Gurursuz Pezevenk! (Semih 35 Y., İstanbul)
Merhaba, adım Semih. 35 yaşında, evliliğinde 10.
yılını geride bırakmış, sekiz yaşında
evlat sahibi bir insanım. İstanbul'un bir ilçesinde bir belediyede
memur olarak çalışıyorum. Görev yerim zaman zaman
değişip o bölümden bu bölüme geçse de, işim genel olarak bir
masada oturup vatandaşın dertlerini dinlemek ve bir çözüm
arıyormuş gibi yapmak diyebilirim. Genel olarak son derece
sıkıcı, rutinlere boğulmuş bir hayatım var.
Dış görünüşümün de beni gören birinin ne kadar
sıkıcı bir hayatım olduğunu hemen anlayacak
şekilde sıradan, zevksiz ve renksiz olduğunu söyleyebilirim.
Böyle olduğunun gayet farkındayım, ama nasıl
düzeltebileceğim konusunda da hiçbir fikrim yok. Ve tüm bunların
üstüne karım beni büyük ihtimalle aldatıyordu. İnsan elinde
böyle bir şeyi ispatlayacak somut bir kanıt olmasa bile güçlü bir
şekilde hisseder. Ben de karımın bana karşı tutumundan
ve değişen alışkanlıklarından dolayı bunu
hissediyordum. Büyük ihtimalle oğlumuzun ilkokul öğretmeniyle, onunla
değilse de bir şekilde okulla ilgili biriyle aldatıyordu beni.
Oğlumuzun sınıf annesi olduktan sonra varsa yoksa
sınıfla ve sınıfın dertleriyle ilgilenmeye
başlamıştı. Ama sınıf anneliği ne kadar
meşakkatli bir iş olsa da bu kadar uzun saatler evden uzakta
olmasının, evde olduğu zamanlarda da sürekli elindeki telefonla
ilgilenmesinin başka bir açıklaması olamazdı.
Bunun farkındaydım, ama ne yapabileceğim hakkında
hiçbir fikrim yoktu. O yüzden de bir süredir moralim çok bozuktu. Bir de,
arabadaki yol arkadaşım Avni vardı. Avni birkaç ay önce
piyangodan çıkmıştı diyebilirim. Avni de belediyede memur
sayılırdı, ama sözleşmeli olduğu için statüsü bizden
farklıydı. O yüzden de tasarruf tedbirleri kapsamında belediye
çalışanlarının servislerine düzenleme getirilince servise
binemez olmuştu. Avni bir süre işe kendi imkanlarıyla gidip
gelmeye çalışmıştı, ama işe sürekli geç kalmaya
başlayınca müdür bey çözüm olarak onu benim arabama yamamayı
bulmuştu.
Ben işe kendi hususi arabamla gidip geliyordum. Arabam 20
yıllık, eski püskü bir şeydi, ama ayağımı yerden
kesiyordu. Müdür bey nasıl olsa yolumun üstü olduğunu, arabama bir de
Avni'yi almamda bir sorun olmayacağını söylemişti bana. Ben
de onaylamıştım. Avni'yle yol
arkadaşlığımız böyle başlamıştı.
Aksi gibi, koca belediyede benden daha silik, daha renksiz bir
kişi varsa o da Avni'ydi. Hani hoş sohbet, esprili, ne bileyim,
sosyal gücü yüksek biri falan olsa neyse de, o da yaşadığı
sıkıcı hayatın ta kendisi olup çıkmış, can
sıkıcı adamın tekiydi. Az konuşan,
konuştuğunda da ilgi çekici bir şey söylemeyi başaramayan
biriydi. Ayrıca, ona baktığımda (Ben de
dışarıdan herhalde böyle görünüyorum) diye düşünmekten
kendimi alamadığım için biraz da sinirlerimi bozuyordu.
Arabada birlikte gidip gelirken Avni'yle pek konuşmazdık.
Selamlaşır, bir iki kalıplaşmış laf eder, sonra
sus pus giderdik işte. Bunun üzerine bir de karımın beni
aldattığına dair şüphelerim başlayıp da benim
moral iyice çökünce, arabada neredeyse hiç konuşmaz olmuştuk. Biraz
garip bir durum olduğunu biliyordum. Sonuçta bu adamla kaç aydır
hafta içi her gün aynı arabada yolculuk ediyorduk, ama birbirimizle
doğru düzgün konuşmuyorduk. Ama bir de bunu dert edecek
değildim.
Bir sabah yine benim arabayla mesaiye giderken, Avni bana, "Dostum,
bu aralar pek bir asık suratlısın. Ağzını
bıçak açmıyor. Bilmeden bir kabahatim mi oldu, kalbini mi kırdım?"
dedi. Avni'den hiç beklemediğim bir soruydu bu, ama artık nasıl
somurtuyorsam o bile rahatsızlık hissetmişti. "Yok, seninle
alakalı bir mesele değil. Aile meseleleri!" dedim. "Ha,
aile önemlidir tabii..." diye lafa başladı. Sonra her ailede
bazen sorunlar olduğunu, önemli olanın karşılıklı
sevgi saygı falan olduğunu (Öff, yazarken bile içimin
şiştiği o basmakalıp lafları) söyleyip durdu. Lan ben
karımın beni aldattığından şüpheleniyorum, hatta
eminim, adam kalkmış bana 1000 yıllık boş lafları
tekrar ediyor.
Artık nasıl bunaldıysam, bir anda ağzımdan
kaçıverdi, "Öyle bir şey değil. Karım beni
aldatıyor!" dedim. Tabii der demez pişman oldum. Bu kadar mahrem
bir sorunu bu adamla paylaşmış olmak beni daha da bunalttı.
Arabanın içinde sessizlik oldu. Aksi gibi trafik de
sıkışmıştı. Araba ilerlemiyor, yol bitmiyordu...
En sonunda sessizliği bozup, "Aramızda kalsın. Bunu
kimseye söyleme!" dedim. Avni, "Merak etme. Sırrın bende
güvende!" dedi. Arabada yine bir sessizlik oldu. Sonra Avni, "Peki
sen böyle bir şey yapıyor musun? Ya da hiç yaptın mı?"
dedi. Hayır, hiç yapmamıştım. Evliliğimiz ne kadar
silik ve tekdüze olsa da karıma asla böyle bir şey
yapmamıştım. Bunu söyleyince, "Belki de
yapmalısın!" dedi Avni. Bundan sonra söylediği her
şeyle, ondan böyle bir şey beklemeyeceğim için beni çok şaşırttı.
Avni, "Bazen evlilikler çıkmaza girer. Ama ailedir, çocuktur, hatta
maddi sorunlardır derken o evliliği sonlandırmak istemezsin.
Böyle durumlarda evlilik kurumunun biraz dışına çıkmak
insana nefes aldırabilir. O yüzden, belki diyorum, sen de böyle bir şey
yapmalısın!" dedi.
Kaç aydır aynı arabada beraber yolculuk ettiğim bu ezik
tip karımın beni aldatmasına karşı benim de
karımı aldatmamı öğütlüyordu resmen. Ve tuhaf bir
şekilde mantıklı şeyler söylüyordu. Ya da bilemiyorum,
belki de o sırada içinde bulunduğum durum yüzünden söylediklerinin
mantıklı olduğuna inanmak istemiştim.
Adam bana çok sert tepki verip, evliliğimi yıkarsam bunun
uzun vadede çok yorucu olacağını, ama arada sırada küçük
kaçamaklar yapıp içimdeki stresi boşaltırsam belki ileriye dönük
daha sağlıklı kararlar verebileceğimi söylemişti. Ben
de ona hak vermeye başlamıştım. Hele ki bir de son
söylediği beni gerçekten ikna etmişti.
Avni, "Sonuçta tarih boyunca bütün toplumlar zinaya karşı
ağır yaptırımlar getirmeye çalışmış ama
tarihin hiçbir döneminde başarılı olamamış. Şu
yolda giderken diğer arabalardaki insanlara bak. Erkek olsun, kadın
olsun, içlerinde eşlerini aldatanlar illa ki vardır. Hep vardı,
hep olacak. Eğer sana iyi gelecekse bir de sen dene. Bir eksik, bir fazla,
ne olmuş yani?" dedi.
Ben de, "Haklı olabilirsin de, ben o işlerden de hiç
anlamam. Elime yüzüme bulaştırırım!" dedim. Avni, "Ben
sana bir iyilik yaparım. Bunca zamandır beni arabanda götürüp
getiriyorsun, kahrımı çekiyorsun. Sana kadın da ayarlarım,
ev de. Ama parasını sen verirsin. Merak etme, kazık yemezsin!"
dedi.
Yuh artık, beni ikna etmesi yetmedi, Avni şimdi de resmen
pezevenklik edeceğini söylüyordu. Çok
şaşırmıştım, ama bana ne, teklifi kendi
yapmıştı, o yüzden bir de bunu dert edecek değildim. Ama
para mevzusu mühimdi tabii. Senelerce sürdürdüğüm bu sıkıcı
hayatın tek getirisi olan birikimlerimi sikimin keyfi için çarçur
edemezdim.
Sonra Avni'yle pazarlık yaptık. Nerede olur, ne zaman olur,
kaç paraya olur diye konuştuk. Ayrıca böyle bir şey için ortadan
kaybolacaksam nasıl bir mazeret bulmalıydım gibi meseleleri
konuştuk. Bu işi Avni'nin oturduğu mahallede, onun
tanıdığı bir kadınla ve kadının evinde
yapmaya karar verdik. Tuhaf bir şekilde, ben fiyattan dolayı yan
çizer gibi oldukça Avni sanki benim bu işi yapmamı çok
istiyormuş gibi fiyat düşürmeyi kabul ediyor, "Tamam, öyle
olsun. Tamam, o kadar yapalım!" diyor, nadiren, "Yok, o kadar
düşersek kesinlikle olmaz!" diye itiraz ediyordu. Kaç aydır
yanımda sessiz sedasız oturan adam benimle kırk yıllık
pezevenkmiş gibi orospu pazarlığı yapmıştı
resmen. Hemen o hafta sonu için anlaştık...
Ve beklenen gün geldi. Arabayla Avni'yi her sabah
aldığım ve her akşam bıraktığım yerin
oralarda bir yer bulup park ettim. Avni de yine her zamanki yerde beni
bekliyordu. Bu sessiz, sakin, sünepe kılıklı adamın kendi
mahallesinde bir orospu bulup, bir de üstelik arkadaşına ayarlayacak
kadar iş bitirici olmasına şaşırmıştım
aslında. Adamı benden bile silik bir tip olarak görmüştüm hep,
ama benim beceremeyeceğim ne marifetleri varmış meğerse,
diye düşündüm.
Birkaç sokak arkada bir apartmana girdik. Birkaç kat çıkıp
bir dairenin ziline bastık. Kapıyı eli yüzü düzgün ama kayda
değer bir güzelliği olmayan, orta boylu, balık etli, siyah
kıvırcık saçları omuzlarına dökülen, 30'lu
yaşlarında, gayet sıradan bir kadın açtı. Üzerinde de
sıradan, günlük bir kıyafet vardı. Ne yalan söyleyeyim,
karşımda dış görünüşüyle ben orospuyum diye ilan eden
bir kadın yerine böyle sıradan bir ev hanımı görmek beni
daha çok heyecanlandırdı. Bende pek öyle beceriler yoktu ya, yine de
sanki bir ev hanımını ayartmayı
başarmışım gibi bir his oluştu.
Ama sonra aklıma kendi karım geldi. O da aslında
dış görünüşüyle hiçbir iddiası bulunmayan sıradan bir
kadındı. Belki de karımı ayartıp siken her kimse, o da
evli barklı bir ev hanımını ayartmanın heyecanı
için yapıyordu bunu.
Kadın bizi gülümseyerek içeri buyur etti. Sıcak kanlı
bir havası vardı. "Hoş geldiniz. Ben Gülseren!"
diyerek kendini tanıttı. Ben de kendimi tanıttım. Sonra,
sanki bir orospuya değil de az tanıdığım birinin evine
misafirliğe gelmişim gibi bir süre holde salak salak birbirimize
bakakaldık. Kadın Avni'ye dönüp, "Avniciğim, dikilme öyle,
misafirimize terlik ver!" dedi. Avni, "Tabii hemen!" dedi ve
oradaki bir dolaptan terlik çıkartıp ben durumun
şaşkınlığıyla daha itiraz edemeden
ayağıma uzattı. Ben de terlikleri giyip teşekkür ettim.
Gülseren sonra bana, "Kocacığım hemen mi
başlamak istersin, yoksa oturup bir çay içip sohbet edelim mi?" diye
sordu. Orada fazla kalmak istemiyordum. Kaçamağımı yapıp
yokluğum dikkat çekecek sürelere ulaşmadan eve gitmek istiyordum.
Evet, karım da başkalarıyla sikiştiği için bana bir
şey demeye hakkı olamazdı, ama ben karımın beni
aldatmasına karşı nasıl bir tavır
takınacağıma karar verene kadar benim de başka bir
kadını siktiğimi bilmesini istemiyordum.
Ben, "Hemen başlayalım!" dedim. Gülseren, "İşte
gerçek bir erkek. Bayılırım böyle erkeklere!" diyerek
koluma girdi. Gülümsüyordu. Bu konularda çok tecrübeli değildim, bir
orospu nasıl davranır ondan da emim değildim, ama ya çok iyi rol
yapıyordu, ya da az sonra sikilecek olmaktan gerçekten memnuniyet
duyuyordu.
Gülseren sonra Avni'ye döndü ve "Avniciğim sen mutfağa
geç, kapıyı da kapat. İstersen çay demle iç, istersen dolaptan
soğuk bir şey al iç. Biz gel diyene kadar mutfaktan çıkma ama!"
dedi. Böylece Avni mutfağa geçti, biz de yatak odasına girdik.
İçeri girer girmez Gülseren üstünü çıkarırken, "Gel
kocacığım, bana kadın olduğumu hatırlat
erkeğim..." gibi laflar etmeye başladı. Ben de soyunmaya
başladım. İkimiz de çırıl çıplak kalınca yorganı
açtı ve "Gel kocacığım, yatağı senin için
hazırladım!" dedi. Yatağa girdik. Gülseren ikimizin üzerini
örttü. Sonra sarılıp öpüşmeye başladık. Bu arada sikim
tabii çoktan kazık gibi olmuştu.
Gülseren, "Ne kadar güzel sikin varmış senin öyle.
İçime almak için sabırsızlanıyorum erkeğim benim. Hadi
karın yap beni!" dedi. Tekrar birbirimize sarılıp
öpüşmeye başladık. Gülseren çok ateşli, çok hevesli
öpüşüyordu. Hafif bir tombulluğu olduğu için sevişirken
etleri dolu dolu ellerime geliyor, bu da hoşuma gidiyordu. Memeleri de kocamandı.
Kafamı gömüp o memeleri yalamaya dillemeye başladım. Ben bunu
yaparken ellerini kafama koyup daha fazlasını istiyormuş gibi
hafifçe kafama bastırıyordu. Bence rol falan değildi, halinden
çok memnundu, benimle istekle sevişiyordu.
Başlangıçta yorgan üzerimizdeydi, ama hem çok terleyip hem de
havasız kaldığımızdan Gülseren yorganı alıp
bir kenara fırlattı. "Gel hadi!" dedi, istekle ve yüksek
sesle. Sikim zaten kazık gibiydi. Normalde olduğundan daha sert, daha
büyüktü. On yıllık evliliğimde kendi karımla
sevişirken nadiren bu kadar sert ve büyük olmuştu, ama daha 15-20
dakika önce tanıştığım Gülseren beni hemen bu hale
getirmişti. Sevişirken sikim çok doğal bir şekilde, adeta
kendi kendine Gülseren'in amının içine girdi.
Islak amının içinde sikim kolay ilerlemişti, ama
amı yine de dardı. Sikimin her tarafını
kapladığını hissediyordum. Sikimin her tarafından zevk
alıyordum. Onun da büyük keyif aldığı belliydi. Sikim amının
içine tamamen girerken göz göze geldik. Memnun, şu anda çok zevk
aldığını belli eden bir ifadeye gülümsüyordu. Ben ileri
geri pompalamaya başlayınca, "Sik aslanım, sik erkeğim!"
gibi laflar ediyordu...
Tam ben gaza gelmiş iyice hızlanmaya
başlamıştım ki, Gülseren, "Sik aşkım, şu
gavat Avni'nin sikemediği karısını sik, erkeğim benim!"
dedi. Bir anda durdum. Ne demek istediğini anlamaya
çalıştım. Gülseren, "Durma, sik hadi. Avni gavatsa gavat,
sana ne, sen altındaki orospuyu sikmeye bak!" dedi. "Avni senin
kocan mı???" dedim şaşkınlıkla. Gülseren, "Pezevenk
beni satmaya utanmadı da sana karısı olduğumu söylemeye mi
utandı?" dedi gülerek, sonra kapıya doğru, "Söylemedin
mi nasıl bir godoş olduğunu lan Avni?" dedi.
Avni'nin kapının girişinden, "Daha söylemedim
karıcığım..." dediğini duydum. Refleksle, hatta
biraz panikle Gülseren'in amından çıkıp arkamı döndüm. Avni
mutfaktan çoktan çıkmış, yatak odasının kapsına
kadar gelmiş bizi seyrediyordu. Şaşkınlıkla, ne
yapacağımı bilemez bir halde Avni'ye baktım. Neyin içine
düştüğümü anlamaya çalıştım. Avni'nin her an için bana
saldırabileceğini düşünerek kendimi hazırladım. Evet, Avni
kadını kendisi satmış, hatta beni buna ikna etmek için
bayağı bir dil dökmüştü, ama altımdaki kadın gerçekten
onun karısıyla belli olmaz, belki üzerime saldırmaya
kalkabilirdi.
Ama Avni, "Semihciğim neden durdun? Lütfen karımı
sikmeye devam et. Parasını verdin, o senin şu anda!" dedi.
Gülseren de, "Evet Semihciğim, parasını verdin, mal senin.
Hadi istediğin gibi sik beni. Çok güzel gidiyorduk, beni mahrum
bırakma. Bu godoş da sikemediği karısı nasıl
sikilirmiş görsün!" dedi.
"Siz ciddi misiniz?" diye sordum. Avni, "Ciddiyiz Semihciğim.
Lütfen karımı sikmeye devam et!" dedi. Gülseren de, "Ciddi
olmayacak bir şey mi kaldı? Çatır çatır sikiyorsun
işte. Hatta o kadar güzel sikiyorsun ki, bu gavat beni
satmasaymış sana yine de bedava verirdim. Hadi erkeğim, hadi
kocacığım sikmeye devam et!" dedi.
"İyi madem!" diyerek tekrar Gülseren'e döndüm ve "Domal
o zaman!" dedim. Gülseren hemen yatakta doğrulup sonra da yüzü
kocasına gelecek şekilde domaldı. Ben hemen, "Yok, bu gavata
baka baka sikemem seni. Duvar tarafına dön!" dedim. Gülseren, "Peki
kocacığım!" diyerek yüzü duvara bakacak şekilde
domaldı. Tam amına girip sikecektim ki, Avni'nin arkadan bizi
seyrediyor olacağı aklıma geldi. "Yok, böyle daha kötü
oldu. Bu herif götüme bakarken sikemem seni!" dedim. Gülseren, "Haklısın
erkeğim. İstersen kovalım Avni'yi. Siktirsin gitsin
dışarıda takılsın. Karısının nasıl
sikildiğinin hayalini kursun sadece!" dedi.
Avni itiraz eder gibi oldu, kalmak istiyordu, "Ama
karıcığım, böyle konuşmamıştık..."
gibi şeyler geveledi. Bunu duyunca Gülseren sinirlendi, "Ne
karıcığımı lan godoş? Sen beni Semih'e
sattın. Şu anda ben onun karısıyım. Sen sadece beni
satan şerefsiz bir gavatsın. Semih ne derse o olur!" diye
bağırdı.
Avni yalvarırcasına bana baktı ve "Semih lütfen,
karımı sikerken seyretmeme izin ver lütfen!" derken
ağlayacaktı. Onun böyle aciz, ağlamaklı tutumu beni
sinirlendirdi. Bir insanın silik, renksiz bir hayatı olması
başka bir şeydi, bu kadar gurursuz, namussuz, şerefsiz, üstelik
de ağlak bir gavat olması başka bir şeydi.
Sinirlenmiştim, "Bu ne samimiyet lan gavat? Semih bey
diyeceksin bana!" diye kızdım. Avni hemen, "Özür dilerim
Semih bey, lütfen affedin beni, haddim aştım. Ama lütfen kalıp
karımı sikmenizi seyretmeme izin verin!" dedi. Ben de, "O
şu anda benim karım lan şerefsiz piç. Sattın ya bana. O
senin için Gülseren hanım. Bu ne labualilik lan göt?" dedim. Avni, "Tekrar
özür dilerim, Semih bey. Lütfen siz Gülseren hanımı sikerken
kalıp seyretmeme izin verin!" dedi.
Avni ne tür bir manyak çıkmıştı
anlamamıştım. Aşağılanmayı seven, bundan
zevk alan Cuckold insanlar olduğunu duymuştum, ama bu gavat bambaşka bir
seviyeydi. "Tamam lan kal, ama mutfağa gir ve çıkma. Sadece
sesimizi dinleyebilirsin. Ayrıca çay demle, masaya kahvaltılık
bir şeyler çıkar. Şu orospuyu siktikten sonra gelip
kahvaltı edeceğiz. Sen de bize servis yapacaksın!" dedim.
Avni çocuk gibi sevindi resmen ve gülümseyerek, "Peki Semih bey,
nasıl isterseniz!" diyerek mutfağa yöneldi.
Arkasından, "Ben orospu karını sikerken evde
kalmana izin verdiğim için teşekkür et lan şerefsiz godoş!"
dedim. Avni hemen koşa koşa kapıya geldi ve "Siz karım
Gülseren hanımı sikerken benim de evde kalmama izin verdiğiniz
için teşekkür ederim Semih bey!" dedi. "Tamam lan, uzatma. Git
mutfağa kahvaltı hazırla. Ben şimdi orospu karını
sikeceğim!" dedim.
Avni alttan aldıkça ben daha çok sinirleniyor,
şerefsizliğinin bir sınırını bulmaya
çalışıyordum, ama herifte gerçekten hiç gurur yok gibiydi. Avni,
"Tamam Semih bey!" deyip mutfağa gitti. Ben de o kadar süre
domalmış halde beni bekleyen Gülseren'in amına geçirip sikmeye devam ettim :)
(Semih)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: