Fantastik Seks Hikayeleri

Şansım Döndü! (7)


Şansım Döndü! (7) (Bekir 37 Y., Eskişehir)

Ayfer annem geceliğini eline alarak götünde kırmızı tangasıyla kıvıra kıvıra garajdan çıktı. Ben de keyif sigarası yakarak kenarda duran tabureye oturup az önce doruk noktasına ulaştığım zevkin tadını çıkarıyordum. Her nefeste (Bu seksten daha ötesi olamaz!) diyordum kendi kendime ve sırıtıyordum. Resmen babamın karısını inim inim inleterek, babamdan 40 adım ötede sikmiş ve kadını kevgire çevirmiştim.

İşin garibi asla ama asla pişman değildim. Kaldı ki cici anneciğim de pişman değildi. Bu işin sonu nereye giderse oraya kadar gidecektim, zaten geri dönüşü nasıl olabilirdi ki? Bu düşüncelerle keyifle sigaramı içerken, cici anneciğimi klozete oturmuş halde götünden döllerimin osurukla birlikte akışını hayal ediyordum.

Müstakil evimiz villa dedikleri türden, 3 katlı, 6 odalı, büyük bahçeli, yüzme havuzlu, kapalı garajlı büyük bir ev idi. Her odada banyo olmasına rağmen bir de yatılı gelmeyen misafirlerin kullanması için ortak bir banyo tuvalet vardı. Sigarayı söndürüp, ulan belki şansıma Ayfer annem ortak banyoya girmiştir dedim. Eğer öyleyse bir göreyim diyerek kendimi içeri atıp hemen yukarı kata çıktım. Ama maalesef kendi odalarındaki banyoya gittiğini anlamamla moralim biraz bozuldu.

Ben de odama gidip üzerimdeki pislik dolu kıyafetlerden kurtuldum. Kendi odamda da banyo olmasına rağmen üzerimde sadece boxer ve diş fırçasıyla macunu alıp ortak banyoya girerek kendimi buz gibi suyun altına attım.

Sikim resmen solucana dönmüştü, hali hal değildi, ama bugün aldığı zevki acaba bir kez daha yaşayabilecek mi diye düşünerek güzelce köpüklenip yıkandım. Tertemiz ve çivi gibi olduktan sonra duştan çıktım ve kurulanıp çıplak halde ayna karşısında saçlarıma saç kurutma makinesiyle şekil vermeye başladım. Tam saç kurutma makinesini bıraktım ve dişlerimi fırçalayacaktım ki, kapı hafifçe tıklandı.

Heyecanlanmıştım, ama dikkatli de olmak zorundaydım. Kapının arkasına geçip hafifçe araladım. Ayfer anneciğimi görür görmez kolundan tuttuğum gibi içeri alıp kapıyı kapattım. Ayfer annem de çok heyecanlıydı ve yüzü gülüyordu. Sıkıca sarılıp öptüğümde, "Bekir yavaş, durrr!" dedi gülerek, "Belim, bacağım, götüm tutmuyor bebeğim, resmen topallıyorum!" dedi kıs kıs gülerek. Ben de, "Bu daha fragman yavrum, asıl filme geçmedik daha!" diyerek kapıyı kilitleyip kucakladığım gibi lavabonun mermer tezgahına oturttum.

Ayfer annem, "Ben korkudan bu banyoya girememiştim, ama senin gireceğinden adım gibi emindim!" dedi sırıtarak, çok tatlı kadın amına koyayım yaaa :) O da duş almıştı, üstünde (sutyensiz) askılı kısa açık yeşil tişört, altında limon sarısı tayt şortu vardı. Aslında bu onun ev haliydi, sadece sutyensiz gezinmezdi evde, şimdi sutyeni benim için takmamıştı.

Bugüne kadar aklımda en ufak olumsuz anlamda düşünce olmaz, dikkatimi çekse bile sadece ve sadece babamın çok şanslı olduğunu düşünmemi sağlardı. Ayfer annemi gerçekten bir anne gibi görür ve onu çoook severdim, ta ki bugüne kadar.

Memeleri füze gibi, tişörtüne sığmıyor, pembe meme uçları fındık gibi şişkin duruyordu. Vicdanına kadar çektiği şortu da amcığını kayısı gibi, yuvarlak götünü karpuz gibi ikiye yarmış haldeydi. Duş aldıktan sonra mis gibi parfüm de sıkmış, dudaklarına parlatıcı rujunu bile sürmüş ve taç taktığı saçlarıyla içimi gıcıklıyordu.

Göz göze bakışıp biraz gülüştük. Tam dudaklarına yumulacaktım ki, çocuksu yüzü ve sesiyle, "Aşkım götüm çok acıyor yaaa, o nasıl sikmekti öyle!" deyip bacakları belime dolanmış halde olmasına rağmen çok içten ve sessizce gülerek, "Eşek herif, eşek herif!" diyerek küçük yumruklar atmaya başladı :)

Ben de gülerek, "Kıyamam bebeğime, götü mü yarılmış benim kuzumun?" dedim ve dudaklarına yapıştım. Harika öpüşüyor, dilini çok iyi kullanıyordu ve çok fena öpüşüyorduk yine.

Nefesimiz kesilene kadar öpüştükten sonra, ona, "Gel bakalım şöyle aşağı!" deyip tezgahtan indirecekken küçücük ayaklarının ojeli tırnakları gözüme ilişince bir ayağını göğsüme dayayıp diğer ayağını elime alıp parmaklarını emmeye, parmak aralarını yalamaya, ısırmaya, koklamaya başladım. İki ayağını yaklaşık iki dakika yalayıp Ayfer annemi ter içinde bıraktım. Sonra tezgahtan indirip yönünü aynaya çevirip arkasına geçerek göğüslerini avuçlamaya, minicik kulağını emmeye, vücudunu sikimle tezgah arasında ezmeye başladım.

Ayfer annem de kısık kısık inleyerek tadını çıkarırken meme uçlarını aynı anda sıkıp bırakmamla ona minik bir çığlık attırdım :) Aynadan kaşlarını çatarak bakınca ensesinden bastırıp öne eğip arkasında diz çöktüm. Limon sarısı tayt şortun içindeki muazzam şekilli, kaslı, yuvarlak götünü avuçlayıp, tokatlayıp, şort üstünden götünü kokladım. Ama sonra külotsuz şortunu aşağı sıyırmamla şoka uğradım.

Tokatlanmaktan kızarmış götünün yanaklarında parmak izlerim halen duruyordu. "Yavrum bu izler ne zaman geçer?" diye söylenip asıl şoku götünün yanaklarını ayırdığımda yaşadım. Pespembe minnacık göt deliği resmen travma geçirmiş, morarmış ve genişlemişti. Sikimin hatırı sayılır kalınlığından dolayı genişlemesi gayet normaldi tabii, ama mosmor olmuş halini görünce içim bir hoş oldu.

Derhal kafamı gömüp göt deliğini derin derin koklamaya ve ufak ufak yalamaya, dilimle sikmeye başladım. Sağ elimi de alttan amcığına atmış, senkronize bir şekilde götünü dilliyor, amcığını okşuyordum. Ayfer annem de yeniden gaza gelmiş, kısık kısık nefes alışlarıyla götünü aşağı yukarı hareketlerle kerkinerek ağzıma burnuma sürtmeye ve zevkini katlamaya çalışıyordu.

Elimi amcığından çekip götünün yanaklarını iyice ayırıp yeni sikilmiş göt deliğini esnetmeye çalışıyor, bir yandan ufak ufak tükürüyordum ki, hemen kafasını çevirip can havliyle, "Oğlum nolur sikme şimdi, yalaman çok iyi geldi, biraz daha yala ne olursun, hadi aslan oğulcuğum, yarın gece sikersin, yarına biraz daha toparlar belki!" diye yalvarmaya başladı.

Gülerek ayağa kalktım ve hiç konuşmadan kendime çevirip dudaklarından öpüp geri çekilerek, çenesinden kibarca tutup, ciddi ama kısık sesle, "Sen yarrağı yedin Ayfer sultan, bunu unutma sakın, bundan sonra nerede ne zaman ne kadar istersem o kadar sikilirsin!" dedim.

Resmen ağlamaklı olup, "Tamam bebeğim, tamam, ama şimdi canım çok acıyor, onun için öyle dedim!" deyince ben gülümseyerek yeniden dudaklarına eğilip öptüm ve "Korkma aşkım hemen, şimdi sikmeyeceğim, sadece malımı kontrol ediyorum!" dedim ve gülüştük :)

Elleri vücudumun her yerinde gezinirken kendi inisiyatifiyle çömelerek tek hamlede (hafif kalkamaya baş tutmuş ama bana göre asla canı kalmayan) sikimi ağzına aldı. Sikimi yalayıp vakumlarken bir eliyle taşaklarımı okşuyor, beni mest ediyordu. Elimi kafasına atıp gözlerine bakarak, "Yala orospu!" dememle ağzında sikim olmasına rağmen salladığı kafasıyla ve homurdayan sesinden anladığım kadarıyla (Emredersin paşam!) dedi :)

Ayfer annemin bu muamelesi çok iyi gelmişti. Resmen sikime diliyle masaj yapıyor, şarj makinesine bağlanmış telefon gibi abartısız söylüyorum kendimi çok güçlü hissediyordum. Yaklaşık beş dakikadır süren bu eşsiz seans sikimi hafif uyandırmıştı. Sikim biraz daha kalkarsa rahat bir şekilde amcığa girecek kıvama gelecekti.

Durmadan ve yorulmadan gık dahi ses çıkarmadan devam eden bu eşsiz muamele öpücüğü hak ediyor diye düşünüp eğildim ve kafasından tutup uzuun uzuun öpücükler kondurdum dudaklarına. Bu kadın harika bir varlıktı, her şeye seviniyor, gözlerinin içi gülüyordu.

"Benim tatlı fahişemin amcığı mı kaşınıyor yoksa?" diyerek dudaklarını bir kez daha öptüm. Ayfer annem de sırıtarak, "Eğer sikin kalkarsa neden olmasın tabii!" dedi. Saksoya devam ettirmeden önce ellerinden tutup ayağa kaldırmak istedim, ama hakikaten onun da hali hal değildi.

Zorla ve yüzündeki acı ifadesiyle doğrulduktan sonra, ona, "Hadi bir odaları kontrol edip gel yavrum!" dedim ve şortunu yukarı çekmesine yardımcı oldum. Sessizce kapıyı açıp çıkaracakken durdu ve sırıtarak, "Duruma göre iki kadeh viski de getireyim mi aşkım?" deyince, o muazzam şekilli götünü avuçlayıp dudaklarına yumuldum yine ve "Getir orospum, getir, benimkine enerji içeceği de koy, sigarayı da unutma!" deyip götünü tokatlayıp gönderdim. Tam viski içilecek vakitti, buz gibi su beni tam anlamıyla açmış, üşüme hissi bile gelmişti.

Aradan birkaç dakika geçince şortuna kıstırdığı sigara ve çakmakla birlikte elinde iki kadeh buzlu, ama benimki enerji içecekli viskileri o minik ayaklarının ojeli parmakları üstüne basarak sessizce ama kıs kıs gülerek geldi. "Herkes uyuyor, yarın öğlene kadar uyanacklarını da sanmıyorum hayatım!" diyerek elindekilerini lavabo tezgahının üstüne bıraktı.

Ortam harika bir hal almıştı şimdi. Aklım direkt izlediğim pornolara gidiyor ve büyük haz alıyordum. Sikim ise biraz daha uğraşmayla her türlü kalkacağının sinyalini veriyordu.

Ayfer annem şortunun kenarından sigara paketini çıkarıp içinden iki tane alarak birini yakıp direk ağzıma verdi ve piç piç sırıtarak, "Hep sen mi benim ağzıma vereceksin, pışşşıııık, yok öyle yağma küçük bey!" diyerek kendisince çoook eğlenerek kendi sigarasını da yaktı.

Hayran hayran cici anneciğimi izlerken viskileri tokuşturup, "Yasak aşkımızın şerefine!" diyerek ilk yudumları aldıktan sonra ayak üstü yine öpüşmeye başladık. Ona, "Aç şu başımın belası memelerini!" deyince sigara ve kadehi bırakıp bir çırpıda askılı tişörtünü çıkarıp kenara bıraktı. Alttan tuttuğu füzeyi andıran göğüslerini gururla bana sunarak, bana göre bir kadından duyulabilecek en sexy ses tonuyla ve bakışlarla, "Hadi oğulcuğum, sütlerim taşacak, em hadi anneciğini!" dedi.

Ben sırayla memelerini emerken sol elimle nazikçe saçlarını okşayıp sağ elimle de amcığını yoğururken kafasını geriye atıp yine inlemeye başlamıştı. Başımı memelerinin arasına sokup yalamaya başlayınca saçlarıma asılıp, "Evet Bekirim, evet erkeğim, geleceğim aşkım, geleceğim oğlum, mmmhhhhh!" diye inledi.

Parmaklarımla amcığının suyuyla ıslanmış limon sarısı şortunu delip amcığına girecek kadar zorluyor, saçlarına asılarak memelerini yalamaya devam ediyordum ki, tiz ve uzun bir, "Ooyyyyyyh!" sesiyle sarsılarak orgazm olup zevk sularını saldı. Sonra gevşek gevşek gülümsedi ve "Seni seviyorum bebeğim!" diyerek kafamı kendisine çekip dudaklarıma yumuldu.

Bu kısa ateşli sevişmeden sonra sönmek üzere olan sigaralardan çekip yeniden viskileri yudumlarken gözlerimdeki sorgulayan bakışları anlamış gibi, "Valla benim günahım yok Bekir, kızma ama seni bana Allah gönderdi. Yarın konuşuruz istersen?" diyerek suçumuzu bastırmaya çalışınca sesimi çıkarmadım ve "Konuşuruz yavrum!" diyerek yanağından öpüp içmeye devam ettim.

Bana, "Ne olur beni yargılama. Hadi söyle, kendimi sana nasıl affettirebilirim bebeğim?" diye cilve yapınca kafamla sikimi gösterip sırıtarak, "Tabii ki çömelerek affettirebilirsin orospum!" dememle kendini yere atan ve sikime sarılan cici anneciğimin o muazzam saksosunun zevkini yeni bir sigara yakıp götümü tezgaha yaslayıp saçlarından asılarak çıkarmaya başladım.

Taşaklarımı tek tek emiyor, yarı kalkık sikimi yine gark gurk seslerle gırtlağına kadar alıyor, inanılmaz vakumluyordu, öyle ki o vakumladıkça benim gözlerim kapanıyor, zevkten resmen uçuyordum. Bir elimde viski, bir elimde sigara, cici annemin saksosuyla keyiften geberirken sikim biraz kendine gelmişti. Her ne kadar kazık gibi olmasa da sikişe hazır hale gelince (ne olur ne olmaz, sikim hemen geri inebilir diye) cici annemi kollarından tutup ayağa kaldırdım ve "Ulan ne kadınsın, yarrak yemek için resmen ölüyü dirilttin kaşar, amına koyayım senin!" dediğimde, gururla, "Koy hadi erkeğim!" deyip dudaklarıma yumuldu.

Biraz öpüştükten sonra kucağıma alıp lavabonun tezgahına oturttum yine. Aceleyle şortunu çıkarıp amcığına tükürmemle tek seferde sikimin yarısından çoğunu sokup yerimi aldım. Sonra geri kalanını da kökleyip cici annemin nefesini kesip hafif tempo sikmeye başladım.

Bu pozisyon çok hoşuma gitmişti, 1.86 boyumun avantajıyla çok rahat hareket ediyordum ve ikimiz de çok zevk alıyorduk. Ayfer annem inlememek için dudaklarını ısırıyor, küçücük elleriyle geniş ve kaslı kollarımdan tutunmaya çalışıyordu. Gözlerini gözlerimden ayırmadan zevkten zevke koşarken, amının baldan tatlı sularını sarsıla sarsıla salıyordu.

Ara ara, "Mmmhhhh, oğlum benim, sik koçum, sik oğlum!" (üvey oğluyla sikişiyor olmak onu aşırı azdırıyor ve motive ediyordu anlaşılan) dedikçe ben hızlanıyordum. Sulanmış amcığına sertçe pompalarken çıkan şak, şak, şak sesleri eşliğinde meme uçları kendi ağzına gelecek kadar sallanıyordu.

Elini bir anda lavabonun musluğuna atıp suyu sonuna kadar açtı. Sikiş sesimizi bastırmak için yaptığı bu hareketiyle beni mest etmişti yine. Sikiş tam gaz devam ederken amcığına kökleyip Ayfer anneciğimi kucağıma aldım. "Sıkıca sarıl boynuma yavrum!" deyip iki elimle götünden tutup dizlerimi kırdım ve kucağımda top gibi sektirmeye başladım. Ayfer annem kontrolü iyice kaybedip ağlarcasına inlemeye başlamış, ojeli tırnaklarını omuzlarıma geçirmiş halde titreyerek orgazm olurken durmadan, "Oğlummm, oğlummm!" diyor başka bir şey demiyor, beni mahvediyordu.

Bu pozisyon çok ama çoook zevkli olsa da yorulmuştum. Ayfer annemi kucağımdan indirmeden sikim amcığında olmasına rağmen bu sefer ben yere yatarak onu üste aldım. "Hadi fahişem çalışmaya başla!" diyerek belimi birkaç kere yukarı aşağı hareket ettirince, insiyatifi eline alıp gönlünce oturup kalkmaya başladı. Ağzına soktuğum parmaklarımı ısırarak köpek gibi hırlaya hırlaya kendini siktiriyor, hafif hızlanıp zıplıyor, amcığı felaket sulanmış halde beni de zevkten uçuruyordu.

Yaklaşık beş dakika sonra galiba yorgunluktan olsa gerek üstüme yığıldı ve nefes nefese, "Hadi oğlum pompala anneciğine!" diyerek bir yandan da memelerini ağzıma vermeye çalışıyordu. Kendinden geçmiş, tahminime göre o da benim gibi hayatının sikişini yaşıyordu :)

Açıkçası bende de ve sikimde de hal kalmamış ve boşalmaya yaklaşmıştım. İki elimle götünün yanaklarını avuçlayıp kafamı memelerinin arasına gömüp öyle bir pompalamaya başladım ki, artık ses mes umurumdan çıkmış, sadece boşalmaya odaklanmıştım. Ayfer annem, "Ahhhh, ohhhh, Ihhhh!" diye diye ter içinde inlerken ben son bir gayretle kökleyip sıcacık amcığına boşalmaya başladım.

Ama sanırım sadece iki üç damla döl anca çıktı sikimden. İşin gerçeği, bugün yaptığım o kadar sikişten ve boşalmalardan sonra bu bile mucize sayılırdı :)

Boşalmam bitince sırtımı yere bıraktım. Ayfer annem de eğilip, "Aslan oğlum!" diyerek yüzümü, gözümü, dudaklarımı, boynumu, boğazımı, göğsümü öptü, saçlarımı okşadı. Amcığındaki boşalmış ve tekrar inmeye yüz tutmuş sikimden son kez faydanlanmaya çalışıyor ve çok seri hareketlerle yüzüme bile bakmadan tırnaklarını göğsüme geçirerek kasıla kasıla dansöz gibi belini kıvıra kıvıra kendi işini kendisi görüyordu. Sonunda inleye inleye orgazm olarak pelte gibi yatıp kaldı üstümde.

Sikim kalkardı kalkmazdı, sertleşirdi sertleşmezdi derken yine muazzam bir sikiş yaşamış, pozisyon dağarcığıma yenilerini de eklemiş, Ayfer annemi de bu iş kopana kadar kendime bağlamıştım.

Lavabonun suyu akmaya devam ederken Ayfer annem bir an huzursuzlandı ve "Sanki bir ses duydum, oğlum yardım et kalkayım!" dedi. Oturur hale doğrulup Ayfer annemi destekleyip kaldırmamla amcığını görünce, "Offf, manzaraya bak!" dedim sırıtarak. Ayfer annem duraksayıp anlamsız bakışlarla kafasını aşağı eğince amcığından süzülen sulardan bahsettiğimi anladı ve "Yaa sen ne deli bir çocuksun, eşek herif!" deyip gülümsedi.

Ter içindeki tapılası vücuduyla ve büyüleyici güzelliğiyle arkasını dönerek kapıya yanaştı. Bu açıdan bakınca fiziğinin gerçekten yaşının çoook ötesinde bir diriliğe sahip olduğuna bir kez daha kanaat getirdim. Lavabonun suyunu kapatıp kulağını kapıya vererek bir süre öylece kaldı. Sonra bana bakıp elleriyle (Bilmiyorum / anlayamadım!) der gibi bir hareket yapınca ben de nefes nefese ayaklanıp yanına gittim. Kapıya kulağımı verdim, ama bir şey duyamadım.

Bana fısıldayarak, "Oğlum ben bir çıkıp baksam mı, ne dersin?" deyince, ben sırıtarak, "Ama önce amcığından akan suların tadına bir bak bakalım!" dedim ve üç parmağımı amcığına daldırıp çıkardım. Parmaklarımı ağzına verdiğimde, kemik yalayan köpek gibi yaladı parmaklarımı...

Ben götümü yine tezgaha dayayıp Ayfer annemi zevkle izlerken sigaramı yakıp tezgahtaki viskimi içmeye başladım. Ayfer annem, "Ben bir evi kolaçan edeyim!" dese de, ben, "Siktir et şimdi, iş çıkarma. Birşey yapmak istiyorsan sikimi yalayıp temizle!" dedim. Sırıtarak ellerini dizlerine koyup dizlerini kırdı ve "Ver hadi ağzıma!" dedi. Saçlarından asılarak sikimi ağzına verdim. Yaklaşık iki dakika boyunca öyle canlı bir temizlik saksosu çekti ki, yeter demesem yalamaya devam edecekti.

Kafasını kaldırıp, "Azgın fahişem benim!" diyerek dudaklarına yumulup deli gibi öptükten sonra, "Hadi şunları bitirelim de ikincileri aşağıda içelim, yoksa huzursuz olacağız burada!" dedim. Seri şekilde viskileri dikip bitirdik ve sessizce banyodan çıktık.

Bardakları Ayfer annem alıp direkt aşağı götürdü. Ben de sigara ve çakmağı alıp önce odama geçtim. Bir sigara yakıp odamdaki banyonun aynasında kendime baktım. Viski bana çok iyi gelmişti, son sikişin etkisiyle resmen sırıtan bir ifade vardı yüzümde. Boxerle birlikte bireysel basketbol antrenmanlarında giydiğim uğurlu antreman atletimi giydim ve çıktım odamdan.

Evin içinde in cin top oynuyordu. Rahat kafayla sakin sakin aşağıya inip mutfağa yöneldim, açıkçası midem kazınmıştı. Birşeyler yesem iyi olur derken dolapta yaprak sarması ve karpuz görünce birkaç lokma atıştırdım.

Tam geniş salona geçerken Ayfer annem yine parmak ucunda yürüyerek merdivenlerden iniyordu. Beni fark edince kısık sesle bağırıyormuş gibi ellerini ağzının kenarlarına götürerek, "Bekiiir, Bekiiir!" diye oyun yapmaya başladı. Ben de ona karşı bir iki adım attım ve sarıldım.

O da tişörtünü ve şortunu değiştirmiş, saçlarını at kuyruğu yapmış, parfüm ve rujunu tazelemiş, yine afet gibi gelmişti. Kulağına eğilip, "Sikim kalksa bir posta daha sikmek isterdim seni şuracıkta!" deyip götünü avuçladım ve dudaklarına yumulup öpüşmeye başladık. Ağzı, dudakları çok tatlıydı, bırakasım gelmiyordu.

Sonra ona, "Acıktıysan sen de iki lokma birşeyler ye istersen?" dediğimde, "İstersen sana hazırlayayım oğlum, ama beni yeterince doyurdun, karnım çok tok!" dedi piç piç sırıtarak ve elini göbeğine atıp okşadı. Ben de sessizce gülerek, "Keyfin yerinde tabii, üç deliğin de yarrağı yedi. Ben de birkaç lokma sarma karpuz yedim, iyiyim. Hadi viskile bizi, içip yatalım, ama benimki sağlam olsun!" dediğimde, "Sen geç otur, getiriyorum hemen!" diyerek mutfağa gitti.

O an aklıma telefonum geldi. Koşar adım odama çıktım. Neyseki ortalıkta değil de pantolonumun cebindeymiş, yoksa cici annem telefonumu mutlaka karıştırırdı diye gülerek alıp tekrar aşağı indim.

Gamze abladan 3 arama ve Gamze abla dahil diğerlerinden de yine bir dünya mesaj vardı. Merak edip Gamze ablayı aradım. Telefonu hemen açarak, bana, "Bebeğim nasılsın, mesajımı görmedin mi?" deyince, "İyiyim yavrum, yok görmedim, direkt aradım, hayırdır ne oldu?" dedim.

Gamze abla, "Yaa her şey yolunda aslında, biraz merak ettim!" dedi gülerek. Ama sesi bir garipti, sesinde sarhoşluk vardı. Ona, "Sen iyi misin yavrum?" diye üsteleyince, "Yaa açıkçası biraz kıskandım, biraz da merak ettim, kusura bakma keyfini böldüysem!" dedi. "Yavrum saçmalama, ne bölmesi, eve yeni geldim, yatmak üzereyim, telefonu yeni fark ettim!" dediğimde kahkaha atarak, "Evet evet onu fark ettim, ama sağ ol yaa, yine de aradın amına koyayım!" deyip sustu.

Ona, "Yaa seni yerim, sen niye böyle oldun, neredesin?" dediğimde, çok sinirlendi ve "Nerede olacağım amına koyayım, daha salondan çıkamadık. Millet amı götü dağıttı, sarhoş topluyoruz. Huriye kaşarı da kafası güzel olmuş bana musallat oldu, yok neymiş Derya'yla yürürken görmüşmüş, yok Bekir'e karı taşıyormuşum, benim derdim neymişmiş diye kavga çıkarmaya yer aradı orospu. Sonra konuşuruz işim var diye zar zor salladım orospuyu..." diye sinirle anlatırken ben sadece dinliyordum.

"Bir de sen Güler'i de siktim deyince ne bileyim amına koyayım kıskandım lan!" dedi. Ben hafifçe gülerek, "Meryem'i unutma Meryemiii!" dememle, "Hay senin ağzına sıçayım Bekir, siktir git lan yavşak, tamam sustum!" dedi. Ben de, "Beni dinle, sen pazar gününe motive et kendini bebeğim, kızlığını patlatacağım. Ne yapacaksın kim ne demiş, ne yapmış..." derken Ayfer annem mutfaktan kadehlerle yanıma geldi. Elimle sus işareti yaptım. Ayfer annem gülerek dibime yanaşıp kulağını telefona verdi. Tabii ki artık ondan kimleri siktiğimi saklamayacaktım, ama biraz uğraştıracatım.

Gamze abla sinirle, "Ulan yavşak daha amcık derdindesin, kim bilir kimi siktin patlattın halen kızlık kovalıyorsun!" dediğinde, ben üste çıkarak, "Lan kaşarlık yapıp beni delirtme. Kızlığını vermeye götün yemiyorsa delikanlı gibi söyle. Bana patlatmaya amcık mı yok!" dedim.

Gamze abla biraz susup, "Tamam şimdi üstüme gelme, hem alkollüyüm, hem sinirliyim. Bu Huriye orospusuna ne diyeyim peki, sen onu söyle!" dedi. Ben de, "Sen onu bana bırak, bana da yazıp durdu, beni şöyle siktin böyle siktin bırakma lütfen şu bu diye..." dememle, "Yaa aman tamam Bekir, sik amına koyayım, sik herkesi!" deyip telefonu suratıma kapattı.

Ayfer annem merakla ve heyecanla, "Kim bu?" diye gözlerini büyütünce ufak bir kahkaha attım ve kadehi alıp iki yudum içtim. Sonra, "Sen tahmin et bebeğim, ama hadi sana bir ipucu vereyim, konuştuğum karının kod adı Ayfer idi!" diyip küçük bir kahkahayla boynuna dalıp öpüp kokladım.

Ayfer annemin kafası karışmıştı. Meseleyi anlamaya çalışan zeki bakışlar atatarak heyecanla iki üç yudum viskiden içti ve "Lan oğlum nasıl bir ortamın var, hiçbir bok anlamadım. Belli ki bu kod adı Ayfer'i de siktin, o da sana başka bir karı getirdi, tamam onu da siktin, sonra başka bir kadın daha getirdi, onu da siktin, daha arada bir iki karı kız daha mı var???" dedi. Daha fazla konuşmasına izin vermeden gururla arkama yaslanıp sırıtarak, "Bunları sayan kadını da siktim!" deyip kolundan kendime çekip sol kolumla sarıldım :)

Ayfer anneciğim işi çözememişti. Ben de nispet yaparcasına, "Eee Ayfer sultan, ne oldu, çözemedin mi, sinyaller mi koptu bakayım?" diye dalga geçince birden yerinde zıplayıp bana dönüp karnıma sivri tırnaklarıyla çimdik atıp, "Sinirimi zıplatma be, söylesene len, söylesene!" diye oyun yapmaya başladı. Ama nafile :)

Tüm bu oyunları yaptığı anda inanılmaz sexy görünüyor, memeleri zıp zıp zıplıyor, at kuyruğu saçları dikkatimi fena dağıtıyordu. Beni tüm sexyliğiyle tesiri altına almış haldeyken aklımdan geçeni direkt söylemeye karar veridim ve "Hiçbiri senin tırnağın olamaz, nasıl bir hatunsun amına koyayım, bayılıyorum lan sana!" deyip kucağımı göstererek, "Zıpla lan soytarı!" deyip elinden çekince güzel yüzüyle gülümseyerek saniyesinde kucağıma attı kendini ve dudaklarıma yapıştı.

Viskili dilini dudaklarını emip kemirdikten sonra gözlerine bakarak, "Bak yavrum, bu konuştuğum, yani Kod adı Ayfer olan: Gamze!" dedim. Tek Gamze de eniştemin yeğeni olduğu için heyecanla zıplayarak, "Neeeee? Ulan sen nasıl bir şeytansın? Sen o kızı bin kişinin içinde nasıl tava getirip siktin bebe?" deyip kafasını kafama vurarak, "Ohaaaa! Gerçekten mi lan? Hiç tahmin edemezdim gercekten! Helal olsun sana, çok güzel kız lan Gamze!" dedi. Güzel, akıllı, zeki, fırlama... diye Gamze ablayı övmeye başladı.

Sonra bir anda Gamze ablayla yaptığımız telefon konuşmasının sonunu hatırlayıp, "Ohaaa! Gamze kızlığını sana verecek demek haa?" diye yeniden şaşırdı ve "Oğlum şaka maka çok şanslısın, ben çok severim Gamze'yi!" dedi. Ben sırıtarak, "Anneciğim şu anda kucağımda olduğunun farkında mısın acaba?" deyince beyni yeniden yandı ve kendisin de aynı durumda olduğunu anlayarak, "Vay şeytan vaaayy, kim bilir kimler kimler var senin listende. Bu yaşta böyleysen tüm Eskişehir yarrağı yemiş te haberi yok anasını satayım yaa!" deyip gülerek kucağımdan sehpa üzerindeki viskilere uzanıp verdi.

Viskileri çak yaparak ikişer üçer yudum daha aldıktan sonra, ben, "Annceciğim, beni oğlun Fuat'la karıştırma!" deyip yine dudaklarına uzanmamla beni karşılayıp öpüşmeye tutuşmamız bir oldu. Ateşlice öpüştükçe kanım kaynıyor, kalbim çarpıyor, kokusu beni resmen tırmalıyordu. Ama sikimde tık bile yoktu, uyuşuk uyuşuk yatıyordu pezevenk olduğu yerde :) O ana kadar kimleri siktiğimin hiç önemi yoktu, sikim kalksa oracıkta zıplatmaya sektirmeye başlayacaktım Ayfer annemi, ama nafile.

Sağ elimde viski kadehi olmasına rağmen sol elimi şortunun arkasından daldırıp götünü avuçlayıp amcığını okşamaya başlamam Ayfer anneciğimin yeniden hareketlenmesine yetmişti bile. Ateşli bir şekilde çılgın gibi öpüşürken bir an durdu ve "Lan o Huriye dediğiniz Gamze'nin teyzesinin bilmem nesi olan türbanlı karı değil mi? Ama o karı evli lan!" deyip birkaç saniye sustu. Sonra da, "Gerçi onun kocası başka kadına gitti..." diyerek olayı kendi kendine çözmeye çalışıyor, kendi sorularına kendisi cevap veriyor, çooook tatlı yüz ifadesiyle harika tepkiler veriyordu. Sonunda, "Ulan Huriye de çok güzel ve alımlı kadındır anasını satayım!" deyip gülerek karnıma vurdu :)

Sonra da, "Ama Meryem'i çıkaramadım?" dedi. Ben, "Amına koyayım Huriye'nin kocasının başka kadına gittiğini biliyorsun da Gamze'nin halasının kızını mı tanımıyorsun?" deyince, "Yaa valla bilemedim!" dedi. Ben, "İzmir'de üniversite okuyormuş!" deyince, Ayfer annem kahkaha atarak, "Oğlum sen delisin yaa, bildim, bildim!" dedi.

Bu sefer ben lafa girip, "Sence Meryem de güzel ve akıllı bir kız değil mi?" diye sorunca, Ayfer annem gülerek, "Valla ne yalan söyleyeyim, hepsi birbirinden güzel, helal olsun be sana!" dedi. Ben de, "Senin tırnağın olamazlar anneciğim!" deyip orta parmağımı ıslanmış amcığına kaydırıp alttan sarsmaya başlamamla kucağımda zıpladı ve dudaklarımız yeniden birleşti.

Ben zar zor öpüşmeye ara verip, "Hadi anneciğim, bak bende hal kalmadı, fondip yapalım şu viskileri de uyuyalım. Hem gün de ağarıyor, daha bu adını saydıkların yarın sikilmek için sırada bekliyor!" dedim piç piç sırıtarak. Ayfer annem altta kalmadan, "Ama öncelik bende değil mi yani Bekir beyciğim?" deyince gülüştük ve viskileri bitirdik.

Ayfer annem, "Daha sorulacak, anlatılacak dünya laf var, ama sana da kıyamıyorum ki oğulcuğm, sülaleyi sıradan geçirmişsin. Hem beni de çoook mutlu ettin. Yarın fırsat bulursak konuşuruz!" deyince, "Canını yerim senin, hakikaten bittim. Aslında şimdi seninle koyun koyuna uyumak vardı, ama o işi babama bırakıyorum artık. Bak adamcağızı sakın üzme, kadınlığının hakkını ver!" dedim ve cevap vermesini beklemeden boynundan öpüp kucağımdan koltuğa indirdim.

Ama dakikalarca kucağımda oturmasına rağmen gram rahatsız etmemiş, aksine varlığına ve sıcaklığına müthiş alışmıştım. Hal böyle olunca bırakmak içime sinmese de ayağa kalkarak elinden tuttum ve onu da kaldırdım. Gözlerinden kararsızlığı okunuyordu, o da garip bir duruma girmişti. Boynuma öyle bir atılıp sarıldı ki, karşılık olarak belinden sımsıkı sarılıp son kez kucağıma aldım. İkimiz de ayaktayken bacaklarını belime dolamasıyla götünü yoğura yoğura öpüşmeye başladık. Yaklaşık bir dakika sonra Ayfer anneciğimi koltuğa bırakarak yukarıya odama doğru yola koyuldum.

Titreyeren bacaklarımla yukarı kata nasıl çıktığımı anlatamam, bir an evvel ölmeden uyumak ve uyanmak istiyordum. O an dünyadaki kafası rahat tek insan ben olabilirdim, tek derdim yatağa ulaşıp uykuya dalmaktı. Odama girer girmez yatağa attım kendimi. Daha yastığı görür görmez uyumuşum...

Ne kadar uyuduğumu bilmiyorum, gözlerimi açtığımda ise hava yine karanlıktı. Sanki uyumamla geri uyanmamın arasından sadece bir dakika geçmişti. Ne oluyor lan deyip doğrulamaya çalıştım, ama belim ve bacaklarım tutmuyor gibiydi. Tabiri caizse ölü gibi uyumuşum. Saate bakmak istedim ama odamda saat yoktu ve ben bunu yeni fark ediyordum amk.

Telefonun saatine bakayım deyip pantolonumun cebinden telefonu çıkarttım, ama telefonun da benim gibi şarjı bitmişti. Ama harbiden cihaz pilinin hakkını vermiş, ardı arkası kesilmeyen mesajlar, aramalar ve yaptığım sikiş organizasyonları ile amorti etmişti verdiğim parayı :)

Zar zor ayaklandıktan sonra çekmeceden yedek sigara paketini alıp banyoya girdim. Aynaya bakınca şok olmuştum. İçtiğim onca alkol ve tahminime göre çoook uzun uyku yüzünden suratım resmen davul gibi şiş görünüyordu. Elimi yüzümü yıkayıp, duşun suyunu ılık akacak şekilde ayarladım. Sigara yakarak WC'de işimi gördüm ve ılık suyun altına girdim. Sikime bakıp gülümsedim ve (Bu günler için kesildi kabuğun aslanım, trip atma!) diyerek kendi kendime gırgır bile yaptım amk :)

Ilık suyun altında yıkandıktan sonra bir de soğuk su şoku yapıp kendimi duştan dışarı atınca kafam biraz açılır gibi olsa da başımda hafif bir ağrı vardı. Kurulanıp şort ve tişört giydim. Aksi gibi şarj aletini de bulamadım odamda. Halen saati öğrenememiş olmama aşırı sinirlenip kendi kendime (Lan yavşak Bekir, bunca varlığın içinde odana bir saat alıp koyamamışsın ya, senin vizyonunu sikeyim. İnsan bir iki tane de extra şarj aleti bulundurur odasında, göt herif!) diye küfür ederek aşağı kata indim.

Ulan evde kimse yok gibiydi. Giriş holündeki saate bakınca şok oldum, saat 21:40 idi. İnanamıyordum, yaklaşık 16 küsür saat uyumuşum amına koyayım. "Anneee?" , "Babaaa?" , "Caaan?" , "Semaaa?" diye seslendim, ama anlaşılan yoklardı.

Mutfakta şarj aletini görünce telefonu taktım hemen. Derken buzdolabının üzerinde yapışık halde gördüğüm not ile gülümsedim. Cici annem Ayfer sultandandı bu not, "Oğulcum, biz Kudret amcanlara gidiyoruz. Seni uyandırmaya kıyamadık. Fırında senin için yemek var, bak bakalım beğenecek misin?" yazıyor ve göz kırpmasıyla bitiyordu.

Bu, aslına bakarsanız Ayfer annemin bize uyguladığı standart bir tarifeydi, yani gerçekten böyle bir kadındı. İnce düşünceli, kibar, zeki ve her şeyi ayrı ayrı planlayan bir kadındı. Ama artık ben herşeyden ayrı bir anlam çıkarmaya başlamış ve onun bu sözleri, gözlerime bakarak sexy ses tonuyla söylediğini hayal eder olmuştum :)

Fırında tam ihtiyacım olan ve en çok sevdiğim şey, ayıptır söylemesi, et sote ve kıymalı börek vardı. Sırasıyla mikrodalgaya atıp ısıttım, dolaptan da ayran ve karpuz çıkardım. Bunları afiyetle yedikten sonra gözlerim az da olsa açılmış, keyfim yerine gelmişti.

Kendimi bahçeye atıp sırasıyla köpeklerin kulübelerine baktım. İki tane cins köpeğimiz vardı, bir Kangal ve bir Dogo. Onlar da sıcaktan bunalmış olacaklar ki yamuk yumuk yatıyorlardı. Bahçede biraz daha gezindikten sonra tekrar içeri girdim, mutfağa gidip telefonumu açtım.

Ama 30 saniye sonra patır patır mesajlar yağmaya başladı. Telefon asla susmuyor ve susmayacak gibiydi. Bu durum her ne kadar götümü kaldırsa da telefonu şarjda bıraktım, çünkü şu an mesajlara verecek istek yoktu. Sağ olasıca babamın girişini içeriden yapmayı akıl edemediği mütevazi diyebileceğimiz Fitness odasına gitmeye karar verdim.

Odama çıkıp antrenman takımlarımı alıp tekrar aşağı indim. Bir büyük şişe ılık su alıp tekrar dışarı çıkıp kapalı garajın yanından fitness odasına girdim. Işıkları yaktığımda aklıma ilk gelen şey Ayfer anneciğimi bir sonraki sefer burada sikmek oldu :) Aklım tamamen pornolarda takılı kalmış, fantaziden fantaziye koşuyordum. Fitness yaparken, havuzda yüzerken, banyoda, mutfakta ve daha artık kendi bahçe sınırlarımızda yapılabilecek ne varsa tek tek hepsini uygulamak istiyordum...

Babama olan sevgimde ve saygımda azalma olma ihtimali sıfırın altındaydı. Ancak Ayfer Anneciğime kayıtsız kalma ihtimalim de sıfırın altındaydı. İş burada Ayfer annemin zekasına kalmıştı. Akıllı uslu duracak, hem bu zenginliğin sefasını sürecek, yanındaki saygın iş adamı kocasıyla itibarlı hayatı sürmeye devam edecek, hem de osuruğunu koklamaya razı seks makinesi üvey oğluyla denk getirdiği her anda çatır çutur sikişmenin zevkini çıkaracaktı. Yani bu dengeyi Ayfer annem kuracaktı.

Tövbe tövbe, bu işin patlak vermesi durumunda zaten abim meseleyi babama bırakmaz, ikimizi direkt imha ederdi. Onun için, dönüşü olmayan ama bırakmamızın da mümkün görünmediği bu ilişkiyi çok iyi yönetmek gerekecekti. Kafam şu an bu kadarına basıyordu. Yani her durumda Ayfer annemle sikişmeye tam gaz devam edecektim. Kaldı ki eve gelmelerini ve ilk kuytuda en kötü ihtimalle o bülbül yuvası ağzını sikmeyi sabırsızlıkla bekliyordum :)

Antrenman giysilerimi giyip müzik setine hareketli spor müzik CD'mi takıp sesini gümbür gümbür son ses açtım. Tam konsantre ısınma setlerini tamamladıktan sonra bir saat ter içinde kardio yaptım. Dumble setlerimi de tamamlayınca tam anlamıyla kendime gelmiştim. Hemen oracıkta duşumu alıp yine üstümü değiştirip kendimi dışarı attığımda saat 23:50'ye geliyordu.

Fitness odasına gelirken kapalı olan garaj kapısı şimdi açıktı. Ayfer annemin arabasının yanında babamın arabasını da garajda yan yana görünce, gelmiş sikimin bülbülü diyerek gülümsedim. Eve girip büyük salona geçtiğimde ev ahalisi tam kadro evdeydi, babam, kardeşim Can, Ayfer annem ve kaşar kızı Sema. Herkese uzaktan selam verip direkt mutfağa gidip şarjdaki telefonumu aldım ve tekrar büyük salona döndüm. Bir anda herkes bakışlarını bana çevirince afallayıp kaldım.

Babam beni tepeden tırnağa süzüp, alaycı ifadesiyle, "Oooo aslan oğlum ininden çıkmış sonunda!" diyerek kendi kendine gülünce babamın yine yoğun alkollü olduğunu anladım. Sema kaşarı, babamın sözlerinden dolayı sırıtarak yine tüm iticiliği ve sexyliği ile yüzüme bakıyordu. Kardeşim Can ise, "Abi mahalleyi uçuruyordun haa, ses ta nereden duyuluyordu!" diyerek gülüyordu. Ayfer anneciğim lafa girerek, "Aman ne uğraştınız oğluşumla, uyumuş ta ne yapmış, bakın aslan gibi sporunu yapmış!" deyince, ben, "Annem benim yaa, sen de olmasan bu insafsızlar beni hepten çöpe atacaklar, iyi ki varsın canım annem!" diyerek uzaktan öpücük attım.

Sonra babamın yanına giderek her zamanki gibi elini öptüm. Bu bizde bir adetti. Gece gündüz evde dışarıda fark etmeksizin bir büyüğü görünce elini öperdik. Günde bir kere, hayır duası almak için denirdi. Buna tüm amcalarım da dahil. Babamlar da babalarından böyle görmüşler, hatta dedemler bile babalarından falan uzayan bir hikaye. Aslında bu benim çok hoşuma giden bir adetti.

Ayfer annem beni gururla takip ederken, "Can, abine demediğin kalmadı, sen babanın elini öptün mü bakayım bugün?" deyince, Can sırıtıp kalmıştı, yani cevap hayır idi. Ben hemen, "Baba sen herşeyi mükemmel yaptın ettin, ama bu çocuk tam istediğin gibi olmadı yaa!" diyerek Can'ı makaraya aldım ve "Dur ben bir daha öpeyim elini!" diyerek eline sarılınca babam gururla elime vurdu ve Ayfer anneme beni göstererek, "Bu da abisi gibi şahbaz oldu!" diyerek saçımı okşadı.

Can da koşarak gelip babamın elini öpünce, ben sırf itlik olsun diye Sema'ya bakıp, "Ne o kız, senin ne ayrıcalığın var da kazık gibi duruyorsun?" dedim. Sema kahpesi, "Ohooo, beyefendi siz horul horul uyurken ben babama sabah kahvesi bile yaptım, yaklaşık 10 saat önce falan!" deyince hep birlikte gülüştük.

Sonra ben, "Eee neler yaptınız, nasıl geçti misafirlik babacığım?" deyince, "Ne olsun oğlum, Kudret amcanla yan komşu Kızıl (Kominist) Murat'la oturduk, kadınlar bir yanda, erkekler bir yanda!" dedi. Ben de, "Ne yani, ayrı ayrı oturup içtiniz mi?" dememle babam sırtıma vurarak, "Yok lan eşek sıpası, ananlar zaten dün içmişler!" deyince, ben, "Yine anlamadım baba, yani sen dün içmemiştin de ondan mı içtiniz bugün?" dememle herkes kahkahayı patlattı.

Babam aslında tatlı adamdı, ama Ayfer annemin de dediği gibi son bir yılda alkole biraz fazla dadanmıştı. Babama, "Bu kadar çok içersen senin göbek alır yürür Ali bey, haberin olsun!" dedim ve yine gülüştük.

O arada Sema kahpesi sırıtarak yalandan öksürüp beni ima edince, ben hemen, "Valla ben kaç zaman sonra dün kınada iki duble içtim, hepsi o kadar!" dedim. Sikişmelerimden, bilhassa da garajda ve banyoda karısını çatır çatır sikişlerimden habersiz olan babam, uykumun sebebini alkole bağlayıp, "Lan ben senin horlamalarına uyandım eşek sıpası, ne iki dublesi?" deyince yine gülüştük. Bizim evdeki muhabbetin samimiyeti aynen bu geceki gibiydi hep.

Sonra babam kendi göbeğine vurarak güldü ve "Aslında haklısın oğlum, dur ben bu olayı yarın akşam içerken biraz düşüneyim, şimdi müsaadenizle yatmaya gidiyorum!" deyip Ayfer annemi koluna takıp yukarı yürümeye başladılar. Babam harbi matrak adamdı, çok seviyordum onu, ama bu alkol olayından yavaş yavaş ta olsa kurtulması gerekiyordu.

Onlar giderken Ayfer annemin beyaz kumaş pantolunu içinde sıkışan yuvarlak götünün kıvrılışını kısa süre izleme şansım oldu. Tam Sema'ya dolanacaktım ki, Sema da, "İyi geceleeerrrr!" deyip yanımdan kaçar adım uzaklaşıp babamları da geçerek odasına doğru fırladı.

Ellerimi birbirine vurarak, "Eee Can efendi, kaldın mı abinin kollarında!" deyip kaçmaya teşebbüs eden Can'ı yakaladığım gibi koltuğa attım. Kahkaha attıra attıra gıdıklıyor, şakalaşıyordum.

"Ne yaptın len dünkü kızla, aldın mı numarasını?" dediğimde, Can kahkaha atarak, "Verdi valla numarasını!" deyince sıkıştırmayı bırakıp, "Aslanım benim, helal olsun sana!" diyerek saçını okşayıp rahat bıraktım ve "Hadi keyfine bak, ben dışarıdayım!" diyerek bahçeye çıkıp bir sigara yaktım.

Babamla ilk yüzleşmemiz beklediğim gibi sorunsuz geçmişti, bundan sonra da dikkat ettiğimiz sürece sorun çıkma ihtimali imkansızdı. Ayfer annem de kırk yıllık oyuncu gibi yediği yarrağın hakkını vermiş ve günlük rutinimizde devam etmişti.

Aslında bu geceki ayak üstü muhabbet bile Ayfer annemin garajdaki sözlerinin ispatı oluyordu. İlik gibi karısı olan bir adam günlük alkol içerse eninde sonunda olacağı buydu ve karısını illa ki başka biri sikecekti. Neyse ki şansına o sikici ben olmuştum. Babamın bu hali canımı sıksa da bunca uyku ve spor üstüne en kötü ihtimalle Ayfer annemin ağzına gönül rahatlığıyla verebilecek olmam beni fena ateşlemişti.

Cama tıklayıp Can'a seslenip, "Bana dolaptan enerji içeceği getir hadi paşam!" dedim. Enerji içeceği işin sadece tedbir kısmıydı, sikim şimdiden kalkmaya başlamıştı bile, herkesin yatmasını bekliyor ve hayatımda ilk kez kendi inisiyatifimle çadırı kurmuyordum :) Can koşar adım gelince teşekkür edip enerji içeceğini alıp sigaramla birlikte bitirdim.

Telefonu çıkarıp baktığımda durum çok karmaşıktı. Bu sefer direkt Huriye'yi aradım. Daha üçüncü çalmada telefonu açıp, "Bekirimmmm, ayyyy nasıl mutlu oldum, ben aramazsın sanıyordum!" dedi. Ben gülerek, "İyi geceler Huriyeciğim, nasılsın?" diye sorunca, "Harikayım, harikaaa! Sesini duymak çok iyi geldi. Onca aradım, onca mesaj attım, niye cevap vermedin? Anlat bakayım!" dedi. Ben de, "Yavrum dur bir soluklan amk. Daha telefonu yeni açtım sayılır. Uyanalı iki saat oldu olmadı, kendime anca geldim. Hatta mesajları bile okumadan direkt seni aradım!" dedim.

Huriye, "Yaa? Sen içinden gelerek mi aradın beni? Aşkımsın, aşkımmm!" dedi. (Aldık başımıza belayı!) diyerek, "Evet tatlım, içimden gelerek aradım, amcığının tadı damağımda kaldı. Hadi arabana atla gel de seni bir güzel açık havada sikeyim, ne dersin?" diye zarflayınca önce bir ooffff çekti ve "20 dakikaya çıkarım evden, yeter ki sen iste. Yaa şansıma bak, daha yarım saat önce duş almıştım, erkeğime mis gibi kokacağım!" dedi. Ben abartıp, "Kokunu şimdiden alıyorum, ama bir şartım var!" deyince, "Söyle hadi, ne istersen yapacağım!" dedi.

Gözümün önüne Gamze ablanın aşırı sexy kıyafeti geldi ve "Senin tek parça mini elbisen var mı bakayım?" dedim. Huriye kahkahayla gülerek, "Olmaz mı hayatım, hemde ne renk istersen var!" deyince, "O zaman en minisini, en sexysini, içine sutyen külot olmadan, topuklu ayakkabıyla giyin gel. Başında başörtüsü falan istemiyorum, yap en ağır makyajını, mesaj atacağım adrese gel!" dediğimde Huriye'nin sesi kesilip kaldı.

"Eeee?" dememle birlikte, Huriye, "Senin aklını alacağım bebeğim, beni bekle, gözün kadın görsün!" dedi. Ben de gülerek, "Bekliyorum, sakın geç kalma!" diyerek birbirimize öpücükler atarak kapattık telefonu.

Resmen dakika bir, gol bir idi amına koyayım. Daha mesajları bile açmadan ilk amcık koşar adım geliyordu bile. Ulan Bekir, yeni hayatına hoş geldin koçum, hadi beline kuvvet diyerek içeri girdim. Odama çıkıp bir kot pantolon ve polo yaka tişört giydim.

Sema zaten odasına gitmişti. Can da şimdi odasındaydı. Ama herkes uykusunu çok iyi aldığı için erkenden uyuma ihtimalleri sıfırdı. Acaba Ayfer annem neler yapıyor diyerek kapılarına gittiğimde içeriden tartışma sesleri geliyor gibiydi. Anlaşılan Ayfer annem babama alkol yüzünden fırça çekiyordu, aksi halde Ayfer annem kolay kolay sesini yükseltip kavga çıkarmazdı, hele ki bu saatte.

Aslında bu olay da işime gelmişti. Ayfer annem zaten bir şekilde benim yarrağı yemeden uyumazdı. Yani bu gece en az iki am ve bir göt (Huriye'nin daracık götü) garantiye alınmıştı bile, Afer anneminkini duruma göre sikecektim :)

Parfüm sıkıp dişlerimi fırçaladım ve aşağı indim. Babamın dillere destan Ali Bar'ından yarım kalan viski şişelerinden birini alıp mutfağa geçtim. İlk önce buzsuz iki sek single shot atıp yerimde hafiften bir zıpladım. Amına koyayım çok keskin oldu bu desem de beni bozmazdı. Bu babamdan gelen bir taktikti, ne içeceksen iç, kan gibi sıcak olsa bile iki single shot yuvarla, yanında bir sigara iç, sonra koy götüne derdi :) Sonra da sağlam bir duble viskiyi buz ve kolayla hazırlayıp salona geçtim ve babamın yokluğunu fırsat bilerek televizyonu açıp bir sigara yaktım.

Kanallar arasında sekerken sigaramı içiyor, ulan acaba Huriye nasıl gelecek diye heyecandan bir bacağımı zemini delecek gibi zıplatıyordum. Heyecanla sigarayı emmiştim resmen. Derken bir sigara daha yakıp kadehi elime aldım ve yudumlamaya başladım. Keyfime diyecek yokken telefonuma bir mesaj geldi. O ana kadar gelen mesajları okumayı bırak, mesaj kutusuna bile girmemiştim. Huriye'den mi acaba diye mesaj kutusuna girdim.

Mesajın Ayfer annemden geldiğini görünce (Ne oluyor lan?) dedim. 10 dakika önce odalarından tartışma sesleri geliyorken şimdi mesaj gelmişti. O kadar fırçadan sonra babamın uyumuş olması imkansızdı. Mesajı açtım. "Ne yapacağım ben babanla böyle?" diye kısacık üzgün ifadeyle biten bir mesajdı. Cevaben, "İdare edeceksin..." yazdım. Cevap gecikmedi, "Seninle konuşanda kabahat!" yazdı. Ben de, "İki saatlik işim var, sonra seninleyim. Herkesi uyut ve beni bekle anneciğim, cevap vermene gerek yok!" yazıp gönderdim.

Kendi kendime sırıtarak keyifle pakete uzanıp bir sigara daha yaktım. Ulan daha 3 ay önce götü boklu Melike'nin dudaklarını öpmek için köpekler gibi yalvarırken, şimdi kaç karıya racon kesiyorum amına koyayım dedim. Keyifle, ki hemde ne keyifle sigaramı çekiyor, viskimden içiyor sikimi sıvazlıyor, Huriye'den haber gelmesini bekliyordum.

O sırada yukarıdan inen ayak seslerini duyunca, babam değildir zaten diye kendimi hiç kasmadan hole doğru baktım. Ben Can'ı beklerken Sema kaşarını gördüm. Tam yan çizip mutfağa seyirtecekken, "Gel bakalım buraya prenses!" diye seslendim. Sema bir an için duraksayıp salona geldi. Toz pembe tayt şortu ve (sutyensiz) beyaz askılı tişörtünün içinde löpürdeyen memelerini görünce sikim çok ama çok fena sızladı ve içimden (Anasının kızı amına koyduğumun kahpesi!) dememe sebep oldu.

Normalde de gözüm Sema'ya düşerdi, yalan yok en az 200 kere 31 çekmişimdir onu düşünerek. Düne kadar beni yatırıp ana caddede sikmekle tehdit etseler bile Sema'ya yanaşmaya cesaret edemezdim. Ama Gamze abla gibi bir kızı deli dehşet sikip kendime bağladıktan sonra işler gerçekten çok değişmişti, kırılmaz bir öz güven gelmişti bana, artık hiçbir şey umurumda değildi. Hem annesi de artık benim kölem olmuştu.

Sema'ya onu şaşırtacak kadar iyi davranmaya karar verdim o anda. Sema da annesi gibi çok güzel olmasının yanında, uçarı, akıllı ve fırlama bir kızdı. Sikilmeye de fazlasıyla meyilli oluşu, işin güzeli bunu annesinin de çok iyi biliyor olması benim işimi kolaylaştırıyordu.

Dün akşamki sinirimi gördüğü ve onlara göre havalı Gamze ablalarını yine onların tabiriyle topallatacak kadar sağlam siktiğimi iyi bildiği için bu gece babamlardan sonra Can'a rağmen benimle yalnız kalmamak için kaçar adım yukarı koşmuştu. Ama şimdi yanıma tedirgin halde geliyordu, yani avantaj bendeydi.

Usta derecede satranç oynadığım ve basketboldan dolayı takım içinde sürekli taktik, strateji geliştirme odaklı olduğum için kafam iyi çalışıyordu, mütevazı olamayacaktım.

"Gelsene kız, ne dikiliyorsun orada? Mutfakta işin varsa hallet öyle gel, bekliyorum!" derken gözüm ister istemez toz pembe şortunun arasına sıkışmış ufacık amcığına ilişiyor, ama asla rahatsız edici bakışlar atmıyordum.

Sema kaşarı saf saf, "Yaa su alacaktım aslında..." deyince, ben gülerek, "Len gel yanıma, ne suyu, burada buz gibi viski var. Hem korkma, babamlar odadan çıkmaz kolay kolay. Gel şöyle!" dedim. Sema anında gevşeyerek sırıttı ve "Yaa sen iyi misin, hani ateşin falan yok değil mi?" derken yanıma gelmişti bile. "Gel gel çok konuşma, iyiyim!" diyerek oturduğum koltuğu, hemen yanımı gösterdim.

Pembe terliğinin içindeki beyaz ojeli tırnakları, uzun bacaklarıyla ve ilik gibi fiziğiyle burnumun dibinden geçip yanıma oturacakken, gözümü aynı annesininki gibi karpuz gibi yarılmış götünden alamamıştım. Dibime oturur oturmaz, ona, "Al bak sen çok seversin, buz gibi viski kola, çak 2-3 yudum rahatla!" dediğimde sevinçle ve biraz da şaşırarak (ki bunu barış işareti olarak algılamıştı) lafımı ikiletmeden arka arkaya 3 yudum içti.

İçmekte olduğum ve bitmek üzere olan sigaramı da uzatınca onu da alıp gözlerimin içine bakıp tatlı tatlı gülerek, "Valla sen iyi değilsin, kafana saksı falan mı düştü senin?" deyip sigarayı da alıp son iki nefesi de gözüme bakarak çekip kül tablasına basmak için eğilecekken ben de elinden izmariti almak için sol elimi uzattım. O esnada göğüsleri tam manasıyla koluma yapıştı, ama ben hiç oralı olmadan izmariti alıp kül tablasına bastım. Sema bu sıcak temastan bir tık irkilmişti bile, ama ben hiç sinyal vermeden çok ılımlı davranıyordum.

Sema elindeki kadehi uzatarak uysal bir sesle, "Al sen de iç, böyle olmadı, senin viskine çökmüş gibi oldum!" dedi. "Senin canın sağ olsun fıstık, iç istediğin kadar!" deyip sağ elimle burnunu sıktım hafifçe ve gülümsedim. Sema hafif sırıtıp iki yudum daha aldı. Kıyafetimi fark edip kafası karışmış halde ve merakla, "Yaa sen niye böyle giyiniksin, ne alaka bu saatte?" diye sorunca ben geriye yaslanıp sırıttım.

Göğüsleri fena halde dikkatimi dağıtıyordu, ama Sema'nın heyecanı da inip kalkan göğüslerinden belli oluyordu. Bu arada sikim kazık gibi olmaya yaklaşmış, ama kot pantolonumun kalın kumaşı ve hafif yan oturuşum sayesinde çok ta belli olmuyordu.

Cevap vermeden oturuşum ve sırıtan suratım Sema'yı gıcık etmişti, bana, "Bak dökerim üstüne viskiyi!" dedi. Ben de, "Hele bir dene, bak nasıl ısırıyorum seni, çığlık çığlığa inletirim!" deyince, "Manyağa bak yaaa!" diyerek viskiden iki yudum daha aldı. Ben, "Yavaş iç yavaşşş, kafan güzel olacak!" deyip kadehi elinden alıp, "Yak hadi iki sigara!" dedim. Amacım sadece götünü koltuktan kaldırıp domalık halde görmekti ve oldu da.

Tangasının yardığı götü 2-3 saniye domalık kalıp geri oturunca artık Sema konusu da bitti dedim. Bunun götü Gamze ablayı da, Huriye'yi de, Güler orospusunu da solda sıfır bırakırdı. Ama yine de annesiyle, Derya'yla ve Meryem'le yarışacak kadar yuvarlak değildi götü.

Heyecanlı olduğu her halinden belliydi, ne yapacağını bilmiyordu. Tek sigarayı bana uzatınca suratına baktım ve "Kızım ben sana viskiyi içmeye hazır verdim, değil mi?" dedim. Anca çakozlayıp sırıtarak önce benim için sigaranın bir tanesini yakıp verdi, sonra da kendi sigarasını yaktı.

Ben sigaradan iki nefes çekmeden mesaj geldi. İçimden (Umarım Huriye'dir!) deyip telefonumu çıkardım. Huriye, "Bebeğim çıktım geliyorum, 20 dakikaya orada olacağım!" yazmış. Kendi kendime gülerek, "Bekliyorum sevgilim!" yazıp gönderdim.

Sema daha fazla dayanamayıp ve tam da istediğim gibi samimiyetimden de cesaret alıp, "Yaa söylesene gıcık, ne iş çeviriyorsun gece gece?" dedi. O an aklıma Sema'nın da çok iyi bildiği, abimin meşhur 'Komando şarkısı' geldi. Abim aile ortamında olsun, arkadaşlarıyla bir ortamda olsun, lüzumlu lüzumsuz, "Bir kar yağar ince ince, komandonun hali nice, bir operasyon var bu gece, Eees esli komando!" der, ortam müsaitse olduğu yerde uygun adım falan yürürdü. Bu benim çok hoşuma gider, abime çok imerenirdim.

Ben iki parmağımı yürüyüş yapan asker gibi Sema'nın bana bitişik olan sağ diz kapağına atarak şarkıya girip gülümseyerek, "Bir kar yağar ince ince, komandonun hali nice, bir operasyon var bu gece, Eees esli komando!" diye diye parmaklarımı şortuna kadar getirip ama sınırı aşmayıp gülümseyerek gözlerine baktım.

Sema kahkaha atarak, "Ya ne komandosu oğlum, yaşın kaç başın kaç? Ne operasyonu?" dedi, ki konuşması ve gülüşü alkolün tesirine girdiğini belli ediyordu. Hatta göğüslerinin ucu belirginleşmeye bile başlamıştı. Parmaklarımı gerisin geri heyecandan tirtir titreyen bacaklarından diz kapağına kadar indirmemle çok gıdıklandı. O esnada istem dışı bacaklarını kasmış ve şortun içinde sıkışan amcığı daha da belirginleşmişti. Ben sırıtarak, "Bu operasyon başka operasyonlara benzemez yavrum!" deyince bir anda kafası dank etti.

Tek siktiğimin Gamze abla olduğunu sanarak, "Lan yoksa Gamze'yle mi görüşeceksin?" diyerek heyecandan bana daha da yanaşıp sağ memesini dayayınca ben elimi çenesine atıp yine sırıttım. Sonra elindeki bardağı alıp kalan son iki yudum viskiyi tepeme diktim ve gözlerine bakarak sehpaya bıraktım. Biraz da abartarak, "Yok yavrum onu dün, senle ve kaşar arkadaşın Müjgan'la konuştuktan sonra raporluk ettim, bugün yürüyemez o!" dediğimde yeniden şoka girmiş gibi susup kaldı bir süre.

Sigaramdan öz güvenli iki üç nefes alıp, elindeki sigarasını göstererek, "Bak külü üstüne düşecek, çek hadi sigaranı!" dememle kendine gelen Sema dizime aldığım kül tablasına külü çırpıp sigaradan çekti, ama ne çekiş, yanakları kızarmış, ateş basmıştı. Konuşmasına fırsat vermeden, "Hadi kalk bir duble viski daha doldur gel, birlikte içelim, ben birazdan kaçacağım!" dediğimde emir almışcasına, "Tamam canım, doldurayım!" deyip öyle bir doğruldu ki, yarılmış taş gibi tangalı götüyle ve löpürdeyen sutyensiz memeleriyle eğilip boş kadehi sehpadan aldı. İstemsizce götünü kıvıra kıvıra mutfağa kadar gidişini izleyerek kalkık sikimi sıvazladım.

Geri sayım başlamıştı, yaklaşık iki dakika sonra mutfaktan dönüşe geçen Sema kıpkırmızı suratıyla hafif tebessüm ederek kadehe full doldurduğu viski kolayla yavaş yavaş geliyordu. Eski deli halinden eser kalmamış, yarrağın kokusuyla kediye dönmüştü resmen. Sağ tarafımdan gelerek soluma oturacaktı, yani mecbur önümden geçecekti yine. Biraz önceki samimiyete istinaden önümden geçerken götü bana dönük olunca elimi hafiften sözde yardım edercesine götünün sağ yanağına atıp götüyle burun buruna gelip kısa bir an kokladım ve oturacakken kadehe uzanıp oturmasına yardımcı oldum :)

Yine dibime yanaşık oturunca, "Tatlım çok teşekkür ederim, ilk kez elinden viski içmiş olacağım!" deyip hemen iki büyük yudum aldım. Ama kolalı olmasına rağmen zehir gibiydi, viskiyi tepeleme basmıştı yani kadehe. "Ooofff, bu ne böyle, soytarı?" diye tepki verdiğimde bir an tedirgin oldu. "İçtiğim en tatlı zehir bu olsa gerek Sema, yine yaptın yapacağın gıcıklığı, ama alacağım olsun!" dedim. Sema gülümseyerek, "Valla bilerek yapmadım, kusura bakma canım yaa!" diye sırnaşınca, "Senin ağzını yerim kız, sen böyle minnoş minnoş konuşur muydun hiç?" deyip erkekliğe bok sürmemek için iki yudum daha aldım ve kadehi uzattım.

Sema kadehi alıp ilk yudumu içince ne demek istediğimi anlamıştı. Alnı kırışıp yüzü ekşise de bir yudum daha alıp, "Ben iki yudum daha içersem sarhoş olabilirim Bekir!" dedi gülerek. Harbiden çok sert hazırlamıştı viskiyi, içinde kola nerdeyse hiç yok gibiydi. Ama idare edecektik, çünkü birazdan kalkmam gerekiyordu.

Sigaraya uzanıp direkt ağzına verdim ve kendi ağzıma da alıp kül tablasını da dizime koyup sırasıyla yaktım. Sonra ona, "Eee sen anlat, benim vaktim yok, 10 dakikaya kalmaz kalkacağım!" deyince, "Yaa ne anlatayım?" dedi. Ben de, "Dün neler yaptınız Müjgan'la, ikiniz de ateş gibiydiniz, peşinize düşen, kuytuya götürmeye çalışanlar olmadı mı hiç?" dedim.

Sema hafif utanır gibi ama gülümseyerek, "Yok be Bekir, ne gezer, Müjgan'la içip dans edip durduk. Biraz senin dedikodunu yaptık. Sonra sağa sola bakınıp durduk, ama öyle bir yanaşan falan da olmadı. Yani bir iki göz göze geldiğim oldu, ama kimse senin gibi hızlı değilmiş anlaşılan!" dedi. Ben de, "Aslında benim gibi bir iki tane hızlı daha vardı arabasına hatun taşıyan. Ama benim kadar hızlı olamazlar tabii!" dedim sırıtarak.

Sigaramdan bir nefes çekip, "Bak o Müjgan'a ayar oluyorum haberin olsun. Dün kesin birine siktirmiştir götünü o kahpe diyordum ben, ama olmadı mı diyorsun yani?" dedim. Sema, göt ve siktirme lafını duyunca panikleyip sigarasından çekip gözlerime baka kaldı.

Ben devam edip, "Dün damarıma çok bastınız, arada annen olmasa seni, sen olmasan Müjgan'ı da çekerdim arabaya, ama ucuz atlattınız!" dedim. Sema daha da kızarıp viskiden (sert geldiği yüzünden belli olan) iki yudum daha alıp, "Yaa evet biraz patavatsızlık yaptık galiba alkolün de eskisiyle..." dedi ve zorla sırıtarak, "Ama yemin olsun, çok pis tırstık sen deli gibi sinirlenince. Ben sonra özür dilemeye de çalıştım, ama sen beni görmezden geldin!" dedi.

O an Sema'nın çenesini tutup başını kaldırdım ve eğilip iki yanağından yumuşacık öptüm iki kere. Resmen ağzı açık ve dudaklarından öpmemi beklercesine baka kaldı. Annesinin aksine Sema'nın ağzı daha geniş ve dudakları daha kalındı. Tabii ki şimdi böyle bir şey yapmayacaktım, kıvransın dursun diyordum. Hem bu kadar adrenalin bana fazla gelmiş, sikim kazık gibi olmuştu. Zaten gitme vaktim de yaklaşıyordu.

Sema öylece kala kalınca elindeki bardağı almadan, eliyle beraber tutup iki yudum daha içtiğimde yine şaşırmıştı. "Ben kalkıyorum yavru, sen de çok takılma, git yat uyu!" deyip ayağa kalkmamla sikimin resmen şaha kalkmış ve pantolona sığmaz oluşunu sergilemiş oldum. Gözleri sikimde takılı kalan Sema eriyip bitmişti artık.

Ona, "Hadi uyuşuk kalk beni yolcula!" dedim. Kadehi tüm sexyliğiyle bırakıp kalktı ve "Yaa Bekir çok fenasın haaa!" deyip tatlı tatlı gülümsedi. Ben de gülümseyerek, "Kız ne yaptım ki vicdansız, hadi düş önüme!" dedim. Bana sürtünerek önüme geçti ve bu sefer (alkol ve hormonların da etkisiyle) kasıtlı olarak çok isterik bir şekilde toz pembe tayt şortunun içindeki yarık karpuzunu kıvıra kıvıra küçük kilere doğru yürümeye başladı.

Ordan da (annesini siktiğim) garajın kapısına doğru yürürken ben daha fazla dayanamadım. Orta parmağım alttan amına gelecek şekilde şortunun üstünden götünü avuçlayıp, "Kıvırma kız!" dememle Sema sıçrayıp tiz bir çığlık atarak bana döndü. Birşey demesine fırsat vermeden, "Sarhoş mu oldun da kıvıra kıvıra yürüyorsun zilli?" dedim gülerek. Bu hareketimle Sema da artık dünyadan kopmuştu.

Annesi gibi çocuksu ses yaparak, "Yaa ne gıcık adamsın, hem karıya gidiyorsun, hem de giderken beni parmaklıyorsun, uyuz!" deyip gülerek omzuma vurdu. Hemen iki elimle belinden tutup kendime çektim, kalkık sikimi karnına bastırıp, "Hadi ben kaçtım, sen de git güzelce yat uyu!" dedim ve götünü bir kez daha sertçe ve bir tık daha uzunca avuçlayıp bıraktım. Babamın arabasının anahtarını alıp arkama bile bakmadan kilerden garaja geçtim.

O anda Sema'yı da anası gibi garaja sokup sikmemek için çok zor tutmuştum kendimi. İçimden (Bırak o düşünsün amk, hep ben mi onu düşünüp 31 çekeceğim, biraz da o beni düşünerek mastürbasyon yapsın amına koyayım!) diyerek kontağı çevirip kumandayla garaj ve bahçe kapılarını açarak yola çıktım.

Babam arabalar konusunda kardeşim Can dahil hiçbirimize hiçbir zaman kısıtlama getirmemişti, sadece hız yapmak yasaktı, aslında alkollü kullanmak ta yasaktı. Ama ben mahalleden çıkmayacaktım, çünkü Huriye'ye verdiğim adres bizim evin arka sokağıydı. Onunla orada buluşup, onu arkama takıp birkaç sokak ilerideki rampaya çıkacaktık biraz. Tıpkı düğün salonundaki sote köşe gibi harika bir sote mekan vardı, bizim ve aşağı mahallenin gençleri genelde burada ve civarında alkol alır veya arabada takılırdı.

Dediğim yere varınca kontağı kapattım, bir sigara yaktım beklerken. Az sonra Huriye kaşarının olduğunu tahmin ettiğim (annemin arabasının bir üst modeli) bir araba geldiğini görünce (Vay orospu vaaay, harbi parası varmış lan, iyi iyi aman olsun, helal olsun kahpeme!) diye gülerek kornaya bastım. Sonra kontağı çevirip, elimi camdan çıkarıp (Düş peşime!) der gibi hareket yaptım. Hatunun yarrak azmine hayran kalmıştım, eğer bu her çağırdığımda böyle it gibi gelecekse işin iş oğlum dedim. Hem gördüğüm kadarıyla saçları da açıktı. Vay anam vay, fantaziye bak deyip sikimi avuçlaya avuçlaya arabayı tepe yamacına sürdüm.

Kafam güzel olmak üzereydi ve keyfim yerine gelmişti. Vakit çoktan gece yarısını geçmiş, saat 01:05 olmuştu. Bu saatte o bölge az da olsa kalabalık olabilir diye düşündüm. Ama çok sıkışırsak ta bende 4x4 SUV vardı, bir tık daha yamaca doğru çıkarız diyordum.

Birkaç dakika sonra tepeye varmıştık, ki Huriye aradı. "Söyle bebeğim?" dememle, "Bebeğin kurban olsun sana, biraz korktum da konuşarak gidelim diye aradım!" dedi kıs kıs gülerek. Ben de, "Hadi canım, sen mi korktun! Sen ki yarrağın üstüne bile koşarak giden kadınsın. Sevgilim korkma, sana hiçbir şey olmaz!" deyince, "Yaa çok piçsin ama sen yaa!" diye kahkahayı bastı. "Senin o ağzını sikerim kahpem, çok az kaldı geldik sayılır!" dediğimde tam da kafamdaki yani daha önce bildiğim yerlerden birini bularak arabayı durdurdum. Kontağı kapatıp indim ve Huriye'ye, "Sen de şöyle park et!" dedim.

Kendimizi rahat saklayacak şekilde arabaları park etmiştik. (Hakkını helal et Gamze ablacığım, umarım haberin olmaz!) diye sırıtarak Huriye'nin kapısını açtım. Offf, bu da neyin nesiydi böyle yaaa, harbi harbi dilimi yutacak oldum. Huriye daha direksiyonda otururken ıslık çalarak, "Sen neymişsin be yavrum!" diyerek kafamı içeri sokmamla ağzı kulaklarındaki Huriye'nin inanılmaz sexy parlak yumuşacık dudaklarına yumuldum.

Bu kıyafet kadınlar arasında bile zor giyinilecek türden bir elbiseydi. Oscar töreninde giyilecek veya Play-boy kapağında görülecek bir elbiseydi, daha ortası yoktu. Sol elimi sağ memesine daldırıp öpüşmenin şiddetini artırmıştık. Derken elimi, neredeyse götüne kadar sıyrılmış elbisenin altına giydiği fileli külotlu çorabının içine attım. Direkt amcığını avuçladım ve "Güzel orospum benim!" deyip amcığını yoğurmaya başladım. Nefesimiz kesilmişti şimdiden...

Sonra elini tuttum ve "Gel bakalım dışarı Huriye hanım!" dedim ve arabadan inmesine yardımcı oldum. Zemini taşlık ve topraklık, stabilize bir yerdeydik, ayağındaki çok uzun ve ince topuklu ayakkabılarıyla tek başına hareket etmesi zor olurdu. Arabadan indirince hemen sarıldık ve sikimin kalkıklığını hissetmesiyle elini atarak, "Küçük bey de beni gördüğüne çok sevinmiş!" dedi gülerek.

Onun park lambalarını da benimki gibi açık bıraktık. Bir iki adım arabanın önüne, esas iş yapacağımız yere doğru alıp, "Huriyem bayıldım sana, yavrum!" diye iltifatlar yağdırdıkça Huriye mahcup oluyor, inci gibi dişleriyle kırmızı dudaklarıyla gülüyordu sadece. Saçları siyah ve küt kesimdi, elbisesi straplez ama derin göğüs dekolteli bir straplezdi ve ayaktayken bile amcığından 10 cm altında bitiyordu. Giydiği siyah fileli fantazi çorabıyla ve kırmızı aşırı yüksek ve ince topuklu ayakkabılarıyla filmlerden aşina olduğumuz fahişe kılıklı ajanlara benziyordu :)

"Yavrum çok tatlısın!" diyerek dudaklarına yapıştım. Onun da belime ve boynuma dolanmasıyla hayvan gibi öpüşmeye başladık. Alkollü olduğumu anlayınca dudaklarını dudaklarımdan çekip, "Belki içeriz diye 6 tane soğuk bira da koymuştum evden!" deyince, "İyi yapmışsın orospum, içeriz tabii!" deyip öpmeye devam ettim.

Elbisesi ayarımı bozmuştu. Benim arabanın önüne geçip arkasını çevirip ellerini kaputa koydurarak ayakta domalttım. Daracık eteğinden görünen dolgun götü beni deli etmişti. Eteğini hafif yukarı kaydırıp kurtarınca fileli çorap mucizesi ile de yakından tanışmış oldum. Geniş dolgun götünü hediye paketi gibi saran file çorabı baş döndürücüydü. Götünü okşamaya, sert sert yoğurmaya başladım. Alttan da amcığına el attıkça Huriye'den iniltiler çıkmaya başlamıştı.

Kafasını çevirip, "Bekir çok hızlısın!" deyince götüne tokat atıp külotlu çorabını yırttım. Sıcacık amcığına iki parmağımı sokarak Huriye'yi zıplattım. Aceleyle kalkık sikimi pantolonumdan dışarı çıkardım. Tükürüklemeden dahi sıcacık sulu amcığına dayamamla kökleyip iki elimle belinden tutup kenetlenmemle Huriye çığlığı kopardı. Harika bir duyguydu bu, amcık sikmek doyulacak bir şey değildi :)

Elleri kaputta olmasına rağmen saçlarına asılıp, "Dizlerini kır orospu!" dedim. Dizlerini tampona dayayıp öyle bir pompalamaya başladım ki, çıkan ses yankı yapıyor, bırakın şak şakı, pompalı sıkar gibi sesler çıkıyordu. Huriye yüksek sesle, "Bu nasıl bir yarraktır Bekiiir, sik erkeğim, siikkk!" diyerek straplez elbisesini üst kısmını aşağı sıyırdı. Göğüsleri şimdi deli gibi zıplarken, "Ne olur soy beni, hiçbir şey istemiyorum üstümde. Ahhhh, ohhhh, mhhhh!" diye inliyordu...

Yaklaşık 5-6 dakikadır sikiyordum. Ben amına pompaladıkça, "Daha sert aşkım, daha seeert!" diye çıldırıyordu. Sol elimle kafasını çevirip sağ elimle suratına öyle bir tokat indirdim ki, vahşi bir kurt gibi uluya uluya ilk orgazmını dehşet verici sululukla yaşadı. Ama orgazm olmasına rağmen halen kendini sikime vurdurması beni daha da gaza getirmişti. Bu kadın ağır mazoşistti, sert sikilmekten, tokat yemekten ve aşağılanmaktan keyif alıyordu. "Yavrum doğru adrese geldin!" diyerek sikimi çekmemle dönüp boynuma atılıp dudaklarıma yapıştı.

Sol elimle boğazını sıkıp gözlerine bakarken Huriye de elini aşağı atıp sikimi yakalamış, sıvazlıyordu. Sağ elimle buna sağlı sollu iki tokat daha yapıştırdım ve suratına tükürüp, "Yarak hastası orospu seni!" dedim. "Evet, yarağının hastasıyım, sik beni bebeğim!" deyince bunun sırtını kaputa bastırıp amına tekrar daldım. Huriye bacaklarını belime doladı hemen.

Sağlam 8-10 pompadan sonra ıslanan sikimi amından çıkardım ve bunu yeniden yönü kaputa gelecek şekilde döndürdüm. Sikimin kafasını götüne zar zor sokunca, Huriye derin bir, "Iııııhhhh!" çekip sikicisine yardımcı olmak için iki eliyle götünün yanaklarını ayırdı. Ben de abanıp Huriye'ye çığlık attırarak sikimin geri kalanını da bastım. Saçlarını çekiştirerek sikmeye başladım götünü. Kaputa domaltmış halde, kökleye kökleye, inlete inlete sikiyor, kendimden geçiyordum.

Huriye'nin yüksek ve ince topuklu ayakkabıları daha fazla dayanacak gibi değildi. Düşerse düşsün, gerekirse düştüğü yerde sikerim diye sikmeye devam ettim. Huriye manyakça sesler çıkarıyor, "Daha sert Bekirim, daha seeert!" diye yalvarıyordu. O anda şalterim attı, sikim götündeyken tutup ayağa kaldırdım. Ellerini arkada birleştirip sol elimle arkada birleşen ellerini sıkıca tutarken sol elimle de saçlarını asılıp ayakta köstüre köstüre sikmeye devam ettim götünü...

Küfür ede ede, kökleye kökleye sikerken hızla boşalmaya yaklaşıyordum, ama karıyı halen bitirememiştim. Kendi kendime (Ulan bu karı orgazm olmadan sen boşalırsan rezil olursun Bekir!) diyordum.

Götünden çıkıp bunu kendi arabasının kaputuna sırt üstü yatırdım. Bacaklarını karnına bastırıp yeniden götüne girmemle Huriye'nin yüzünde gülümseme belirdi. Elleriyle arabasının kaputuna vura vura keyfini sürerken götünden çıkıp amcığına daldığım gibi popmpalamaya başladığım anda Huriye çırpına çırpına öyle bir orgazm oldu ki, resmen kaputu tırnaklıyordu. Amcığından çıkıp yeniden götüne girerek birkaç pompalamadan sonra ben de böğüre böğüre götünün içine boşaldım.

Anasını avradını siktiğimin psikopat karısı beni nerdeyse strese sokacaktı. Nefes nefese boşalmam bitince, "Bitirdin beni kahpe, ne azgın karısın, ne doymaz bir orospusun lan sen böyle!" deyip götünden çıkmamla döllerimi osurukla birlikte öyle bir püskürtmeye başladı ki, Ayfer annemde görmek istediğim manzarayı Huriye'de yaşıyordum.

Görüntü muazzamdı. Huriye, elbisesi göbeğine toplanmış, bacakları benim desteğimle havada kalmasına rağmen elleri geride keyifle yatarken, "Bekirim mahvoldum, ilk kez böyle orgazm oldum, aklımı aldın Bekirim!" deyince ayaklarını indirdim ve Huriye'yi ayağa kaldırdım.

Yine dudaklarına yumulup öptükten sonra ağzına yüzüne tükürüp önümde çömelttim. "Yala orospu!" deyip götünden çıkan sikimi ağzına sokup saçlarını asıla asıla sikimi temizlettim. Sonra kafasını geriye ittim ve "Kalk bira getir çabuk!" diyerek kendi arabama yaslanıp bir keyif sigarası yaktım :)

(Bekir)


Scroll To Top

Seks Hikayeni Yolla

Fantastik Seks Hikayeleri

18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir. 18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!

ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.

Powered by w3.css Copyright © All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: