İtin Elinden Kurtardım! (Gökhan 38 Y., Sakarya)
Babasını
tanırım itin. Babamın yanında çalışırdı
babası. Onun hatırına birçok yere işe soktum. Hiç birinde
tutunamadı. Severim de iti. Temiz çocuk, ama tembel, eğitimsiz. Haftada
iki üç kez uğrar büroya veya içtiğimiz meyhaneye. Beleş içki ve
üç beş kuruş cep harçlığı istemek için
kıvranır. Dedim ya, temiz çocuk, kimse laf etmez. Ayak işi filan
demez koşar, parayı alınca üç dört gün gözükmez...
Evlendi bir
şekilde, hepimiz destek olduk. Hiç bir işte dikiş tutturamayınca,
arada ufak tefek getir götür işleri de verdim kendisine. Tatile gidecek
paraları olmadığını bildiğim için
yazlığa çağırdım, geldiler. Evlendiği kız da
güzel, okumuş bir kız, adı Sema. Böyle itleri seçer güzel
kızlar niyeyse. Rahat etsinler diye yazlığa hafta içi gitmedim.
Hafta sonu sevgilimi alıp gittim. Ben gitmesem yayılır geri
dönmez it sıpası. Yazlığa vardığımızda
evde değillerdi. Dolap tam takır, belli cebinde beş kuruş
yok yine itin. Akşamüstü denizden kurt gibi aç geldiler, yemeğe de
çıkardım.
Sema'ya da
yazık gerçekten. Yazlık kıyafetler ile görünce anladım,
kışın gördüğümden daha güzel, alımlı bir
kız. Benim sevgilim bikini ile denize girerken, bu it
kıskandığı için bikini giydirmiyormuş Sema'ya. Mayo
içinde de güzel. Çabuk kaynaşan, kültürlü bir kız. Yazlığa
geldiğim kadın ile yeni sevgili olduk. Yazlıkta dört gün
kalacatık, yani onlar gittikten sonra başbaşa iki günümüz
vardı. Dört günde de çatır çatır sikiştim sevgilimle...
Yaz bitti
kış geldi. Bizim it değişmedi. Benden veya
başkasından ne zaman para tırtıklamak istese çevremde
pervane. Karısının benimle iyi
anlaştığını da fark etti. Ne zaman beni yemeğe çağırsa
anla ki ertesi sabaha ya para isteyecek, ya da başka bir iyilik. Sülük
gibi yapıştı it, yakamı kurtaramıyorum artık.
Siktir çekmememin bir nedeni babasını sevmem ise, diğer nedeni
de Sema kesinlikle. Sema'yı haftada üç dört gün görmek
alışkanlık oldu. Ev hali ile daha güzel Sema. Benden 10 yaş
filan küçük, 27 gibi yaşı.
Sema ile aramdaki
tek soğukluk, ikili ilişkilerin açıldığı bir
muhabbette oldu. Sema, neden hiç sevgilim ile yemeğe gelmediğimi
sordu. Ben de, "Pek görüşmüyoruz bugünlerde!" dedim. Sema,
"Üzüldüm..." dedi. "Üzülmene gerek yok, kocası buralarda
iken akşam rahat çıkamaz!" deyince yüzü allak bullak oldu.
Meğer bizim it söylememiş gerçeği, evlenecekler filan
demiş. O akşam yemekten sonra Sema yanımızda oturmadı.
İtin anlattığına göre de, Sema, "Gökhan abiyi böyle
bilmezdim..." gibi laflar etmiş...
Bir ay sonra
bunlarda para azalınca yine başladı beni akşam
yemeğine çağırmalar veya çat kapı çiftliğe gezmeye
gelmeler. Maksat beleşe karnını doyursun it, üç kuruş
harçlık kapsın. Her gelişlerinde ben de Sema için ufak tefek
hediyeleri hazır ediyordum. Okumak istediğini söylediği bir
kitaptan başlayıp hediye tutarlarını
artırmıştım. Yaş gününde it bir şey
almamışken ben güzel bir saat almıştım. Bileğine
kendim takarken de cildinin kayganlığı ve
parlaklığına şaşmıştım...
Çok
uzatmayayım, çiftlikte sevgilimle ateşli bir sikişme
yaşadığımız gecenin sabahında kahvaltı
ettiğimiz bir saatte aradı Sema. "Abi
danışacağım kimse yok, gelebilir miyim?" dedi.
"Gel!" dedim. Sema geldiğinde sevgilim yeni yeni toparlanıp
gidiyordu. Sema biraz kıvrandı etti, sonunda ağzından
baklayı çıkardı. Bizim ite dayanamaz noktaya gelmiş. Bir
şekilde kendini kaptırdığı aşk bitince, herifin
elle tutulur bir yanı yok tabii. Akşama kadar oturduk konuştuk
Sema ile, ne yapacağına ortak karar verdik. Sema'ya, "Bir iki ay
ayrı yaşayın. Bu sürede belki kafasına dank eder itin,
düzgün yaşar, bir iş bulur. Olmadı tek celsede biter!"
dedim.
Babasının
evine döndü Sema iki ay için. O arada da bizim iti sık sık yoklamaya
başladım. İt aynı it. Bu arada da Sema ile neredeyse kanka
oldum. Sema bir keresinde yine konuşmak için aradığında
havalar yeni ısınıyor diye sevgilimi ayarlayıp kendimi
yazlığa atmıştım. "Gel, nasıl olsa sevgilimi
tanıyorsun, iki gün kafanı topla!" dedim.
Ben telefonu
kapayınca,
Sevgilim: "Bu
karıyı sikmiyorsun değil mi?"
Ben: "Yok yaa.
Ama verse sikerim. Göğüsleri kocaman!"
Sevgilim:
"Bence o karı kesin verir sana!"
Ben: "Nereden
çıkardın yaa? Bunlar tutucu kafalı tipler, yapamazlar öyle
şeyler!"
Sevgilim: "Ne
zaman buluşsak arayan Sema oluyor hep. Sen kaç kere arıyorsun onu?"
Haklıydı
kaltak. Aramaların çoğunu yapan Sema idi. Ben de mutluydum
aramasından, hem muhabbetli, hem de güzel kadın. "Çok
konuşma boş ver, akşama gelecek kız, seni oturma
odasında son bir sikeyim rahat rahat." deyip güzelce siktim sevgilimi...
Akşam
yemeğini dışarda üçümüz yedik. Geç saatte yazlığa
döndük. Sema'ya alt kattaki odayı verdim, biz üst kata çıktık.
Sevgilim:
"Bence karının aklı sende! Yemek boyu kocasını
anmadı hiç. Seni övdü, senin aldığın kitapları, ne
sevdiğini anlattı."
Ben:
"Aklımı karıştırma!" diye götünü
avuçladım.
Sevgilim:
"Aklımı karıştırma mı? Sen ne kurnazsın,
aylardır bu karıyı da işlemedin mi sanki yavaş
yavaş?"
Ben: "Evet
ben herkese yazarım, bilmez misin? Günün birinde lazım olur."
Elini sikime
attı kaltak ve,
"Nasıl sikmeyi düşündün saf karıyı? Koca
göğüsleri arasına mı girecektin, yoksa götünü mü sikecektin?"
Ben: "Götten
vermez onlar!"
Bunları
derken sikimi emiyordu vakumlayarak. Sonra kalktı ve yatak
odasının kapısını araladı. Yüzünde pis bir
gülümse ile üstündeki geceliği atıp kucağıma oturdu. Orta
boy sert memesini ağzıma sokup sikimi amına nişanladı.
Bir defa da oturdu. Kulağıma fısıldayarak, "Ohhhh, sik
beni Gökhan abiii. Sik dar amımı. Kocam ile karşımda
otururken beni sikmeni istiyordum hep. Ohhhhh, yarağın ne sert bu
gece Gökhan abiii!" diyor ve kulak mememi ısırıyordu. Beni
iyice azdırmış, sanki Sema'yı sikiyormuşum
havasına sokmuştu.
Yine
fısıldayarak, "Yatağında bizi duyacak şimdi Sema.
Seni düşünerek parmaklıyordur amcığını.
Aylardır yarak görmeyen amcığını!" dedi.
Hırsla domalttım kaltağı, sikimi götüne sokunca her
zamankinden fazla bir çığlık attı. Kocasına
siktirmediği götüne hınçla köklüyordum. Karının derdi
belli, Sema'nın bizi duyması. "Ahhhh, çok mu azdın.
Sema'yı sikmek mi istiyormuş aşkım? Kocasız
kalmış çıtırı mı sikeceksin?" derken yine
fısıldıyordu. Ben götünün yanaklarını tokatladıkça,
"Morart, morart götümü, kocam sikemiyor, ahhh, ahhhh, bitttim ben. Koca
yaraklım, ahh, eşşekk siklim, ohhhh, götümü parçaladın,
ıhhhhh. Yeter, ağzımdan çıktı pezevenk, ahhh, at
yaraklımmm!" diyordu kaltak bağıra bağıra...
Altımda
yığıldığında götünün içinden çıkmadım.
Sikimi sonuna kadar götüne bastırırken gözlerimi kapadım,
Sema'nın koca göğüslerini dişlediğimi düşündüm.
Kendimi geciktirmeye hiç kasmadan kaltağın götünün derinliklerine
boşalttım döllerimi...
Ertesi gün denize
giderken ikisi önümde kol kola girmiş
kıkırdıyordu. Telefon görüşmelerimi bitirip sahilde
onları buldum. Yine baş başa vermiş,
gülüşüyorlardı. Bu sefer sevgilim mayolu, Sema ise bikinili idi.
Oturduğu yerde uzun bacaklarını, hafif etli göbeğini, çokça
da tahminimden daha iri çıkan göğüslerini inceledim. Farkedince Sema'nın
suratı kızardı biraz ve hemen denize koştu...
Ben: "Ne
gülüyordunuz yol boyu?"
Sevgilim:
"Sema niye bikini giymediğimi sordu. Ben de bitmek bilmez gücün ile
her yerimi morarttığını anlattım!"
Ben: "Tam bir
kaltaksın!"
Sevgilim:
"Kocalardan konuşuyorduk sen gelmeden. Ben, benimkinden
sıkıldım, ayda bir bile sikmiyor diye lafa girince çözüldü Sema.
Sizin damat başlarda erkenci imiş. Gecede iki üç gidermiş, ama
toplasan on dakika hepsi. Sonra düzelmiş, yine de haftada iki
filanmış sikişleri. Ben de, Gökhan evinde ilk
kaldığımda sabaha kadar durmamıştı diye senin
reklamını yaptım!" dedi.
Başka bir
şey olmadan o gece geriye döndük. Üç gün sonra Sema yine aradı, bu
sefer ağlıyordu. "Çiftliğe gel!" dedim. İt herif
yine iş filan bulamamış, bir de Sema'nın ailesinin
kapısına gelip, "Senin yüzünden evliliğimiz bitiyor!"
diye kavga çıkarmış. Sema çiftliğe geldiğinde gözleri
halen kızarıktı. Uzun saçlarını topuz
yapmış, güzel yüzü ortaya çıkmıştı. Üstündeki
dizinin altına kadar inen dekoltesiz bol elbiseden göğüsleri çok
belli olmuyordu. Ama ben orada olduklarını ve ne kadar ağız
sulandırıcı olduklarını biliyordum.
Kapıdan
bahçeye kadar eşlik ederken de arabadan yeni indiğinden elbiseye
izleri çıkmış geniş götünü seyrediyordum.
Mutfağın açıldığı terasa oturduk. Üç tarafı
ağaçlar ile çevrili terasta Sema heyecanla yaşadıklarını
anlatmaya başladı. Ağlamaya başladığında
yanına geçip, art niyetsiz teselli ettim. Aslında art niyetliydim,
ama sarılmalarım mesafeli ve art niyetsiz görünümlüydü...
Bir süre yan yana
oturduktan sonra kahve makinesinin öten sinyaline kalktım. Kahvesini
götürürken, Sema, "İlk defa bir erkek bana kahve yaptı!"
diye gülümsedi, alt dudağı kıvrıldı, gamze
oluştu. Ona, "Ne kadar zamanın var bugün?" diye sordum.
Sema, "Bir işim yok, anneme Gamze'lere gidiyorum dedim." dedi.
Yanına
oturdum tekrar. Kendime çekip sarıldım, bir süre omzunu
okşadım. Saçlarını toplamasına yardım ettim.
Saçlarının kokusunu duyacak şekilde içime çekip
başını öptüm. Bana döndü. Ela gözleri ile bana bakarken
kulağına doğru eğildim ve "İçeri
yatağıma geçip tüm bunları unutacak bir gün geçirmek ister
misin?" diye sordum. Sema, "Gökhan abi, ne diyorsun sen?"
dedi.
Ama o kadar
cılız çıktı ki sesi. Göğsümden ayrıldı.
Elindeki kahveyi uzanıp sehpaya bırakırken elleri titriyordu.
Bir iki damla elbisesine döküldü. Geri çektim. Boynundan tutup dudaklarına
eğilirken, "Elbiseyi çıkarman şart oldu artık!"
dedim. Etli dudaklarını keşfederken de üstündeki elbisenin
nasıl çıkartılacağını buldum. Ensesinde birkaç
düğme vardı. Sikişme anlarındaki gibi sert öpüşmeye
dönmemiş, nazik dudak dudağa öpüşmemiz sürerken düğmelerden
ikisini açmıştım. Dudaklarımı uzun beyaz boynundan
hafifçe açılan boynuna indirirken elimi dizlerinin iç kısmından
başlayarak hedefine doğru okşama görevine göndermiştim.
Teni ne kaygandı böyle.
Sema, "Gökhan
abi, ben evli bir kadınım, dur!" deyince, "Sen sadece
benim kadınımsın artık!" dedim. Ayağa
kalktım ve elimi uzattım. Hiç duraksamadı, elimi tutup
ayağa kalktı. Mutfağa girdik, telefonunu uzattım.
"Anneni ara, geç kalacağını söyle!" deyip boynunu
tekrar öptüm ve "Gamze'lerde hayatının en güzel gününü
geçireceksin!" dedim. Sema gülerken tekrar o harika gamzesi
çıktı.
Annesini ararken,
odama kadar gelmiştik. Pantolonumu ve gömleğimi çıkardım.
Annesinin telefondaki sesi eve gelen bir komşu hakkında
birşeyler anlatırken elbisesinin belindeki ince fiyongu çözdüm. Sonra
ensesinde kalan düğmeleri de çözüp üstünden kaydırdım. Sutyenin
kopçalarını açınca sadece omuzlarında asılı
kalarak göğüslerini iyice ortaya döktü.
Telefonu
kapartır kapatmaz, "Çok yaramazsın!" diye
kıkırdadı. Krem rengi ipekli bir sutyen külot takımı
ile karşımda doya doya sikilecek genç bir kadın vardı.
Dudaklarına bu kez saldırdığımda dilimi doğrudan
ağzına soktum. Küçük dilini yakalayıp emerken yatağıma
devrildik. Sutyen üzerinden tamamen kaymış, bikini ile
gördüğümde aklımı alan memeleri iki yana
saçılmıştı. Bir tanesini sertçe avuçladım
diğerini de ısırır gibi emdim...
Orospuları
saymazsak, dokuz on tane karı ile birkaç aylık ilişkilerim
olmuştur. Böyle sert ve büyük memeyi ilk kavrayışım. Sikim
zonklamasa dakikalar geçirirdim o memelerde. Uçlarını dilimle ezerken
elimi üstündeki son parça olan külodun yanından amına
atmıştım. Islanmış, kayganlaşmış,
pürüzsüz bir ten. Götünün yanağını avuçlayarak külodunu
çıkarırken Sema götünü kaldırarak yardımcı oldu. Daha
rahat avuçladığım am sikilmeye hazır sıcaklık ve
ıslaklıktaydı.
Göğüs ucu ve
dudakları arasında geçen emme çılgınlığından
kendimi kurtarıp sikimi özgürlüğüne kavuşturdum.
Bacaklarını kırdığımda gözleri sikimdeydi.
Amcığına bir göz attım ben de. Göğüs uçları ile
aynı renk, onlar gibi etli, kabarık, kalın çizgi şeklinde
bir amcık. Dudakları gizli. Sema, "Aylardır
yapmadım..." dedi. "Ben de seni hiç yapmadım!" deyince
tekrar güldü.
Sikimin
başını am girişine sürttüğümde kolayca baş
kısmı ıslandı. Aynısını tekrar
yaptığımda hafif hafif mırıldanır gibi sesler
çıkardı. Gözlerini kapamıştı. Sikimi içine hafifçe
kaydırdığımda gözleri halen kapalı olarak, "Ahh,
acıdı!" inlemesine girişimi durdurdum. Biraz ileri geri
yaptım yarısını geçmeden. Sikim ve amcığı
yapış yapış. Biraz daha itekleyip dudaklarına
eğildim. Son bir hareketle hepsini yerleştirince dudakları
çığlık ile açıldı.
Çığlığını sert bir öpüşle kapattım.
Sema'ya çok
kalın geldi benim yarak. Kocasının sikini biliyordum. İti,
zamanında 18'ine girdi diye, kaşar bir orospuya götürmüştüm.
Karıya her ergen gibi üç dört posta gidip içtiği biralardan
sızdığında, iti kaldırmak için odaya girmek de bana
kalmıştı. Sıradan bir siki vardı. O sıradan sik
bu geniş götlü, koca memeli afetin amcığını
genişletememiş doğal olarak. Aylardır da
sikişmediklerine göre. O yüzden sikimi sarıyordu bu amcık.
Dizlerimin üstünde
doğrulup sikimin genişlettiği amcığı seyrettim.
Dudakları incecik geriliyor. Gerilince pembe noktası ortaya
çıkıyordu. Sikim içine gömülünce de patlayacak gibi
şişiyordu. Sema çiftliğe gelmeden iki kadeh atmamın
faydası. Böyle bir amcığa gençken girsem on saniyede
patlardım.
Uzun boynu geriye
doğru gerildi. Alt dudağını ısırarak ve
amının ortalarında bir nokta kasılarak orgazm oluyordu
kısrağım. Durup sakinleşmesini beklemektense
hayatının unutulmaz sikişini yaşatmaya karar verdim.
Kıvrılmış bacaklarını tek omzuma aldım. Uzun
bir inleme çıktı ağzından. Başından beri
kapalı olan gözleri açıldı. Renkleri
koyulaşmıştı sanki. Bacakları bu pozisyonda olunca am
girişi iyice daralmıştı. O halde sert sert sikmeye başladım.
Gözleri şaşkınlıkla daha da açıldı. Ben
hızlandıkça boşluğa bakıyordu sadece. Sikimi saran
amı geriye gelmeme izin vermiyordu sanki. O derece sıkı
amcığı...
"Abi, bittim,
bittim ben!" diye kendini geri çekmeye çalıştı.
Bacaklarını bıraktım ve iki yana açtım. Üzerine
tamamen abanıp sikimi sakince yerleştirip bekledim ve "Yeni
kocan amcığını döllemek istiyor!" dedim. "Olmaz,
tehlikeli günlerdeyim!" dedi. Dudaklarını emerken tekrar belimi
oynatarak sikmeye başladım. Dayanılacak noktayı
aşıyordum. Böyle dar ve kasılan bir amcığı
sikmeyeli yıllar olmuştur. Bakire amı gibi dar, kısrak gibi
döllenmek isteyen bir amcık.
Ben:
"Amcığın çok dar, bakire amı gibi!
Sema: "Bakireliğimi
de sen alsaydın keşke!"
Ben:
"Aşkımsın!"
Sema: "Çok
güzeldi aşkım, çok!"
Sikimi
amından çıkardım. Üstüne doğru eğilerek
göğüslerine sürtmeye ve çarpmaya başladım. Burnunun önünde
sallanan siki elleri ile tutup aşağı yukarı oynamaya,
göğüslerine bastırmaya başladı. Bu sefer ben gözlerimi
kapadım. Dizlerim titredi. Döllerim fışkırırken
göğüslerine sürtüyordu sikimi. Boşalmam dakikalar sürdü sanki.
Gözlerimi açtığımda sol göğsü ve boynunda parlayan döllerim
aylardır sikişmemiş bir adamın tüm yüküydü sanki...
Sema dudaklarımı
öpüp, "Banyo neredeydi?" diye fısıldadı. Tarif ettim,
güzel götünü çalkalayarak banyoya yürüdü. Gün uzun. Günün sonunda
kızarmış bir göt, sikilmekten sızlayan bir am ile eve
göndermem lazımdı bu karıyı. O banyoda iken içeri girip bir
havlu uzattım, sabunladığı memesini eğilip öptüm.
Diş fırçası arar gibi yapıp çekmeceden bir Via*ra
kaptım...
Sema havluya
sarılıp yatağa göğsüme doğru uzanırken
Via*rayı enerji içeceği ile çakmış bile. Evliyken ilk defa
başkasına sikilen her kadın gibi, biz ne olduk şimdi,
nasıl sürecek, ama ben evliyim konularına girmesine fırsat
vermeden, güzelliğinden, yaşadığımız sevişmenin
harikalığından dem vurdum. Doğrudan seks konuşunca
utanarak gülümsüyordu hep. "Sikimle oynamayı sevdin galiba?"
dediğimde tekrar gülümsedi. Elini tutup belimdeki havludan
sıyrılmış yarı kalkmış sikime götürdüm. Sema
sikimi hafif hafif okşarken ben de onun dudaklarını emiyordum...
Sema: "Büyük
olmasına şaşırmadım!"
Ben: "Niye,
daha önce görmüş müydün sikimi?"
Sema: "O gece
sizi duydum biraz."
Ben: "Hangi
gece?" diye anlamazdan geldim.
Sema: "Sevgilinle
beraber kaldığınız gece. Biraz zorlanıyordu sanki."
deyip tekrar mahçup gülümsedi.
Ben: "Sen de
mi zorlandın?
Sema:
"Hı hı, çok!"
Ben: "Özür
dileyeyim o zaman güzel amcığından!"
Üstüne
sardığı havluyu çekip bacaklarını yataktan
sallandırdım. Önüne diz çöküp az evvel siktiğim
amcığı yalamak için en rahat pozisyonu aldım. Bu
yakınlıktan çok daha iştah açıcı bir amcık.
Dilimi bacaklarının iki yanında gezdirirken yukarı
baktım. Gözleri açık. Gözlerinin içine baka baka
amcığının şişkin dışına dilimi
bastırdım. Gözleri kapandı. Belini hafif yükseltti. Uzun bir
nefes bıraktı ağzından.
Sanatımı
icra etmeye başladım. Am dudaklarını dudaklarım ile
sıkıştırdığımda uzunca bir inleme, dilimi
alt taraftan ufacık göt deliğinden amcığına kadarki
çizgide dolandırınca daha uzun bir inleme. Parmaklarımı da
okşama işine sokup pembecik nokta bızırına dilim
değince derin derin ıhlamalar. Dilimi amının içinde
yanlarında gezdirdiğim anlarda ise suları kendini tamamen
bırakmaya başlamıştı. Tatlı tatlı
suları. Am suları ile ağzımı şapırdatarak
bızırına saldırdığımda tekrar yukarı baktım.
Uzun boynu tekrar kıvrıldı.
Parmağım içine kayınca
göbeği hafif titredi. Başımı güçsüz elleri ile iteklemeye
çalışmasına biraz daha bızırını emerek tepki
verdim. İnlemesini çığlık haline getirdiğimde ise am
suları ile kaplı dilimi doğrulup ağzına soktum.
İstekle dilimi emdi.
"Am
suların çok tatlı değil mi, sikimi tatmak istiyor musun sen
de?" deyip yatağın kenarında ayağa kalktım.
Kalkmış sikimin başını eli ile okşadı. Güzel
dudaklarının pembe dilinin sikimle kavuşmasını zevkle
seyrettim. Sikimi eli ile daha da kaldırıp kökünü yalayarak
yukarı çıktı. Sik yalamayı biliyordu bu karı.
Aklıma, it kocasının bu mükemmel karı ile nişanlı
iken, bekaretine dokunmadığı için ağlandığı,
abi sadece oral yapıyor diye dert yandığı günler geldi.
İki yıl bile süremeyen evliliklerinde amı az
kullanılmışken, sik yalamadaki hüneri bu yüzden demek ki.
Ohh, çok güzel
emiyor başını. Dili ile ucunu çok güzel geziyor. İlk
sevişme filan dinlemem, bu posta ağzında bitecek bu
karının. Ağzından çıktım ve "Dön bana güzel
götünü!" dedim. Döndü. Belini havalandırıp domalttım.
Islanmış sikim sular damlayan amcığına daha rahat
kaydı yine. Rahat kaydı, ama halen çok dar ve sıcak
amcığı.
"Beğendin
mi sikimi?" deyip götününün yanağına bir tokat attım. Bu
kadar sert bir göt beklemiyordum. Karıyı siktikçe her yerine
aşık oluyordum sanki. Bir tokat daha
yapıştırdığımda, "Off acıdı!"
dedi. Bunu demeyecekti işte. Göt yanaklarına sıra ile
tokatları indirerek sikimi amına kökleye kökleye sikmeye
başladım. Belim ağrıyana ve götü
kıpkırmızı olana kadar devam ettim. Ne dediği
anlaşılmaz bir şekilde sayıklar gibi konuşmaya ve öne
doğru yığılmaya başladı. Omuzlarından tutup
kendime çektim, iki kolunu kavradım. Yarı havalanmış
haldeyken amına daha sert kısa darbeler ile girmeye
başladım. Etlerin çarpma sesi, onun çığlığı,
"Bıraaaaakkk!" diye bağırana kadar sürdü.
Kollarını
bıraktığımda öne doğru yığıldı
kaldı. Yatağın başına doğru
sırtımı dayayıp oturdum ve "Gel aşkım!"
dedim. Gözlerini zorla açıp işaret ettiğim kucağıma
oturdu. İçine girmeden biraz dudaklarını öperek ve götünün
yanaklarını okşayarak sakinleştirdim. Göğüsleri ilgi
bekliyordu ama. Uçları şişmiş. Büyük ellerime bile
sığmayan karpuz memeler. Birinin ucuna dişlerimi sürterken
yavaşça götünü kaldırdım. Bir kadının sikimi
amına kendi ayarlayıp sokması ne hoş.
Sikime tamamen
oturduğunda yine küçük bir, "Ah!" sesi ile bekledi.
Göğüslerine kendimi kaptırmıştım. Biraz hareketsiz
bekledi. Boynuma sarılıp beni göğüsleri ile baş başa
bırakıp belini oynatarak sikimin üstünde sakin sakin gezinmeye
başladı. Bir kadının en sevdiğim hali bu. Transa geçip
başka alemlere gidiyorlar sanki. Kendimi iyice geri attım. Karpuz
memelerini sıkıp uçlarını okşayarak üzerimde
kıvranan kısrağı seyre daldım. İnlemeleri
kısık...
Bir süre sonra
inlemeleri artmaya başlayınca ellerimi yine göğüslerine
koydurdu. Gözleri sıkı sıkı kapalı. Ben
göğüslerini sıktıkça inlemesi ve gezinme hızı
yükseldi. Sikimi saran kasılmaları ile yine sikim amının içinde
durdu kaldı. Orgazm olurken ışık saçıyor, daha güzel
oluyordu bu karı...
Eğilip
dudaklarımı teşekkür eder gibi öperken, "Boşalmak
üzereyim, kalk!" dedim. Acele etmeden doğruldu, bana baktı.
Dudaklarını emdim tekrar. "Yine kökünden başlasana yalamaya.
Aklımı aldın!" dedim. Dediğimi yaptı. Terden ve
am sularından ıslanmış taşaklarımı öperek
başladı. Sonra sikimin kökünden başına kadar
çıktı. Başını ağzına hapsetti. Dilini
kullanarak tekrar köküne indi. "Hepsini alamıyorum..." diye
söylenir gibi sesler çıktı. (Kocanın çükü gibi değil!)
diyecektim, demedim. Şimdi o iti bu ortama tekrar katmaya gerek yoktu.
Yıllardır tanıdığım hanım hanımcık
bildiğim bu güzelliğin sikimi iştahla ve işini bilerek
yalaması. Dayanmak mümkün değil. Dışarda hava da
kararmış hafif. Kaç saattir sikişiyoruz bu karı ile.
Dili sikimin
baş kısmına geldiği bir anda fışkırmaya
başladım. Hafif geri çekildi. İlk büyük fışkırmalar
geçince sikimin kökünü gövdesini yalayarak kalbimi yerinden çıkarmaya
devam etti. İki eli ile son damlalar ve benim böğürmelerim bitene
kadar sikimi sağmayı sürdürdü...
Deli gibi
acıkmıştık. Yemekten sonra Via*ranın katkısı
ile mutfakta başlayan sikişim bacak omuza pozisyonunda içinden zor
çıkıp iki göğüs arasına attırmam ile
sonuçlandı...
Boşanma
masraflarını karşılamak bana kaldı. Benim
avukatlık bürom yapınca sıkıntı olmadı
aslında :) Geçen hafta ilk sikişimiz üstünden bir yıl
geçmiş oldu. Ama halen ilk günkü gibi ateşli oluyor her sikişmemiz.
Eski kocası olacak it 4 ay önce yediği birkaç ağır dayaktan
sonra taşınmış buralardan. Ciddi dövmüşler,
suratına tekme filan atmışlar, yazık. Burnunu da
kırın dememiştim oysa :)
(Gökhan)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: