Nişanlımla Avrupa Hayali! (Hakan 27 Y., Antalya)
Selamlar. Ben de başımdan geçen biraz üzücü, biraz
utandırıcı ve biraz heyecanlı hikayemi sizlerle
paylaşmak istedim. İsmim Hakan, 27 yaşındayım ve mühendislik
mezunuyum. Antalya'da nişanlımla birlikte yaşıyorum.
Nişanlım Buse de benimle aynı üniversitenin farklı bir
bölümünde okumuş, 25 yaşında, 1.75 boyunda, beyaz tenli, ufak
ama diri göğüsleri ve göğüslerine tezat bir biçimde kocaman,
çıkık güzel poposu olan bir kadındır.
Nişanlım 22 yaşında üniversiteden mezun olunca
iş bulamadığı için mecburen yüksek lisans programına
başvurdu. Ben de o sırada bölümümü bitirmiş, iş
bakıyordum, ancak maalesef diplomama ve vasıflarıma uygun bir iş yoktu.
Mecburen nerede ne iş bulursam
çalışıyordum. Oto yıkamacıda araba yıkamaktan
tutun da, kapı kapı gezip su arıtma cihazı
pazarlaması, garsonluk ve taksi şöförlüğüne kadar yapmadığım iş
kalmamıştı. Buna rağmen para yetiştiremiyor, kredi
kartının limiti dolunca da ailemden borç para istemek zorunda
kalıyordum...
İşsizlik, hayat pahalılığı, sürekli artan
ev kirası gibi sebepler yüzünden ikimiz de iyice
bunalmıştık ve yurt dışına kapağı atmak
istiyorduk. İlk başta Avrupa'da bulunan birçok firmaya CV gönderdik,
ama maalesef hiçbirisi olumlu geri dönüş yapmadı. Her sene bir sürü insan
Avrupa'ya yerleşmek, orada yeni bir yaşantıya başlamak istiyordu.
Başvuran kişi sayısı 10 binleri bulurken, kabul edilen
kişi sayısı 20-30'u geçmiyordu. Bu yüzden bizim
yaptığımız, suya yazı yazmak kadar boş bir
uğraştı...
Aklıma alternatif bir çözüm geldiğinde ben 25
yaşındaydım, nşanlım da 23 yaşındaydı.
Yaz aylarına yeni giriyorduk ve bu fikir ile belki de amacımıza
ulaşabilirdik. Ancak sorun, bu fikri nişanlıma nasıl
anlatacağımdı. Yine ateşli bir sikişmemizin sonunda
yatağa yığılmış halde sohbet ederken,
"Aslında bir fikrim var..." dedim. Nişanlım,
"Neymiş bakalım?" diyerek, tek dirseğini
kırıp başının altına koyarak bana döndü. Ben de,
"Ama çok uç bir fikir, muhtemelen kabul etmezsin!" diyerek
ağzını yokladım. Nişanlım, "Yaa anlat
işte! Ne olacak? Madem Avrupa'ya gidemiyoruz, bari hayalini
kuralım!" dedi.
Biraz daha ısrar edince de anlatmaya başladım.
"Şimdi biz Antalya'dayız ve burası dünyanın dört bir
tarafından turist çeken bir şehir. Eğer yurt
dışında yaşayan Avrupa'lı birisini kafalayıp
planımızı anlatırsak, belki bizimle yalandan bir evlilik
düşünebilir. Belki o kişiye para da ödememiz gerekecek, ama sorun
değil, ailemden borç para alıp öderiz. Tabii piyangonun hangimize
vuracağı meçhul. Belki bir kadın denk gelir ve ben evilik yaparım,
belki bir erkek denk gelir..." dedim ama sonrasını söyleyemedim.
Nişanlım durgun durgun bana bakıyordu, "Ne yani,
elin erkeğiyle evlenmemi mi istiyorsun?" dedi. Kısacası
böyleydi, ama bunu damdan düşer gibi de söyleyemezdim.
"Bebeğim, formalite bir evlilik olacak. Sen Avrupa'ya gittikten sonra
bana davetiye göndereceksin. Yasal süre doluncaya kadar evli kalacaksın ve biz de o sırada oturma ve
çalışma izni alacağız. Düzenimizi kurduktan sonra da sen
adamdan boşanacaksın ve benimle evleneceksin. Üstüne hemen de bir
çocuk yapar, oranın vatandaşlığını da
alırız!" dedim. Nişanlım normalde asla öyle bir
kız değildi; ancak yurt dışına kapak atmayı en az
benim kadar istiyordu ki, "Bunu biraz düşüneceğim!"
dedi.
Birkaç gün boyunca bu konuda ikimizden de ses çıkmadı. Ben
cesaretimi toplayıp (Düşündün mü?) diye soramıyordum; o da gelip
bana bir şey demiyordu. O teklifimin üstünden 6 gün kadar geçmişti.
Günün sonunda uyumak için yatağa girdiğimizde, "Tamam, kabul
ediyorum!" dedi ve başka bir şey söylemeden yatıp uyudu.
Ertesi sabah kahvaltıda ise, sanki gündelik yapacağımız
planlardan bahsediyormuş gibi bu işi nasıl
yapacağımızı konuşmaya
başlamıştık. Ona, "Aşkım, ben internette
bunun hakkında çok şey okudum. Bunu yaparak vatandaşlık
alan bir sürü çift var ve hepsi deneyimlerini paylaşmış..."
dediğimde, "Sen beni siktirmeye bu kadar mı
meraklıydın ya?" dedi. Yanağını okşayarak,
"Aşkım saçmalama. Seks yok işin içinde, kimseyle
sikişmeyeceksin. Sadece birazcık sexy davranacaksın, cilve
yapıp kıvırtacaksın, adamı etkileyeceksin ki, adam formalite
evililik teklifimizi kabul etsin, o kadar!" dedim. Nişanlım,
"Bu işin sonu hiç hayırlı görünmüyor, ama ne yapalım,
denemedik bir bu kaldı!" dedikten sonra kahvaltısını
bitirdi.
Sonra birlikte dışarıya çıkıp, tüm günümüzü
alışveriş yaparak geçirdik. Habire kredi kartına
yükleniyorduk. Eee, kaz gelecek yerden tavuk esirgenir miydi hiç? Lüks bir
AVM'de, en açık tanga bikinileri, daracık taytları, açık ve
kısa mini etekleri, popoyu açıkta bırakan şortları,
bol dekolteli bluzları, sexy iç çamaşırlarını alarak
uzun uzun gezdik. Nişanlımın zaten güzel bir yüzü ve fiziği
vardı; bunları giydiğinde ise tam bir afet olacaktı. O gün,
yarın neler yapacağımızı son defa gözden geçirdik...
Ertesi gün saat 15:30 gibi plaja gittik. Nişanlımın
üstünde sarı bir tanga bikini takımı vardı. Üstüne de
transparan şal takımlarından giymişti. Plajda, özellikle de
turistlerin çok olduğu yerden 2 şezlong kiraladık.
Nişanlım üstündeki şal takımı çıkartınca,
herkesin gözü ona odaklandı. Yüzüstü uzandı, tanga bikinili güzel
götünü sergileyerek güneşlenmeye başladı. Ben de güneş
gözlüğümü takarak, etrafı kesmeye başladım. Herkes
nişanlıma bakıyor, kendi aralarında
fısıldaşıyordu, ama kimse yanaşmaya cesaret
edemiyordu...
Kalktık, denize girdik
ve yüzmeye başladık. Nişanlımın o büyük ve güzel
poposu iyice ıslanınca mükemmel bir görüntüye ulaştı. Biraz
yüzüp, tekrardan plaja geldiğimizde insanların
bakışları daha da artmıştı. Hatta bazen bira,
soda, kola vesaire istediğimizde, garsonlar getirmek için birbirleriyle
yarışıyordu. Garsona parayı bilerek geç veriyor, iyice
muhabbet kurarak etraf hakkında ortam yaratmaya
çalışıyordum. Maalesef ki o gün de amacımıza uygun
herhangi bir yakınlaşma olmadı...
Yılmayıp, akşam da bir bara gitmeye karar verdik.
Nişanlım, minicik bir beyaz etek, üstüne de göbeği açıkta
bırakan pembe bir bluz giymişti. Göğüsleri derin bir dekolte ile
açıktı. İçine sütyen giymemişti, meme uçları gözükmese
bile bluzun altından belli oluyordu. Biraz ortamı analiz edip,
potansiyel hedef bulmaya çalıştık. Bir süre sonra, dans pistinin
orta yerinde dans eden 6-7 kişilik genç erkeklerden oluşan bir turist
arkadaş grubunu gözümüze kestirdik. Onların yakınına
giderek dans etmeye başladık...
Aralarında konuşmalarından Alman oldukları
anlaşılıyordu. Nişanlım, benim kaş göz
işaretimle gittikçe onlara yanaşıyordu. Bir süre sonra
nişanlım onlardan bir tanesine resmen poposunu sürterek dans etmeye
başladı. O genç de elini nişanlımın göbeğine
koyarak sürtünmeye başladı. Sonra nişanlımı
ortalarına alıp dans ettiler. Yaklaşık 20 dakika sonra dans
eden grup yerlerine döndü. Ama o an büyük bir hayal
kırıklığına uğradık, oturdukları masada
zaten kendilerine eşlik eden bir kadın grubu vardı. Boşu
boşuna adamlara ekstradan keyif vermiş olmuştuk. Biz de
masamıza geçince, teşekkür mahiyetinde bize iki bardak bira
gönderdiler. Nişanlım birayı bana göstererek, "Ne güzel iş
ya, iki bardak bira için yaptığımıza bak!" diye
kinayeli kinayeli konuştu...
O gece bardan da elimiz boş döndük eve. Nişanlım, her
halinden rahat olmadığı belli olan topuklu
ayakkabılarını atarak ayaklarını ovaladı. Sonra
da, "Birkaç tane erkeğin kucağında dans ettim, en az 4-5
tane elin götümde dolanmasına, birkaç kişinin de memelerimi
sıkmasına müsaade ettim. Peki ne için? İki bardak bira
için!" dedi ve direkt yatıp uyudu.
Birkaç gün nişanlıma pek ses etmedim. Sonra
konuyu az az olsa da yeniden açtım. Nişanlım bu
denediğimiz yöntemle sonuç alacağımıza pek inanmıyor
ve tekrarlamak istemiyordu. Ama ben, "Aşkım zaten bunları
yaşadık, üstelik de elin turisti, ne olacak ki? Adam bir iki hafta
sonra çekip memleketine gidecek. Ne var yani biraz daha dişini
sıksan?" dedim. Nişanlım, "Peki! Ancak şunu
söyleyeyim, içim hiç ama hiç rahat değil!" dedi. Onu rahatlatmak
için, kendim bile inanmadığım şeyler söylüyordum...
Bu yöntemi 3-4 gün kadar daha denemiş, fakat her
deneyişimizde başarısız olmuştuk. Git gide ümitlerimiz
azalıyordu ki, bir gün önümüze bir şans çıktı. Saat gece
12'yi geçiyordu ve biz bir Pub'da takılıyorduk. Nişanlım
çok kısa bir etekle, ürerine de daracık bir bluz giymişti.
İçinde sütyen yoktu tabii ki. Dans ederken, bir adam yavaş yavaş
nişanlıma yanaşmaya başladı. Adamın Avrupalı
olmadığı her halinden belliydi ki, nişanlıma Türkçe iltifatlar
edince Türk olduğu net anlaşıldı. Hedefimizde böyle bir
şey olmadığı için nişanlım o adamdan kurtulmaya
çalıştı. Bu esnada adama bir telefon geldi ve adam Almanca
konuşmaya başladı. Tabii Almanca konuşunca, bizim de radarımıza
girmiş oldu.
Adam telefonu kapatınca, nişanlım, "Gurbetçi
misiniz?" diye sordu. Adam da onaylayıp, Almanya'da
yaşadığını, orda kendine ait işyeri olduğunu
ve buraya tatile geldiğini söyledi. Bu da bizim için yeterliydi.
Nişanlım, az önce kurtulmaya çalıştığı bu adamın
şimdi vücuduna sürtüne sürtüne dans ediyordu. Amacımız sadece bu
yakınlığı kullanarak, ona planımızı
anlatmaktı. Ama biz konuyu açma fırsatı bulamadan, adam masadan
aldığı peçetenin üstüne bir oda numarası yazdı ve
"Şimdi gidiyorum, birazdan sizi beklerim!" diyerek
kaldığı otelin adını söyleyip mekandan
ayrıldı. Hesabımızı da ödemişti.
Adam çıktıktan 10 dakika sonra biz de çıktık ve
taksiye atlayarak o adamın söylediği otele gittik. Oda
numarasını resepsiyona söyledikten sonra bekledik. Birkaç dakika
sonra resepsiyonist bize, "Abdurrahman bey sizi bekliyor!" deyince adamın
adını da öğrenmiş olduk. Asansöre binince,
nişanlım hemen makyajını tazeledi ve dekoltesini biraz daha
açtı. Bu sefer oluyor muydu acaba?
Odasına vardığımızda, Abdurrahman bizi
kapıda karşıladı. Güzel bir şampanya söylemişti,
açtık ve oturup içmeye başladık. Nişanlım, "Evli
misiniz acaba?" diye sordu. Abdurrahman da, "Hayır,
değilim!" diyerek boş yüzük parmağını gösterdi.
Bu kriterin de uyduğunu gören nişanlım Abdurrahman'ın
bitmiş kadehini doldurmak için kalktı. Her eğilişinde
kalkışında, o süper mini etek daha da kısalıyor ve tanga
külodu görünüyordu...
Abdurrahman'ın önünün yavaşça irileştiğini görünce,
ben konuya girdim. Ona planımızı anlattım, formalite
evlilik istediğimizi, bu süreç içerisindeki masrafları
karşılayacağımızı ve dilediği takdirde
ekstra ücret ödeyeceğimizi söyledim. Abdurrahman bana gülümseyerek,
"Ben de Almanya'ya böyle yerleştim. Ama riskli iş bunlar,
yakalanırsak benim de Alman vatandaşlığım çöpe gider.
Ayrıca para sorun değil, çok şükür güzel kazanıyorum. Bu
işi kabul etmem için daha farklı bir şey gerekli!" diyerek gözleriyle
nişanlımı işaret etti.
Nişanlım adamın niyetini anlamıştı ve
bana, "Aşkım kalksak mı artık? Abdurrahman bey de
dinlenir azıcık!" dedi. Ancak ben salağa yatarak, "Dur
bakalım aşkım, belki kabul edeceğimiz bir şart
sunar?" dedim ve Abdurrahman'a dönerek, "Nedir gerekli olan?"
diye sordum. Abdurrahman da, "Eğer Buse hanım bu geceyi
misafirim olarak geçirirse, neden olmasın?" dedi.
Artık her şey netleşmişti, adam resmen
nişanlımı sikmek istiyordu. Ben hemen, "Biz o şekilde
bir şey düşünmedik!" dedim. Abdurrahman, "Peki siz
bilirsiniz. Avrupa'ya gitmek için kapıyı her zaman para açmıyor.
Bu teklifi ben yapmasam, başkası yapacak elbette.
İstemiyorsanız, gidebilirsiniz!" diyerek kapıyı
gösterdi.
Nişanlım bana kızgın bir şekilde, "Yürü
Hakan, gidiyoruz!" deyince odadan çıktık. Koridorda asansöre
doğru yürürken nişanlımın bileğini tutup,
"Aşkım..." dediğimde, "Sakın!" deyip
işaret parmağını kaldırdı. Ben,
"Bebeğim, bu şansı tepmeyelim! Bir gecelik..." dedim. Nişanlım
daha da sinirlenmişti, "Ne yani? Elin adamı ile sikişmemi
mi istiyorsun? İnanamıyorum sana Hakan, pes!" dedi.
Haklıydı, ancak bu fırsatı kaçırmak istemiyordum,
"Bana namuslu ayakları yapma Buse! Madem beni o kadar seviyordun,
niye en başından kesin olarak karşı çıkmadın?
Demek ki sen de istiyorsun, al sana fırsat!" dedim.
Nişanlım, "Demek öyle ha? Tamam ulan! Sen madem gavatlığı
kabul ediyorsun, ben sana niye boynuzu takmayayım ki?" diyerek gerisin
geriye döndü, hızlı adımlarla gidip odanın
kapısını tıklattı. Abdurrahman gülümseyerek
kapıyı açtı. İçeriye girdiğimizde, nişanlım,
"Pekala, teklifini kabul ediyoruz!" dedi. Abdurrahman, "Güzeeel!"
diyerek elindeki kadehi bıraktı. Ben hemen, "Ancak bir
şartım var: Nişanlımı yalnız bırakmak
istemiyorum, ben de odada olacağım!" dedim. Adurrahman da kafasıyla
'Problem yok!' dercesine bir hareket yaptı.
Sonra da nişanlımı belinden tutarak kendine çekti ve
dudaklarından öpmeye başladı. Abdurrahman'ın esmer elleri,
nişanlımın pamuk gibi beyaz ve narin bedeninde dolanıyordu.
Nişanlım da Abdurrahman'ın gömleğinin düğmelerini
açarak gömleğini çıkartıp attı. Adam epeyce iri
yapılıydı. Omuzları geniş, pazuları
sağlamdı. Nişanlım o güçlü omuzları ve pazuları
öperek adamın kıllı vücudundan yavaş yavaş
aşağıya indi. Adamın pantolonunu
çıkarttığında, boxerin içindeki şişlik kocaman
olmuştu.
Nişanlım titreyen elleriyle boxeri nazikçe indirince,
Abdurrahman'ın esmer yarrağı adeta ok gibi fırladı. Benimkinden
çok daha büyük ve epeyce de kalındı. Büyüklüğü
karşısında istemsizce yutkunan, hatta gözlerinden birazcık
da korktuğu belli olan nişanlım, kısa bir şoktan sonra
yarrağı eline alarak okşadı. Sonra da ağzına
aldı. Gırtlağına kadar almakta zorlansa bile
Abdurrahman'ı mutlu etmek için her şeyi deniyordu. Nişanlım
biraz sakso çektikten sonra, Abdurrahman nişanlımı ayağa
kaldırdı ve üstündeki bluzu çıkartıp attı. Sütyen
olmadığı için hemen onun ufak, tazecik ve beyaz memelerine
yumuldu...
Az sonra nişanlımı sırtüstü yatağa
yatırmış ve üstüne çıkmıştı. Adamın iri
cüssesinden, benim narin vücutlu nişanlım görünmüyordu bile. Adam,
nişanlımın kaymak gibi vücudunu öpe öpe, yalaya yalaya
aşağıya geldi. Minicik eteğini çıkarttıktan sonra
tanga külodunu da çıkartıp nereye attığına bakmadan
fırlattı. Külot benim kucağıma düşmüştü. Bu durum
nedense benim de aşırı hoşuma gitmişti. Zaten o anda
ikisinin de beni düşünecek ve görecek hali yoktu. Onun için ben de
oturduğum koltukta sikimi çıkarttım, nişanlımın
küloduyla sikimi sıvazlamaya başladım.
Elin adamı şimdi nişanlımın bacaklarını
ayırmış, küçücük amını yalarken aynı anda da
parmaklarıyla sikiyordu. İki parmağı almakta zorlanan
nişanlımın daracık amı, adamın o kocaman
yarrağını nasıl alacak diye merakla bekliyordum. Nişanlımın
amını yalamakla pek fazla uğraşmayarak yarrağını
soktuğu gibi sikmeye başladı. Nişanlım, "Dur!
Ahh, yavaş..." diye çığlıklar atıp debeleniyordu.
Abdurrahman ise durmayı veya yavaşlamayı bir kenara
bırakın, daha da sertçe nişanlımın amına
köklüyordu...
Bir süre o pozisyonda siktikten sonra, nişanlımı dört
ayak domalttı ve arkadan amına girip sikmeye devam etti. Sikerken de
nişanlımın göt yanaklarını hamur yoğurur gibi
yoğurup, bazen de tokatlayarak kıpkırmızı ediyordu.
Nişanlımın kollarında dört ayak pozisyonunda duracak derman kalmamıştı,
kafayı yastığa gömdü ve götünü iyice yukarıya dikti.
Abdurrahman yaklaşık 20 dakika kadar nişanlımın
amını şaklata şaklata siktikten sonra, amından
çıkıp götünün üzerine boşaldı...
Nişanlım yatağa yüzüstü yapışmış
kalmıştı. Sesi soluğu çıkmıyordu. Ben bir
şey mi oldu diye nişanlıma bakmak için koltuktan
kalkacağımda, Abdurrahman eliyle 'Otur! Otur!' hareketi yaptı.
Oturdum kaldım. Abdurrahman çantasından mavi bir hap
çıkarıp şampanya ile yuttu, sanırım yarak
kaldıran haplardandı. Ki az sonra Abdurrahman'ın yarrak yeniden
kazık gibi olmuştu. Bu arada biraz dinlenip kendine gelen
nişanlımı sırt üstü çevirip yeniden sikmeye
başladı...
O gece Abdurrahman nişanlımı evire çevire, pozisyondan
pozisyona sokup, kanırta kanırta ve inlete inlete tam 4 posta hayvan
gibi sikti. Sabaha karşı nişanlımla işi biten Abdurrahman
parmağını şıklatarak bana emir verir gibi,
"Yardım et de Buse hanım banyoya gitsin!" dedi. Bana resmen
pezevenk muamelesi yapıyordu. İşin içinde Avrupaya gitme planımız
olmasaydı şu adamın bir güzel ağzını burnunu
kırmak vardı, ama yüzmüş yüzmüş kuyruğuna
gelmiştik...
Nişanlım ağlayarak banyoda duşunu alırken, ben
de odaya döndüm. Abdurrahman bana kağıt kalem uzatıp, "Telefon
numaranı yaz. Ben bu akşam otelden ayrılıyorum. Birkaç gün sonra
sizi ararım, resmi işlemlere başlarız!" dedi. Sonra da
cebinden çıkardığı 300 Euroyu bana uzatarak, "Al bunu,
hak ettin!" dedi.
Aslında epey onur kırıcı bir hareketti, ama kıyafetler,
bikiniler, parfümler, makyaj malzemeleri, mekan üstüne mekan gezerken
ödediğimiz giriş ve içki paraları derken epeyce
açılmıştık. O yüzden el mahkum kabul ettim. Abdurrahman
resepsiyonu aradı ve bizim için taksi çağırmalarını
söyledi. Nişanlım duştan çıkınca da toparlandık ve
çıktık. Taksiyle evimize dönerken nişanlım yol boyunca
ağladı, tek kelime konuşmadı benimle...
Aradan bir hafta geçti, halen Abdurrahman'dan telefon bekliyorum, bakalım ne zaman
arayacak?
(Hakan)
18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak
kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.
Powered by w3.css
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: