Fantastik Seks Hikayeleri

Şansım Döndü! (10)


Şansım Döndü! (10) (Bekir 37 Y., Eskişehir)

Aşağıya indim ama içimi bir ürperti almıştı. Ayfer anneme yaşattığım şokun korkusunu tam olarak atlatamamışken birden acaba biri yukarı geldi ve bazı sesler duymasına rağmen ses etmeden aşağıya indi de haberimiz olmadı mı diye paranoya yapmaya başlamıştım. Babam duymuş olsa silahını alır kapıyı kırar ve şüphesiz oracıkta bizi öldürürdü. Can veya Sema duymuş olsa belki yanaşmaya korkarlardı, ama bu iş bir şekilde gizli kalamazdı. Bir anda nefesim daralmaya ve elim ayağım titremeye başlamıştı. Anlık bir göz kararmasıyla kendimi salondaki koltuğa bıraktım.

Gözlerimi kapatıp nefes alışverişimi düzenlemeye çalışarak birkaç dakika dinlendim ki birden Can'ın yüksek sesle ama kısa bir şekilde, "Abi!!" diye bahçeye açılan kayar kapıdan seslenmesiyle yerimde zıpladım. Sesi resmen kulaklarımda çınlama yapmıştı. Can bu halime kahkaha atsa da ben korkudan küçük dilimi yutarcasına panikleyip dengemi kaybettim.

Can, "Abi uyuyor muydun ya, özür dilerim!" deyince kendime gelerek, "İçim geçmiş aslanım. Ne diye insan gibi seslenmiyorsun, ödüm bokuma karıştı lan eşek herif!" dedim. Can gülerek, "Abi çok özür dilerim, babam bit git abine bak, işleri bittiyse gelsin demişti, ondan tam içeri girecekken seni görünce seslendim!" dedi. Ben salağa yatarak, "Nasıl yani?" dedim. Can da saf saf devam edip, "Abi işte siz yukarı çıkınca babam bahçedeki garajdan makineyi çıkardı, sonra çimleri biçmeye başladık!" dedi.

Ben yine salağa yatarak, "Oğlum öyle desene, ben de biz yukarı çıkınca siz de yukarı çıktınız sanmıştım!" deyince yine çocuksu haliyle devam ederek, "Yaw yok abi ne gezer, babam makineye şimdi geçti, kaç dakikadır ben biçiyordum!" dedi gururla. Ardından, "Ablam da kabloları taşıyor, daha iş bitmedi!" deyince ben resmen sevinçten havalara uçacak hale gelip, gülerek hemen eski moduma döndüm ve "Eee madem öyle, dalyarak beni ne diye çağırıyorsun?" dedim.

Can, "Abi ben ne çağıracağım, babam çağırıyor, gel işte yaaa!" diye muhabbetten sıkıldığını belli edercesine tatlı bir isyan edince, verdiği güzel bilgilerden aldığım gazla, "Tamam lan tamam, geliyorum, yürü hadi sıpa!" deyip yerimden keyifle doğrulup bahçeye çıktım.

4-5 dakika öncesine kadar ecel terleri dökerken, şimdi ise Can'dan aldığım havadisler bana can suyu gibi gelmişti. Bir an evvel babamların yanına gidip nabızlarını ölçmek istiyordum. Ayağıma bahçe terliklerini geçirip birkaç adım attıktan sonra şova başlayıp, "Oooo ekip sağlam maşallah yaaa, helal olsun sana, sen bu işi biliyorsun Sema!" diye alkışlayarak yanlarına yürüdüm.

Can benden önce atılıp, "Babaaa abim koltukta uyuyormuş, ben seslenince öyle bir korktu ki, görecektin, yerinden zıpladı valla!" deyince babam gülümseyip, "Hah bana da tam senin gibi uyumuş uyanmış, gücü kuvveti yerinde bir adam lazımdı, aslanım geç bakalım çim biçme makinesinin direksiyonuna!" dedi. Ben de hem gönlünü almak hem de rutine karışmak için, "Aaaa, üç kişi bir saatte bu kadarcık yer mi biçtiniz? Hey yavrum hey! Açılın da delikanlı görün!" diyerek üzerimdeki tişörtü çıkardım.

Yarı çıplak kaldığımı görünce babam Sema ya bakarak, "Hadi kızım bizim vardiye bitti!" dedi. Ardından bana bakarak, "Annen nerede, ne iş görüyor oğlum?" diye sorunca, "Valla bana hurçları indirtip beni kovaladı. Ben de ortak banyoda duşumu alıp indim. Tüm hurçlar indi neredeyse, ya benim odada ya da ütü odasındadır!" dedim. "İyi bakalım, hadi kolay gelsin sana!" deyip arkasını dönüp giderken Sema da, "Ayyyy çok şükür yani, canım çıkmıştı, ne zor şeymiş baba yaaa!" diyerek kabloları yere bıraktı.

Abimle ben bu işi profesyonel seviyede yaptığımız için, Ayfer anneciğimle yaşadığım muazzam seksten sonra hiiiç gocunmadan kabloyu boydan boya açarak kendi üzerime çaprazlamasına sarmaya başladım. Sonra Babamın kuyruğuna takılıp giden Sema ya dönerek, "Semacığım bana bir şişe su getir, bir de sigarayla çakmağı getirirsen senden iyisi yok, hadi yavrum!" dememe Sema tebessümle karşılık verip beni baştan aşağı süzüp, "Hemen getiriyorum bahçıvan bey!" dedi. Ben de gülerek ve götüne bakarak, "Semaaaa, şimdi hiç fantazi yapacak ortam yok ablacığımm, hadi naş naş!" dedim.

Sıcaktan götünün yarığına inmiş terinin ıslattığı taytıyla kıvıra kıvıra mutfağa gidişini izledim. Yine tavanı bulan özgüvenimle, makineyi çalıştırıp çimleri biçmeye başladım. Can ve babam öyle kötü biçmişlerdi ki, yarım yamalak, kesilmeyen yerler, makinenin haznesinden dökülenler, derken ter içinde 25 30 dakikada onların eksiklerini de tamamlayarak makine haznesini 7 kere ağzına kadar doldurup 3 tur da el arabasına yükleyerek kapının dışındaki büyük konteynere boşaltarak, vazifemi yerine getirdim.

Sema'nın getirdiği bir sürahi suyu bitirip ağacın gölgesine oturup sırtımı ağaca verip sigaramı keyifle içtim. Aslında bahçede çalışmak iyi gelmişti, çok güzel ter atıp kendime geldim diye düşünürken saat çoktan yarımı geçmiş 1'e gelmek üzereydi. Aklıma Derya'nın mesajı gelmişti. Hemen telefonu çıkarıp, "Günaydın tatlım, gözümüz aydın, Düğün yemeği akşam 7'de, ben iki saate kalmaz evden yalnız çıkarım, arabam olacak, hemde rahat edebileceğimiz bir arabam olacak, sen ne durumdasın haber et gerisi kolay!" yazarak sonuna gülücük koyup cevap verdim.

Sonra cevap beklemeden, derhal kabloyu toparlayıp makineyle birlikte küçük garaj dediğimiz içerisinde büyük küçük bisikletlerin, çapa makinasının ve bir dolu dünya alet edevatın olduğu garaja bıraktım.

Acaba Ayfer annem ne yapıyor, ne durumdadır diye düşünerek bir sigara daha yaktım. Sigarayı içerken Gamze ablayı arayayım dedim ve 5-6. çalışında açarak, "Hayırsıııızzz!" dedi. Ben de hemen, "Kraliçeemmm benim, nasılsın, nerelerdesin, sen neden beni aramıyorsun, sormuyorsun?" diyerek kafa karıştırmaya çalışsam da, "Sus len eşek herif, mesjlarıma bile cevap vermiyorsun, laf ebeliği yapma bana, keserim çükünü!" dedi kahkaha atarak.

Ona, "Aşkolsun bebeğim yaaa, insan bindiği dalı keser mi? Aile işleri, mahalleden çocuklar, şirketteki işler falan derken anca vaktim oldu!" deyince, "Bekiiiiiirrr, kafa bulma benimle, bak Çerkez deliliğim kalkacak haa, mahallede top oynayacak adam mısın lan sen?" dedi. Ben gülerek, "Yaw kusura bakma sultanım, dün komple uyudum, malum onca sikişin ardından dermanım kalmadı, dün gece yarısı uyandım, ama yine de kendime gelemedim, kusura bakma, sen anlat bakalım, nasılsın?" dedim.

Gamze abla, "Ulan harbi taşaklı adamsın Bekir, ben dahil 4 karıyı gözlerimin önünde evire çevire siktin, üstüne Güler'i siktin, yetmezmiş gibi kalktın gittin bir de elalemin karısını kızını siktin, sana saygı duyuyorum koçum!" dedi gülerek. Ben de, "Yavrum inan son karıyı nasıl siktiğimi ben bile bilemiyorum, döl mü boşaldım kan mı boşaldım bilemedim, artık alkolden adrenalinden feleğim şaşmış, kendimi eve nasıl attıysam 18 saat uyumuşum amına koyayım!" dedim.

Bana, "Oooo demek ki senin tüfek dolu, bugün de bir bu kadar sikişe girersin!" dedi ama sesi imalıydı. Ben de, "Yok artık abartma, iki gün üst üste aynı performans beni bitirir, bana sen yetersin!" deyince, "Yaaa oğlum sus, bak ağzımı bozmak istemiyorum Bu arada ben de iyiyim, her şey yolunda, dün ben de çok uyumuşum, seni aradıktan 2 saat sonra ancak eve gidebildik. Babamların masadaki herkes zil zurna sarhoş olmuş, dayımlar kuzenler derken gece bitmek bilmedi, ama iyiyiz hayatım!" dedi.

Sonra dayanamayıp dilinin altındaki baklayı çıkararak, "Bak senin sözüne itibar ediyorum Bekir, onun için bana dürüstçe söyle, benim getirdiklerimden hiçbirini siktin mi, sikmedin mi?" diye beklediğim yerden sorunca, "Alem kadınsın Gamze abla, onca işin gücün ortasında bunları mı düşünüyorsun?" dedim. O yine klasik şekilde, "Sorulana cevap versene oğlum!" dedi. Ben, "İçin rahat edecekse söyleyeyim, madem merak ediyorsun prenses, kızların hepsinden memnun oldum ve Günaydın mesajları geldi, ama senden hariç kimseye dönüş yapmadım! İlk seni aradım yavrum!" deyince resmen sevinç dolu bir gülücük sesi geldi :)

(Bu kadınlar ya çok saftı, ya da işlerine geleni duymak hoşlarına gidiyordu.)

Ona, "Eee sen söyle bakayım, benden başkasına verdin mi iki gün içinde?" diye gülerek sorunca karşılıklı kahkaha attık. Sonra bana, "Ne yalan söyleyeyim Huriye'yle sikişmişsinizdir diyordum. Karı sana fena tutuldu! Gece neredeyse senin yüzünden benimle kavgaya tutuşacaktı, ama rezil olmaktan korktu orospu!" dedi. Ben de, "Madem orospu karakterde bir karı olduğunu biliyorsun da ne diye benim altıma yatırıyorsun, amcık Gamze, beni mi zarflıyorsun lan?" deyince, Gamze abla tırsıp, "Bekirim asla kötü bir niyetim yoktu, olamaz da, ama içtikten sonra bu hale geleceğini bilemedim. Karının üstüme geliş şeklini görseydin ne demek istediğimi anlardın, ama neyse bakalım!" diye geçiştirdi.

Ben de, "Bu Huriye iyi hoş kadın tamam ama ben elalemin delisini güdecek yaşta da durumda da değilim, ya onunla adam akıllı konuşmak, ya da siktir çekmek gerekiyor, seni bir daha bu şekilde üzmesine izin vermem, merak etme bir tanem!" deyince, "Bekiirrr, keşke 5-6 yaş daha büyük olsaydın, hiç düşünmez adet töre dinlemez sana kaçardım amına koyayım, şansıma tüküreyim, iyi mi ya!" dedi ve yine kahkaha attık.

Tam bugün nasıl yaparız diyecektim ki, Derya'dan mesaj geldi. Mesajı açıp açmamakta tereddüt edince bir anlık sessizlik olunca, Gamze abla, "Eee sustun?" dedi. Ben den kararlı bir sesle, "Seni dinliyorum tatlım, en son götünün kaşıntısından oturamadığını, yerinde duramadığını anlatıyordun!" deyince, Gamze abla, "Oooffff offff, ne yalan söyleyeyim, duramıyorum aşkımmm!" dedi. Ben de, "Bir saate evden çıkarım, neredeysen söyle geleyim hemen aşkım, telaşe başlamadan doldurayım daracık deliklerini!" dedim.

Bu sefer susan Gamze abla olmuştu, çünkü gaza gelip amcığını bana vereceğine söz vermişti, bakalım ne diyecek diye sessizce bekliyordum. Birkaç saniye suskunluktan sonra, "Bekir ne demek istediğini biliyorum, laf ağzımdan çıktı, artık hem ben de çok istiyorum, yalan yok, ama o iş bugün olur mu bilemiyorum. Açıkçası arabada kızlığımı vermek istemiyorum, sevgilim lütfen beni anla!" deyince ben gülerek, "Sakın benden ev, otel bekleme! Ama depo dersen, ofis dersen emrine amade!" dedim ve gülüştük.

Sonra yine ciddi bir sesle ona, "Bizim şirkette çok rahat ederiz, yatak koltuk, çekyat ne ararsan hazır, içkilerimizi mezemizi alır gideriz, geceyi de orada rahat rahat geçiririz!" deyince sinsi bir gülücük geldi, ardından, "Anlaşılan müstakbel yengemden önce benim kızlık patlayacak gibi görünüyor Bekiriiim, sende de yok yok valla yaaa!" deyip yine sustu. Ben de, "Sen onu bunu boş ver şimdi, bana adresini mesaj at, önce geleyim götünü sikeyim doyasıya, sonrasını yüz yüze konuşuruz bebeğim!" dedim.

Gamze abla heyecanla, "Yarım saate hazır olurum ben, nasıl giyineyim istersin?" diye sorunca, "Sen çuval giyinsen bile yakışır, ama ben bacaklarını görmek istiyorum, varsa güzel bir mini etek giyin, altında sutyen külot olmasın, çantana al yedeklerini, eteğinin altından sikeceğim o daracık deliğini, sikim kazık gibi oldu Gamzeeee, dümdüz edeceğim götünü!" dedim.

Gamze abla, "Bekirim mahvoldum, yemin ederim amcığım sırılsıklam, dayanacak hal kalmadı. Amcığımı ağzına versem de emsen yalasan, ahhhh, ıhhhh..." diye diye telefonda konuşurken orgazm oldu. Daha inlemeleri devam ederken ona, "Parmaklarını benim yerime de yala. Haber bekliyorum, acele et yavrummm!" deyince, "Kurban olurum sana Bekirim, atıyorum adresi. Ama çok vaktimiz olamaz, lütfen idare et, maksimum bir saat 15/20 dakika, şimdiden gelenler var zaten, biz evden 5'e doğru çıkacağız, benim en geç saat 3 buçuk 4 olmadan evde olmam lazım sevgilim, olur mu, yatılı misafirler falan da vardı, ev curcuna, sonrasına sonra bakarız, tamam mı?" dedi.

Yüzüm gülmüştü, çünkü daha Derya vardı. "Olur tabii ki aşkım, olmaz mı? Ben de hızlıca duş alıp hazırlanıp çıkıyorum!" dedim ve karşılıklı öpücük atıp kapattık. Manyak ötesi bir telefon seksi olmuştu. En kötü ihtimalle 1 buçuk saat sikebilecektim Gamze ablayı, yani iki posta her türlü işimizi görürdü...

Her yerimi ateş basmıştı, Gamze ablanın aurası çok yüksekti, gerçekten bebek gibi hatundu, saçları göğüsleri dudakları burnu çok iyiydi, sadece götünü biraz daha geliştirmesi gerekiyordu ve bunu ona ben öğretecektim. Her şeyin fitilini ateşleyen kadın Gamze ablaydı, beni resmen erkek yapmıştı, onun gibi bir kızı sikebilmek için evini arabasını verecek adamlar çıkabilirdi, yani o kadar kıymetli bir parçaydı. Ama şans işte, resmen kendisi ayağıma dolanmıştı ve ardı arkası kesilmeyen jestler yapmış ve yapacaktı. Tek korkum, Huriye'ye söylediklerini kendisinin de yapma ihtimaliydi, ben Gamze ablayı kaybetmek istemiyordum, ama buna o karar verecekti.

Neyse, heyecanla Derya'dan gelen mesaja girmemle yine dört ayak üstüne düşmüştüm. Derya ilk mesajında, "Sen araba kullanabiliyor musun gerçekten yaa?" yazmıştı. Amına koyayım gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Sonrasında da, "Saat 4'le 6 arası sana uyarsa benim için mükemmel olur, annemler zaten size yakın. Beni saat 6'da eve geri bırakırsan son bir toparlanır düğün yemeğine yetişirim. Zaten 7 dediklerine bakma, 8'de anca başlar o yemek. Yani sendeyiz, nasıl yapalım?" yazıyordu.

Gamze ablayı sikip, bir saat dinlenip, 6'ya kadar Derya'yla olma fikri beni ayakta boşalacak hale getirmişti. Sikim resmen çelik gibiydi, yerimde duramıyor, sigara üstüne sigara yakıyordum. Aklımı başıma alıp kendi kendime (Sakin ol Bekir, sakin ol koçum!) diyordum.

Derhal sigarayı atıp içeri girdim ve koşar adım mutfaktan enerji içeceği alıp odama fırladım. Bu sefer herkesin kapısı kapalıydı, buna sevinerek ama yine de bir ihtimal Ayfer annem varsa odamda, ağzına kısacık süreliğine de olsa versem diyordum. Ama nafile, Ayfer annem de çıkmıştı odamdan, ama buz mavisi gömleğim ütülü bir şekilde hazırdı. Etrafta küçük notlardan var mıdır acaba diye baktım, ama yazacak fırsatı olmamıştı galiba, yoksa bu fırsatı kaçırmazdı diye düşündüm.

Tatlı kaçık bu kadın diye gülerek soyundum ve odamdaki duşa girdim. Hızlı bir duştan sonra kurulanıp beyaz gömlek ve krem renk pantolon giyindim, buz mavisi gömleği akşama saklıyordum. Sonra diş fırçamı almak için ortak banyoya girecektim ki, içeriden su sesi geldiğini duydum. Umarım Can değildir bu diyerek kapının koluna asıldım. Ama lanet olsun ki kapı kilitliydi. Ulan şansıma tüküreyim diyerek odama geçtim tekrar. Kapımı açık bıraktım ve beklemeye başladım.

Beklerken Derya'yı aramaya karar verdim ve aradım. Telefon çalınca heyecanlanmıştım, çünkü Derya da zımba gibi hatundu ve tanışmamız onun açısından pek de olumlu geçmemişti, çok kral sikiş yaşansa da kadın büyük ihtimalle hayatında yemediği dayağı ve hakareti benimle 20 dakika içerisinde yaşamıştı.

Derken 3-4 çalma sonra telefon açılınca, karşıdan da heyecanlı bir sesle Derya, "Alo Bekir!" dedi. Ben de gülerek, "Alo Derya!" deyince gülüştük. Ona, "Mesajla uğraşmak istemedim, hem sesini duyayım, hem de daha hızlı organize oluruz diye aradım Deryacığım!" deyince, "Ay çok iyi yaptın Bekir, görüşmeden önce sesini duymak rahatlattı yani!" dedi kadınsı bir gülüşle. Ona, "Nasılsın, ne var ne yok?" dediğimde, "Noolsun ya, her şey yolunda, annemdeyiz işte, çocuklar bahçede oynuyorlar falan, ben de verandada onları izliyorum, çay sigara içiyorum canım, öyle böyle vakit geçiriyoruz!" dedi.

Ben de, "E tabi kocayı da saldın, kafan rahat takılıyorsun!" diyerek direkt konuya girince, Derya'dan piç bir gülüş geldi ve "Ya dur hemen ateşi salma!" dedi. Ama ben devam ederek, "Sen zaten ateş gibisin yavrum, benim işim o ateşi söndürmek değil miydi?" dedim gülerek. Derya da gevşeyerek, "Evet evett, ama geçen günkü gibi de olmasın lütfen, dün akşama kadar kendime gelemedim! Daha bugün rahatça tuvalete çıkabildim!" deyince hafiften tebessüm ettim. Eğer Derya iki günde anca sıçtıysa Ayfer annem 4-5 güne anca sıçar, o vakte kadar da benim ağzıma sıçar dedim kendi kendime gülerek.

Derya devam ederek, "Halen aklımdan çıkmıyor o hallerimiz, neler yaptın sen öyle Bekir! Kızamıyorum da gülemiyordum da, çok enteresan bir andı, kamyon gibi geçtin üzerimden, ama yalan yok özledim!" deyince, "O racon sikişiydi yavrum, Gamze ablanın gözyaşına karşılıktı! Ama ben de dürüst olacağım, harika kadınsın, seninle doya doya sikişmeyi ben de istiyorum, her yanın ayrı bir güzellik!" dedim. Derya yine gülerek, "Yaaa nolur kızma bana ama kendimi çok garip hissediyorum, sen nasıl 16 yaşındasın anlamıyorum hayret ediyorum, sendeki ciddiyetin yarısı 30 yaşındaki kocamda olsa bugün onu aldatıyor olmazdım!" dedi.

Ben biraz sessiz kalınca Derya, "Bozulmadın değil mi? Ben kötü bir şey ima etmedim seninle ilgili!" dedi. Ben, "Yok yavrum ne bozulacağım, kocan olacak boynuzlu düşünsün, bir iki saate kalmaz karısını sektire sektire am göt sikeceğim!" deyince Derya öyle şuh bir kahkaha attı kiii, ona, "Zevke mi geldin kaşar, o nasıl kahkaha öyle?" dedim. Derya, "Eveett çok hoşuma gitti, geçen gün de böyle söylemiştin, çok hırslandım o zaman da, senin için bir mahsuru mu var?" dedi cilveli cilveli.

Ben de vites yükseltip, "Hemen boştaki elini amcığına at, kendini parmakla yavrum!" dememle karşıdan deriin bir, "Mmmmmhhhh!" geldi ve "İşte bundan bahsediyorum Bekir, sen bir kadını nasıl baştan çıkaracağını çok iyi biliyorsun. Soktum iki parmağımı amcığıma aşkım, sırılsıklam oldum çoktan, amcığımı ağzına vermek istiyorum, amcığımı ısıra ısıra sularımı yala, bitir beni erkeğim!" dedi. Ben de, "Amcığına üçüncü parmağını da sok, sars kendini, ben de yarrağımı ağzına veriyorum, aç kocaman!" dememle Derya uzun bir, "Ihhhhhhh!" çekerek, "Geldim erkeğim, bittim. Biliyorum sen şimdi parmaklarımı yalamamı istersin!" derken telefondan şapur şupur sesler gelmeye başlayınca parmaklarını yaladığını anladım.

Ona, "Deryaaaa, gırtlağını sikeceğim senin gırtlağını, fahişe nasıl sikilirse öyle sikeceğim, bal gibisin amına koyayım, balll!" deyince kikirdeyerek, "Sen de aslan gibisin, nazar değmesin sikine!" dedi gülerek :))

O sırada bizim evdeki müşterek banyonun kapısı açıldı, bir an sessiz kalıp, merakla kim çıkacak acaba, Sema olsa benim kapının önünden geçer diye kapıya bakarken, Ayfer annemin çocuk gibi kafasını uzatmasıyla sesli bir şekilde gülmeye başladım. Derya kendisine güldüğümü düşünerek, "Ne oldu aşkım?" deyince, "Yok sana gülmedim canım. Biraz beklesene!" deyip telefonu indirip elimle sus işareti yaparak telefonu göstererek Ayfer anneme gel gel yaptım.

Ayfer annem yanıma gelirken maalesef biraz topallıyordu. Telefonu beklemeye alarak gösterince, "Kim lan bu Derya?" diye sordu. Ben de, "Bir düşün bakalım, tanıyor musun?" dedim ve elimi götüne atıp dudağına uzanmamla Ayfer annem kısacık da olsa öpüp geri çekilerek, "Tanıyamadım?" dedi. Ben de, "Akşam düğünde gösteririm. Bu Derya, Gamze ablanın halasının torunu. Kına gecesi en son bunu siktim eve gelmeden!" deyince gözleri yerinden pörtledi ve "Oğlum bu karı evli değil mi, ben mi yanlış hatırlıyorum?" dedi.

Ben suratına sadece sırıtarak bakınca, "Ohaaaaa, seni piç seniii!" dedi. Ben, "Hadi şimdi çıkmam lazım. Neler neler olacak bugün aklın şaşar anneciğim. Hem bu mevzuyu başka gece anlatırım, sen götünden haber ver, nasılsın?" dediğimde, "Vaziyet valla kötü Bekirim, doktora gösterilir bir şey de değil ki bu, senin ağzına sıçacağım!" dedi üzgün üzgün yüzüme bakarak. Ben de gerçekten mahcup olduğum için, "Tekrar özür dilerim anneciğim!" diyip ayağa kalkıp sarıldım ve yine öptüm. Sonra bana yine gururla bakıp, "Annesi sevsin, feda olsun oğluşuma!" dedi. Ama kazık gibi olan sikimi fark edip kafasını bir an kapıya çevirince, kulağına eğilip, "Ne dersin, var mısın 3-5 dakikalık amcık sikişine?" dedim. Ayfer annem hınzırca gülerek, "Gördük senin 3-5 dakikanı, hayvan!" dedi. Ama bırakıp gidemeyeceğini anladığımda, "Babam nerede?" diye sordum. Ayfer annem de, "Duşa girmişti, çıkmıştır herhalde!" deyince, "Hadi bir kontrol edip gel. Ben de Derya ile konuşayım sen gelene kadar, zaten çok vaktim yok!" dedim. Konuşmadan başıyla onaylayıp geldiği gibi hafif topallayarak gitti.

Telefona baktığımda halen açıktı, Derya kapatmamıştı. Beklemeden alıp, "Kusura bakma tatlım, annem gelince bekletmek zorunda kaldım. Babamla ilgili bir durum vardı..." diye salladım. Derya da, "Hiç önemli değil hayatım, keyifle bekledim!" deyince, "Deryacığım şimdi kapatmam gerekiyor, adresi atarım sana!" dedim. "Tamam bekliyorum aşkım!" dedi yine gülerek. Ben de, "Neye gülüyorsun zilli?" deyince, "Yaaa ne bileyim, çok heyecanlıyım, yemin ederim işemem geldi Bekir!" dedi. Ben de Gamze ablaya dediğim gibi, "Baksana Derya ne diyeceğim, yanında mini eteğin var mı? Veya mini elbisen? Ateş gibi gelmeni istiyorum!" deyince, "Ooof off, laflara bak, var tabii, olmaz mı, etek mi elbise mi istiyorsun erkeğim?" dedi.

Ben, "Tabii ki mini etek ve gömlek giyin, ama sutyen külot olmasın altında, yanına yedek alırsın!" dediğimde, Derya dayanamayıp, "Ben yine bir hoş oluyorum Bekir yaaa, 3 saat var daha, offf!" dedi. Ben de, "Sen bir de bana sor kaşar, bu yarrakla demiri doğrarım, patladı patlayacak!" dememle Derya yine fahişemsi bir kahkaha atıp, "Amımız sikimiz bayram edecek deseneee, çok öpüyorum seni, adresi bekliyorum hayatım!" dedi ve mucuk mucuk yapıp kapattık.

Kendi kendime, heykeli dikilecek adamsın amına koyayım Bekir, neydin ne oldun lan deyip, daha Meryem var, Huriye var, Güler var. Aslı desen bir işaretine bakıyor. Hay koçum hay deyip gururla odamın kapısını kapatıp sigara yaktım.

Abim de bizim mahallede oturduğu için arabayı almam fazla vaktimi almayacaktı. Hemen arayıp ondan bizim VİP dolmuşu istedim. Abim, "Hayırdır lan, o kadar araba varken ne işin var senin dolmuşla yavşak?" deyince, "Kral, birkaç arkadaşımla sağa sola gidecez. 18:30 gibi işim biter, düğüne de ben sürerim gerekirse!" dedim. Abim, "Kim lan bu arkadaşların?" deyince, "Abiciğim evde 4 araba var biliyorsun, arabadan yana sıkıntı yok, ama bana dolmuş lazım, zorlama işte daaa!" dedim. Abimin jeton düştü, "Otele yaşın tutmuyor tabii, değil mi?" diye benimle taşak geçtikten sonra, "Gel al koçum, araba boşta zaten, ben de kendi arabamla çıkacağım!" deyince, "15 dakikaya oradayım abi!" deyip araba meselesini de hallederek kapattık telefonu.

Elimdeki yarım sigarayı tablaya basarak ortak banyoya girdim, dişimi fırçalayıp saçlarımı olabilecek en iyi şekilde taradım ve odaya dönüp heyecanla Ayfer annemi bekledim. Birkaç dakika sonra Ayfer annem parmak ucunda gelerek, kapıyı kapatıp kapıya yaslanarak, "Oğlum baban aşağıda makarna yapıyor, çocuklar da odalarında. Hadi göster 3-5 dakikalık işini!" dedi inci dişlerini gösteren gülüşüyle. Saniyesinde dudaklarına yapışıp kapıyı kilitlediğim gibi kibarca kucaklayıp yatağa oturur pozisyonda indirdim.

Hemen ardından pantolonu indirip sikimi çıkarmamla sikime sarılması ve dehşet verici hazla saksoya başlaması bir oldu. Gamze ablaya gideceğimi bildiği halde öyle bir emiyordu ki, gözleri yerinden çıkacak gibi oluyor, kendi kendine gırtlaklıyor, beni zıvanadan çıkarmaya çalışıyordu. Amacı beni boşaltmaktı adım gibi emindim.

Kafasını sikimden çekip, "Anneciğim bu ne azgınlık böyle, bak beni gaza getirme, parçalarım seni!" deyince, "Yok öyle yağma paşam, ceremesini ben çekeceğim sefasını Gamze orospusu mu sürecek? Döllerini ben yutacağım!" dedi. Dudaklarını öpüp, "Sen harika bir fahişesin!" deyip sikimi yeniden ağzına verdim. Saçlarından asılarak, "Madem öyle gırtlağınla boşalt beni!" deyip ağzına yerleştirip gözlerine bakarak sikmeye başladım.

Ayfer annemden öğürtüler gelmeye başlamış, elleri götümdeyken gırtlağına çöküyor, köpek gibi burnundan solutuyordum, öyle seri sikiyordum ki ağzını, ağzı da gırtlağı da bu ritime uyum sağlamış, gözlerinden yaşlar gele gele inliyor, bir yandan da tırnaklarını götüme geçiriyordu. Bir elini götümden çekip taşaklarımı sıkmaya başlamasıyla beni zirveye yaklaştırıyordu, ama ben amcığını sikmeden ağzına boşalmak istemiyordum.

Kafasını sikimden çekip, "Dur orospum dur, ayakta boşaltacaksın amına koyayım!" deyince öyle bir gülüş attı ki, "Amcığına al çabuk!" dedim. Ayfer annem ise, "Ama oğlum aşağısı dokunulacak gibi değil, canım çok yanıyor!" deyip cevap beklemeden taşaklarımı somurmaya, bir eliylede 31 çektirmeye başlamasıyla beynim zonklamaya gözlerim kaymaya başladı bir anda.

Taşaklarımı emmiyor, resmen tek tek vakumluyor, beni inim inim inleterek aklımı alıyordu, istesem de müdahale edemiyor bacaklarım istemsizce seyriyor ve kasılarak yukarı çekiyordu. Sikiş kariyerimdeki üçüncü günümde ilk kez böyle birşey yaşamış, resmen çaresiz bir şekilde zevkten ve acıdan inlerken bulmuştum kendimi. Ayfer annem adam akıllı sakso çekmeyi benden öğrenmiş olmasına rağmen yapabileceklerini keşfetemeye başlamış ve beni duman ediyordu. Sikime öyle hırsla 31 çekiyordu o küçük elleriyle sikimi kavrayamadan, ama durmadan asılıyordu. Sikimin gövdesini sıktığı yerde emmeye dillemeye başlamasıyla artık benim şalter de sonunda atmaya yaklaşmıştı.

Resmen can havliyle ellerimle kafasını tutup Ayfer annemi sikimden ayırdım ve şaftı kaymış yüzüne bakarak, "İflahımı kestin orospu, bitirdin beni!" diyerek ağzına soktuğum gibi tüm inisiyatifi yeniden elime alıp gırtlağına 7-8 büyük çöküşle öyle bir boşalmaya başladım ki, bacaklarım resmen kontrolsüz titremeye, dengemi kaybettirecek kadar çok sallanmaya başlamıştı.

Ayfer annem yarrağımı avuçladığı gibi döllerimin bir kısmını kendi kendine yüzüne boşalttırmış olmasına rağmen durmaksızın köpek gibi yalamaya, somurmaya, vakumlamaya devam ederek beni yerimde zıplatıyor ve bundan da çok büyük haz aldığını yerinde duramayışından, kıvranmasından, keyifle inlemesinden belli ediyordu...

Ben nefesi neremden aldığımı bilemez halde gözümü açtığımda Ayfer annemle göz göze geldi. Ayfer annem yarrağımı yüzüne bastırmış, o da nefes nefese kalmış, ama göz bebeklerinin içi gülüyordu. "Yok öyle yağma küçük beyyy, göz göre göre gönderir miyim seni kalkık sikinle o Gamze orospusuna!" deyip inmiş sikimi tekrar ağzına alıp diliyle sert sert ezerek masaj yaptıktan ve biraz daha vakumladıktan sonra ağzından çıkarıp kafasını kasıklarıma gömüp kasıklarımı yalamaya başlayınca bana büyük bir ferahlık ve yeniden büyük bir coşku gelmeye başlamıştı. Kasık yalatması aşırı zevkliydi, Gamze abla da yalamış beni uçurmuştu.

Ellerimle Ayfer annemin kafasını yönlendirerek biraz sağ biraz sol kasık derken kafasını büktü ve taşaklarımın altıyla göt deliğim arasını dillemeye başladı. Bu sefer saf zevkten inlemeye başladım, ama yarrağımın kontrolü yine benden çıkmıştı. İçimden akıp gidenlere engel olamıyor, parmak uçlarıma yükselerek annemin yüzüne doğru suya benzeyen sıvılar akıtıyordum. Sikim az da olsa kıpırdamaya başlamışken son kez ağzına alıp tıpkı çocukların lolipoptan çıkardığı sesin benzerini çıkarıp cork cork yaparak emip bıraktı. çoook ama çoook büyük zevk almıştım!

Ona,"Dermanım kalmadı orospu Ayfer, neler yaptın lan sen böyle?" diyerek sikim taşağım açık halde kendimi yatağın üstüne uzunlamasına bıraktım. Kafamı kaldırmadan, "Hemen git ağzını yüzünü yıka gel de seni son bir seveyim!" deyince sesini çıkarmadan ama topalladığını hissettirir şekilde iniltili bir halde banyoya girip temizlendi.

Yanıma gelip yatağın kenarına oturdu. Oturunca sırt üstü yatarak Ayfer annemi alttan izlemeye başladım. Sonra Ayfer anneciğim bir eliyle saçlarımı bir eliyle de inmiş sikimi okşamaya başlayıp, "Aslan oğluşum benim, seni zaten evlat olarak çok sevmiştim, hep gurur duymuştum, ama artık ruhuma işledin sanki!" diyerek dudaklarıma eğildi ve çok romantik bir öpüşme yaşamaya başladık.

Ben duramayıp, "Hadi biraz emzir beni de öyle in!" deyince tişörtünü sutyeniyle birlikte yukarı sıyırıp memelerini sırayla ağzıma vermeye başladı. Ben de elimi şortunun üstünden amcığına atıp sert sert yoğurmaya başlayınca yine kıvranıp, "Isıra ısıra em oğluşum annenin memelerini, ısıra ısıra, hadiii!" diye gaza gelip elindeki saçlarımı resmen yolmaya başlayarak yeniden orgazm oldu. İki memesini suratıma bastırıp, "Eşek bekir seni, al sana meme, al sana meme :)" diye bana oyunlar yapmaya başlayınca gülüşerek kalkacak olduk.

Ben önce kalkıp yine sikimi ağzına uzatıp, "Hadi az daha vakumla, senin yüzünden adım orospu çocuğuna çıkacak, sürtük Ayfer!" diyerek orta sert bir tokat atıp ağzına verdim. Ayfer annem iştahla yaladıktan sonra, "Sakın duş alma, benim yaladığım yarrağı yalasın orospu Gamze!" diyerek yine kıskandığını belli ederek son bir öpücükle sikimi boxerıma yerleştirip pantolonumun düğmelerini iliklemeye başladı. Ben de dudaklarından öpüp son kez taş gibi götünü okşayarak odadan uğurladım.

Ortak banyoya girip saçlarımı yeniden tarayıp dişlerimi fırçaladım ve üstümü başımı düzeltip odama geçip parfüm sıkarak aşağı indim. Gamze abladan mesaj gelmiş, "Bekliyorum aşkım!" yazıyordu. Zamanım daralsa da mutfağa girdiğimde Ayfer annem dahil herkesi oturmuş babamın meşhur soslu makarnasından yerken görünce selam vereyim dedim. Parfüm kokumu alan babam bana şöyle bir bakıp, "Hay koçum, aynı benim gençliğim, tabağını kap gel bakalım!" dedi. Bu sefer Sema yerinden fırlayıp, "Ben koyarım Bekir, sen geç otur had!"i deyince elimi omzuna atarak, "Valla sağ ol ablacığım yaa, dişimi yeni fırçaladım, ben sonra yerim!" deyip teşekkür mahiyetinde yarım bir sarıldım.

Sonra da, "Elinize sağlık, afiyet olsun!" deyip kaçacakken, babam, "Yine nereye oğlum, dur daha işimiz var!" dedi. Ben sırıtarak, "Baba bak çimleri perişan etmişsiniz, zar zor toparladım. Arkadaşlar beni bekliyor, müsaadenle çıkayım!" deyince klasik numarasını yaparak, "Oğlum para kazanmak istemez misin?" dedi gülerek.

Bu büyük tuzaklı bir soruydu, olur dersen ha yarrağı yemişsin ha saatlerce köle gibi çalışıp 5 kuruş alamadan perte çıkacaktın :)

Gülerek, "Aman aman baba, ben bilirim senin kazandırmalarını, sendeki yevmiyelerimle sıfır 4x4 araba alırdım!" dedim. Babam tam toprakçı bir adamdı, çalışmasını ve çalıştırmasını çok iyi bilir ve bundan da büyük keyif alırdı. Abim evlenerek resmen elinin altından kaçmış, tüm ihalaleri bana bırakmıştı. Benim böyle bir şansım yoktu, ama sağ olsun annem ara sıra beni kurtarırdı.

Ayfer annem kahkahayı patlatarak, "Hadi oğulcuğum, hadi ben tutuyorum babanı, sen kaç!" deyince dolaptan bir şişe enerji içeceği alıp gülerek mutfaktan garaja daldım ve abimin eski arabasının anahtarını alıp kapıları açtım. Babamda orijinal bir kafa vardı, adam hiçbir şeyi elden ayaktan düşmeden satmıyordu. Sırf evde kendisinin bir SUV, bir lüks Alman sedanı, Ayfer annemin güzel bir 3 kasa denilen spor aracı, abimin eski arabası vardı. Eski dediğime bakmayın aslında bu son 4 senede abimin üçüncü arabasıydı. şimdiki bindiği ve bir önceki aldığı kendi garajında ve yengemin arabasıyla, ama daha şirketin otoparkta da her iki rahmetli dedelerimin toplamda 3 arabası ve babamın 3 eski arabası daha vardı, hepsinin mutat bakımları günü gününe yapılır, tertemiz kullanıma hazır şekilde beklerlerdi. VİP dolmuş ta iki ev arasında, kimin işine geliyorsa o kullanır, bazen de şirkette kalırdı.

Her neyse, bir yandan enerji içeceğini içerken, evden çıktığımı haber vermek için abimi aradım. Abim telefonu açar açmaz, "Paşam ben çıktım, anahtar yengende. Başka birşey lazım mı len?" diye sordu. Tabii ki para :)) Aslında param olsa bile abimden alırdım, ama yengemin elinden para almak hoşuma gitmiyordu. "Abi olurdu aslında, ama sen yoksun şimdi yengemden almam da uygun olmaz. Zaten babamdan da kaçar adım uzaklaştım!" deyince abim yüksek sesle gülerek, "Duygu sömürüsü yapma lan ibne, sen arabayı aldıktan sonra beni ara!" diyerek gideceği yeri tarif etti. Ben de, "Oooo süper, ben 15 dakikaya orada olurum abi!" dedim, çünkü Gamze ablanın adrese gitmek için tam olarak abimin olduğu yani arkadaşının dükkanının önünden geçecektim zaten. Yine dört ayak üstüne düşmüştüm :)

Garajan abimin eski arabasına atlayıp birkaç dakika sonra abimlere varmıştım bile. Yengemi arayıp dış bahçe kapısını açmasını rica ettim. Arabayla bahçeden içeri girdiğimde, galiba bu bir şaka amına koyayım dedim. Yengem evin kapısındaki sundurmanın altında, üstünde yatak şortu ve ince askılı atletiyle bekliyordu. Ben yengemi görmezden gelerek arabadan inmedim, ne olduğunu anlamak istiyordum, çünkü çok ama çok gereksiz ve saçma bir görüntüydü bu manzara.

Yengem daha 20 yaşındaydı. Yaklaşık 1.5 yıldır abimle evlilerdi. O da durumu iyi bir ailenin kızıydı ve severek isteyerek evlenmişlerdi. Abim boyu posu sağlığı karizması her şeyi dört dörtlük bir adamdı ve arkadaşlarının yaptığı muhabbetlerden bildiğim kadarıyla da siktiği karıyı perte çıkaran bir adamdı. çünkü ben şimdi 1.86 boyundayken, abim 1.91 idi ve harbi sağlam elemandı.

Yani bu manzara bana çok itici gelmişti. Kına gecesi yengemin suratındaki hınzırca gülüşü hatırladım bir anda. Sonra hemen Sema'yı aradım. Yengemse halen kapının önünde ayakta bekliyordu. Sema telefonu hemen açınca, kibar bir sesle, "Tatlım sana bir şey soracağım, ama bana net ve dürüst ol!" dedim. Sema da heyecanla, "Ayyy bekir ne demek, sor tabii!" dedi. Ona, "Benim kına da Gamze ablayı siktiğimi gördüğünüzü kimseye söyledin mi, veya arkadaşın olacak orospu Müjgan söyledi mi, bir düşün bakayım!" dedim.

Geri zekalı Sema gevelemeye başlayıp, "Ya Bekir... şey kızacaksın belki, ama tam olarak söylemiş sayılmayız gerçi, ama bir şey yaşandı..." der demez, "Konuşsana yavrucuğum, ne geveleyip duruyorsun?" dedim. Sema, "Ya biz sizi arabadan çıkarken gördükten sonra Gamze'nin peşine düştük. Tuvaletten çıkarken Gamze resmen topallayarak yürüyordu. Bu da bizim çok komiğimize gitmiş gülüyorduk. Hatta bir birimize şaka yapıyorduk Müjgan'la. Sonra Gamze masasına oturunca biz de bira alıp içerken kıkırdaşıp, şöyle yaparım böyle yaparım falan derken şeyma abla geldi!" dedi.

Ben de, "Sizin götünüzü sikeyim Sema!" dedim sinirle ve sigaramı içerek, "Eeee amına koyayım konuş!" dedim. Sema da, "Valla Gamze'yi söylemedik. şeyma abla bir anda, (Eeee kızlar neye gülüyorsunuz bu kadar, anlatın bakayım?) diye yanımıza gelince, geri zekalı Müjgan isim vermeden (Bekir kızın birini arabada fena si...) diyecekken karnına vurdum susturdum. şeyma abla, (Kız ne susturuyorsun arkadaşını, benden sır çıkmaz, söyleyin hadi!) dese de ben bir şey söylemedim ve Müjagan'a da söyletmedim. Ama şeyma abla bana çok bozuldu, trip atarak gitti!" deyince ben çok rahatlayıp, "Ağzını yerim senin, aferin yavrum, ama sen anladın!" deyip güldüm.

Sema da gülerek, "Anladım Bekir anladım, sen Müjgan'ı sikeceksin, madem öyle ben de söyleyeyim, Müjgan da dünden razı sana vermeye!" deyince bende kahkaha atarak, "Neyse güzelim, ben duymak istediğimi duydum, gerekirse akşam seninle işbirliği yapar Mujgan'ı da topallatırız!" dedim. Sema, "Heee çok beklersin, bir de yardım mı edeceğim?" deyince, "Yok gülüm, izleyeceksin. Hadi kapatmam lazım, akşam konuşuruz, öpüyorum!" deyip kapattım.

Yengem halen yarı çıplak bekliyor, bir türlü içeri girmiyordu. Neden beklediğimi, arabadan inip yengemin yanına gitmediğimi soracak olursanız da, yanına gidersem göreceğim manzara askılı uyku atletinin içinde sallanan sutyensiz iki koca memeden başka bir şey olmayacaktı. Sikim zaten buluttan nem kapıyor, kalkmaya yer arıyordu ve ben bunun olmasını istemiyordum! Ama yine de bu heyecan beni tetiklemiş, sikim hafiften kalkmış, ama çok ta belli olmuyordu.

Bir oyunla arabadan inmeye karar vermiştim. Telefona sinirlenmiş gibi yaparak direksiyona bir yumruk attım ve arabadan hızla çıkarak kapıyı sertçe kapatıp kilitleyip anahtarı cebime koydum. Yengeme doğru hızlı adımlarla yürümeye başlayınca yengemde çok net bir gerilme oldu. Amacıma ulaşmak üzereydim, çünkü bu kılıkta yengemle muhatap olmak doğru değildi.

Uzaktan seslenerek, "Yengeciğim kusura bakma, seni de müsait değilken rahatsız ettim anlaşılan!" diye laf sokarak yanına varınca, "Ne münasebet Bekir, abin arayınca seni bekletmek istemedim!" dedi anahtarı ve kumandayı uzattı. Sanki abim telefonla arayıp ver dedi, adam zaten anahtar yengende demişti bana, yengem yarım aklıyla beni yiyecekti, ama imkansızdı bu. Yengemle daha fazla muhatap olmayıp sadece anahtarı alarak, "Akşam düğünde görüşürüz yenge. Sana zahmet dış kapıyı bir daha açıver!" deyip arkamı dönüp VİP dolmuşa yürümeye başladım. Tam şoför mahaline dönecekken arabanın camından baktığımda yengemin içeri girdiğini görünce, başımızda bir bu eksikti, ama bu korku tavır ona yeter diye düşünerek arabaya bindim ve bahçeden, babamın tabiriyle cavlatarak gergin bir çıkış yaptım ve yola düştüm...

Nasıl olacaktı bilmiyorum, daha şimdiden iki posta Ayfer anneme kaymıştım, böyle iki iki iki gidersek günün sonunda yarrağı ben yiyecektim. Enerji içeceği iyi hoştu, ama Gamze abla, Derya, Meryem, belki Müjgan da vardı sırada. Güler'i sikmeyecektim, orospuyu inletecektim. Belki Aslı'yla bir şeyler yaşarım diyorum, ama biz sevgili değildik, ya sikiş olacak ya da olmayacaktı. Sevişmek mantıklı gelmiyordu, sikip atmam lazımdı, ama nasıl?

Lan acaba mesir macunu mu alsam dedim kendi kendime gülerek, işe yarama ihtimali var mıydı falan derken Gamze abladan telefon geldi. Açar açmaz Gamze ablaya, "Bebeğim az sabret, mini etekle ortalıkta çok gezinip ben gelmeden kendini elaleme siktirme, 10 dakikaya yanında olurum!" dediğimde şuh kahkahasını atarak, "Ay ne hoş adamsın, yok daha çıkmadım zaten, çıkarsam dediğin gibi beni sokakta yürütmezler, sen yaklaşınca çağrı at ineyim!" dedi.

Gamze abla, "Okey!" deyip kapatacakken, ben, "Gamzeee!" diye bağırınca Gamze abla korkuyla, "Ne oldu ayol?" diye tepki verdi. Ben de gülerek, "Yavrum evde alkole dair ne varsa alabilirsen yanına al, şarap haricinde. Dönüşte yerine yenisini koyarız!" dyince, yine gülerek, "Tam adamına sordun haaa, sen istersin de olmaz mı, var var çok var, kuzenlerle kınadan büyük patlattık. Ben her şeyi yanıma alırım, sen gelemene bak!" dedi. Ben de, "Emeriimmm!" deyip kapattım.

Yol üzeri abime yaklaşınca aradım. Abim, "Arkadaşın dükkana gel!" deyince dükkanın önüne park edip indim ve yanlarına gidip sırayla tokalaşarak dükkan sahibi haricindeki bilmediğim iki kişiyle tanışıp sandalyeye oturdum. "Ne içersin?" diye sorduklarında teşekkür edip sürahiden su doldurup yalandan yarım bardak içip bıraktım.

Abimin bu arkadaşının çok lüks bir butiği vardı. Kadın, erkek, kısmen çocuk butiğiydi. Bulunması zor dünya markaları veya özel markaların yazlık kışlık kıyafetleri koleksiyonları, pahalı orijinal klass seviyede aksesuarları ve ürünleri satan bir yerdi. çalışanları da kız erkek hepsi jilet gibi giyinen yakışıklı çocuklar ve inanılmaz sexy hatunlardı. Hatta abim eski kız elemanlardan birini epeyce bir süre sikmişti. O zamanlar benim yanımda üstü kapalı konuşurlar, (Ulan nasıl bastıysan motoru patlatmışsın, iki gün sanayide kalacak!) falan derlerdi. Ben de saf salak bir şekilde dinler, gerçekten motosiklet veya araba meselesi sanırdım. Ama iki yıl önce siktikleri kızlardan bahsettiklerini ayıkmaya başlamıştım. Yanisi, hızlı bir masaydı burası da.

Neyse, abim vücut dilimden anlamış olacaktı ki, "Senin emanet arabada paşam!" deyip elini omuzuma koyunca, teşekkür edip sırasıyla herkesle tokalaşıp kalktım. Dükkan sahibi gülerek, "Bekir baba, ısıtmadan basma sakın, motoru yakarsın!" deyince ben biraz abimden dolayı çekinsem de gülerek, "Ustalarım sizsiniz abi, aklınız kalmasın!" dedim. Yanlarından ayrılırken, "Bir ara gel sana da 3-5 kombin verelim, yeni mallar geldi!" diye ayak üstü esnaf kitlemesiyle beni uğurladılar.

Abimin arabaya yaklaşınca abim uzaktan kapıları açtı. Ben kapıyı açıp koltuğa baktığımda yüzümde inanılmaz bir gülüş belirdi. Lastiğe sardığı bir tomar parayı elime alınca (Ulan harbi kıyak adamsın abi!) dedim kendi kendime. Harbi harbi büyük bir harçlık bırakmıştı abim sağ olsun, harçlık demek bile ayıp olurdu, o derece iyi bir paraydı. Kapıyı kapatıp omuz üstünden abime bakınca kapıyı kilitledi.

VİP dolmuşa geçip çalıştırınca korna çalarak uzaklaştım. Abime, "Kral adamsın, çok teşekkür ederim!" diye mesaj atıp yola koyuldum. Arabaydı, paraydı derken bir dünya zaman kaybetmiştim ve macun işi de yalan olmuştu, bulmam imkansız gibi bir şeydi. Tam gaz giderken ileride bir çiçekçi görünce saçma bir şekilde yanaşıp biraz gürültülü bir frenle durdum. Hemen inip koştur koştur dükkana girip biraz tarif üzerine biraz adama bırakarak Gamze ablaya yakışacak güzellikte muazzam bir buket yaptırdım. Açıkçası öyle bir çiçeği birisi bana verse benim bile çok hoşuma giderdi :))

Buketi alıp tam gaz devam ederken mahalleye girmiştim. Burası da Eskişehir'in güzel nezih bir mahallesiydi. Yol üzeri adamın birine sokağı binayı sorduğumda eliyle göstererek, "İki sokak ilerideki köşe bina!" deyince Gamze ablayı arayıp kapattım. Arabayla yavaş yavaş ilerleyerek binanın önüne gelip kapısına 5-6 adım mesafede durdum. Etrafa şöyle bir bakınca gayet güzel büyük ve lüks 3 bloklu büyük bahçeli bir siteydi. Zaten durumları ortalama üzereydi, babası kafası çalışan ama babamın tabiriyle amcık ağızlı bir mühendisti. Yaptıkları işileri fazlasıyla övdükleri için, babam eniştemi ve Gamze ablanın babası dahil diğer kardeşlerini falan hiç sevmez (Ulan bendeki varlığın onda biri bu yavşaklarda olsa televizyonadan gazeteden düşmez bu görgüsüzler!) derdi.

Benim de abimden bildiğim kadarıyla elektronik üzerine bayağı önemli işlerle uğraşan ama hakkaten amcık ağızlı konuşkan bir adamdı. Zaten kına gecesi ben de çenesinden nasibimi almıştım amına koyayım. Bu arada klimayı tam devir açık bırakıp arabadan indim, çiçeği alarak arka kısma geçtim ve ortadaki masayı açarak çiçeği üstüne bıraktım. Gamze abla gelince otomatik kapıyı açıp onu direkt arkaya alacak, çiçekle sürpriz yapacaktım.

Arkayı organize ettikten sonra sigara yakıp arka kapının önünde beklemeye başladım, resmen özel şoför görüntüsü veriyordum. Gözümde gözlük ve jilet gibi kıyafetlerimle Gamze ablayı şımartmak istemiştim, ama umarım işler farklı bir boyuta evrilmez diye de içimden geçiriyordum.

Aradan iki dakika geçmeden bahçe içerisinden Gamze ablanın ve bir kişinin daha sesini daha duydum. Sesleri bir garip geliyordu. Ne oluyor lan diye kapıya doğru yürümeye başladığımda gözlerime inanamadım. Gamze abla sade gri renk süper mini bir etek ve üzerinde bordo askılı body, ayağında ince yüksek topuklu önü açık ayakkabı ve aksesuarları ile çok elit bir orospu gibi görünüyordu. Onu öyle neredeyse yürürken bile götü görünecek halde görünce sikimden vurulmuşa dönmüştüm ve zaten kalkmaya bahane arayan sikim kazık gibi olmuştu.

Gamze abla delicesine sexy olmasına rağmen yanında çelimsiz ama süper kocaman memeleri olan, yarı kapalı, yarı açık gibi saçma sapan bir tarzı olan, ama yine de güzel sayılabilecek bir kız vardı. Zar zor taşıdıkları, kocaman, en az 15-20 kg, piknik boy bir termos çantayı birer yanından tutmalarına rağmen Gamze ablanın boştaki elinde de bir bez çantayla görünce ağzım açık kalmıştı. Hemen atılıp ellerinden alırken Gamze abla sikimi kafasıyla gösterip kikirdeyerek, "Ay Bekir bilemedim ki böyle zor olacağını, doldurdum da doldurdum!" dedi.

Ben de, "Yaw etiniz ne, budunuz ne?" diye gülüp, "Aç hadi bagaj kapağını!" dedim. Termos çantayı 6-7 adım sonra bıraktım, en az 15 kilo vardı. Gamze ablaya, "Ya ben kapının önünde durdum, ama laf söz eden olur mu?" deyince Gamze gülerek, "Hiç mümkün mü hayatım, bana kim ne diyecek? Zaten bizim ev arka blokta 12. katta ve arkaya bakıyor. Ama görseler bile birşey demezler, hele ki sana hiçbir şey demezler!" dedi. Sadece tebessümle cevap verdim.

Neyse, termos çantayı koyup bagajı kapattım ve gülerek, "Canım sen ne yaptın böyle?" diyerek kafamla memelerini işaret ettim. Gamze abla de dibime girip, "Yaw sorma, asansörde kendimden utandım, ama neyse, hadiiii!" dedi. Elindeki bez çantayı da alıp ön koltuğa bırakacaktım ki Gamze abla bana iyice yanaşıp ateş gibi vücuduyla bana dayanıp alttan bakarak, "Bekirim varsa şu kıza biraz bahşiş versene, kapıcının kızı, benim cüzdan çantada!" dedi. "Ayıpsın!" diyerek cebimdeki bir tomar parayı çıkardım. Kıza, "Arkadaşım teşekkür ederim yardımın için!" diyerek desteden en büyük değerdeki banknotlardın birini çekip kıza verdiğimde kızdan çok Gamze abla paraya şok olmuş gibi baktı.

Ama kız o kadar çok sevinmişti ki, sevinçten zıplayınca boyuna ve kilosuna göre orantısız büyük memeleri de dar gömleğinin içinde zıpladı. Kız, "Yaaaa çok teşekkür ederim, ama bu çok değil mi yaaa?" derken bile parayı sıkıca elinde tutuyordu. Bir an Gamze ablayla göz göze geldim ve sırıtıp, kıza, "Rica ederim canım, adın ne senin?" dedim. Kız, "İsmim Tuğba, abi!" dedi. Ben, "Kaça gidiyorsun Tuğba?" dediğimde Gamze abla beni yandan dürtüyordu, ama ben görmezden geldim. Tuğba, "Lise sona gidiyorum abi!" deyince, "Hiç göstermiyorsun, daha küçük görünüyorsun!" deyip özgüvenle (tıpkı bana yapıldığı gibi) yanağından makas aldım, "Memnun oldum tanıştığımıza. Hadi bakalım, iyi günler!" deyip sepetlemeye çalıştım.

Ama Tuğba sevinçten ne yapacağını bilemeyince Gamze abla hafif burnundan solur şekilde, "Tuğbacığım teşekkür ederim canım, hadi sen parayı düşürmeden gir içeri!" diye kızı kovalar gibi sepetleyince kız Gamze ablanın taşak geçtiğini bile anlamadan, "Peki abla!" deyip sevinçle dönüp gitti.

Saçma bir tarzı olsa da Tuğna çok cilveli, gözleri fıldır fıldır bir kızdı. Ben bunu çoook rahat sikerim diye düşündüm. Boyu 1.50 ancaydı, yoktu bile. 40-45 kilo arası, ama kocaman memeleri olan, beyaz tenli, zapzayıf bir şeydi. Sikime boncuk gibi takarım ben bunu diyordum. Verdiğim paraya takla atan kızı 5-6 katı para versem her türlü çatır çutur sikerdim diyordum. Ama Gamze ablayı daha fazla çileden çıkarmamam gerekiyordu. İki günde huyunu çok iyi tanımıştım. Tam, şimdi ağzıma sıçacak dediğim anda uzun tırnaklıyla kolumdan tutup, "Lan yavşak!" der demez ben arka kapıyı can havliyle açtım.

"Buyurun sultanım!" deyince çiçekle göz göze gelmesi bir olmuştu. Ona, "Tamam uzatma kız!" deyip hafifçe arabadan içeri itekleyince, "Demek öyle ha?" deyip binmeden önce kafasıyla arkasına dönüp öyle bir bindi ki, resmen dumura uğradım. Arabaya ayakta domalarak binmiş, süper mini eteğinin altından amcığını ve götünü sunup kendisini 3'lü koltuğa attı. Zaten bir karış olan eteği katlanarak amcığını açıkta bırakmıştı.

Kollarını da geriye atıp yüzüne o asil ve azdırıcı bakışını takıp, "Size nasıl yardımcı olabilirim beyefendi?" diyerek bacaklarını aralayınca yumruk gibi şişmiş amcığıyla karşı karşıya kalddım. Daha arabayla hareket etmeden birbirimize girecek hale gelmiştik. Ben ayakta iki büklüm kala kalıp, "Senin amına koyacağım Gamzeee!" deyip kapının düğmesine basıp kendimi dizlerimin üstünde yere attım. Gamze abla irkilip, "Nolur Bekir saçmalama lan!" dedi. "Sus lan yeter bu kadar kaşarlık!" deyip bacaklarından tutup götünü öne kaydırıp ağzımı amcığına dayayıp somurmaya başladım.

Gamze abla tiz bir çığlık atarak, "Yapma deli, yapmaaa, sen nasıl bir piçsin Bekirim, nolur yapma!" diye diye saçlarıma asıldı. Bense süt yalayan kedi gibi şapır şupur dillemeye başlamamla bacaklarıyla kafamı mengeneye alarak iki eliyle koltuğu yumruklayarak sularını saldı ağzıma. Dillemeyi bırakıp vakumlamaya başlayınca nefes nefese, "Bekirim dayanamıyorum, yavaş em, bak patlatacaksın!" dediğinde, sırıtarak kafamı geri çektim, ayak bileklerinden sıkıca tutarak bacaklarını sağlı sollu camlara değecek kadar ayırdım.

Bu seferde göt deliğini dillemeye, emmeye başladım. Sündüre sündüre yalıyor, dilimle öyle sert sikiyordum ki, göt deliği kalp gibi atıyordu. Gamze abla bana güç yetiremeyip, "Aşkım nolur çek arabayı bir yere de sik şu götümü, dayanacak gücüm kalmadı, basacağım artık çığlığı!" demesiyle ayaklarını yere bastırıp kendimi dizlerim üstüne alıp dudaklarına yapıştım.

Soluksuzca öpüştükten sonra Gamze abla dudaklarını kurtarıp, "Bekirim nooldu sana? Hadi nolur gidelim buradan!" dedi. Ben de, "Lo-Lo yapacak mısın bir daha, söyle bakayım?" deyince Gamze ablanın, "Senin ağzına bile sıçacağım!" demesi çok hoşuma gitmişti. Ciddi bir ifadeyle, "O zaman bu çiçekler sizin için hanımefendi!" dememle, nefes nefese sırıtıp çiçekleri kokladıktan sonra, "Ulan anamı siktin şu çiçekleri verene kadar, bir daha çiçek falan verme bana!" deyip dudaklarıma yapıştı.

Resmen beni hayvan gibi kemirmeye başladı. Saçlarıma asılıyor, diliyle ağzımın içinde şov yapıyor, beni yiyordu. Dayanamayıp ellerimi götüne attığım gibi yerinden kaldırıp kucağıma çektim. VİP dolmuşun zemini birçok ev hılasından yumuşak bir halıyla kaplıydı, sorunsuz sikişlirdi üstünde. Orta parmağımı götüne sokar sokmaz Gamze abla ayaklarını belime dolayıp hayvan gibi öpüşmeye devam etti.

Ağzım ağzıyla kapalı olmasına rağmen ben boğuk boğuk, "Yarrağı yedin kızım!" diyerek sol kolumla Gamze ablayı hafif kaldırıp kendime yapıştırdım. Tam sağ elimle de pantolonumun kemerini çözerken Gamze abla kucağımdan kaçıp kendini koltuğa atarak sağ tarafının üstüne yan yatıp ayaklarını karnına çekerek çocuk gibi gülmeye başladı.

Tüm güzelliğiyle nefes nefese gözlerime bakarak, "Başıma bela olacaksın Bekirrr!" deyip gözlerini kapattı. Anasını siktiğimin kızı öyle güzeldi ki, aşık olmamak imkansız gibi bir şeydi, ama aşka düşmeyecektim. Dizlerimin üstünde yanına gidip sol ayağını elime alıp ayakkabısını çıkarıp çıplak ayağını yalama başladım. Transa girmiş gibiydim. Ben yaladıkça Gamze abla, "Nolur gidelim Bekirim!" diye inliyor, o inledikçe ben milimi milimine yalıyor, kendimden geçiyordum.

Gamze abla saçıma asılıp, "Aşık ettin beni kendine piç!" deyince sol elimle boğazını sıkıp dudaklarına yapışıp sağ elimi amcığına atıp sertçe yoğurmaya başladım. Saçıma şiddetle asılıp dudaklarımı ısırıyor, hayvan gibi soluyarak, "Bekirim sana vereceğim kızlığımı, offf, oooooofffffff!" deyip götünü kıvıra kıvıra amcığıyla avucumu sikiyordu...

Orgazm olunca amcığına tokat atıp sıktığım boğazını da bırakıp aynı pozisyona yatırıp avucumu yalayarak suratına çok hafif tokat atarak ayaklandım. Konuşmadan tekli koltukların arasından direksiyona geçtim. Resmen 10 dakika evinin önünde arabanın içinde yiyişmiştik, araba klimadan dolayı buz gibi olmasına rağmen ter içinde kalmıştık, ama üşümeye de başlamıştık.

Klimayı kapatıp yola çıkacakken aynadan baktığımda çiçekleri koynuna basıp aynı pozisyonda yattığı yerden aynadan gözlerime bakıyordu. Kahpe arkada tanrıça gibi yatmış, sikicisinin götüreceği yerde yarrağını yemeyi bekliyordu. Bu aşk meşk işi beni bozar mı bozmaz mı diye düşünürken arabayı tekrar sağa çektim. Ne öncesinde ne de şimdi nereye gideceğimi bilmiyordum. Yavaşça arabayı durdurup, ulan nereye gitsem diye düşünmeye başlamıştım. Sonra Gamze ablaya aynadan bakınca tabii ki aklımdaki soruyu duymadan anlamıştı.

Bu saatte aşıklar tepesi uygun olmaz gibi geliyordu, hafta sonu hareketli bir ortam olur ve bizim arabayla tam etiket olurduk. Gamze ise yattığı yerden bakıp, "Hiç bana sorma, sikecek olan sensin!" diyerek kestirdi ve çiçeğini koklamaya devam etti. Ben de, "Lan madem öyle bizim şirkete gidelim!" dedim. Zaten gece getireceğim karıyı buraya getirrmeyi düşünüyordum.

Tekrar yola düştüm. Nereden baksan 15 dakika yolumuz vardı. 10 dakika boyunca ikimizden de çıt ses çıkmamıştı. Ben paso sigara içiyordum. Bizim şirketten önceki son markete girip arabayı park ettim ve markete girip gece derdine düşmemek için 6 tane enerji içeceği, birkaç çeşit meyve, çikolata, cips, şekerleme, kuru yemiş ve tedbiren buz aldım, vardır yoktur belli olmaz. Hem de jest olsun diye iki karton da Gamze ablaya sigara ve şirketin güvenlik görevlisine de bir poşet dolusu ıvır zıvır alıp çıktım. Yandaki kasaptan da her zaman yaptığımız gibi şirketeki köpeklerimiz için iki kasa yaklaşık 20 kilo pay aldım.

Köpeklere pay almak benim her zaman severek yaptığım bir şeydi, çünkü köpekleri çok ama çok seviyordum, ama bu sefer iş başkaydı. Bagajı açıp Gamze ablanın getirdiği termos çantayı açtığımda, dibim yine düştü. Bir litre iskoç viski, bir litre abso* vodka ve 4 tane kırmızı büyük teneke bira ve napoliten çikolatalarla birlikte 3 tane enerji içeceği ve 2 viski kadehi. Tüm bunlar ağzına kadar buzun içinde yatıyordu.

Viski kadehine kadar koymuştu, yani neyi var neyi yok getirmiş, güzelliği üstüne güzellik yapmıştı. Bu hareketi çok hoşuma gitmişti ve ona bulaşmak istedim. Bizim için aldıklarımı bagaja bırakıp güvenlik için aldıklarımı yere bıraktım. Gamze ablayı şoka uğratmak için koltuğu yatağa çevirecektim. Koltuğun omuzlarındaki kilitleri açıp orta koltuğun başlığının arkasındaki mandalı çektiğinde sırtlığı boşa düşüyor ve alt minderin kızağı da boşa çıkıp kaydırınca yatağa dönüşüyordu, iki saniyelik işti bu.

Tık tık kilitleri açıp mandalı çeker çekmez koltuğu öyle bir ittim ki, sırtlığı düşürüp alt minderi kaydırdığımda düşeceğini sanan Gamze abla ne yapacağını bilemeden çığlık çığlığa elini amcığına atıp kapatmaya çalışıp, "Ne yapıyorsun sen yaaa?" diye bana vurmaya çalışt. Ben de, "Sus eşek sıpası!" diyerek dudaklarına yapıştım ve öptükten sonra geri çekilip gülerek bagaj kapağını üstüne kapattım.

Ama arabaya bindiğimde manzara bu sefer bambaşkaydı, çiçeği yere bırakmış, sırt üstü yatarak bacaklarını açmış, bir eli amcığında, bir eli memelerinde, gözleri aynada yatıyordu. İnanılmaz kışkırtıcı bir görüntüydü bu, aynadan bakarak, "Coştur beni böyle orospu, coştuuurrr, sonra inim inim inler iki gözün iki çeşme ağlarsın, yapma Bekir, etme Bekir diye yalvarırsın!" deyip kahkaha atarak direksiyona vuruyordum.

Ben böyle deyince bu sefer arkasını döndü. Götünü tüm ihtişamlıyla bana sunuyordu. Artık pantolonum ıslanmaya başlamış, sikim bir inip bir kalkmaktan kendinden geçmişti. Ama sabahki tecrübem bana bu akan az uz döllerin aslında tek postada daha uzun sikiş olacağını müjdeliyordu. 4-5 dakika da bu düşüncelerle hiç konuşmadan müzik dahi dinlemeden yolu bitirmiş, bizim şirketin nizamiyesine dayanmıştım.

Güvenlik arabayı görür görmez yerinden fırlamıştı zaten. Hemen bariyerli kapıyı açtı. Arabayla niyamiyeden içeri girip yanıma gelmesini bekledim. Genelde yanımıza gelir, bir isteğimiz olacak mı olamyacak mı sorar ve vukuat varsa yoksa bilgi geçerdi. Ayak üstü yalandan muhabbetten sonra onun için aldığım poşeti camdan ona vermeme çok sevindi. Ona, "Onu bırak gel, payları da al!" deyince, "Derhal!" diyerek elindekileri bıraktı ve gelip arabadan indirdiğim payları da alıp götürdü.

Ama şimdi yapmam gereken ve kimseye ayıktırmamam gereken bir durum vardı. Bizim şirketin her köşesinde kamera vardı ve güvenlik görevlisi de kulübesinden takip edebiliyordu, ama müdahale edemiyordu. Yani sadece görmesini engellemem gerekiyordu. Odama girdikten sonrası kolaydı, çünkü sadece babamın, abimin ve benim odamın içinde kamera yoktu, geri kalan tüm departmanlarda ses ve görüntü kaydı yapılıyordu, buna çay ocağı da dahildi.

Gamze ablaya, "Hayatım sen 3-5 dakika bekle, ben alarmı kapatıp malzemeleri iöeri atıp geleceğim!" deyince, heyecanla, "Tamam bebeğim, adam beni görmüyor değil mi, çok yaklaşınca görecek sandım bir an?" dedi. "Yok yok görmüyor, camlar filmli, ama sen yine de toparlan hazır ol!" deyip şirketin kapısından içeri girdim. Alarmı kapattıktan sonra bagajı açarak termos çantayı ve diğerlerini alacaktım, ama Gamze orospusu yüz üstü, elleri çenesinin altında, götü kavun karpuz gibi meydanda sırıtarak yatıyordu. Bende cevaben sırıtarak, "Anamı siktin demiştin değil mi bebeğim?" diyerek burnundan makas alıp, "Son iki dakika bebeğim!" diye ekledim ve malzemeleri yüklenmeye başladım.

Yapmam gereken şey IT odasına gidip bilgisayardan veri aktarım bağlantısını kısa süreliğine kesmekti. Gamze ablayı odaya attıktan sonra bağlantıyı yeniden aktif edecektim. Bunları yapabilmek için güvenliği kulübeden uzaklaştırmam gerekiyordu. Aslında hiçbir bok olmazdı, ama yine de ne kayıt olsun ne de dedikodu yapılsın istemiyordum, çünkü bu güvenlikçiler olsun, ofis çalışanları olsun hepsi amcık ağızlı, kadın erkek dedikodu yapan tiplerdi.

Nizamiye kulübesini arayıp, emreder tonda, "Bahtiyar abi köpeklerin payları bekletme, hava sıcak, var git dağıt, sularını da tazele, işin bitince haber ver!" deyince yerinden fırlayıp, "Tabii, derhal!" dedi. Aramasam en az bir gün sıcakta beklerdi o paylar. Payları pancar motorundan bozma bahçede gezmek için babam ve bir sanayici arkadaşının yaptığı, saatte 10 km hızla bile gitmeyen motorun römorkuna atıp bindi ve 8 köpeğe yemek ve su dağıtmak için motoru çalıştırdı.

O motora binip ters yöne giderken, ben kameraları iptal edip arabadan Gamze ablayı alıp, "Hadi yavrum marş marş üçüncü kata!" diyerek asansöre bindirdim ve "Sol köşede, kapısı açık odaya gir, girince de beni ara, malzemeleri de yavaştan çıkar, ben geliyorum!" dedim.

Asansör neredeyse tamamen camdan yapılmıştı, orospu Gamze çıkarken alttan bakacağımı anlayınca arkasını dönüp ellerini dizine koyup ayakta domalarak bana yaklaşık üç saniyelik etek altı am göt şov yaptı. Bu şov bana çok iyi gelmiş, sikim yine kazık gibi olmuştu.

Dışarı çıkıp arabanın kapılarını kapatırken Gamze abladan mesaj gelince oradan IT odasına girip kamerayı yeniden açtım. Ama çıkarken böyle yapmayacak, direkt Gamze ablayı arabaya yollayacaktım, Bahtiyar'ı da telefonla halledecektim.

Yürüyerek birinci kata çıkıp çay ocağından 4 tane büyük servis tabağı, çatal, bıçak, peçete ve su bardağı alıp asansörle odama çıktım. Asıl macera şimdi başlayacaktı :)

Odaya girdiğimde Gamze ablayı üçlü deri koltuğa oturmuş, ayaklarını da minderin üstünde çekmiş, bacaklarını ayırmış, amcığının önünü viski şişesiyle kapatmış, kafası arkada, posterlik bir pozla otururken görünce, "Senin fantazi dünyanı seveyim, şu hallere bak hele!" dedim. Kapıyı kapatır kapatmaz kilitledim ve düşünmeden soyunmaya başladım. Boxerla kaldığımı görünce bir anda korkup, "Abooowww boğa kafesten kaçtııı!" deyip şişeyi kenara bıraktığı gibi ayağa kalkıp masamın arkasına kaçmaya çalıştı.

Hemen yakalayıp masanın üstüne oturttum ve dudaklarına yapışıp aklımı alan o mor askılı bodysini çıkarıp attığım gibi saçlarına asılıp memelerini ısırmaya, emmeye başladım. Cuma günkü sikişte memeleriyle çok ilgilenememiştim, şimdi doyasıya emiyor, ısırıyor, bir yandan da bıraktığım memesini tokatlıyordum. Gamze ablaysa ben ısırdıkça masanın üzerinde yerinde sekiyor, "Ay aşkım yavaş, aşkım canım yanıyor, yavaş bebeğim!" diye inliyor, ama saçlarımı okşayarak daha fazla emilmek istercesine başımı bir memesinden çekip diğerine götürüyordu.

Sonunda doğrulup gözüne baktığımda, bana, "Bekiiir, düğün olmasaydı şu dakka verirdim amcığımı sana, ama nolur akşama kadar sabret erkeğim, sen zaten sıra bana gelene kadar kaç amcık sikersin!" derken ellerini boxerıma atıp sikimi sıvazlamaya başlamış, yalvaran gözlerle bakarken, amcığını sikmeyeceğime inanmak istiyordu.

Ben de, "Bana bak Gamze, bunu sana son kez söyleyeceğim, eğer bir daha kimin amını kimin götünü siktiğimin hesabını yaparsan bu bana son dokunuşun olur!" dedim. Bir elimle saçlarını diğer elimle göğüslerini okşuyor, gözlerinin içine bakıyorken, "Sen çoook güzel kızsın, sana hayran olmamak imkansız, ama..." dediğim anda elini boxerın içine sokup sikimi avuçlayıp dışarı çıkardı ve "Tamam bebeğim, anladım devamını şimdi söyleme!" dedi. Eline tükürüp sikimi sivazlamaya devam edince, "Aferin sana yavrum!" deyip dudaklarına öpüp onu sırt üstü yatırıp amcığını yalamaya başladım.

Ayfer annemin amcığı, Huriye'nin amcığından da Gamze ablanın amcığından da görsel olarak daha güzeldi, kayısı gibiydi. Ama Gamze ablanın amcığının kokusu ve tadı çok hoşuma gitmişti. Ben, topuklu giyinmiş ayakları omuzumda olduğu halde iştahla amcığını yalarken Gamze abla çıldırıyor, "Nolur yalama amcığımı Bekiiiiirrr!" diye çığlık atıyor, "Yeter lan şerefsiz, yeteeerrr!" diyordu. Ama ben yaladıkça bacaklarının ve göt yanaklarının kasılması, göt deliğinin büzülmesi beni çıldırtıyordu.

Amcığını yaladığım yerde önce bir sonra ikinci parmağımı götüne soktum. Tükürükleyerek seri şekilde götünü de parmaklarken Gamze abla, "Iııaaahhhh, ığğhhhh!" diye diye deliriyordu. Amcığını yalamayı bırakıp kasıklarını ısırıp bacak içlerine tokatlar atıyordum götündeki parmaklarıma rağmen. Ayfer annem sayesinde keşfettiğim klitorisini okşamaya başladığımda kıvrım kıvrım kıvrandırarak Gamze ablayı sular seller içinde orgazm etmiştim. Daha yarrağın yüzünü görmeden defalarca kez orgazm olmuş, gözleri kaymıştı çoktan.

Pert olmuş halde yatarken sikimi amcığına sürtmeye başlamamla irkilip kafasını kaldırmaya çalışınca gözlerine bakarak, "Sakın kılın kıpırdamaya kalkmasın, döve döve sikerim amcığını, kaşar!" deyip memelerine tokat attım. Gamze abla sessizce kafasını masaya koyup, "Tövbe aşkım!" deyip derin derin nefes alırken götünde çalışan parmaklarımı çektim. Ağzı açık kalan göt deliğini önce derin derin koklayıp tükürdüm. Göt deliğine çelik gibi kazıklaşan sikimi dayamamla saniyesinde abanıp yarısını sokunca aynı Ayfer annemdeki gibi Gamze abladan da öğürme koptu.

Bacaklarını omuzlarıma dayayıp memelerinden asılarak geri kalanını da götüne kökleyince bu sefer feryadı bastı. Biraz bekledikten sonra köküne kadar soktuğum sikime yeniden tükürüp, "İlk kez mi yiyorsun orospu, sıkma kendini!" deyip memelerine orta sert bir tokat atarak götünü şaklata şaklata sikmeye başladım...

Daha bir dakika olmadan Gamze abla, "Bekir kurban olurum, ablam bu neymiş böyle, dur, çıkar, dayanamıyorum ablam!" diye yalvararak ağlamaya başladı. Ben bir yandanda amcığını okşamaya başlayınca bu sefer zevkten kesik kesik çığlıklar atıp ardından yine, "Bekirim nolur dur!" deyip masayı yumrukluyor, köpek gibi çeniliyordu. Ama ben duymazdan gelip güzeller güzeli turuncu Gamze ablanın götüne hunharca pompalamaya devam ediyordum...

Birkaç dakika sonra götüne kökleyip belinden tutarak masanın üstünden ucuna doğru kaydırdım. Memelerini sıkaca tutup emmeye başlamamla yine dile gelip, "Oyyy anam oyyyy, nolur hareket etme bebeğim!" diye kollarımı okşamaya başladı. Gözlerine bakarak, "Söyle bebeğim, bir isteğin mi var, anlat hadi, dinliyorum!" diyerek belimi oynatmaya başlamamla Gamze abla tiz bir çığlık daha atıp altımdan kaçmaya çalışınca yeniden durup dudaklarına yapıştım. Bu sefer ben onu emmeye, kemirmeye başladım.

Ama 10 dakika daha siksem boşalacak gibi değildim. Sırf ona korku salmak için, "Bana bak Gamze, daha 6-7 dakika anca oldu, en az yarım saatim daha var, konuş hadi, ne diyecektin?" dedim. Sikim mis gibi göt deliğini içinde keyifle gezinirken Gamze abla nefes nefese, "Ne diyeyim oğlum, ben böyle boşaltamam seni, sen boşalana kadar ben sakat kalırım, nolur ağırdan alalım bebeğim!" deyip resmen ağladı. Ama ben sikimi bir milim dahi geri çekmeyip aksine ağırlığımla ezmeye devam etim.

Bir yandan da meme uçlarını sıkarak olduğum yerde salınıyorken yalandan gözlerimi kapatıp, "Ooohhh Gamzemmm, sıcacıksıın, daracıksıınn!" derken bir anda sikimi çekmemle Gamze abla öyle uzuun ve pötürtülü osurdu ki, kızın ayaklarını zar zor masaya bastırıp kahkaha attım. Ama bir anda amına ağzımı kapattığım gibi emmeye ve dillemeye başlamamla, "Bekirrrr, ben sana taparım, oğlum lan var mı kitapta böyle muamele, nolur durma bebeğiiim!" diye hırlayarak inleyip kıvranmaya başladı. Dilimi amına sokup çeviriyorken götünü masada zıplata zıplata, dişlerini sıkarak, "Oooohhhh, ayyyy, ımmmmm!" diye diye orgazm olmaya başladı.

Ben tam şelale gibi akan sularını emerken Gamze abla çevik bir hareketle resmen masanın üstünde ters takla atıp perişan halde dizlerinin üstüne oturup, "Nolur yeter Bekirim, sen daha bir sefer boşalmadan ben sayısını unuttum!" dedi. Bana şirinlik yapmak için masanın üstünde domalık hale gelince yine osurdu :))

"Bekir, beni de manyak ettin, nolur lan az bir soluklan. Lan bak dürüst ol, kimi sikip geldin veya ne içtin de bu hale geldin, söyle!" dedi nefes nefese. Ben de gülerek, "Ne sikişmesi yavrum, sabah 31 çektim o kadar. Gelmeden de nolur nolmaz diye enerji içeceği içtim, hepsi bu!" dedim gülerek :)

Aslında yalan yok eksik vardı, bir posta eksik söylemiştim, ama sonuç değişmeyecekti, boşalmaya niyetim yoktu, sikim halen kazık gibiydi. Gamze abla duyduklarına ikna olsa da soluklanmak ona iyi gelmiş olacak ki, "Bekirimmm!" diyerek elini uzattı. Elini tutup masadan inmesine yardımcı olunca dudaklarıma yapışıp uzun uzun öptü beni. Sonra bana, "Sevgili patronum, bugün viskinizi nasıl içersiniz?" diye sordu.

Ben, "Duble olsun, çift buz olsun ve enerji de duble olsun!" deyince o meşhur olan şuh kahkahasını atarak, "Nolur enerji içme bebeğim, üç köye yetecek enerji var sende, nazar değmesin!" deyip kikirdeyerek termos çantaya eğilince bir daha osurdu :)) Sonra kendi kendine, "Gamze ne yapsın amına koyayım, bu yarrağı kim yese tren bacası gibi pat pat gaz atarak gezer, vay yavrum vay!" diye söylenerek soğuk viskiyi çıkarıp kadehlere doldurmaya başladı.

Ben de önce lavaboya gidip sikimi yıkayıp geldim. Sonra muz ve kivi soymaya başladım. Bir tabağa muz ve kivi doğrayıp yanına birkaç dilim çikolata kırıp sigara yaktım.

O ara telefonu elime alınca Bahtiyar'ın aramasını görünce hemen geri aradım. Bahtiyar, "Rahatsız ettiğim için özür dilerim, tüm payları dağıttım, suları tazeledim, bilginiz olsun!" deyince teşekkür edip kapattım.

Gamze meraklı gözlerle bakarak, "Bir itirafta bulunayım mı, ben sizin zengin olduğunuzu biliyordum, ama bu kadar çok zengin olacağınızı tahmin etmiyordum!" dedi gülerek. Ben de sırıtıp, "Daha ne gördün de çok zengin olduğumuzu anladın?" deyince, "Yok görmedim ama duydum hayatım!" dedi. "Hayrola, kimden neler duydun, anlat bakayım!" dedim.

Viskilerimiz hazırdı. Boxerımı giyip koltuğa oturdum. Gamze abla da önümüze sehpa çekti, kadehleri, kül tablasını ve tabakları sehpaya koyup yanıma oturdu. Be viskimi alıp iki yudum içtim, bir elimde de sigara, "Siktir et milletin dedikodusunu, biz nerede kalmıştık yavrum?" dediğimde, "Senin inmek bilmeyen yarrağında kaldık aşkım!" deyip koltukta tüm haşmetiyle domalarak sikimi boxerden çıkardı.

Bir eli taşaklarımda diğer eli göğsümde sakso çekmeye başladı. Aslına bakılırsa Gamze abla dışarı yansıttığı kadar da sikişken veya sekste uzman bir hatun değildi. Sadece azgın ve kararlı bir kızdı, çünkü sikim standartlara göre büyük olsa da yine daha büyükleri vardır, ama Gamze abla bırak Ayfer annemi veya Huriye'yi, ilk kez yarrak tutan Güler'den bile daha kötü saksocuydu. çabalıyor, zevk alıyor, zevk veriyordu, ama gırtlağına kadar alamıyor veya zorlayınca öğürmeye başlayıp geri kaçıyordu.

Son kez viskimden üç büyük yudum alıp sigarayı derin derin çektikten sonra sırayla sehpaya bırakıp Gamze ablanın dağınık saçlarını ellerimle toparladım. Ağzını amcık siker gibi gark gurk sikiyordum, ama kafasını çok kaçırıyordu geriye. Sonra birden kafasını serbest bırakınca sanki sudan çıkmış balık gibi ağzını kocaman açarak yüksek sesli nefesler aldı. Sonra, "Yavaş olsana oğlum!" deyince salya sümük karışmış ağzını burnunu yalamaya başladım.

Sonra da, "Bana bak Gamzeciğim!" dedim ciddi bir sesle ve saçlarından çekip kucağıma almamla sikimin üstüne oturttum. Ama öyle bir oturmuştu ki, sikim tam anlamıyla amcığının dudakları arasına yerleşmişti. Dudaklarını öpüp, "Hazır denk gelmişken çalıştır hadi belini bebeğim!" dememle sikimin üzerinde inleye inleye yağ gibi kaymaya başladı. Kaydıkça daha hırsla öpüşüyordu...

Dudaklarımı çekip memelerine yumulup emmeye ısırmaya başladığımda Gamze abla daha da hızlanarak, "Bekirim yine geliyorum aşkım, nolur kızma bana, harikasın aşkım, bu nasıl yarraktır, geliyorum, ohhh, mmmmhhhh!" diye diye amıyla sikime fırça atarak ileri geri kayıyordu. Ellerini ellerimin üstüne atıp, "Memelerimi daha kuvvetli sık nolursun!" demesiyle memelerini patlatırcasına sıkıp uçlarını ısırmamla Gamze abla çığlık çığlığa zangır zangır titreyerek orgazm olup üstüme yığıldı kaldı...

Gamze abla üstümde pelte gibi yığılıp kalınca amcığının suyuyla yağladığı kılıcımı çevik bir hareketle göt deliğine denk getirip sokmamla yine ıhhhlayıp boynumu yalamaya başladı. Götünün yanaklarını ellerimle ayırıp alttan belimi çalıştırmaya ve götüne yavaş yavaş pompalamaya başladım. Yarısından çoğunu sokmuştum götüne ama halen kendini kasıyordu. Alttan daha kuvvetli bir darbeyle biraz daha sokmamla tırnaklarını omuzlarıma geçirerek, "Aşkım, çok özür dilerim alamıyorum, nolur bağışla!" dedi.

Kafam iyice karışmıştı. Gözlerine bakıp, "Noluyor lan orospu, ne demek alamıyorsun? Dalga mı geçiyorsun, ciddi misin Gamze?" diye sinirle çıkıştığımda, "Yemin ederim alamıyorum, ilk gün köküne kadar aldım, zaten o gün de çok fena siktin, canım çok yansa da sana belli etmemeye çalıştım, ama oturamadım götümün üstünde!" dedi. Ben de, "Ne oldu lan senin o havalarına, sanki zorla sikmişim gibi konuşuyorsun Gamzeee! Millete şapur şupur da bana gelince mi Lo-Lo yapıyorsun lan?" dedim yine sinirli bir şekilde.

Gamze abla, "Yok valla Bekirim, zaten hepi topu 4 kere sikişmiştim eski sevgilimle, onun siki de ne bileyim bunun yanında lafı olacak bir şey değil. Bir yıldan daha fazla oldu, ama seni görünce dayanamadım. Beni çok tahrik ettiğin için altına yattım. Haaa, çok ta keyif aldım, ama boğa gibisin amına koyayım, buna göt mü dayanır!" deyip ağlamaya başladı. Belinden tuttuğum gibi kaldırıp sikimi çıkarınca yine kuvvetli bir osuruk koptu götünden. Karı sağlam osuruyordu :))

Sonra onun götüne tokat atıp, "Ayağa kalk bakayım, geç şöyle karşıma!" deyince kucağımdan zar zor salya sümük indi. Ben de ayağa kalkıp terlemiş vücuduna sarılıp dudaklarından öpmeye başladım. Baktım bu halen ağlıyor, "Gamze ya sus, ya da siktir git! Güzelim ben sevmem böyle ağlayan, duygusala bağlayan kadınları. Yapacak bir şey yok. Olamayan olmadı, dert etme, 3-5 gün iyice bir dinlensin götün, sonra ben onu kılıcıma uygun kın haline getiririm alıştıra alıştıra!" dedim.

Gamze abla gülerek, "Yaa laflara bakar mısın, ne demek şimdi bu?" deyince, "Sike sike götünü yola getireceğim demek, ama zamanla. Külot getirdiysen giyin de rahat rahat oturalım!" dedim. Gözlerime bakamadan özür dileyip, "Söz telafi edeceğim hayatım!" dedi ve çantasını aldı. Tuvaleti sorunca odamın içindeki dinlenme odasının kapısını açmamla bir kez daha şaşırıp, "Yorum yapmıyorum zengin beyefendi!" deyip gülerek tuvalete girdi.

Aslına bakılırsa hem işime gelmişti bu durum, hem de canım sıkılmıştı. Tabii ki gönül boşalmak isterdi, ama kızın hali de ortadaydı. Ona birkaç gün müsade edecektim, kendime şaşırıyordum amına koyayım. Tuvaletten gelmesini beklerken viskiyi fondip yapıp onun kadehine de sulanıp iki yudum daha alıp sigara yaktım. Sessizce gülmeye başladım keyifle sigaramı içerken :)

(Bekir)


Scroll To Top

Seks Hikayeni Yolla

Fantastik Seks Hikayeleri

18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir. 18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!

ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.

Powered by w3.css Copyright © All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: