Oramakoma Buramako! (Melis 27 Y., Ankara)
Selamlar, ben Melis, 27 yaşında, 1.78 boyunda ve 60
kiloyum. Beyaz tenli, siyah saçlı, fit, güzel fizikli bir
kadınım. Boyumun uzun olması nedeniyle de çok fazla ilgi
çekiyorum. Bembeyaz tenim ve sütun gibi bacaklarımı süzmeyen erkek
yok nerdeyse. Üniversite yıllarından beri deli dolu bir seks hayatım
var. Farklılıklara açık, o an hoşuma giden kişiyle
zevk almaya bakan, anlayacağınız biraz özgür ruhlu, hafif de
kaşar biriyim.
Yoğun çalışma günlerinden sonra hafta sonu neler yapsam
diye düşünüp duruyordum. O an yıllardır gitmek istediğim
yer olan Kapadokya'ya gitmek aklıma gelmişti. Hafta sonu bir gece
kalıp dönerim diye düşünmüştüm. Hem değişiklik olur
hem de çalışma hayatının stresini biraz atarım
demiştim. Otel rezervasyonunu ve otobüs biletimi ayarladım. Cuma akşamı
otobüse atladım, gece Kapadokya'ya vardım. Ertesi gün erkenden
kalkıp balonları izlemekti amacım. Otele varır varmaz yol
yorgunu hemen uyumuşum.
Sabah 5'te telefonumun alarmıyla uyandım, duşumu alıp giyindim. Altıma
mini bir etek, üzerime de göğüs dekoltesi olan siyah bir askılı
giymiştim, sade ama sexy olmuştum. Tabii bu saatte taksi bulmak çok
zordu, hem de bütçem kısıtlı olduğundan otostop çekeyim,
illa ki balonların kalkış alanına gidenler vardır
dedim. Çok geçmeden lüks bir VİP araç durdu, minibüs gibi olanlardan, camları siyah
olduğundan içeride kim var göremedim. Ama araca yanaştığım
gibi camlarını indirdiler. Arabadakiler Japon idi.
Açıkcası biraz şaşırmıştım, ama
hemen selam verip konuşmaya başladım. İngilizce
konuşuyorlardı, benim de mesleğim gereği ingilizcem iyi
derecede olunca hemen anlaştık. Benim gideceğim yere
gidiyorlardı. "Buyrun, beraber gidebiliriz!" dediler. Hemen
kabul ettim. Biraz da sohbet ederiz, farklı kültürden insanlar sonuçta,
her zaman böyle fırsat bulamıyorum diye düşündüm. Sürgülü
kapıyı içerden açtılar, aracın arkasına geçtim. Toplamda 3
kişilerdi, tahminim 40 - 45 yaşlarındalardı.
Balonların kalkacağı yere doğru giderken onlara
burası hakkında bilgi veriyor, beğenip beğenmediklerini
soruyordum. Onlar da benim gibi dün akşam gelmişlerdi ve
buraları anlatmama çok sevindiler. Ciddi derecede
kaynaşmıştık, ama arkada benimle birlikte oturan kişi
kaçamak bakışlarla bacaklarıma bakıyordu. Oturunca mini
eteğim daha da bir kısalmıştı ve bakılmayacak gibi de değildi...
Kısa bir yolculuğun ardından balonların
kalktığı yere vardık ve araçtan indik. Ben teşekkür
edip kenara geçtim ve balonları izlemeye başladım. Arabada
arkada benimle oturan yanıma geldi ve "Sen gelmiyor musun?"
dedi. Ben biraz buruk şekilde, "Maalesef, benim bütçemi
aşıyor!" dedim. Aralarında kendi dillerinde birşeyler
konuşup bana döndü ve "Balonu özel kiraladık, balon 12
kişilik, çok yer var, gel lütfen, sohbete devam ederiz!" dedi. Beni
de balonun sepetine bindirdiler. Para ödemeden balon turu yapacağım için çok
sevinmiştim.
Balon havalandı ve havadan Kapadokya turunun o eşsiz deneyiminin keyfini çıkarmaya
başladım. Bir yandan da aramızda sohbet ediyor, hatıra
fotoları ve Selfie'ler çekiyorduk. Çok tatlı insanlardı, utangaç
bir yapıları vardı, ama yabancı oldukları bir yerde
benim gibi konuşabilecekleri birini buldukları için mutlulardı,
hem tercümanlık yapıyor hem de sohbet etmeye
çalışıyordum. Kapadokya balonla yukarıdan muhteşem
görünüyordu...
Özel tur olduğu için 2 saatten biraz fazla süren bu güzel deneyimin ardından tekrar yere
indik. İner inmez onlara teşekkürlerimi sundum. "Biz
teşekkür ederiz!" deyip bu sefer de kahvaltı yapmaya davet
ettiler. Ne diyeceğimi bilememiştim, ama farklı kültürden
birileriyle takılmak hoş gelmişti. "Peki!" dedim. Kahvaltı yapmaya otantik
bir mağara restoranına gittik. Onlara yöresel güzel
kahvaltı ürünlerini anlatıyor ve öneriyordum. Bir yandan da onlara Japonya'daki
yaşam hakkında sorular soruyor, merakımı gideriyordum.
Üçünün de tipi o kadar benziyordu ki, kıyafetleri ayrı olmasa
karıştırırdım. 1.65 - 1.70 arası boylarda, hafif
kilolulardı. İsimleri Kaiyo, Chang ve Yuko. Bana en yakın olan
ve arabada durmadan bacaklarımı süzen Yuko idi. En çok benle sohbet
etmeye çalışan o idi ve arada kaçamak göğüslerime de bakıp
duruyordu. Diğerleri de çok cana yakındı, ama biraz
utangaçlardı.
Kahvaltının ardından Kapadokya'nın ünlü turistik
yerlerini gezmeye başladık. Tabii gez gez bitmiyor ve yoruluyor,
arada oturup bir şeyler içiyorduk. Artık iyice
samimileşmiştik. Zaman su gibi akıp geçmiş, akşam
olmuştu. Akşam yemeği için güzel bir restorana gidecektik, ancak
ben üzerimi değiştirip bir duş almak istemiştim. Beni otele
bıraktılar, numaralaştık.
Güzel bir duş aldım. Saç, makyaj yapıp, derin
yırtmaçlı sexy bir kıyafet giyip onları aradım. Gelip beni
otelimden aldılar. Görür görmez üçü de iltifat yağdırmaya
başladı. Biraz utansam da hoşuma gitmişti
açıkcası. Akşam saat 7 gibi restorana vardık ve
yemeğimizi yedik. Tabii bizim sohbetler derinleştikçe
derinleşiyordu. İki farklı ulustan olunca konuşacak
şey bitmiyordu. Bu arada tüm hesapları onlar ödüyordu. Restorandan
çıktık. Beni otelime bırakırlar diye düşünmüştüm,
ama, "Bizim otelde sohbete devam edelim mi?" diye teklif sundular.
Saat de daha erken olduğundan kabul ettim.
Otellerine vardık. Kapadokya'nın en lüks oteli diyebilirim. Odalarına
girdik. Odadan geçip Kapadokya manzarasına
açılan terasa çıktık. Terasta ufak da bir özel havuzu
vardı, ama etraftan pek gözükmüyordu. Havuzun kenarındaki koltuklara oturduk, hemen bir şarap
açtılar. İçmeye başladık. Ben biraz çakır keyf olunca
bol bol frikik vermeye başladım ve canım feci şekilde
havuza girmek istiyordu. Onlara, "Havuza girelim mi?" diye teklif
sundum. "Girelim!" diyen Yuko hemen soyunup külotla havuza
atladı, Chang ve Kaiyo biraz daha ağırdan alıyordu. Benim
de bikinim yoktu, ama iç çamaşırlarım biraz bikini gibiydi. Buna
güvenerek hemen soyunup iç çamaşırlarımla girdim.
Yuko ile su şakalarına başlamıştık, hem
alkolün etkisiyle gülüşüyorduk, hem de şakalaşıyorduk.
Chang ve Kaiyo da gelince ufak havuzda tıkış tıkış
olmuştuk. Yuko fırsattan istifade hafiften elleşiyor, bana bol
bol temas ediyordu. Ortamın büyüsünden midir bilmem, o an içime biraz
azgınlık düşmüştü. Havuzun kenarında bulunan sehpadaki
şaraba uzandım, popomu onlara dönmüş şarabı
yudumluyordum ki, kendi aralarında bir tartışmaya girdiler. Sanki
bir karar vermeye çalışıyor gibilerdi.
Tam şarabın keyfini çıkarırken bir anda irkildim, Yuko
arkadan popoma yaslanmıştı. Kulağıma
doğru eğilip, "Sen de istersen biz biraz eğlenmek istiyoruz. Bizimle seks yapar mısın?"
dedi. Şarabımı yutkunup tepki vermedim ve donup kaldım.
İçten içe ben de istiyor gibiydim, ama kararsızdım
açıkcası. Bu kararsızlık kısa sürdü, "Neden
olmasın?" dedim ve film o anda koptu. Yuko birden götüme sertçe yaslanarak
memelerimi yoğurmaya başladı. Sikinin
kalktığını hissedebiliyordum ve arkadan tam amıma
baskı yapıyordu. Kaiyo ve Chang ise henüz olaya dahil
olmamış, sadece izliyorlardı.
Yuko külodumu kenara sıyırıp amımı biraz okşadıktan
sonra sikini çıkarıp birden amıma girdi. Beni hemen orada
sikeceğini hiç beklemiyordum, irkildim ve derince inledim. Siki çok büyük
değildi, ama sikerken en derine kadar bastırıyordu ve delicesine
nefes alıp veriyordu. Sanki yangından mal kaçırır gibi
hızlı hızlı sikiyordu. O anın heyecanıyla
ateş gibi yanmaya başlamıştım ki, fazla sürmeden orgazm oldum. Yuko da
çok geçmeden boynumu yalaya yalaya sikini amımdan çıkarıp havuzun
içine boşaldı...
Heyecanlı olsa da ufacık havuz sikişmek için rahat
değildi. "İçeri geçelim lütfen!" dedim ve ayaklarım
heyecandan titreye titreye havuzdan çıktım. Sonunda rahat bir ortama
geçmiş ve rahatlamıştım. Islak sutyenimi ve külodumu
çıkardım. Islak ve bembeyaz vücudum çırılçıplak karşılarındaydı.
Verdikleri havlu ile kurulandım. Artık Kaiyo ve Chang de olaya dahil
olmuş, utangaçlıklarını kenara bırakmışlardı.
Chang bir mememi, Kaiyo da diğerini yalıyordu. Heyecandan ateş
gibi yanıyordum, böyle bir duruma gireceğimi hiç
düşünmemiştim ve fena zevk alıyordum. Meme uçlarım
sertleşmiş, fena halde uyarılıyordum...
Ayakta uzun süre her memelerimi yalayıp öptüler. Sonunda onlar da
külotlarını çıkarmış, kalkmış siklerini sıvazlıyorlardı.
Chang'ın önüne çömeldim ve sikini ağzıma aldığım
gibi yalamaya başladım. Bir elimle de Kaiyo'nun sikini
sıvazlıyordum. Çok büyük olmadığı için
tamamını ağzıma alabiliyordum. Chang zevke gelip transa
geçmişti adeta, kendi dilinde bir şeyler söyleyip nefes nefese
kalmıştı ki, siki birden kalp gibi atmaya başladı.
Boşalacağını anlayınca hemen ağzımdan
çıkarıp göğüslerime doğru boşalmasını
sağladım. Sanki yıllardır boşalmıyor gibi oluk
oluk boşalmıştı.
Kaiyo hemen havluyu alıp göğüslerimdeki dölleri temizledi ve beni
kucakladığı gibi götürüp yatağa yatırdı. Fena
halde azmıştı, misyoner pozisyonuna geçti ve "Prezervatif
takmalı mıyım?" diye sordu. Tehlikeli bir dönemimde
değildim, "Gerek yok!" deyince hiç beklemeden üzerime tüm
ağırlını verip amıma girdi. Siki çok uzun olmasa da
kalındı ve içimi tamamen dolduruyordu. Sert sert sikiyor, bir yandan
da boynumu öpüyor ve memelerimi sertçe avuçluyordu...
Bir süre siktikten sonra amımdan çıktı ve
bacaklarımdan tutup beni domaltıp arkadan tekrar amıma girdi.
İnce belimi iki eliyle kavrayıp sert sert sikmeye devam etti.
Kasıkları götüme çarptıkça amımın
ıslaklığından çıkan vıcık vıcık
seslerle 'Şap, şap, şap!' sesleri eşliğinde sikiyordu. Bu
arada azgın Yuko ilk boşalmasının ardından kendine
gelmiş, inik sikini getirip ağzıma sürtüyordu. Ağzıma
alıp emerek kıvama getirdim. Kaiyo halen sikmeye devam ediyordu. Bir
süre sonra sikini amımdan çıkarıp sırtıma doğru
boşalmaya başladı. Sonra da derin bir, "Ohhh!" çekip
kenara yığıldı.
Sikini sakso çekerek kıvama getirdiğim Yuko arkama geçip bir
hışımla amıma zank diye girdi. Yavaş bir tempoyla
gerile gerile sikiyordu. Bir yandan sırtımı öpüyor, yalıyor,
bana iltifatlar yağdırıyordu. Bir süre bu pozisyonda siktikten
sonra amımdan çıkıp sırt üstü yatırdı beni.
Bacaklarımı omuzlarına alıp popomu hafif kaldırıp
tekrar amıma girdi. Altında iki büklüm olmuştum adeta,
amımda zıplaya zıplaya sikiyordu. Durmak bilmiyordu. Artık aldığım
zevkten ve yaşadığım orgazmlardan çıldıracaktım...
Sonunda beni düzgünce misyoner pozisyona geçirdi ve sikmeye devam etti.
Ben de bacaklarımı beline dolayıp kendime çekiyordum. Bir süre
sonra gittikçe hızlandı. 'Şap, şap, şap!' sesler çıkarken,
"Geliyorum!" deyince bacaklarımla iyice kendime
bastırdım. Siki tamamen en derinime inmiş, kenetlenmiş
kalmışken içime oluk oluk boşalmaya başladı. Yuko öyle
bir zevk alıyordu ki, boşalırken, "Yuhu!" diyerek çığlık
attı. Boşalması bitince çocuklar gibi sevinip kenara
yığıldı...
Nerdeyse dermanım kalmamıştı ki, sikini sallaya
sallaya Chang yanıma geldi. Onu tamamen unutmuştum. Bir
bacağımı omzuna aldı, diğer bacağımı da
iki bacağının arasına alıp amıma yerleşti ve
sikmeye başladı. Sanki ilk defa seks yapıyor gibi tüm enerjisini
harcıyor, dur durak bilmeden sikiyordu. Ben ise sallanan memelerimi iki elimle
tutmuş, yeniden orgazm olmanın verdiği zevkle çığlık
atmamak için dudağımı ısırıyordum. Chang bir süre
daha hızlı hızlı sikerek sikini amımdan çıkardı,
göbeğime doğru boşaldı...
Hepimiz perişan haldeydik. Ben terden sırılsıklam
olmuştum ve de susamıştım. Kalkıp bir bardak su içip
geldim. Üçü de uyuklamaya başlamıştı bile. Ben de çok
yorulmuştum, boş yataklardan birine kendimi attığım gibi
hemen uyumuşum. Ama daha sabah olmadan acayip susayıp tekrar
uyandım, kalktım su içtim. Hazır uyanmışken duş
alma ihtiyacı duydum ve kendimi duşa attım. Suyun
altına girince kendime gelmiştim ve ne yaptığımın
farkına yeni varmaya başlamıştım. Girdiğim
durumun şaşkınlığındaydım ki, birden
duşun kapısı açıldı. Gelen azgın Yuko idi. "Uyayamadın
mı bebeğim?" deyip kalkık sikini sallaya sallaya duşa
girdi.
Beni suyun altında okşamaya başladı. Götümü iki
eliyle avuçlayıp memelerimi yalıyordu. Sonra beni ters çevirip ayak
üstü sikmeye kalktı. Boynumdan tutmuş memelerimi soğuk cama
yaslamıştı. Ancak bir problem vardı, boyum Yuko'dan uzun
olduğundan yetişemiyordu. Bozuntuya vermeden döndüm, önüne çömelip
biraz sakso çektim. Sonra elinden tutup duştan çıkardım, klozete
oturttum Yuko'yu. Yuko heyecanla ne yapacağımı beklerken
bacaklarımı ayırarak kucağına geçtim. Sikini amıma
hizalayıp yavaşça kucağına yerleştim. Sikini
amıma alınca Yuko derin bir, "Ohhh!" çekti.
Yavaşça hızlanmaya başladım. İki eliyle götümü
avuçlayıp memelerimi yalıyordu. Kucağında adeta yılan
gibiydim. Twerk yapar gibi nerdeyse 10 dakikadır kucağında
zıplıyordum. Orgazm olmuştum, ama onun da
boşalmasını istiyordum. Hızlanmaya başladığımda
Yuko da kasılmaya başladı. Çok geçmeden, "Geliyorum!"
diyerek yine amımın içine boşaldı. Ben de fena zevk
almıştım bu sikişten, ancak artık uyumam gerekiyordu. Temizlenip
hemen yatağa gidip uyudum...
Ertesi sabah kalktığımızda, dördümüz birbirimize
gülüşerek ve sürekli elleşerek odada kahvaltı ettik. Bu gün son günüm
olduğunu, akşam gitmem gerektiğini söyleyince çok üzüldüler. "Lütfen
bir gece daha kal!" deyip durdular. Ancak yarın işe gitmem
gerekiyordu. Ancak biraz ısrarın ardından aslında
onların da yarın gideceğini ve araçlarının
kiralık olduğu için Ankara'ya bırakmaları gerektiğini
öğrendim. "Yarın sabah erkenden yola çıkarsak, bu gece sizinle
kalabilirim!" dedim. Çok sevindiler ve hemen kabul ettiler.
Hep beraber otelime gittik, ben çıkış yaptım ve
eşyalarımı aldım. Gün boyu yine etrafı gezdik ve
turistik etkinlikler yaptık. Akşama doğru tekrar odalarına döndük. Ben
bir duş alıp, saç, makyaj yaptım. Akşam yine
dışarda yemek yiyecektik. Bu sefer daha sexy olmuştum. İnce
bir siyah külotlu çorap ve mini bir elbise giymiştim. Beni bu halde görür
görmez ağızlarının suyu aktı, meğerse bu tarz
çorapları çok seviyorlarmış. Yemeğe gittik, ama hepsi de otele
dönsek de sikişsek diye gözümün içine bakıyordu. Onları bu işkenceden
kurtarmak için, "Hadi otele dönelim!" dedim. Hesabı ödediler ve
kalktık, otele döndük.
Odaya girer girmez Yuko yine üzerime çullandı. Yavaştan
hepimiz soyunmaya başlamıştık. Yine bembeyaz vücudum tüm
pürüzsüzlüğüyle karşılarındaydı. Yatağa
yatırdıkları gibi hepsi bir yerimi yalıyordu. Chang
amıma yumulmuş, diliyle beni delirtiyordu adeta. Çıldırmak
üzereyedim ve titreye titreye orgazm oldum. Chang doğruldu, iyice
kıvama gelmiş sırılsıklam amıma birden sikini geçirdi.
Zevkini çıkara çıkara sikiyordu beni. Kaiyo da sikini
ağzıma vermişti, fırsat buldukça yalıyordum, ama
sikilirken sakso çekmek gerçekten çok zordu. Yuko sırasını
beklese de eli boş durmuyor, ben sikilirken hızlı
hızlı amımı okşuyor, götümü avuçluyor, hatta götüme
parmağını sokuyordu. Bu hareketine irkiliyordum ve o an neler hissedeceğimi
bilemiyordum...
Neyse ki Chang boşaldı ve kenara çekildi. Yuko hemen
amıma girmeye kalkıştı, ama o an yanımda yatan Kaiyo'nun
siki gözüme çok lezzetli görünmüştü ve bir hışımla
kucağına geçip amıma yerleştirdim sikini. Kucağında
zıplamaya başlamıştım. Bir süre sonra zıplamaktan
yorulmuş ve ona yapışmıştım, Kaiyo ise alttan sikiyordu
yavaş yavaş. Yuko çok fena azmıştı, bir şeyler
söylenerek birden arkama geçti ve sikini göt deliğime sürtmeye
başladı. İrkilip, "Hayır, yapma!" diyerek kalkmaya
yeltendim. Ama Yuko iki eliyle belimden kavradığı gibi tuttu
beni ve "Lütfen, çok sexy götün var, fena azdırıdı beni!"
dedi. O an bir şey diyemedim, içim ürpermişti. Daha önce hiç anal
yapmamıştım ve böyle ikisinin arasında tost olmaya dayanabileceğimden
emin değildim.
Kaiyo amımda hareketsiz beklerken, Yuko tükürükleyip sikini götüme
bastırmaya başladı. Çok garip bir histi, kasılmaktan bir
hal oldum. Neyse ki korktuğum kadar çok acımamıştı ve
sikinin yarısını sokmuştu bile. Biraz daha
uğraşıp yavaşça tamamını soktu. Artık iki
deliğim de doluydu ve fena zevk alıyordum. Kaiyo alttan amıma pompalarken,
Yuko zaten azgın azgın götümü sikmeye başlamıştı.
İkisinin vücut sıcaklığından ateş gibi
yanıyordum. Bir noktadan sonra artık müthiş zevk alıyor, orgazm
üstüne orgazm oluyordum...
Sonunda Kaiyo altımda boşalmış ve siki küçülünce amımdan
çıkmıştı. Yuko halen götümdeydi ve götümü iştahla sikmeye
devam ediyordu. Artık büzüğümün yanmaya
başladığını hissediyordum. O anda aklıma
lisedeyken arkadaşların yaptığı 'Oramakoma Buramako'
esprisi geldi ve kahkahalarla gülmemek için zor tuttum kendimi. "Lütfen
Yuko, amıma gir!" diye yalvarsam da beni dinlemiyor, tüm
ağırlığıyla götüme biniyordu. Yaklaşık 10
dakika daha sikip götümün içine boşaldı...
Hepimiz sırayla duş aldıktan sonra bir saat kadar dinlendik, içki
içtik. Ben alkolün dozunu biraz kaçırmıştım. Bu arada
sikleri tekrar kalkmıştı. Yeniden sikişe
başlayacakken, bana yerde duran külotlu çorabımı giydirip,
amımın ve götümün olduğu kısmı yırtıp, beni sikmeye
başladılar. O gece kaç defa siktiler, kaç değişik pozisyona
soktular hatırlamıyorum. Yeni erğenliğe girmiş gençler
gibi bitmek bilmeyen bir enerjileri vardı. Sikişmelerimizi saat kaçta
bitirip yattık uyuduk onu bile bilmiyorum...
Sabaha doğru uyandığımda perişan bir
şekilde yatakta yatıyordum. Üzerimdeki külotlu çorap paramparça
olmuş, amımdan götümden döller akıyor, memelerimde ve
göbeğimde kurumuş döller vardı. Hemen kalkıp duşa
girdim, zaten yola çıkmamıza da az kalmıştı. Benden
sonra da onlar kalktı. Hızlı bir duş ve kahvaltının
ardından apar topar arabaya atlayıp yola çıktık.
Henüz güneş bile doğmamıştı ve ben fena yorgun
ve uykusuzdum. Yola çıkar çıkmaz hemen uyumuşum. Ne kadar uyudum
bilmiyorum, amımda gezinen bir el ile uyandım. Elin sahibi Yuko
idi. Elini eteğimin altından külodumun içine sokmuş,
amımı okşuyor, parmaklıyordu. Gözlerimi açıp, "Doymadın
mı iki gündür?" deyip güldüm. Önde oturan Kaiyo da Yuko'ya sitem edip,
"Yapma Yuko, önde içimiz gidiyor!" dese de, Yuko sikini çıkarıp
kafamı sikine bastırmıştı. Araç VİP
olduğundan arkası oturma odası gibiydi. Camlar da filmli
olduğundan rahattım. Gider ayak son bir kez Yuko'ya zevk vermek istedim.
Güzel bir saksonun ardından uzun koltuğa geçip yana doğru
poziyon alıp eteğimi kaldırdım. Yuko hemen külodumu
sıyırıp amıma girdi ve bana kenetlenip sikmeye
başladı. Ankara'ya varmamıza daha 45 km vardı ve zevkine
vara vara sikiyordu. Sakin bir sikiş yaşıyorduk. Bir yandan
öpüyor, bir yandan sakin bir şekilde amıma girip çıkıyordu.
Amım bu uzun sikişin ardından vıcık vıcık
olmuştu. Artık dayanamaz hale gelmiştim ve bir
hışımla kucağına geçtim. Sikini amıma alıp
sert sert zıplamaya başladım. Arabanın hareket halinde
olması umrumda değildi, fena azmış haldeydim.
Dışardan kimse göremese de ortamın heyecanı vardı...
Orgazm olup kucağında boynuna kenetlendim ki, Yuko da amıma
boşalmaya başladı. Boşalması bitince üzerinden
kalktım. Yuko'nun verdiği kağıt mendille amımı
silip üstümü başımı düzelttim. Öndekilerin içi gitse de yapacak
bir şey yoktu, yolumuz çok az kalmıştı...
Sonunda Ankara'ya vardık ve veda vakti geldi. Ayrılırken
çok güzel vakit geçirdiklerini ve yine gelirlerse görüşmek istediklerini
söyleyip, övgülerle vedalaştılar. Bir daha görüşmek ister miyim
bilmiyorum. Değişiklik olsun diye çıktığım bu
ufak Kapadokya gezisi muhtemelen hayatımda yaşayacağım en
büyük kaçamak oldu. İş yerinde gün boyu olanları düşünüp
işe bile odaklanamadım.
Bir haftada amım götüm kendine gelemese de, 'Oramakoma Buramako'
esprisi aklıma geldikçe kendi kendime gülüyorum :)
(Melis)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: