Kocama Müstahak! (Sema 32 Y., Bursa)
Tam yazlık için toplandık gideceğiz, kocam
her zamanki gibi, "Benim işlerim yoğun, haftaya gelirim!"
diye son dakikada sattı beni. İşi de yok ki. Cebinden üç
kuruş çıkmasın diye gelmiyor. Bir ümit bayır
aşağı giden evliliği toparlarız ümidi ile annemlere de
dönün demiştim. Kocam ile baş başa 10 gün. Belki baş
başa iken evliliğimiz kurtulur ümidindeydim. Yine kavga ettik. Bindim
arabaya ağlaya ağlaya tek başıma yola çıktım.
Cebimde benzini dolduracak kadar para anca var. Sormadı da paran var
mı diye.
İki günde anca geçti sinirim. Telefonlarına cevap vermedim.
Tek başına da ne sıkıcı bu köy gibi yer. Herkes ya
okuldan ya da şehirden yarı tanıdık. Annemin
bıraktığı yemekleri yiyerek, tek başıma denize
girerek geçti günler. Suyun içinde eski bir tanıdıkla karşılaştım.
Adamın dersanesinde çalışmıştım bir dönem.
Oğlu da dersanede öğrencim olmuştu.
Sahile döndüğümde
kurulanırken arkamdan bir gölge yaklaştı ve "Hocam?"
dedi. Deminki adamın oğlu, Yağız. Sarıldık. Havadan sudan konuştuk. Yağız
dersanede de yağızdı, ama beş yılda 1.90 boyunda, 90 kiloda
bir üniversite son sınıf öğrencisi olmuş. Kolları
bacaklarım kadar kalın. Akşam kahveye çağırdı.
Gittim.
Ertesi sabah da denizin içinde denk geldik Yağız'la. Akşam tekrar kahve.
Eve dönerken annesi ile karşılaştık. Kadının yüzü
düştü. Oğluna bir şeyler fısıldadı.
Yağız da, "Tamam ya anne!" diye söylendi. "Ne oldu?
Annen neye kızdı?" diye sordum. "Ya eski konular hocam!"
diye geçiştirdi.
Ertesi gün denizde iken bu sefer babası seslendi, çocukmuş
gibi Yağız'ı sudan çıkarıp eve gönderdi. O akşam
Yağız beni kahveye de çağırmadı. Ben mesaj attım.
"Ne oldu Yağız?" diye. "Ya pardon hocam, annem babam
eski konulara takıldılar yine!" diye cevap yazdı. Ne konusu,
ne eskisi derken zorla çözüldü. "Ben size aşıktım hocam.
Hatta babama söyledim. Bir ay sonra sizin nişan haberi gelince bana çok
kızdı. Yıllar boyunca da uzun süreli ilişkim olmayınca
hep sizin konunuz açıldı ailede. Düzgün ilişkim
olmamasının sebebi olarak sizi görüyorlar!" diye
açıkladı. "Anlıyorum Yağız. Görüşmesek iyi
olur o zaman!" yazdım. Yağız, "Ama ben halen
seviyorum sizi. Hatta eskisinden daha çok!" yazınca cevap yazmadım.
Sonraki iki gün bunu düşünmekten başım çatladı.
Evden çıkmadım bir an bile. Kocamı aradım. Yine aynı
boş laflar. İş kuracakmış da, çok zengin
olacakmışız da. Ben fedakar değilmişim de. Zaten üç
gündür annemden kalan yemeklerin dibini kazıyordum. Bir de tutmuş, "Seni
özledim!" diyor yılışık yılışık.
Ben hiç özlemedim, iki dakikada boşalan çükünü de, göbeğini de, kokan
ağzını da. Yağız öyle mi? Baklavaları var
karnında, siyah gözleri parlıyor, kollarında yüzerken
şişen kaslar sert sert. Bir de bana aşık. Şimdi gelse
kapıya. Şu kanepeye devirse beni bir çırpıda, soksa
amıma. Amım karıncalandı iyice. Mastürbasyon yaparak uyuyakaldım.
Sabah mesajına uyandım. "Hocam yoksunuz sahilde.
Kahvaltı ederiz diye simit filan almıştım!" diyordu
Yağız. "Annen kızmasın diye gelmedim!" diye cevapladım.
"Annem döndü, ama babam geldi sahile!" yazdı.
Karnım da bir aç bir aç. Dolapta iki zeytin, bir damla reçel
kalmış. Yine de, "Gel bizde ederiz. Çay demleyeyim!"
yazdım. "Başka bir şey lazım mı hocam,
kahvaltılık filan?" yazdı. "Ben de tam
çıkacaktım, dolap boş aslında!" yazdım.
Yalanıma bak. "Tamam geliyorum, çıkmayın siz!"
yazdı.
Çayı ocağa koydum. Acele ile üstüme bir penye, bir etek
geçirdim. Sanki gündelik gibi, ama şık. Hafif bir ruj biraz
allık, gözüme ince bir kalem çizgisi. Kapı çaldığında
daha saç tarıyordum. Marketi satın almış. Sucuklar,
salamlar, adını bilmediğim peynirler, reçeller. Bir poşet
de kendi evlerine alışveriş yapmış, meyveler, kutular
onu da dolaba soktu...
Pehlivan gibi yedi. Sucuklu yumurtayı, simitleri, balları.
Taşı sıksa suyunu çıkarır gibi kolları, sert sert
pazuları. Kahvaltıyı toplamama bile yardım etti. Kocam
olacak öküz TV açar, sofrayla ilgilenmezdi bile.
"Kahve yapayım mı hocama?" diye sordu. "Anlar
mısın ki?" dedim. Yaptı da. Ben de onu seyrettim yaparken,
omuz omuza idik mutfakta. Altında deniz şortu, üstünde kolları
dar gelen bir penye. Lisedeki öğrencim değil bana aşık genç
bir adam bu. 1.70 boyum ile yanında kısa kaldığım bir
adam. Bana baktı bir süre. Sonra eğildi. Etli dudağı
dudağıma yapıştı. "Yağız ne
yapıyorsun?" dedim. "Hocam dedim ya, aşığım
size!" dedi. Gittim içeri oturdum. Elim ayağım titriyordu.
Elinde kahveler ile geldi. Hiç konuşmadan içtik kahveleri. O
yakıcı gözler üstümde. İlk defa bir erkek kahve yaptı bana.
Kocamın dört yıldır yapmadığı mutfak işini
yaptı bu genç adam. Dört yıldır yapmadığı
alışverişi yaptı. Geldi yanıma oturdu. Elimi tuttu
tekrar. Kalktım. Fincanları mutfağa götürüp yıkadım.
Biraz bekledim. Gelse sarılsa dur demem artık. Ama halen 'Hocam'
diyor bana.
Telefonuma baktım, kocama attığım günaydın
mesajı okunmamış. Sözde iş bulacak, öğle olacak
neredeyse, uyuyordur. İçeri girdim. Ben ayaktayım, Yağız
oturuyordu. Otururken kalın koyu renk bacakları kıllar ile
kaplı. Deniz şortunun önündeki kabarıklık iyice belli.
"Aşkın liseden beri azalmadı mı hiç?"
diye sordum. "Hiç! Tanıdığım her kızdan sonra
arttı daha da!" dedi. Ne güzel bir cümle bu. İçerisi sabah
güneşinden aydınlık. Arkamı döndüm tüm perdeleri yavaş
yavaş kapadım. Daveti anladı. Son perdeyi kaparken arkamdan
gelip sarıldı. Hemen ona döndüm. O eğilmeden ben
suratını kendime çektim ve dudaklarını kaptım. O da
kalçalarımdan kaptığı gibi beni havalandırdı ve
kanepeye oturdu. Kucağındaydım. Konuşmadan saldırdık
birbirimize. Boynundan tutarak dudaklarını yedim. Onun büyük elleri
penyemin içine girip sırtımı okşadı.
Sıyrılan eteğimden küloduma değen
sertlik kıpırdamaya başladı. Önce üstlerimizden kurtulduk.
Sutyenim penyem ile fırlatıldı. "Denizde gördüğümden
beri aklımda bunlar!" dedi. Koca eli ile mememin birini yandan
sıktı, dudakları ile ucuna yapıştı. Göğüs
ucumu emerken üzerinde oturduğum siki şortunu ve
külodumu geçip içime girecek kadar
şişmişti. Eteğimin yandan fermuarını açınca
anladı ve durdu. Eteğimden kurtulduk. Ben biraz doğrulunca
şortunu çekiştirdi ve indirdi. Tekrar kucağına otururken
külodumu attım.
Onun gözü amımda, benimki ise önündeki kuledeydi. Esmer teninden
daha koyu, başı ise koyu mor. Kocamınkinin veya üniversitede
ağzıma aldığım ilk sevgiliminkinden büyük. Göbek
deliğine değecek neredeyse. Genç kız olsam gördüğümde
korkardım. Yeniden kucağına otururken kökünden tutup
aramıza yerleştirdi. Göbeğime kadar uzanan sıcacık bir
balta sapı. O kadar sert ve büyük ki. Ağzında göğsüm. Oh,
kocamın beceriksizliklerinden düştüğüm duruma bak. Onun yüzünden
bu adamın kucağındayım.
Bir an önce sikilmeliyim. Ne kadar zor olsa da bu azmanı içime
almaya kararlıydım. Sikinin köküne sürtündükçe göğüslerimi daha
sert emdi. Alev gibi sike sürtünerek bile orgazm olabilirdim. Kalçamı
kaldırınca yine göz göze geldik. Hiç konuşmadan birbirimizin
dudaklarını ısırarak saldırdık tekrar.
Kalçalarımı alttan tuttu. Beraberce sikinin ucunu sular damlayan
amıma nişanladık. Gözlerimiz birbirine kilitlendi. Geri
itekledim erkeğimi. Sikinin yanan gövdesini tutarak kendimi yavaşça
üzerine bıraktım. İkimiz de inledik. Onun sebebini bilmiyorum,
ama ben içime saplanan balta sapı nedeniyle inledim. Ter
bastırdı siki. Amı bu kadar genişler mi bir
kadının?
Belini oynattıkça aklım gitmeye başladı. Ben
yıllarca sikilmemişim. Bu nasıl bir doluluk? Elleri kalçama
yapıştı yine. Pençe gibi kuvvetli. İçime girer
çıkarken yine ağzı mememi sardı. Tamamını yutmak
ister gibi emiyordu. Beynimde şimşekler hiç bu kadar çabuk
çakmamıştı. Gözlerimi kapattım kendimi ona teslim ettim.
Elleri ile kalçama yapışmış zıplatıyordu.
Amımdan çıkan su seslerini biliyorum. Böyle
sulandığımda kocamın sikini hissetmem zor olurdu. Bu balta
sapını unutmak mümkün değil. Halen amımı yarmaya devam
ediyordu.
Belim gerildi bir anda. Kulağımda ziller çalmaya
başlarken orgazmdan belim kasıldı, kaldım üstünde. Çalan
zil telefonummuş. Soran gözler ile baktı. Amımdaki kasılma
bitene kadar bekledim. Mor başı içimde atıyordu. Siki içimde
oynadıkça elektrik çarpıyordu amıma. İstemeden sikinden
kalktım. İçime girdiğinden daha büyük duruyordu siki. Önünde diz
çöküp bu gerçek erkeğe teşekkürümü sunmak istedim.
Kocam böyle bir adam olsa bu durumlara düşmezdim. Ama hak edene
canım feda. Am sularım ile kaplı sikin başı
ağzıma zor sığdı. Oradan köküne inerken
uzunluğunu daha iyi anladım. Hele o koç taşağı gibi
büyük koyu renk iki dev top. Onları da öperek tekrar başa döndüm
teşekkür için. Mor mantarı güzelce dillerken yukarı baktım.
Siyah gözleri daha da parladı. Emince kafasını geri attı.
Gövdesini kavradım. Bileğim kadar derler ya. Öyle bu. Elimde
genişlemeye başladı sanki. "Ohhhh!" derken geri
çekildim. İlk döl dalgası dudağıma çarptı. Diğeri
bir metre havada süzüldü. Kalanlar elimden fıskiye gibi akarken hep
saygılı öğrencim öküz gibi böğürüyordu.
Uzanıp boynumdan yakaladı. Dudağımın
kenarındaki dölü eli ile alıp dilini ağzıma soktu. Kocaman
bir et parçası, amıma da girmeli bu dil. Siki elimde inmeye
başlayana kadar öpüşmeye devam ettik. Ter içindeydik ikimiz de.
İki elim ise bir bardak dolduracak döl dolu idi.
"Ben bir duş alayım!" dedi. "Ben de odamdaki
klimayı açayım!" deyince güldü. O alt kattaki duşa girerken,
ben de yukardaki duşa girmeden yatak odasının
klimasını açtım. Aynı anda odaya dönmüştük. Beline bir
havlu sarmış. Ben daha kurulanıyordum. Havluya
sarılmamı istemeden üzerimden attı. Elindeki biralardan birini
uzattı. Bizde olmaz içki. Marketten almış demek. "Ben içmem
biliyorsun..." dediğimde, "İç, hem sıvı hem güç,
ikisine de ihtiyacın olacak!" dedi. Hayatımda ilk defa
içtiğim bira acı geldi. Geğirecek gibi oldum. Güldü.
Başucumda duran bardağa boşalttı. Böyle içmem daha rahat
olurmuş. Halen acı geldi, ama daha rahat içtim. İçtikçe de
dediği gibi hem rahatladım, hem kendime geldim.
Önünde dikilen sikini tutturmuş tatlı tatlı
öpüşürken o da göğüslerimi okşuyor, "Çok sert ve büyükler!"
diye övüyordu. Telefon yine çaldı. Açtım. Kocam. Demin de o
aramış. Niye açmamışım? Annesinde kahvaltıda
imiş. Yeni kalkmış. Annesi kocamın yanına dönmemi
söylemiş...
Yağız yanımda, bana sarılmış tüm
bunları duyuyordu. Kapat diye işaret etti. Kapatamadım. Bir
şeyler gevelerken elimden aldı kapattı. Telefon yine çalmaya
başladı. Yine kocam. Yağız, "Açma, seni üzüyor. Kimse
seni üzemez!" dedi. Telefona uzandım, ama aldı uzağa koydu.
"Yapma!" dedim. "Alabilirsen al!" diye üstüme
çıktı gülerek. İki kolumu iki yana açtı. Dili dilimi
yakalayarak öptü. Sonra koca dilini siki gibi emdirdi. Boynumu
ısırır gibi yalarken telefon halen çalıyordu.
Kollarımı bırakıp iki göğsümü aynı anda
sıkarken telefonumun çalma sesi bitmiş, mesaj biplemeleri
başlamıştı. Göbeğimden aşağıya inerken
durdu ve kalktı. Telefonu eline alıp baktı. Sessize aldı
herhalde. "Amını yemek istiyorum!" dediğinde, "Oh,
ye hadi!" dedim. Dili değdi bızırımın çevresine.
Sonra dudakları am dudaklarımı emdi. Biraz yaladıktan
sonra, "Telefonunu ister misin? Anlat kocana!" deyip telefonumu
uzattı. Tamamen kapamış. Kocam çıldıracak.
Bu durum daha da hoşuma gitti. Kalçamı yükselttim.
Anladı. Amıma daha hızlı saldırdı. "Ye
amımı Yağız. Siktiğin amımı ye!" dedim.
"Çok tatlı amın aşkım!" dedi. "Yarağınla
tatlandı. Amım yarak gördü!" dedim. "Pembe
amcıklı aşkım benim. Memelerin nasıl sallanıyordu
sikerken!" dedi. "Ye Yağız, bitir amımı. Ah tam
orası, bırakma!" dedim. Dilini hızlandırarak
bızırımı ezmeyi sürdürdü.
Sonra ara verip, "Anlat kocana aşkım, amına ne
yapıyorum?" dedi. "Amımı yiyor! Koca siki ile
genişlettiği amımı yiyor. Ohhhhh! Dili bile senin sikinden
büyük. Ahhh! Yine orgazm olacağım! Amımı yiyerek orgazm
edecek beni. Ahhhh! Parmağını soktu amıma.
Ağlıyorum zevkten, parmağı da yarak gibi.
Uuuuğğğhh! Ahhhh!" diyordum. Dudaklarını
amımdan ayırmak için çırpınırken ağlar gibi
yaşlar süzülüyordu yanaklarımdan. Güç kalmayan kollarımla
boynunu itekleyerek bu zevk işkencesinden kurtuldum.
Kızarmış gözleri ve parlamış dudakları
ile bana bakıyordu alttan. Üzerime doğru geldi ve "Evlen
benimle. Karım ol aşkım!" dedi. Boynuna sarıldım
ve "Hep böyle sikeceksen yataktan çıkamayız!" dedim. "Daha
yeni başladık!" dedi. Bunu derken balta sapı
yarağı yeni orgazm olmuş sızlayan am dudaklarıma
değiyordu. Tüm devliğine rağmen başı içime kolayca
girdi. Biraz belini yerleştirince yine ter bastı göğsümü. Geri
çekildi, bir bacağımı omzuna alıp diğerini yana
açtı. Bel hareketi ile siki dibimi bulunca
çığlığı bastım. Her içime
bastırdığında siki daha büyük geliyordu.
Parlak siyah gözleri ile bana bakıyordu. Tam bir aygır gibi
dövüyordu amımı. Amım sızladı genişledi, ama bir
yandan da su içinde kaldı. "Aşkım yavaş, çok büyük!"
dedim. Önce yavaş girdi çıktı. Sonra hızlandıkça
hızlandı. Beynim vücudum odayı terk etti. Amım zaten
uyuşmuş. İçine giren dev yarağa uyum sağlamak zor.
İçimden çıktığında, "Dur biraz!" diye
yalvardım. Baş ucumdaki biradan bir yudum aldım,
kalanını o içti.
Sonra dört ayak üzerine çevirdi. "Bu göt suda ne güzel
parlıyordu. Orada herkesin içinde sikmek istedim seni!" dedi. Dev
avuçları ile iki yana ayırdı götümün yanaklarını. Siki
amımın yolunu kendiliğinden buldu. Sonra iki eliyle götümün
yanaklarını öyle sıktı ki, bağırdım, "Ahhh,
çürüteceksin!" diye. "Çürüsün!" diyerek sikini sertçe soktu
amıma. Ben bağırdıkça hızlanarak sertçe sikmeye devam
etti.
"Karım olacak mısın hocam?" diye sordu. "Hocam
demeyeceksen olurum!" dedim. Ahhhhh. Dibine kadar giren sik göbeğime
kadar bir tünel açtı sanki içimde. Durdu, sırtımı öptü. "Tamam
aşkım, Sema'msın artık. Bu göt, bu am, bu koca memeler
benim artık!" dedi. "Senin herşeyim, senin Yağız,
sik beni!" dedim. Bu sefer ev telefonu çalmaya başladı.
Arayanın kim olduğunu ikimiz de tahmin ediyorduk. "Sik beni
Yağız. Hadi, sevdin mi amımı?" dedim. "Daracık
amcığın aşkım!" dedi.
Telefon tekrar çalmaya başladı. "Ohhh, genişlet
aşkım. Duy bak öküz herif, Yağız amımı
genişletiyor!" dedim. "Ohh, götün ne güzel aşkım!"
dedi. "Götümü de sikeceksin. Aç telefonu öküz duysun. Nasıl karı
sikiliyormuş öğrensin!" dedim. Kollarımda güç
kalmamıştı, iyice yığıldım. Siki içime
saplıyken omuzlarımdan kolayca geri çekti, havalandırdı.
Siki içimde ayağa kalkınca mor başı bir yerlerime
değdi. Çarpıldım sanki.
O halde beni dolap aynası önüne getirip vücudumu kendine çekti.
Bir eli göğsümü sıkarken diğer eli amımı önden
okşadı. Aynada perişan haldeydim. Gözlerimin makyajı
akmış, göğüslerim sıkılmaktan
kızarmıştı. Amıma yavaşça ama derine derine kökleyerek
giriyordu. Ayakta sikiyordu beni. Bir canavarın siktiği deniz
kızı gibiydim. Her şeyimle onundum...
"Sikine oturacağım aşkım, sik beni, sikinde
zıplatarak sik beni!" dediğimde içimden isteksizce
çıktı. Sırtımı boynumu öpüp yatağa sırt üstü
uzandı. Dev siki gün ışığı dolu odada
parlıyordu. Amımda su kalmaması lazım normalde, ama
sularım bacak aramdan damlıyordu. Elim ve dudaklarım ile sikini
dolaştım. Sonra da, "Bekle biraz!" dedim.
Telefonumu açıp abimi aradım. Yağız'a sus
işareti yaptım. "Abi, birazdan kocam olacak öküze
boşanacağımı söyleyeceğim, gece atlar size gelirim!"
dedim. Aileme sürpriz olmadığından iki dakikadan fazla sürmedi
telefon konuşmam. "Annemlere geldiğimde söyleriz!" deyip
kapadım.
Yağız uzanıp uzun uzun öptü dudaklarımdan. Dilimin
darbeleri ile kısa sürede aynı sertliğe ulaşan sikini bu
sefer daha rahat içime aldım. Tam yerleşince yine inledim. Bir ömrü
bu sik ile geçirmek istiyordum. Üstünde yavaş yavaş oturup kalkarken
gözüm aynadaki yansımamıza takıldı. "Her yerimi
morartmışsın, yarın ne giyeceğim?" dedim. "Giyme
bir şey, yarın da gelip sikeceğim!" dedi. "Yarın
sikemeyeceksin aşkım!" dedim. "Niye?" diye sordu. "Yarın
eve dönüyorum. Haftaya geldiğimde sikişecek bir yer buluruz!"
dedim.
Yağız üzülmüştü, "Bir hafta nasıl
dayanacağım?" dedi. "O zaman sesini çıkarma ve bir
haftalık sik beni!" deyip sikinden kalktım. Yatağın
başından güç olarak amımı yüzünün bir iki santim üstüne
getirdim. Koca dili iki deliğim arasında gezerken beynim tamamen
kayboldu. Hele el dil sik değmemiş göt deliğime dili
değince aklım gitti. Sonraları başıma uzun süre bela
olacak, ama sadece çirkin bir iftira diye red edeceğim şeyi de o an
yaptım. Kocam yüzünden bu hallere düşmüştüm, cezasını
çekmeli diye düşünüyordum.
Telefonuma uzanıp kocamı aradım. Kocam hemen, "Neden
açılmıyor bu telefon? Günlerdir evde değilsin bir de!" diye
bağırmaya başladı. "Evde değilim, paramız
yok diye sen gönderdin! Telefonu niye açmıyorum, biliyor musun?"
dedim. "Benimle düzgün konuş!" dedi. "Konuşamam!"
dedim. O sırada şaşkınlıktan amımı
yalamayı bırakmış Yağız ile göz göze idik. "Konuşamam,
çünkü az evvel hayatımın sikişini yaşadığım
yarağın üstüne oturmaya gidiyorum tekrar!" dedim.
Kocam çıldırmıştı, "Sen ne diyorsun
orospu?" diye bağırırken yarağa oturdum. "Ohhhh,
evet, duydun mu amından gelen sesi? Kocaman, at yarağı gibi.
Yarım saattir sikiyor. Halen taş gibi. Amım genişledi.
Ahhh. Daracıkmış amım, pembe imiş, hiç sikilmemiş
gibiymiş!" dedim. Yağız kıpırtısız ve
şaşkın dururken bağırdım, "Hadi
aşkım tokatla götümü. At yaraklım benim!" diye. Götümün
yanaklarına inen tokat seslerine, kocamın, "Fahişe, orospu,
bittin sen!" sesleri karışırken ben abartı ile
inliyordum. "Ahhhh, ımmmmm, yarağa bak kol gibi, ahhhhhh!"
diye.
Yağız da abartılı inlemelerim ile daha da
sertleşmişti. Alttan köklediği yarağı ile eş
zamanlı tokatlar götümün yanaklarına inip kalkıyordu. Odada
şüphe duyulmayacak sert sevişme sesleri çınlıyordu. Hepsini
telefonda küfür eden öküz kocam da duyuyordu.
"Kısrak gibi kıvranıyormuşum üstünde. Öyle
söylüyor sikicim. Ohhh, kocan seni hiç sikememiş diyor. Sikemedi küçük
siki ile aşkım. Dağıt amcığımı. Ohhh,
prezervatifsiz sikiyor hem de. Özlemişim sıcak siki. Dölleyecek beni.
Sen beceremiyordun. Ahhhhh! Götümü de sik. Bakire götümü de sik!" deyip telefonu
kapayıp fırlattım.
Aklım yerinde değildi. Doğrulmaya çalışan
Yağız'ı yatağa itekleyip üzerinde zıplamaya
başladım. Sikine her inişimde içim parçalanır gibi
acıyordu. Ama amımda yepyeni yerler varmış zevk veren.
Bağırıp çırpınırken Yağız beni zapt
etmeye çalışıyordu. Ki, "Sikemeyecek misin, yoruldun mu?"
diye bağırdım ve "Hadi kocam olacak öküze yıllardır
dölletmediğim amımı dölle. Becer beni. Hocanı becer,
karın yap, orospun yap!" dedim.
Yağız hırsla doğrulup altına aldı beni.
Doksan kilonun altında nefessiz kalmışken piston gibi giriyordu
siki. Bir yandan da, "Amına koduğumun gavatı,
karını sikiyorum. Benim orospum artık!" diye
bağırıyordu. "Karın yapacaksan dölle beni
aygırım. Daha sert sik beni, ölüyorum, ahhhh!" dedim. Yağız
da, "Boşalamıyor muydu amına? Erkek değilsin gavat.
Karın izin vermiyor muydu?" falan diyordu.
"Evet aşkım yıllardır dölsüz amım!"
dediğimde Yağız da çıldırmıştı
artık. Nefes alamıyordum altında. Parmakları
sarıldığı sırtıma batarken ben omuzlarına
yumruk atmaya çalışarak çırpındım. Zaman durdu. Ruhum
gitti içimden. Karanlıkta içimi dolduran beyaz beyaz sıcak köpükler
vardı. Üzerimden biraz doğrulduğunda göğsüm terden
göğsüne yapışmıştı. İçimden
çıktığında amıma doğru baktı. İçimden
akanları o gördü, ben hissettim...
Kocam arabasız. Taksi bile tutsa, ki parası yok tutamaz,
beş saatten önce gelemez. Evi toplayıp çarşafları makineye
atıp bir saat içinde evden çıktık. Yağız'a kalsa
götümü de sikecek haldeydi...
Kocam olacak şerefsiz, abimi ve babamı aramış,
orospu olduğumu söylemiş. Boşanma davasını
hızlandırmak ve kendini iyice rezil etmekten başka işe
yaramadı. Nasıl saygıdeğer bir kadın olduğumun
yüzlerce şahidi vardı çünkü :)
(Sema)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: