya doğru yürürken, Derya elini arkadan görülmeyecek şekilde sırıtarak uzaktan sallarken, bir yandan da eliyle arkayı işaret ediyordu :) Bu kız tam bir fırlamaydı, pek güven vermiyor gibiydi, ama dinlemek, tanımak lazımdı diye düşünürken kapıya gelmek üzereydim. Nihayetinde Ayfer annemle kıyaslama yapacak olursam, Derya'nın rahat 20 yıl daha sikilesi vardı. Yaklaştıkça süper sexyleşen Derya'nın üzerinde mini pileli eteği olan tek parça yazlık ince askılı kırmızı beyaz kalın çizgileri olan daracık bir elbise vardı. Elbise, sutyensiz giyilen tarzda olan göğüsleri armut gibi tutan cinstendi.

Son bir iki adım kala, Derya ellerini açarak, "Bekirciğim hoş geldin!" dedi samimi bir şekilde gülümseyerek. Ben de, "Hoş bulduk canım, böyle çat kapı oldu, kusura bakmayın!" diyerek ellerimi beline koyup yavaşça aşağıya kaydırıp sıkıca kavrayarak ayaklarını hafiften ayak ucuna yükseltip yanaklarını tek tek sesli öptüm. Evden içeri adım atıp ayakkabılarımı çıkardım. Benim için hazırlanan şık ve kaliteli misafir terliğini ayağıma giyince karşımda annesi Kübra'yı gördüm ve göz göze geldik.

Yani anasının gözü önünde Derya'yı neredeyse götünden avuçlayıp ayaklarını yerden keserek eve giriş yapmıştım. Kübra'yla aramızda üç adım vardı yoktu, ona doğru bir adım atmamla o da tedirginle heyecanlılık arasındaki yüz ifadesiyle elini uzatarak, "Hoş geldin Bekirciğim!" dedi. Ben de tebessüm ederek, "Hoş buldum Kübra hanımcığım!" diyerek daha da yakınlaşıp avucu terlemiş elini yavaşça tutarak yanaklarından tatlı tatlı öperek selamlaştık.

Derya orospusunun güzelliğinin nereden geldiği şimdi belli olmuştu. Kadın kısrak gibiydi kısrak. Sadece çenesi Derya'ya göre daha uzun sayılırdı. Havaları, bakışları ve seksapalitesi aynı denilebilirdi. Belli ki gençliğinde çok can yakmıştı bu kaşar da. Setenay'la henüz bu yakınlıkta olmasak da Ayfer annem dahil 40 yaş üstü üç kadın olmuştu şimdiden, üçü de erik gibiydi erik!

Kübra'nın üzerinde daracık fıstık yeşili straplez olmasına rağmen harika dekoltesiyle mini elbisenin içinde sarı alev gibi duruyordu. Bacakları çok düzgün, göğüsleri de dolgundu ve kesinlikle sutyen yoktu içinde.

Selamlaştıktan sonra elini bırakmayıp kafamı Derya'ya çevirip göz kırparak tekrar Kübra'ya dönüp, "Derya'nın bütün bu güzelliğinin nereden geldiğini çok iyi anladım!" deyip elini kibarca sıkarak bıraktım. Kübra al al olmuş yanaklarıyla, inci dişleriyle, pembemsi rujlu dudaklarıyla biraz da sesli gülerek, "Ay bu ne güzel iltifat Bekirciğim, çok teşekkür ederim, çok kibarsın, şöyle buyur hadi, ayakta kalma!" dedi. İçimden, bir daha düşün, yarrağı gömeceğim sana deyip onu arkadan da görmek için, gülümseyerek, "Rica ederim, sen önden buyur!" deyip önüme aldım.

Elbise mini olmasına rağmen hafif bir yırtmaç ta vardı, manzara muazzamdı, hatunda çok sağlam kasa vardı, kasayı görünce libidom tavan yapmış, çok heyecanlanmıştım. Huriye'nin görümceleri için dediği gibi, bunların da götü genetik güzeldi anlaşılan. Ayağındaki ince yüksek topuklu ayakkabıyla istemese de kıvırarak yürürken, ben içimden, madeni buldun oğlum Bekir diyordum.

Kübra'ya, "Hem vakitsiz geldim, hem de elim boş geldim, kusura bakma lütfen Kübracığım, ama Derya seni öyle bir anlattı ki, tanışmadan gidemezdim!" deyince kafasındaki topuz yapılmış ve yaşına göre aşırı sexy gösteren saçlarıyla hafiften döndü ve "Ay ne demek, olur mu, ne kusuru, zaten önden göndermişsin bir şeyler. Beraber yer içeriz güzelce, yoksa içime sinmezdi zaten. Hem Derya da seni anlata anlata bitiremedi!" derken Derya yanıma gelmişti bile.

Elimi Derya'nın beline atıp sırıtarak, "Neler anlattın kim bilir annene?" deyip Derya'nın kıçına vurmamla Derya şuh bir kahkaha atıp baygın baygın gözlerime bakarak, "Harika bir erkek olduğunu, bir de marifetlerini anlattım hayatım!" deyip sırıttı. Derya'yı daha da kendime yapıştırıp Kübra'ya dönerek samimi bir şekilde elimi koluna uzattım ve "Valla Kübracığım o zaman Derya doğruları anlatmış!" dedim. Kübra gülerek, "Belli belli, fazlası var eksiği yok!" deyince ben ufak bir kahkaha atıp, "Hah ben de anlattığını tahmin edip aklında soru işareti kalmasın, eksikleri bizzat tamamlayayım diye geldim işte!" dedim. Kübra, "şunlara bak yaa!Hadi hadi içeri geçelim yaramazlar!" dedi gülerek.

O anda elimin altındaki Derya'nın götünü sertçe avuçladığımda Derya olayı abartarak, "Aaayyyyy aşkım orası acıyor!" dese de kırıta kırıta yürürken odaya girmiştik. Kübra dönünce kızının götündeki elimi yandan görmüştü.

Ben boşalmaya asla yakın olmasam bile sikim patlayacak gibi pantolona sığmaz olmuştu. Hiç saklama gereği duymadan rahat bıraktığım için çadırı kuran sikim Kübra'nın dikkatini çekmişti sonunda.

Kübra, "Hadi buyurun, tekrar hoş geldin Bekirciğim!" deyip koltukları gösterince, elimi Derya'nın götünden çekip, Kübra'ya, "Lavaboyu sorsam ayıp olur mu, müsaitse gösterir misin?" dedim. Kübra, "Aşkolsun, hadi gel hemen şurası!" deyip odadan çıkarken elimle Derya'yı koltuğa itip orada kalması gerektiğini konuşmadan anlattım. Kübra'nın arkasından lavaboya yürürken, "Bugün bayağı içtim, en son da dışarı da iki duble içince biraz bastırdı, kusura bakma, daha sarhoş değilim ama kafam da senin gibi harika!" derken Kübra banyonun ışığını yakıp kapısını açmıştı.

Aramızda 40 cm yoktu bile, Kübra'ya, "Son bir saattir dışarıda çok sıkıştı!" diyerek pantolonumun üstünden sikimi avuçladığımda alt dudağını ısırarak bakmak zorunda kaldı. Hemen Kübra'nın çenesinden tutup başını yavaşça kaldırdığımda gözleri hafif kapanıp, "Bekirrr, sen çok arsızsın!" dedi. Yavaştan eğilip dudaklarımı dudaklarına götürdüğümde o da artık olacakların tadını çıkarmak için dudaklarını araladı.

Kübra'yı banyonun içine çektim. Sol elimle omzundan yavaşça itip sırtını duvara yasladım ve dudaklarını ağzımla yakalayıp yavaşça öpmeye başladım. Kübra da ellerini kollarıma atarak aç kurt gibi öpüşmeye başladı.

Bir yandan öpüşürken mini elbisesini yukarı sıyırıp götünü avuçladığımda altında külot olmadığını anlayınca kafamı hafifçe geri çekip, "Bir de bana arsız diyorsun, donsuz orospu seniii!" deyip dudaklarını daha sert ememye başladım. Kübra heyecanla karşılık verirken götünü eze eze sıkmaya başlamam onu çileden çıkarmış, kollarını boynuma dolayıp, "Böyle birşey olacağını umduğumdan külot giymedim!" dedi. Ben de, "Yarrağı yedin yavrummm!" deyip kalçalarından tuttuğum gibi kucağıma kaldırmamla bir an düşeceğini sanıp, "Ayyyy!" deyip bacaklarını belime doladı. Kollarıyla daha sıkı sarılınca dudaklarına yapışıp alttan külotsuz amcığını avuçlayıp orta parmağımı amcığına sokmamla derin ve sesli bir, "Ooohhhh!" çekti.

Kübra'nın sıcacık amcığına ikinci parmağımı da sokarak kucağımda sarsmaya titretmeye başlamamla Kübra öpüşmeyi bırakıp boynuma dolanıp emmeye yalamaya başladı. Dudaklarıma yapışıp biraz daha öptükten sonra Kübra'yı kucağımdan indirdim. Bir memesi elbisesinden fırlamış, götü tamamen açıkta olan Kübra'ya sarıldım. Elimi arkasına atarak elbisesinin fermuarını tek seferde aşağı indirmemle gözlerini kapatıp diğer memesi de fora olunca, "Offff Bekir, heyecandan bayıltacaksın beni!" dedi.

Ben de, "Evet, seni bayıltana kadar sikeceğim bebeğim!" deyip dudaklarına yapıştım. Kadının feleği şaşmıştı 8-10 dakika içerisinde. Bu haliyle tam da aşıklar tepesindeki Huriye gibi göründü gözüme, ama 12 yaş daha büyük olmasına rağmen daha güzel ve sexy idi. O sırada açık kalmış banyo kapısında Derya'yı gördüğümde kafamla (Git!) yaptım Derya'ya.

Kübra kafasını kaldırıp dudaklarıma uzanmaya çalışınca küçük bir öpücük atıp yüzünü duvara çevirip yaslamamla aşağı indim ve dizlerini bükerek ayakta Kübra'yı domaltıp duvardaki ellerini kalçalarına koydum. Olay tamamen benim kontrolümde ilerliyordu, Kübra komut alma ihtiyacı bile hissetmiyordu. Kendisini bana bırakmış, heyecanla sikilmeyi bekliyordu. Kübraya, "İyice ayır götünün yanaklarını aşkım!" dedim. Kübra soluk soluğa, "Oğlum sen neler yapıyorsun..." derken titiyordu.

Pantolonumu ve boxerimi çıkardım, yere çöküp sımsıkı göt deliğine kocaman sesli ve sulu öpücükler atmaya başladım. Her attığım öpücükte Kübra, "Aauauuu, aauauuu!" diyor, zangır zangır titriyordu. Ama öyle nidalar koparıyordu ki banyo kapısında tekrar Derya'nın varlığını hissetmiştim. Hızımı artırarak Kübra'nın amını götünü dillemeye başlamıştım. Kendi ellerimi Kübra'nın ellerinin üstüne atıp yalamaya, amını götünü dillemeye devam ettiğim halde götünün yanaklarını sertçe ayırmaya başladığımda, Kübra, "Kurban olayım sana Bekiriiimmm, ooooyyyy, ımmmmmm, ayyyy!" diye diye kafasını duvara vurmaya çalışıyor gibiydi.

Ben de daha fazla dayanamayıp ayağa kalktım. Sikimi tükürükleyerek amcığına sadece kafasını soktuğumda, Kübra, "Hepsini sok, hadi yakışıklım, hepsiniiii, yanıyorummm!" diye zırlamaya başlamıştı. Biraz daha sokup, "Hepsinin mi istiyorsun aşkım haa, duymadım?" dediğimde, "Evet aşkım, hepsini istiyorum!" dedi. Topuz saçına asılıp geri çekilip biraz daha fazlasını sokunca, Kübra, "Hepsini sok, biliyorum daha çok var, bu nasıl yarrak, kocaman!" dedi. Geri çekilip bir anda hepsini abanıp kökledim.

Taşaklarımı amına yapıştırıp belimi oynatmaya başlamamla, Kübra feryat figan, "Oyyy anaaam, amım yırtıldı!" diye çığlığı basınca bir elim saçlarında bir elim ensesinde kafasını duvara yapıştırıp öyle bir sikmeye başladım ki. Ben Kübra'nın sıcacık yağ gibi amcığına basarken, Derya yine banyo kapısındaydı. Ama kafamla tekrar (Git!) işareti yapınca Derya gidip mutfağa girdi. Ben de şaklatmaya devam ettim.

Kübra'nın amcığı felaket sulanmıştı, ben pompaladıkça Kübra inliyor, evin yüksek tavanlı geniş ve uzun galerisinde şak şak şak sesleri yankı yapıyordu. Kübra kendinden geçiyor, ağlıyor gibi yalvarıyor, ama ben amını soluksuz şaklata şaklata sikiyor, sular seller içinde orgazm üstüne orgazm ediyordum.

Kadını dizleri kırık halde ayakta soluksuz sektirip sıcacık amcığında çok büyük hazla çalışırken pompalamla titreyen o sımsıkı harika götünün yanakları beni fena motive ediyordu. Bu hızla 5-6 dakikadır Kübra'yı zevkle sikerken, uzun inlemelerden çenilemelerden sonra zar zor konuşarak, "Biraz dur dayanamıyorum Bekiiirr!" diye yalvarmaya başlamıştı. Ben de, "Durursam bir daha sikmem seni kahpe! Durayım mı ha, durayım mı?" deyip daha da hızlanarak sikmeye başladım. Kübra, "Yok aşkım durma, seni bulmuşum bırakır mıyım hiç, nolur durma, ama yavaş siiik!" derken ağlamaklı seslerle yeniden inlemeye başladı.

Pozisyonum çok rahattı, ama kızı gibi bunu da kucağımda zıplatmak istiyordum. Pozisyon değiştirmek için son kez amına kökleyip taşaklarımı yapıştırıp durdum. Kübra'dan, "Ohhhh, çok şüküürrrr!" diye haykırış gelince mutfaktan izleyen Derya kahkaha atmamak için zor duruyordu. Ben, "Hur hele Kübraaa, öyle kaçmak yok!" deyip kendime çevirip dudaklarına yapıştım. Dilini ağzıma çekip resmen emerken kucakladığım gibi alttan sırılsıklam olmuş sikmi amcığına sokarak dibini bulduğumda ikimiz de ter içinde kalmıştık.

Dudaklarımı ağzından geri çekince bu sefer Kübra boynuma sarılmış ve "Yok böyle sikiş Bekirim!" deyip amcığını daha da bastırarak sikimi amcığına kökleyip beliyle seri hareketlerle yeniden orgazm olmaya yaklaşıyordu. Kalçalarından avuçlayıp şlop şlop seslerle kasığıma çarpa çarpa sikemeye başlamamla Kübra son kez zangır zangır titreyerek orgazm olup kendini saldı. Kübra, "Biraz soluklanayım nolur!" diye yalvarır gibi inleyince, Ayfer annemle ve Derya'yla yaşadığım stresi bir daha yaşamamak için omuzlarını öpmeye başladım.

Açıkçası ben de soluk soluğa kalmıştım, ama Kübra'nın hali benden beterdi. Amcığının içinde ufak ufak git geller yaparak onu kaşımaya devam ediyorken, Kübra yeniden dile gelip, kafasını kaldırarak, "Bekirim çok yoruldum aşkım, az soluklanayım, harbi sikicisin!" dedi. Ben gülerek, "Yanlış adama yanlış şeyler söylüyorsun! Ne dersin bebeğim, sana kendimi tanıtayım mı?" deyip meme uçunu sıkarak çığlık attırdım. Ardından cevap beklemeden kendimi duvara yaslayıp sağ elimle sağ kıçını tokatlayıp, "Madem dinlenmek istiyorsun, önce bu yarrağın hakkını vereceksin!" dedim ve yine alttan pompalayarak şaklatmaya başladım.

İki dakika daha kucağımda sektire sektire sikip çığlık çığlığa orgazm ettim. Kübra'da derman kalmamıştı, bacakları titriyordu desem yeridir. Sikimi amından çıkardığım gibi Kübra'yı kucakladım. Kübra boynumu öpüp saçlarımı okşarken, "Neredeyse 20 yıl olmuştur böyle sikilmeyeli, erkeğim benim!" deyip dudaklarıma uzanınca ben de keyifle eğilip öpüşmeye başladık. Kübra bir ara elini aşağı atıp sikimi tutup sırıtarak, "Bunun ineceği yok!" dedi.

Kısa bir öpüşmeden sonra, ona, "Sen çok tatlı kadınsın Kübra, amcığına bayıldım, dudakların da bir o kadar güzel, ama daha çok işimiz var!" dedim. Keyfime diyecek yoktu, ama sidik beni zorlamaya başlamıştı. Daha fazla dayanamayıp, Kübra'ya, "Hadi güzelim, gel bakalım. İşeyeceğim, beni sen işeteceksin!" dediğimde, Kübra şaşırıp, "İlahi Bekir, ben de yine sikeceksin sandım, yüreğim hopladı!" dedi. Ben gülüp, "Sen ne tatlı kadınsın böyle!" deyince o da gülerek sarıldı ve "Sen de çok tatlısın valla!" dedi.

Ben klozetin kapağını ayağımla kaldırınca Kübra sol eliyle belime sarılıp sağ eliyle sikimi tuttu. Ama sikim o kadar sert ve dik duruyordu ki, ayaktayken klozete işeme ihtimalim yoktu. Sağ elim Kübra'nın kalçalarındayken hemen solumdaki jakuzili küvete dönünce Kübra gülerek sikimi sıkıca tutarak, "Ay bu da neymiş Bekirrr!" dedi. Ben de ona dönüp, "Sorma yavrum, başımın belası bu, kalktı mı inmiyor namussuz!" deyip fayanslara doğru hayvan gibi böğürerek canım yana yana işemeye başladım.

Ben işerken Kübra sikimi kavramış, zapt etmeye çalışıyordu. Ben de yani öyle uzun işedim ki, sikim iner gibi olmuştu. Kübra, "Ooyyy kıyamam, bak nasıl da boynunu büktü!" deyip son sidik damlalarımı eliyle sağmaya çalıştı. Sonra, "Yerim ben seni yaramaz!" deyip sikime eğildi. Sikimin başını ağzına almasıyla bu sefer de ben derin bir, "Ooohhhh!" çektim. Kendi kendime, fırsat bu fırsat deyip kendimi yoklamaya, varsa sidiğim ağzına işemeye çalışıyordum, ama nafile :)

Kendimi kastığımı anlayınca, Kübra kafasını çekip gülerek, "Yine hınzırlık peşindesin değil mi?" dedi. "Evet yavrum!" deyip götüne tokat atarak, "Birdahaki sefere sana sidiklerimi içireceğim!" dedim. Kübra, "Zevkle erkeğim, zevkle. Keşke söyleseydin, bak boşa akıttık!" deyince gülüştük. Sonra sikimi daha bir aşkla ağzına alıp vakumlamaya başladı.

Kübra'nın kafasını çekip, "Gel bakalım!" deyip klozete oturttum. Sikimi ağzına tekrar verip saçlarına asılarak ağzını sikmeye başlayıp, "Durma hadi sen de işe!" dememle gözlerime bakarak osurukla birlikte işemeye başladı. Elleri kalçalarımdayken ben gırtlağına çöküyor, köpek gibi burnundan solutuyordum ağzını sikerken. Yavaşlayıp nefeslenmesine izin verince, Kübra gözlerinden yaşlar süzülürken biraz yutkunarak taşaklarımı okşayarak vakumluyordu. Gık ses çıkarmıyordu, belli ki sakso çekmeyi çok seviyordu.

Sikimi ağzından çıkarıp, "Gel buraya azgın orospu, senin amın yarrak istiyor anlaşılan!" dediğimde, "İstiyor valla!" demesiyle ayağa kaldırdığım gibi domaltıp amını sikmeye başladım. Kendimi o kadar güçlü hissediyordum ki, saatlerce sikişsem duracak gibi değildim, içtiğim enerjiler veya sarsılmaz libidom bir yana, kafam artık tamamen sekse kilitlenmişti, dünya yansa umurumda olmaz, varsa ölmeden çakılacak bir karı çakmadan ölmek istemezdim, o noktaya gelmiştim. Görmek, dokunmak, kokusunu almak bir kenara, düşünmek bile beni tetikliyordu.

Kübra'yı domaltmış sikerken bile aklımda Tuğba'nın arkadaşı şeyda'nın ve annesinin yüzlerini hayal etmeye çalıştığımı fark ettim. Setenay ve kızlarından bahsetmiyorum bile. Ama içimdeki hissiyat öyle güçlüydü ki, hepsini bir arada siksem yetmeyecek gibiydi, şirketteki çaycı Ayşegül ablanın götünü bile düşünmeye başlamıştım. Hele ki Sema, o zaten elimin altındaydı, tüm sınırlarını zorlayacaktım. Ben güçlü itibarlı bir aileye sahip olduğumu tabii ki biliyordum, ama kadınlar üzerindeki etkisini yeni çözmüştüm, çok kıyak işti bu. Biraz tatlı dil sonrası çatara patara demeye başlamıştım kendi kendime gülerek :)

Güldüğümü fark eden Kübra, "Ne geldi aklına da gülüyorsun hınzır?" deyince, "Eski kocan geldi aklıma hayatım, şu köşede oturup izleseydi, ne der, nasıl tepki verirdi acaba diye düşündüm!" dedim kahkaha atarak. Kübra da kahkahayla, "Ne diyebilir Bekirrr, sikemeyenin malını sikerler!" deyip inlemeye devam etti...

Kübra'yı orgazm edene kadar sikip çıktım amından. Kübra doğrulup bana döndü ve "Valla çok hızlısın Bekiirrr çok, uçanın kaçanın şansı yok!" deyip dudaklarımı öperken sırtımı sıvazladı. Ayfer annemin değişik bir versiyonuydu, bu kadında da şefkatli dokunuş hissetmiştim.

Toparlandıktan sonra, "Hadi salona geçelim, canım içki çekti!" dedim. Salona doğru yürürken, Kübra, "Deryaaa, içkilerimizi hazırla!" diye seslendi. Salona vardığımızda içkilerimiz hazırdı. Keyifle içkilerimizi içerken, Derya, "Birazdan arar orospu çocuğunun orospu anası, hani neredesiniz düğüne gelmiyor musunuz diye!" dedi.

Ben de, "Ee, ne olurmuş ararsa, eve baskın mı yapar düğüne vaktinde gitmezseniz yani?" deyince, "Yok yook baskın yapmaz, ama orospunun tahtı sallanır ya gelini elinin altında olmazsa. Hemen top oğluna rapor eder!" dedi. Ben daha fazla dayanamayıp, "Tamam anladık gavat boynuzlu, ama bu top olayı nedir, anlatın bakayım. Kendini mi siktiriyor yoksa bu ibne? Dürüstçe anlatın, hem ben de biraz soluk alayım!" dedim.

Derya anlatmaya başlayınca Kübra da hızla vodkasından içmeye başlamış, muhabbeti dinliyordu. Ama Kübra alkolün etkisiyle dayanamayıp gülerek, "Bunun kocası, yanında o salak sünepe Selim ve bir arkadaşları daha var, her Ankara'ya İstanbul'a gidişlerinde travesti sikiyorlarmış!" der demez beni gülme aldı. "Travesti haa?" deyip tekrar güldüm. Kübra, "Hatta artık iş uydurup sırf sikişmeye gitmeye başlamışlar..." deyince, ben, "Niye amına koyayım, Derya götten vermemiş te ondan mı gidip erkek sikmeye başlamış?" dedim.

Kübra, "Yok hayatım, Derya götten vermeye dünden razı, zaten veriyor da. Ama Derya agresif bir kız, yatakta doyurması kolay değil. Kocası olacak bu top oğlan da bunu doğru düzgün sikemedi. Ben de bunu bunlar evlendikten 2-3 haftan sonra anladım, anne şöyle böyle olması normal mi, ne yapmalıyım diye sorduğunda sorun olduğunu anladım!" dedi.

Ben, "Ee yani ne demek istiyorsun?" deyince, Kübra, "Yaa ben birşey demiyorum, piçin savunmasından anladıklarımız bu. Derya yatakta ısrarcı oldukça piç pusmuş kalmış. Buna kalsa her gün ister. Hadi gençlikte evliliğin ilk yıllarında tamam, ama Derya yenilmemiş. Kocası olacak piç de yetemeyince psikolojisi bozulmuş herhalde!" dedi. Ben de, "Bak Kübra ben o işlerden anlamam, büyük konuşmak ta istemem. Haa ben de bazen travesti pornoları izlerim, keyifli falan, ama erkek siken kendini de siktirir diye düşünüyorum amına koyayım!" deyince, Kübra, "Ben de öyle dedim, ama top oğlanı ilk başta inkar etmiş, amaaa sonra neler neler...!" deyince ben heyecanlanmıştım.

Kübra bunları anlatırken eli bacağımdaydı ve bacağımı okşuyor, eli yavaş yavaş yukarıya kayıyordu. Annesinin elini sikime doğru kaydırdığını gören Derya annesinin yarrağa doymadığını anlamış olmalıydı ki, gülerek, "Yaa içkinizi de alın çıkın yukarıda odada devam edin konuşmaya. Ben de birkaç telefon görüşmesi yapayım!" dedi. Ben, "Valla iyi fikir!" deyip kalktım. Kübra'yı da kaldırdım ve yukarıya çıktık. Girdiğimiz oda Kübra'nın yatak odasıydı.

Kübra'yı dudaklarından öperek tam gardrobun aynasının karşısına denk gelecek şekilde yatağın ucuna oturup kendimi sırt üstü bıraktım yatağa. Ellerimi başımın altına koymamla, Kübra pantolonumu ve boxerimi çıkardı. Bacaklarımın arasında yere diz çöküp, "Ben bunu yalar yutarım sevgilmmm, böylesini görmedim, şuna bak şuna!" deyip sikimi vakumlamaya başladı. Taşaklarıma da tek eliyle okşamayla sıkma arasında masaj yapıyordu.

Resmen harikalar diyarındaydım. Aklıma Sema gelmiş, nabzım hızlanmıştı. Bir an evvel Sema'yı sikmeliyim diye düşünürken sikim şahlanmaya başlamıştı. Kübra bacaklarımın arasında can hıraş sakso çekiyordu. Kübra'nın saçlarına asılıp, "Kalk orospu yeter yaladığın!" deyip canını yakarak sürüklercesine yatağa çekerek üstüme alınca Kübra'nın gözlerinde dehşete kapılmış korkuyu gördüm. Kübra konuşmama izin vermeden alkollü ağzıyla dudaklarıma yapışıp arkaya attığı eliyle sikimi kendi kendine amcığına almıştı. Kübra bu hareketiyle beni çok fena tavlamıştı.

Kübra, "Hadi koçum benim, hadi sik, fena doldun biliyorum, nolur pompala Kübra'na!" diyerek kendini yarrağıma bastırmaya başlayıp kendi insiyatifiyle kendini yarrağımın üstünde nefes nefese kaydırıyor, "Hadi Bekirim, ben de biteceğim az kaldı, oooffff, offfff!" diye kıvranıyordu.

Ben sert bir hareketle alttan amcığına kökleyip beline sımsıkı sarılıp memesini ağzıma almamla hayvan gibi amcığını yırtarcasına sikmeye başladım. Ağzıma aldığım memesini var gücümle ısırarak emerken alttan amını şlop şlop şlop sikiyordum. Kübra ise üstümde çığlık çığlığa kas katı kesilerek saçlarıma asılıp, "Durma Bekiiiir, durma koçuuum, iyi ki geldin yavruuummm, ohhhh, bittimmm!" diye resmen ağlayarak orgazm oldu. Boğazından sıktığım gibi üstümden atarcasına yatağa yatırıp yataktan öyle bir fırladım ki, "Aç lan ağızını, orospu!" diye bağırmamla aynı pornolardaki o muhteşem sahne gibi heyecanla ve hızla 31 çekmeye başladım.

Artık ben gözlerim kararmış halde canla başla ter içinde 31 çekerken Kübra'nın, "Hadi aslanım, hadi az kaldı, boşal da rahatla erkeğim!" diye gaz vermesiyle bir anda resmen acıyla karışık dizlerimi kırarak böğüre böğüre boşalmaya başladım. Yalan yanlış yüzüne, saçına denk getirip boşalıp dizlerimin üstüne çöktüm kaldım :)

Gözlerimi kapatıp nefes nefese bu unutulması imkansız anın tadını çıkarırken duyduğum bir inleme sesiyle gözlerimi açınca Kübra'yla göz göze geldik. Kübra bir elini amcığına atmış, diğer eliyle resmen yatağın kenarından sıkı sıkıya tutunmuş halde kısık gözleriyle vücudumu izleyerek o sexy suratındaki zevkten kasılan yüz ifadesiyle götünü dikmiş halde kısık sesle, "Bekir... Bekir... Bekir..." diye sayıklayıp götünü ufak ufak zıplatarak mastürbasyon yapıyordu.

Zevkle kıvırdığı, tokatlanmaktan kızarmış götünün yanaklarındaki parmak izlerimi görmek beni daha da heyecanlandırmıştı. Elimi sikime attığımda Kübra'ın da yüzü gülmüştü. Tıpkı Ayfer anneciğimin dediği gibi, "Heykel gibisin yavrum, oofff, offfff!" diye diye orgazm oldu.

Kübra orgazm olduktan hemen sonra ben de ayaklanıp Kübra'nın önünde dikeldim. Kübra yüzüne attırdığım döllerimi parmaklarıyla yalarken, ben saçlarını okşayarak, "Yala kahpemmm, yala hadi hadi sikimi!" dememle dirsekleri üstünde doğrulup gülümseyerek, "Gece gündüz yalarım ben bunu!" diyerek ağzını açtı. Elimle sikimi ağzına yerleştirince Kübra, "Immmmm!" diye ama çok sexy bir iniltiyle yalamaya başladı. Ellerim Kübra'nın kafasında büyük bir serinlikle sikimi yalatıyordum.

Sikim ağzında olmasına rağmen Kübra hırlayarak, "Ohhh, oohhhh!" diye derin derin inleyerek muazzam sulu saksosuna devam ediyordu. Ellerimi kalçalarına atıp bunun götünü havaya dikmemle, parmaklarımı yalayarak işaret parmağımı götüne, orta parmağımı amcığına takarak hayvani şekilde parmaklamaya başladım. Kübra da coşkuya gelip sikimi bir an ağzından çıkardı ve "Yerim lan seniii, yeriiimmm, hadi Kübra ablasının prensi, hadi aslan Bekirim beni getir!" diyerek bir dakika sürmeden zangır zangır titreyerek orgazm oldu.

Saçlarına asılıp, iki parmağımı ağzına sokup yalattıktan sonra, keyifle kocaman bir, "Ooohhhhh!" çektim ve köşede duran Josefin denilen artist koltuğuna kendimi yanlamasına bıraktım. Yatakta perti çıkmış, deriiiin nefeslerle aldığı zevkin tadını çıkaran Kübra'yı izlerken olduğum yerde resmen içim geçmiş :)

Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum, ama irkilerek ve biraz da korkarak gözlerimi açtığımda üzerimdeki ince pikeyi görünce şoka uğraşmış halde odayı tanımaya çalıştım. Josefin denilen siktiri boktan koltuğun üstünde resmen uyumuş kalmışım, Kübra da üstüme pike örtmüş :)

Neyse ki Kübra'nın odasında olduğumu anlayıp rahatladım. Kalkıp odanın içindeki banyonun kapısını açtığımda, bildiğin hamam kurnası olan, bir kenarda duşa kabin, jakuzi, klozet falan, resmen bir oda büyüklüğünde çok güzel bir dinlenme alanına girmiş oldum. Ama belli ki benden önce Kübra da girmiş burayı kullanmıştı, her yer buhar içinde sayılırdı. Ben de tuvalette işimi görüp hemen suyu ayarladım. Sıcaktan ılığa, ılıktan soğuğa, acele etmeden güzel bir duş alıp dolaptan bulduğum büyük boy havluyu da belime sarıp aşağı katın yolunu tuttum.

Ne kadar uyudum bilmiyorum, ama bu uyku resmen kan uykusu olmuştu, duş ta çok iyi gelmiş, saatlerce uyumuş gibi dinçlikte ve çeviklikte hissediyordum kendimi. Son basamakları inerken burnuma çok güzel yemek kokusu gelmeye başlayınca keyfe gelerek, kümesin sikici horozu gibi, "HATUNLARRRR!" diye bağırarak yine yüksek tavanlı galeriyi inlettim :)

Mutfaktan gelen, "Ayyy!" sesiyle Derya'nın korktuğunu anladığımda, "Derya bak bana!" diye bir daha bağırdım. Holdeki akustik harikaydı, çok fena gaza gelmiştim :) Mutfaktan Derya'nın, "Geliyorummmm!" diye karşılık vermesiyle mutfağa dalmam bir oldu. Belimde havluyla girdiğimde Kübra'yı elinde sigarayla oturken gördüm. Derya hemen yanıma gelip, "Aklımı aldın şerefsiz, o nasıl kükreme öyle!" deyince, "Sigara ver Derya zıplatmayayım seni, hadi güzelim!" deyip Kübra'nın yanındaki sandalyeye oturdum.

Kübra elindeki sigarasını ağzıma verip bana içirmeye başladı. İçirirken de, "En kötü günümüzün böyle olacağına eminim Bekir!" diyerek bana teşekkür etti. Ben Derya'ya elbiselerimi sordum, "Dur getireyim, toparlamıştım!" deyip hızlı adımlarla içeriye gitti. Ben de Kübra'ya sıkıca sarılıp, "Eee yavrum, ne diyorsun bu işe?" dedim gülerek. Kübra, "Ne yorum yaparım ne de yaptırırım, korkarım ki nazar değer Bekirim, koç gibisin koç, eline beline diline sağlık, aslan gibi adamsın!" diyerek bir öpücük kondurdu. Hakikaten de üst düzey bir sikiş olmuştu.

Derya elbiselerimi ve telefonumu getirip verince, ben, "Hadi sofrayı kur!" deyip bir de kıçına tokat atıp telefonumu elime aldım. Onlar ana kız yemekle uğraşırken telefonum yine son üç gündür olduğu gibi karman çormandı. Saate baktığımda çoktan 9'a geliyordu. Kübra'ya, "Yarım saatten fazla uyumuşum ha?" deyince, Kübra gülerek, "Valla hayatım öyle bir uyudun ki, kıyamadım kaldırmaya, üstünü örttüm çıktım, ama yarım saatten fazla uyudun aslanım. Ama bakma sen iyi oldu, geldiğinde gözlerin baygın baygın bakıyordu, bak kendine geldin şimdi, karnın da doyunca seni sabaha kadar kimse yıkamaz!" dedi.

Ben kahkaha atarak, "Harikasınız siz harikaaa! Hadi acele edin kurt gibi açım!" deyip onlar yemekle ilgilenirken havlumu çekip kenara atıp giyinmeye başladım :)

(Bekir)


Scroll To Top

Seks Hikayeni Yolla

Fantastik Seks Hikayeleri

18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir. 18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!

ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.

Powered by w3.css Copyright © All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: